Aşkım çok heyecanlı süreçlerden geçiyoruz. 11-23 Mayıs Cannes’da olacağım için demiştik ki, döndüğümüzde hemen şu evlilik tarihini resmi olarak alma işlemini halletmemiz gerekiyor. Ya geç kalırsak, nasıl yapılıyor bu işler vs vs diyerek de biraz paniktik ikimiz de. Sonunda dün (Cuma) izin aldık işlerimizden ve sabahın köründen itibaren uğraşmaya başladık başvuru belgelerini tamamlamak için. Önce gittik ciğer röntgenimizi çektirdik. Sıra falan yoktu. İşlem olarak da 1 dakikalık bir iş zaten, hemen bitti ama işte sonucunu saatler sonra veriyorlar. Sonra Kızılay’a gittik kan vermek için. Ben orada biraz heyecanlandım itiraf edeyim çünkü gereksiz şekilde aç gittik oraya, iğne, kokusu vs de beni kötü etkilediğinden, ya başım dönerse bayılırsam dedim ama ne acı çektim ne de başım döndü, herşey yolunda gitti. Kan tahlil sonuçlarını almak için de vaktimiz vardı ve kahvaltı edelim dedik. Kadıköy’de çok güzel bir köşkü cafe yapmışlar, onun bahçesinde Van Kahvaltısı ettik. Karşımızdaki binanın duvarına bir baktım ki ne gördüm, işte aşağıda:

Sanki bizim için yapılmıştıı
Neyse sonra koştur koştur sonuçlarımızı aldık. Tabii 43820403 tane vasıta, bir sürü kan ter ve gözyaşı eşliğinde. (gözyaşı lafın gelişi, gülmekten ya da:)) Sonra bu belgeleri aile hekimlerimize götürüp onaylatıp, sonunda kadıköy evlendirme dairesine gidip başvuru için beklemeye başladık. Sen orada epey heyecanlandın bekleme sürecinde. Eksiğimiz varsa Pazartesiye kalır, panik yapmayalım diyen sen orada acayip panik oldun, bense açıkçası pek farkında değildim olan bitenin, çok yorgundum ve aman işte vericez ok dicekler ne var bunda modundaydım. Fakat hiç de öyle olmadı.
Bizi çağıran memur, tesadüfen senin arkadaşlarının nikahlarında sesiyle dikkatimizi çeken bir nikah memuruydu ve bize de o denk geldi, ona denk geldiğimiz için bizim nikahımızı da o kıyacakmış. O anda bir heyecan aldı beni çünkü hayal etmeye başladım, memurun o akşam bize soracakları vs… gözümde canlanmaya başladı. Sonra belgelerimizi aldı, eksik birşey yoktu. Bana kızlık soyadımı kullanıp kullanmayacağımı sordu, orada da bir heyecan oldu çünkü artık işin ciddiyetinin farkına vardım, somut birşeyler oluyordu artık, geriye dönüşü olmayan bir yol. Ben Melis Pirlanti olmak istiyorum dedim hiç düşünmeden. Sen de çok şanslıyım dedin:)
Sonra aile cüzdanımız çıktı ortaya, o da bizi epey şaşırttı, meğer onu satın alıp memura teslim etmemiz gerekiyormuş, ne bilelim biz:) Böylelikle nikah öncesi cüzdanımızı da görmüş olduk,o da ayrı heyecandı. Fotoğraflarımızın yan yana yapıştırılması da çok hoştu ama ikimizin de en heyecanlandığı an memurun ikimize de bir kağıdı imzalattığı andı. O an ikimiz de evlilik imzalarımızı atıyormuş gibi hissedip heyecanlandık. Yani adam o an bize herşeyi imzalatabilirdi sanki, biz o heyecanla bence okumazdık üstünde ne yazıyor
))
Sonunda 24 Eylül 2011 saat 21:00′de nikahımızın kıyılacağı kesinleşti ve oradan sevinç, heyecan, şaşkınlık, acemilik, mutluluk, aşk dolu hareketlerle çıktık.

Evleniyoruz aşkım! Çok heyecanlı! Önümüzde 3 ay filan var resmen! İnanılmaz anlar ve çok mutluyuz ikimiz de, allah bozmasın, nazar değmesin. Bizi yeni bir hayat bekliyor, kendi hayatımız.
Dünkü koşturmalarımızda da çok eğlendik, güzel bir gün geçirmiş olduk. Bir ara bir konuyu tartıştık ama bence o da iyi oldu. Aslında aşağıda yazdığın konunun bir kısmı bu. Biz birbirimizi o kadar çok seviyoruz ki her saniye birlikte olmak istiyoruz ve keşke olabilsek ama işte hayat bazı koşuşturmalara sürükliyor bizi. Fransa, Fransızca dersi alma fikrim, çeviri yapmak istemem, yüksek lisans yapmış olmam. Bu koşturmacalarım ve yoğunluklarım seni iki yönden üzüyor bazen. Hem birlikte geçirebileceğimiz zamanlardan çaldığı için hem de bu süreçlerde yorgunluktan söyleniyor olmam. Bana kıyamıyorsun biliyorum aşkım ama inan bana ben maymun iştahlı biri değilim. Evet birden çok şey yapmak, birçok şey yapmak istiyorum ama bunun bir sebebi var. Zamanında yapmam gereken bazı şeyleri, bazı özel sebeplerden erteledim ve içimde kalan şeyler var, bunları da zaman varken yapmak istiyorum. Bu resim kursuna gitmek, gitar kursuna gitmek, dünya turuna çıkmak gibi ütopik ve gelip geçici hevesler değil, inan bana. Kitap çevirmek isteğim, fransızca öğrenmek isteğim, spora yazılmam, bunlar hep gerekli şeyler, evet biraz fazlalar ve beni yoruyorlar. Bazen ben de kendime , aman be, yapmasam ölür müyüm, herkes ne rahat, bana rahat batıyor diye kızıyorum ama sonuçları hep iyi oluyor aşkım. Bunları konuşmuştuk biliyorum ama buraya da yazmak istedim, sen bana yorulduğumda , isyanettiğimde, haklısın aşkım, he aşkım de geç ama bil ki sonunda güzel şeyler olacak. Ve elbette bu koşturmacalarım da zamanla azalacak çünkü başka sorumluluklarım olacak, belki çocuğum olacak, o zaman zaten en büyük hobim çocuğum olacak eminim:)
Sen de dün sana bunları anlattığımda bana hak verdin, belki biraz bencillik ettim, bir de söylenince sen, kıyamıyorum dedin, bunlar benim çok hoşuma gitti aşkım, işte insan aslında herşeyi konuşa konuşa çözüyor.
Hep böyle güle oynaya,tartışa öpüşe, güzel günlerimiz olsun birlikte. Seviyorum seni deli adam:)
VN:F [1.4.3_701]
Rating: 5.0/5 (3 votes cast)
Etiket bulutu: anlayış, evlendirme dairesi, evlilik, hobi, iş, sevmek, sorumluluk
1 tane yorum var.»