Film festivalinden: Oltanın Ucunda
CherryBlossomGirl tarafından Nisan 12, 2009 tarihinde yazılmıştır.
AÅŸkım biliyorsun istanbul film festivali baÅŸladı ve bilet bulmakta çok zorlandım. Åžu an itibariyle bir film izledim festivalden, festivalin son günü ise, Sean Penn’in ödüllü filmini birlikte izleyeceÄŸiz. Geçenlerde izlediÄŸim film ise, genç bir yönetmenin ilk uzun metrajlı filmi. Bu Romen bir yönetmen. Romence bir film. Biliyorsun çat pat romencem var sayılır o yüzden ekstra ilgimi çekti film heeh ama cümleleri kesinlikle anlayamadım, kelimeler sadece çok tanıdık ve bildikti.
Filmin adı Oltanın Ucunda (Pescuit Sportiv). Gizemli baÅŸlayan ve gizemli biten bir film. Dikkat çekici ve merakını 80 dakika boyunca ayakta tumayı baÅŸaran bir film, bunu kabul etmek lazım. Fakat bittiÄŸinde, eee dedirten bir film oldu benim açımdan. Filmin bir özelliÄŸi de kamera çekimleri… Cloverfield(Canavar) ve Blairwitch Project filmlerinde de kullanılan, el kamerasıyla çekilen filmler kervanına katılmış bu da… El kamerasıyla çekilen bu filmlerde amaç gerçekçi bir hal yaratmak büyük ihtimalle, örneÄŸin arabanın içindelerse ve araba çukurlara girip çıkıyor ve içindekileri hoplatıyorsa el kamerası da hopluyor. Bu el kamerası, bazen arabada saÄŸda oturan adamın gözü oluyor, o saÄŸa dönerse, sallana sallana kamera da dönüyor, sola bakarsa, kamera da bakıyor. KoÅŸuyorlarsa, kamera da sallana sallana çalıların arasında koÅŸuyor. Açıkçası bu el kamerası çekimleri beni yoruyor. Tüm film bu ÅŸekilde olduÄŸunda çok göz yorucu oluyor. ÖrneÄŸin blairwitch project’te aslında gerekten de bir mantık vardı böyle bir kamera kullanmak için, çünkü konu itibariyle,  film çekmek amacıyla lanetli bir ormanda tehlikeli bir yolculuÄŸa çıktıktan sonra esrarengiz bir ÅŸekilde kaybolan üç sinema öğrencisinin yaÅŸadıklarını ellerindeki High-8 kameranın merceÄŸinden görüntülemeyi hedefleyen bir filmdi. Ama Oltanın Ucunda filminde gerçekten de gerek yoktu bence bu tarz bir kamera kullanımının.
Konu itibariyle ise bana Selim Evci‘nin (ülkemizden gene bir ilk uzun metraj yinetmeni) filmi İki Çizgi‘yi hatırlattı. Orada da bir çift üzerine kuruluyordu hikaye, burada da aynı ÅŸekilde bir çiftle birlikte ilerliyoruz filmde. İliÅŸkileriyle ilgili bazı gizemler, bakış açıları, hatalar, alttan alışlar, haksızlıklar vs vs irdeleniyor. Fakat açıkçası, her türlü gizemine raÄŸmen bu film beni çekmedi. Seni de çekeceÄŸini sandığım bir film deÄŸil fakat beni sevindiren haftaiçi öğlen seansında salonun doluluÄŸu ve genel anlamda film festivaline olan ilgi oldu…
Etiket bulutu: cloverfield, film, iki çizgi, ilişkiler, istanbul film festivali, oltanın ucunda, romen, selim evci, sinema, the blairwitch project
Nisan 12, 2009 tarihinde ve 23:09 saatinde...
AÅŸkım ben sevmezmiÅŸim sanırsam bu filmi. Sonunda da ee diyeceksem…
Aslında bütün filmleri takip etmek lazım eğer çok sinema ile ilgileniyorsan. Her ülkenin sinema anlayışında farklı kültürler olmasından dolayı farklılıklar oluyor. Bunun farkındalığında olmak lazım. Onları da takip etmek lazım iyi ki film festivalleri oluyorda sen ve sen gibiler ufukları geliyor.
Festivalin son günü Milk’i izleyelim baÅŸka birÅŸey istemiyorum. Sen Ankara’dan geç gelme yeter..
Nisan 13, 2009 tarihinde ve 00:36 saatinde...
evet aşkım farklı kültürlere ait filmler izlemek gerçekten insanın ufkunu genişleten bir durum. sinema aslında sadece sinema değil, sinema bu yönüyle, hayat.
Gec gelmem sen merak etme aşkım.
Nisan 13, 2009 tarihinde ve 00:52 saatinde...
Peki aşkım bu kadının göğüsleri neden ortada
Nisan 13, 2009 tarihinde ve 20:10 saatinde...
çünkü kadın bir fahişe, otostop çekenlerle gidiyo filan o tarz. ben yemek yemeye gidiyorum
Nisan 13, 2009 tarihinde ve 20:50 saatinde...
Aşkım çok ayıp işler yapıyor demek ki kadın. Olsun hayat onu buna zorlamıştır. Zevkten yapmıyordur. Yazık.
Nisan 21, 2009 tarihinde ve 01:48 saatinde...
[...] Film Festivali‘nde sadece iki film izleyebildim, biri daha önce burada da yazdığım Oltanın Ucunda, diÄŸeri de pazar akÅŸamı seninle gittiÄŸimiz [...]