Nisan 21, 2009 Tarihine ait olan arşiv

her günümü son günüm gibi yaşıyorum.

Bepanthol tarafından Nisan 21, 2009 tarihinde yazılmıştır.

Aşkım bu sözü Patrick Swayze sölemiş. Bu adam 90′ların en süper filminde baş rol oynamıştı Demi Moore ile. Film’in adı Ghost. Beni etkileyen ilk film ve en çok etkileyen film diyebilirim sana. Film aynı zamanda da muzikleri ile de yıkım bir film. Özelikle Ghost Unchained Melody süper süper. Bu şarkıyı Bayhan seslendirdiğinde gerçekten çok üzülmüştüm. İşte aşkım o efsane şarkı ve sözleri.

Unchained Melody

Oh my love, my darling
I’ve hungered for your touch
A long, lonely time
And time goes by so slowly
And time can do so much
Are you still mine
I need your love, I need your love
God speed your love to me

Lonely rivers flow to the sea, to the sea
To the open arms of the sea, yeah
Lonely rivers sigh ‘Wait for me, wait for me’
I’ll be coming home, wait for me

Her sahnesi tüyler ürpertici. Gerçekten böyle olabiliyor mu? Sevdiğimi kaybedince eğer yarım kaldıysa hep yanımda kalabiliyor mu? Belki de bir enerji meselesi.




Senle bir ara Ghost Whisperer izliyorduk bayıla bayıla ruhların yarım kalmış işleri ile ilgilenen Melinda. O dizide de nasıl tüylerimiz ürperiyorsa bu filmde de zamanında böyle olmuştum işte. Melinda’yı ama Jennifer Lowe Hewitt nasıl oynuyor ve o da bence çok başarılı. Ruhlar ile ilgili bir çok dizi ve filme bağımlılığım ruhlara merakımdan olabilir belki. Çok gizemli ve doğa ötesi.

Ghost filminde de Demi Moore hayranlık uyandıracak bir oyun sergilemişti. Patrick Swayze ile çok güzel birliktelik sergilemişler. Unutulmaz bir aşk hikayesine sahne oldu. Bu film iki oyuncuyuda unutulmazlar arasına aldı bence. Daha sonra bir şekilde Demi Moore’dan çok soğudum.

patrickswayzeeriyorpatrickswayzeee111Şimdi asıl üzüldüğüm konuya gelmek istiyorum. Patrick Swayze ile ilgili. Bugün gazeteyi açtım ve fotoğraflarını gördüm çok çok üzüldüm. Maalesef uzun süreden beri pankreas kanseri ile savaşıyormuş. Fotoğraflarda ise o eski günlerinden de çok uzakta çok zayıflamış. Ama hala çalışıyormuş. Bu sözler ile hayata bağlanıyormuş ve çalışmaya devam ediyormuş. “Her günümü son günüm gibi yaşıyorum.”

Bence kimse ne olursa olsun hiç bir şekilde hayattan kopmamalı ve bağlanmalı. Hayatın değerini bilmeli ve onu daha çok yaşamaya çaba sarfetmeli. İnşallah bu hastalığı yenecek.

VN:F [1.4.3_701]
Rating: 2.5/5 (2 votes cast)

dünya tarihi bir resimde

Bepanthol tarafından Nisan 21, 2009 tarihinde yazılmıştır.

Bu çalışmayı görünce çok hoşuma gitti. İyisi ile kötüsü ile bir tarihe sahibiz bütün bir dünya olarak. İnsanlık tarihinde yaşadığımız kötü olaylar ile birlikte bizi iyi yerlere getirmiş iyi olayların baş kahramanları aynı masada oturup içki içtiğini bir düşünsene. Fikir ayrımı zıt köşelerde olan insanlar yanyana bir kominist bir demokrat.

Bu resmin içinden çık çıkabiliyorsan. Bakalım kimleri bulacaksın bu resimin içinden. Bir de dikkat edersen insanlık tarihinin sonucunda dünyamızda bırakmış olduğumuz eserleri atlamamışlar. Piramitler, çin seddi…

dünya tarihi

Benim bazı gördüğüm dünya tarihini etkilemiş kişiler;

Einstein, Abraham Lincoln, Saddam Hüseyin, Napolyon, Charlie Chaplin, Pele, Hz. Musa…

Bu çalışmanın eseri kime ait ise çok merak ettim. Şans eseri karşıma çıktı imaj olarak. Keşke bu resim hakkında daha detaylı bir bilgiye ulaşabilsem. Kesinlikle çok meşur bir eser olması gerekiyor. Hayran kaldım.

VN:F [1.4.3_701]
Rating: 5.0/5 (1 vote cast)

film festivalinde son gün, milk…

CherryBlossomGirl tarafından Nisan 21, 2009 tarihinde yazılmıştır.

Aşkım bu sene İstanbul Film Festivali‘nde sadece iki film izleyebildim, biri daha önce burada da yazdığım Oltanın Ucunda, diğeri de pazar akşamı seninle gittiğimiz Milk.

milk

Harvey Milk‘in gerçek yaşam öyküsünü anlatan film, bu anlamda bir belgesel tadında. Hatta zamanın olaylarıyla ilgili gerçek görüntüler de eklenmiş filmin kurgusuna. Ben bu olayları bilmiyordum, bu anlamda çok ilgilendim filmle. Sanırım sen de beğendin. Blogumuzu okuyanlar için filmle ilgili birkaç satır laf edeyim mi?

Konusuna gelirsek, San Francisco’ya taşındıktan sonra, New York’lu gay Harvey Milk, gay haklarını savunan bir eylemci olmaya karar veriyor, inanılmaz sabırlı çabalardan sonra üçüncü girişiminde 1977′de idare meclisine seçiliyor, yani  devlet ofisindeki ilk gay olarak tarihe geçiyor. Ertesi yıl ise hem şehrin valisi George Moscone hem de Harvey Milk, bir önceki supervizör tarafından öldürülüyor. Birçok klasik filme imza atmış olan Gus Van Sant’ın yeni filmi Milk’te değişik kurgusal oyunlar, teknik destekli sahneler veya fotografik kareler beklemeyin. Düzgün toparlanmış bir gerçek hayatı izlemeye hazır olun, ve en önemlisi, Sean Penn‘in seyirciyi dehşete düşüren oyunculuğunu kesinlikle kaçırmayın derim. İzlerken gerçekten onun Sean Penn olduğunu unutuyor ve bu adam gerçekten de bir gay diyorsunuz. Üstelik bu gay, makyaj yapan, ne bileyim dar giyinen, kadınsı bir tarza sahip de değil. Hele ki meclis işleri olunca, hippi kılığını bırakıp tamamen erkeksi bir tarza sahip olsa da, bu adam gay diyorsunuz, bir mimiği veya bir el hareketiyle. Üstelik aktivist bir gay. Wow.

Heath Ledgerjames_francoÇok güzel filmdi. Son olarak filmi izlerken gene bir benzetmeye takılmadan geçemedim aşkım. Milk’in en büyük aşk yaşamış olduğu Scott’ı oynayan James Franco, rahmetli Heath Ledger‘ı çok hatırlattı bana. Böylelikle Heath Ledger’i de anmış olalım.


VN:F [1.4.3_701]
Rating: 5.0/5 (1 vote cast)
pressyado.com teknik özelliklerini geliştirmeye devam ediyor...