Mayıs, 2009 Tarihine ait olan arşiv

mona lisa ne hale gelmiş:)

CherryBlossomGirl tarafından Mayıs 30, 2009 tarihinde yazılmıştır.

Aşkım bugün gazetede bunu görür görmez seninle paylaşmak istedim:)

monalisa yorum

Leonardo da Vinci’nin Mona Lisa’sının yerini bir keçi almış. İnternet üzerinden düzenlenen bir yarışmayla, üzerinde oynanan eserlerin figürleri, yerlerini hayvanlara bırakmış.  ‘www.bnps.co.uk in açtığı yarışmaya dünyanın dört bir yanından katılan gençlerin elinden çıkan photoshop ürünü yeni ‘eserlerde’ Rodin’in ‘Düşünen Adam’ının yerini düşünen bir gergedan, Hollandalı barok ressam Johannes Vermeer’in ‘The Milkmaid’ adlı tablosunda süt döken kadının yerini süt döken bir aslan, ressam Jacques-Louis David’in ‘Napoleon Crossing the Alps’ adlı eserindeyse Napolyon’un yerini maymun, atının yeriniyse bir köpek almış. Fakat siteye girince bunu göremedim aşkım, hemen kaldırmışlar mı ne?? Merak ettim diğerlerini de…

Sitede değişik güzel fotoğraflar var, orada da vakit geçireceğinden eminim:)

VN:F [1.4.3_701]
Rating: 0.0/5 (0 votes cast)

olan biten

CherryBlossomGirl tarafından Mayıs 30, 2009 tarihinde yazılmıştır.

Selam aşkım. Biliyorsun ki bir süredir bazı sebeplerden dolayı anneannemde kalıyorum. Anneannemde kaldığım süre boyunca da ister istemez, anneannemin izlediği kanalları izliyoruz televizyonda ve ben dehşete düşüyorum. Evdeyken sadece comedy max, moviemax, dream tv, akıllı tv ve power arasında gidip geldiğim için, Yemekteyiz, Müge Anlı’yla Tatlı Sert, Bir Şarkısın Sen gibi programlardan ve bilimum dizilerden haberdar değildim. Bir de eleştirel bir yanımız vardır ya, ayy iğrenç programlarrr, hayatta izlenmez şeklinde. Aslında buna da katılmıyorum, bunları da izlemek, bilmek, ondan sonra yorum yapmak lazım, olumsuz bile olsa.

Bu programlar içinde beni en çok etkileyen Müge Anlı’nın programı oldu. Sebebi ise benim denk geldiğim bir konu oldu. Dışardan bakınca, köylü insanların gelip amaniiin diye bağırdıkları saçma saçma, cahil cahil bağırıp çağırdıkları bir program olarak görünüyor ve çoğumuza zapping yaptırıyor ama bu konu, kanımı dondurdu!!!!!

Ben 30 gün izledim, 45 gün süren bir konuymuş bu, her sabah programa katılan Çorlu’lu bir aile, 6 yaşında çıcuklarının kaybolduğunu anlatıyorlar, bunu Müge Anlı’nın programına taşıyan çocuğun annesi babası değil babaannesi olmuş, aile çocuğun kaybolduğunu emniyete bir-iki gün sonra haber vermiş zaten, ve ailenin inanılmaz soğukkanlılığı, herkes çocuk için yaş dökerken, anne babanın aşırı sakin hali ve tavrı, hiç ağlamıyor olmaları, özellikle de annenin tek ayak üstünde 4532959 yalan söyleyip, binbir senaryoyla, programa katılan avukatı, eski polis memurunu, psikoloğu, Müge Anlı’yı, izleyen tüm izleyicileri salak yerine koyabilmesi ve bunu başarabilmesi, ilginçti. Şüpheler anne üzerineydi bu tavırlarından dolayı ama çocuğu kaybolan bir anne rahatsa, bunun tek bir açıklaması olabilirdi mantıken, anne çocuğun yerini bliyor olmalıydı-canlı olarak-. Belki para için birine vermişti, belki başka bir sebepten birilerinin yanında tutmasını istemişti, bu yüzden de ne ağlıyor, ne kendini paralıyordu çocuğumu bulun diye. Ya da çok cahildi, hiçbir şeyin farkında değildi, inanmak istemiyordu olan bitene…

Uzatmayayım sonuç çok umulmadık çıktı. Bu köyde 50 yaşın üstünde başörtülü bir kadın, bir adamla dost hayatı yaşıyor, kadının kızı, kimden olduğu belli olmayacak bir şekilde hamile, kızın erkek kardeşi uyuşturucu bağımlısı, üstelik bu evde fuhuş yapılıyor. Bu evde fuhuş yapan ise, çocuğu kaybolan kadın. 40-50 milyon için bir sürü adamla beraber olan bu kadının yaptığına göz yumuluyor. Gene bir gün kadın bir adamla fuhuş yaparken, zavallı 6 yaşındaki çocuk annesini görüyor, uyuşturucu bağımlısı çocuk bunu evin sahibine söylüyor, sonunda nasıl olduğu belli olmayan bir şekilde bu çocuk , gördüğünü babasına söylemesin diye öldürülüyor ve bir tarlaya atılıyor. Gömülmüyor bile,  atılıyor. Bu kadın kendi çocuğunu öldürüyor/öldürtüyor/bir tarlaya atıyor/atılmasına göz yumuyor/45 gün geçiyor/ herkes ağlıyor/kadın ağlamıyor/kadın hatta bazen gülüyor/kadın binbir yalan söylüyor.. Kanım donuyor!!!!

Böyl bir anne nasıl olabilir???? Hayır pardon düzeltiyorum, böyle bir İNSAN nasıl olabilir?????? Aklım almıyor hala… Bu dehşet program bittikten sonra aklıma Cem Yılmaz’ın anlattığı birşey geldii, bu acı verici olayda da gülünecek ne var diyeceksin belki ama, Cem Yılmaz aslında hiç de komik olmayan, aksine çok ciddi konuları aslında bir şekilde güldürerek anlatıyor bize bence.

Tv’de kadın programlarıyla ilgili skecinde: “Hani artistler marjinaldi, bütün mahalle tren yapıyormuş meğerse, napıyorsunuz lan siz” diyor Cem Yılmaz:)). Komik ama gerçek ve hatta acı… İzleyelim, görelim:



VN:F [1.4.3_701]
Rating: 0.0/5 (0 votes cast)

yazın ilk süt mısırı

Bepanthol tarafından Mayıs 30, 2009 tarihinde yazılmıştır.

Aşkım iyi haftasonları,

Demin yaklaşık 5-10 dakka önce yazın ilk süt mısırını yedim. Ben tam sütlü sevmiyorum. Böyle ağızda pat pat etmesini sevmiyorum. :) Birazcık sert olacak. Böyle kayısı kıvamında aynı yumurtadaki gibi. Büyükada’da binlerce mısırcı vardı. Sanki Serdar Ortaç’ın binlerce dansöz var şarkısı gibi oldu. :)

Sokaklarda binlerce mısırcı vardı. Hepsi böyle birbiri ile kapışırdı ve ben en çok sattım. Bu alan benim buraya kimse gelemez benden başka diye kavga ederlerdi. Baktılar ki böyle çocuklar korkuyor ve ondan sonra anlaşma yapmışlar. Herkes kendilerine mıntıka belirlemişler. :)

taze-sut-misir_622200714343am

Ben bir tane bıyıklı simitçi amcayı çok severdim. Gerçekten bak Hulisi Kentmen’e benzetirdim. Sen benzetsen kesin benzerde benden bir şey çıkar mı bilemiyorum. :) Mısırcıların hepsinin ayrı sloganları oluşmaya başladı. Hepsi ayrı telden çalmaya başladılar büyükadada. Daha sonra adanın popülerliği azalmaya başlayınca aynı şekilde mısırcı nufüsu da azaldı bununla doğru orantıda. Artık başka yerler popüler olmaya başladı işte bu kemerburgaz falan filan derken çocuklarda azaldı sokaklarda. Ben de büyüdüm diğerleri gibi onlarda adaya gitmez oldu benim gibi. Şimdi sokaklar eskisi gibi eğlenceli değil ve çok çok sıkıcı. :(

VN:F [1.4.3_701]
Rating: 0.0/5 (0 votes cast)

sobbe’lenmek yada sobbe’lenmemek

Bepanthol tarafından Mayıs 25, 2009 tarihinde yazılmıştır.

logoAşkım işte yeni bir icat daha. :) Bunları ben gördükçe gördükçe paylaşınca çok mutlu oluyorum. Acaba nasıl karşıma çıkıyor denk geliyor valla hiç bilemiyorum. Bu aslında şöyle oluyor gibi. Çalışıyorum ve sıkılıyorum. Bir ara veriyorum. Sitelerden sitelere atlıyorum. Buna eskiden internette surf yapmak deniliyordu. :P Şimdi ben buna televizyondaki zapping olayı diyorum. Çünkü aynı televizyon gibi bir kanaldan diğerine atlarken bunda da bir siteden diğerine atlıyorsun. Zapping olayında işte beğendiğin bir şey olunca takılıp izlemeye dalıyorsun ya bunda da siteyi derin derin incelemeye başlıyorsun. Ben de böyle bir siteye girdim ve takıldım kaldım.

indeximageSite’nin adı Sobbe. :) Adresi de aynen şöyle. http://www.sobbe.com.tr/ Ad ve proje çok uyumlu. Turkcell’in bir servisi ve Facebook uygulamasıyla çok düşünülmüş bir proje. Kesinlikle de çok büyük bir yatırım vardır. Geçenlerde de güzel bir sohbetimiz arasında da konuşmuştuk. Kimsenin özel bir hayatı kalmadı diye. İşte bu işin son noktası gibi bir durum. Bu şekilde artık insanlar ben buradayım. Şuraya gidiyorum. Buradayım şimdi deyip orada olamama gibi bir şansı kalmıyor. :P

Sobbe’ye kayıt olmuş olan Turkcell aboneleri, kendi konum bilgilerini diğer bu aboneliğe sahip olan kişiler ile paylaşabiliyor. Tabii ki de ahmet ve mehmet tanımadığımız kişiler bizim nerede olduğumuzu öğrenemeyecekler. Sadece izin verdiğin kişilerle o anda sms ve facebook uygulaması olarak paylaşabilirsin yani bilgi de alabilirsin. Tabii bunun bir de facebook ayağı varki kendi profiline yüklediğin bu uygulamada da bu sistemi daha hızlı kullanabilirsin. Bir de ücretsiz olduğunu düşünürsek tamamen sosyal bir ağ oluşturmak için yapılmış ve Turkcell’in facebook üzerinden bilgilerimizi toplamaya çalıştığını düşünebiliriz. Ne kadar da değerli bilgilerimiz varmış değil mi? Eski bir haberde facebook’un bilgilerimizi kişi başı 150 dolar’a yakın bir fiyattan şirketlere satabildiği veya satabileceğini yazmıştı. Bu bedava hizmetle Turkcell’de bizim bu bilgilerimizi bedava satın almayı amaçlamış belli ki.

Bu hizmetin en iyi yanı çalınmış olan veya yerini hatırlamadığımız telefonumuzun konum bilgisini öğrenebilir ve nerede olduğunu bulabilirmişiz. Hayırlı uğurlu olsun. :)

VN:F [1.4.3_701]
Rating: 5.0/5 (1 vote cast)

pazar aşkı gezmeleri bayramoğlu

Bepanthol tarafından Mayıs 24, 2009 tarihinde yazılmıştır.

Aşkım bu haftasonunu çok güzel bir program ile bitirdik. O kadar kafa yormamamıza rağmen yok ne yapacağız ne edeceğiz demeden bayramoğlu’na gittik ve çok güzel gezdik. Ne kadar güzel anıların varmış orada benim büyükada’da hissettiklerimi sende burada hissediyormuşsun. Aslında çok ilginç değil mi? Yani senin başından geçenlerin aynısı benim de başımdan farklı bir yerde geçti. Sen her köşesini detaylı detaylı anlattığın sırada ben de gözümde canlandırdım sanki senle yaşadım. Çok güzeldi ve çok güzel bir paylaşımdı bence. :)

Sabah yola çıktık ve sizin arabanızı kullanmanın zorluğunu ilk beş dakika çektim. Bir de koltuğu aşağıya indiremedim o minik arabada kafam tavana değiyordu. :) Ufak bir kaza tehlikesinden sonra sahil yolundan Tuzla yönüne doğru ilerledik. Artık arabaya alışmıştım aşkım onun için rahat bir şekilde Tuzlaya kadar gittik. Fakat benzin lambası yanması beni çok tedirgin etti. Sen beni uyarmıştın ama yeter dedim ki sanki çok biliyorum o arabanın kaç kilometre gittiğini. Allahtan bir şekilde arabanın yol bilgisayarı olmasından dolayı ne kadar yol gidebileceğimi gördüm ve çok rahatladım. Bu arada da Duman’ın son albümünü dinliyorduk. İçimde biraz tedirginlik olduğu için rahatta konuşamadım ve şarkılara da eşlik edemedim. Biliyorsun ki aşkım benim bu şarkı ezberim kötü olduğu için 10 defa dinlesem aklımda kalmaz. Ben sadece melodi ezberliyorum çok garip bir şekilde. :) Tekrar yola döndüğümde yolu uzattığımızı ve yanlış bir sapaktan saptığımızı farkettim. Benzin ışığı yandıkça yanıyordu. 23_24_mayis_melis_ve_ben-049Tuzla Piyade okuluna geldiğimizde çok rahatladım çünkü oradan hemen E-5′e çıkabileceğimizi ve orada illa ki bir benzinci ile karşılaşacağımızı düşündüm. Sen ise bilmiş bilmiş ben sana benzin alalım diyerek beni biraz strese sokmuş olsanda pek belli etmedim. E-5′e çıkar çıkmaz zaten 5 dakika yol daha gittik ve Darıca – Bayramoğlu sapağını görünce hemen saptık. Oradaki Bp’den benzinimizi aldık. Minik araba susamıştı aç kalmıştı onu doyurmuş olduk. Sıra bize de gelecekti ama ilk önce eşya alma toplama işlemleri yapmamız gerekiyordu ve sizin eve gitmemiz gerekiyordu.

Bayramoğlu’nda ada kısmına girene kadar tatil bölgesinden çok uzak bir yer görünümündeydi fakat o adadan içeri girdiğinde herşey bir anda değişti. Ağaçlar bütün yolların üstünü örtüyordu çok güzel bir görüntü sağlıyordu. Bir anda iklim değişti orada sanki çok şaşırdım. Sokaklar ve evler çok güzeldi. Bazı evler bakımsız olsada genel anlamda bahçelerde çiçcekler huzur vericiydi. Sizin eve varana kadar pek farkına varamadıysamda arabadan inince bir tatil yerinde olduğumu hissetim. Arabayı park ettik ve o inanılmaz manzara ile karşılaştım. :) 23_24_mayis_melis_ve_ben-042Sizin evin bahçesinden denize doğru gidildiğini daha önce anlatmıştın da fakat ben sanki farklı anlamışım ki direk sizin evden denize girilebileceğini hayal etmemişim. Hava parçalı bulutlu olmasına rağmen birden güneş açınca güneşin sıcaklığı bir anda beni denize atlatma hissi uyandırttı. Deniz dümdüzdü ve ben bu kadar bir durgunluk beklemiyordum. Sonra evini gezdirdin ve eşyalarını aldın çıktık hemen. Yanlız o balkona hayran kaldım. Otur orada sabaha kadar zaman nasıl geçer anlamazsın heralde.

Eşyaları arabaya yerleştirdikten sonra yürüyerek bayramoğlunu bana keşfetirmeye çıktık. Çocukluğunun geçtiği sokakları teker teker anlatırken ki sevincini gözlerinden okuyabiliyordum ve bu bana çok mutluluk veriyordu. Ne kadar güzel zamanlar geçirmişsin. Yaşadığın o sokak ve oyun oynadığın çıkmaz sokağın anlamı ne kadar önemli olduğunu çok iyi hissettirdin. Pilavcı Burnuna kadar ilerledik. Tek tek evlerde kimler oturduğuna kadar anlattın. Bir daha ki sefere ben gezdirsem seni ben orada oturmuşum gibi anlatabilirim artık. :) Ben de heyecanlandım tabii ki de oraya ne kadar zamanda yürünülür. Orası uzak mı? orada ne var? gibi bazı sorularımı yanlış anladın ama aslında çok sabırsızlandım. Ben çok zevk alarak gezdim aşkım emin olabilirsin.

23_24_mayis_melis_ve_ben-045Bayramoğlu Plaj tesislerine doğru ilerlerken evleri ve sokakları çok daha iyi inceleyebildim. Bir çok evin bahçesi düzenli hatta bazılarında havuz vardı. Bazıları ise terk edilmiş gibi ya satılık ya kiralık durumundaydı. Belli ki artık insanlar bayramoğluna geri dönüş yapıyorlar balkonlarda insanlar oturup sohbet ediyordu. Kimisi mangal hazırlığı yapıyor kimisi torunuyla tavla oynuyor. Tamamen bir aile yaşam bölgesi. Nihayetinden plaj’a geldik içeri girdik ve inanılmaz güzel bir kumsal ile karşılaştım. Deniz sanki bir havuz gibi dümdüz ve masmavi. Bu kadar güzel bir görüntü ile karşılaşacağımı sanmıyordum. Oradaki çay bahçesinde insanlar oturup kahvaltı yaparken benim de çay içesim gelmişti fakat kısmet olamadı. 23_24_mayis_melis_ve_ben-015Bir sonraki sefere çay içeriz artık. Kumsalda yürüdük fotoğraf çektik ve sen yine bir sürü anı anlattın yine. :) Plajdan çıkınca sokakları gezmeye devam ettik. Heryeri anlatırken sokak adları benim çok dikkatimi çekti ve fotoğraflarını çektik. Muz sokak, Dut Sokak, İğde sokak… :) Mis Market’ten, Çıtacılar’dan ve Manolya Eczanesi’nden geçtik idare’nin olduğu bölüme Şok Marketin oraya kadar gittik. İdaredeki pinpon ve oyun hikayelerini dinledikten sonra Şok’tan frambuazlı bisküvi aldım. Biraz abur cuburluğum tutmuştu zaten değil mi? :) Bütün yol doritos cips’i kendi başıma bitirerek kendimi kanıtladığıma inanıyorum. Frambuazlı bisküvi yenilemez bir tadı olduğu için günün ilerleyen saatlerinde çöpe gidecekti. İdare’nin olduğu bölümden geri çıtacılar restoranına geri dönerek orada çok güzel yemekler yedirdin bana. Köftesi ve lahmacunu çok güzelmiş gerçekten. Bira da içtik serinledik. Sonra Roma dondurmacısı. Anılar anılar ve anılar. Kolalı dondurma yoktu ama çok enteresan masmavi bir dondurma vardı. Adını nasıl unuttum ben bilmiyorum. 23_24_mayis_melis_ve_ben-001Keşke not alsaydım. :( Sonra sana çok sıkı bir sarıldığımı hatırlıyorum. Orada senin kurtulmaya çalışma surat ifadeni hala unutamıyorum. Hata yine gülmeye başlıyorum. Hatta güldüm. O kafa nasıl bir sağa bir sola sallanır sanki sudan çıkmış balık gibi çırpınıyordun. :) hahahaha

Neyse aşkım sanırsam çok uzattım ben. Sonra evine geri döndük o güzel balkonda Mis Market’ten aldığımız abur cuburları yedik. Kendimi 80′lerde hissettim, belki dekorasyondan belki anlatığına anılarından belki radyoda dinlediğimiz şarkılardan belki de teknolojiden uzak kaldığımız bugünden… :) Çok güzel zaman geçirdim. Seninde geçirdiğini düşünüyorum. Çok güldük. Çok eğlendik. Çok yorulduk. Çok uykumuz geldi. Sanırım bira biraz da çarpmış olabilir. Güneş ve sıcak. :) Temiz hava. :) Bayramoğlu. İnşallah bir daha gideriz.

Not: Bütün fotoğrafları eklemek istedim aşkım ama çok fazla yer kapladı. :( Bir kaç tanesini de aşağıda sıralıyorum. Çok güzel fotoğraflar çekmişiz.

23_24_mayis_melis_ve_ben-00423_24_mayis_melis_ve_ben-011

23_24_mayis_melis_ve_ben-01223_24_mayis_melis_ve_ben-040

23_24_mayis_melis_ve_ben-05423_24_mayis_melis_ve_ben-021

VN:F [1.4.3_701]
Rating: 5.0/5 (2 votes cast)

fazıl say bir iki üç

Bepanthol tarafından Mayıs 23, 2009 tarihinde yazılmıştır.

Aşkım Günaydın,

Yeni bir haftasonu ve daha güzel bir hava ile yine birlikte olacağız. Dün akşam yolda bu haftasonunun planlarını yaparken ve biraz da ciddi meseleler konuştuktan sonra trafikte araba kullanmanın verdiği o sıkıcı anlar ve ortamı yumuşatma çabaları soğuk espiriler yapmama sebep oldu. :P O soğuk espirilerden birini ben burada ölümsüzleştirmek istiyorum. Halbuki sen bu espirileri bir daha hatırlamak istemiyorsun biliyorum ama idare et sevgilini.

fazil-say

Say plakalı bir araba görünce bu espiriyi yapmıştım aşkım hatırladın mı? :) heuwhewuewh

VN:F [1.4.3_701]
Rating: 5.0/5 (2 votes cast)

kayıklı sallamalı çay

Bepanthol tarafından Mayıs 22, 2009 tarihinde yazılmıştır.

Çay alışkanlığım askerde başladı aşkım ve askerlik bitince çay da hayatımdan çıktı. Ondan önce evde annem lipton sallama çay içirirdi. O da ayda bir kere ben pazar günleri kahvaltı yaparsam evde ancak o kadar. O sallama çayın en büyük sorunu bir yanlışlık içerisinde çayın üstüne düşmesi ve içinde yüzmesiydi. Onu içinden çıkar dışarda dursun derdi ve kaşık ile bin türlü hareket sonrası bardağın dışına çıkarma zahmeti bitiridi beni. Yok kalsın uğraşamayacağım diyip içeme durumları başıma çok gelirdi. Zaten içmekte istemiyorum belki de bir bahaneydi bu benim için. Sanırım biraz beceriksizim ki kahve içmek daha keyifli gelirdi sadece karıştır daha sonra iç. Annem bunun üzerine demleme çay yapsada maalesef çay ile aram açılmıştı bir kere.

Askere gidince komutanlarımızın sayesinde ilk gün 15 tane çay içtiğim için daha sonrasında da zamanın ancak çay içerek geçtiğini farkedince yapıştı elime ince belli bardak. :) Komutanlarım sağ olsunlar çay alışkanlığı edinmemde rol edindiler. Bir de astsubay arkadaşlar da vardı tabii ki de onların da rolü çok büyüktü. Sonra askerden gelince bir anda çaydan kesildim.

kayıklı sallama çay

Eğer yukardaki icadı Lipton yapmış olsaydı ve bu şekilde evlerimize girseymiş belki de çay konusunda geri kalmamış olabilirdim. Lipton ne kadar yenilikçi bir firma olsada bu kadar yenilikçi olamamış demek ki. Ne olursa olsun çay demleme sıkıntısını herkezin üzerinden almışsa da Lipton, çay nasıl demlenir sorunsalını ortaya çıkardı maalesef :) . O kare lipton logolu kartonun suda batmasından dolayı çay içememe sorunumu ortadan kaldıramadı üstelik.

Çok şirin değil mi o kayıkçık aşkım? :)

VN:F [1.4.3_701]
Rating: 0.0/5 (0 votes cast)

mavi kuş uçuyor, kara pençe geliyor…

Bepanthol tarafından Mayıs 22, 2009 tarihinde yazılmıştır.

Aşkım bundan neredeyse 9 sene önce büyük heveslerle sahip olduğum arabamı önümüzdeki bir kaç gün içerisinde satış için opel’e teslim ediyorum. O ilk anı hiç unutmuyorum. Mavi kuş adını sen taktın biliyorum ama ne güzel bir ad takmışsın. Benim hiç aklıma ad takmak gelmemişti halbuki ona. Mavi kuş’a ilk bindiğimde daha önce ehliyet sınavında kullanmıştım araba. Bu arada tam tarih vermek istiyorum. :) “24 Kasım 2000 öğretmenler günü :P ” Oradaki yetkili kişi bir çok özelliğini anlatmıştı fakat heyecandan dinlemem pek mümkün olamamıştı. İşte o zaman ilk gaza bastığımda aman nasıl gideceğim eve demiştim. İlk 5 dakika çok zor olmasına rağmen alıştım hemen otomatik olmasaydı görürdüm kendimi o ayrı mesele. Daha ilk 5 dakika geçmişti ki önümde trafik kazası olmuştu. Bu beni çok korkuttu. Kaza yapanda benim arabamın aynısıydı. Sanki bu bir uyarıydı. Dikkatli ol yoksa kaza yaparsın diye ama ben pek tınlamadım. Arkadan çarpan araba dağıldığı için benim arabam sağlam bana bir şey olmaz dedim ve gaza geldim. Maslak yönünden ikinci köprü yoluna saparken sola dönüşteki viraja biraz hızlı girdiğim için çok korkulu bir an yaşasamda bir şey olmadı. Zor kurtuldum. :) Düşün henüz daha kasko yapılmamış araca. Ve böyle bir gün ile mavi kuşa kavuşmuş oldum.

mavi_kus

Hayatımın bir çok önemli anını mavi kuş ile yaşadım. Hem kötü hem iyi. Gerçekten bir canlı varlık gibi bir parçamdı sanki. Hatta aileden biri sadece eve giremiyordu çünkü çok büyük o. :) Benimle askerlik yaptı. Benimle şehirleri gezdi. İstanbul’un bütün sokaklarını keşfetti. Kar demedi kış demedi. Üşüdüğümde ısıttı. Terlediğimde serinletti. En güzel manzaraya eşlik etti. Kazalarda kendini feda etti ve beni korudu. Şampiyonluk turuna çıktı. Kornasıyla beni destekledi. Bunları say say say say bitmez.

Son zamanlarda mavi kuş çok hastalandı aşkım. Özellikle 2009 onun için zor bir sene oldu. Eski gücü yerinde değildi. Hemen yorulup hep kenara çekti kendini. Artık zordu onun için böyle olmak ve dinlenmesi gerekiyordu artık. Belki daha az yorulacağı bir yere gitmesi gerekiyordu artık. Onun beni anladığını düşünüyorum. İnşallah bana kızgın değildir ve yeni sahibini de sever bundan sonra.

Mavi kuşa bir isim takılmışken bende onun abisine bir isim taktım. Daha tanışmadık görüşmedik ama onun adı artık kara pençe. :) Sabırsızlık ile bu ayın sonunu beklesekte ben bekleyemiyorum. Devamlı internetten fotoğrafına bakıyorum. Kafamda da bir çok soru var aslında mavi kuşa göre daha büyük olması beni ne kadar zorlayacak. Ne kadar sürede alışabileceğim. Bir sorun olur mu olmaz mı? Bir de çocuk gibi heyecanlıyım fakat hiç belli etmiyorum sanırsam. Sen de artık araba gelse şu far muhabbettinden kurtulsak artık diyorsundur. :P Biliyorum aşkım biraz baydım. Belki bu benim heyecanımdandır. Benim anlayışlı sevgilim. Mavi kuşu çok seviyordun. İnşallah çok üzülmüyorsundur. :( Çünkü bizim içinde çok önemli bir yeri var mavi kuşun değil mi?

VN:F [1.4.3_701]
Rating: 0.0/5 (0 votes cast)

kütüphanede aşk coca cola reklamı

CherryBlossomGirl tarafından Mayıs 21, 2009 tarihinde yazılmıştır.

Son zamanlarda çok fazla televizyon izlemeye başladım, en çok ilgimi çeken reklamlardan biri de Coca Cola’nın yeni reklamı oldu. Bence çok yaratıcı ve anlamlı olmuş seninle de paylaşmak istedim. Seksi bir reklam bence, sence?:)


Bence bu reklamın senaryosunu yazarken oldukça simgesel konulara da girerek, çok iyi düşünülmüş kararlar verilmiş. Şu an hala sinema tv okuyor olsaydım hocalarımla bunu tartışmak isterdim :) Ahh, okulu özledim.

VN:F [1.4.3_701]
Rating: 4.0/5 (4 votes cast)

has simit evi vs. ekmek dünyası

Bepanthol tarafından Mayıs 21, 2009 tarihinde yazılmıştır.

Böyle bir başlık beni eski zamanlardaki atari oyunlarına götürüyor aşkım. Sen bilmezsin dövüşlü oyunları street fighterları ve mortal kombatları. Gerçi onların daha sonrasında filmleri vizyona girmişti. :) Biliyorsan eğer ancak oradan biliyorsundur. Ben artık öğrendim ne tarz oyunlar sevdiğini. Böyle savaşlı, dövüşlü ve vurdulu kırdılı oyunlar sen sevmiyorsun. Zeka ve yetenek isteyen oyunları seviyorsun. Zeki ve yetenekli bir sevgilim var benim lalalal lala dansı yapabilirim. :)

simit

Neyse ben konuya geri döneyim. Konu Beşiktaşta geçmektedir. :P Has Simit Evi, bizim ofisin hemen 1 dakika mesafe uzaklığında bir simit fırını. Bu simit fırını bölgedeki neredeyse bütün simitçilere simit tedariki yaparak işleri çok fena bir şekilde büyüttü. Universite zamanlarında sadece abi bir simit ver falan diyebildiğimiz bir yerken. Şimdi oturup çay içebiliyorsun. Simit için yanına her türlü peynir türünü alabiliyorsun. Daha sonra çeşitleri de çoğaltılar. Simit Pizza ise olayın son noktası oldu bence. Orta bölümde pizza hamuru var ve üzerinde ise aradığın her malzeme. Kenar bölüm ise bildiğin simit. Burası ayrıca içi kaşarlı, sucuklu, tulum peynirli ve hattaa ve hatta çikolatalı simiti çıkaran ilk yerdir. Fakat sanırsam Simit Sarayı daha çok tanıtım işleri uğraştığı için bu konuda daha da duyulmuştur. Has Simit Evi’nin hakkını yemeyelim.

Aşkım asıl mesele şu hak yemek dediğim gibi çok yanlış bir durum. Has Simit Evi bir şekilde para kazanmanın son noktasına geldiğinin farkına varamamış ki bu sefer simit fırınında normal ekmek fırının ekmeğini çıkarmaya başladı. Bu da ne demek oluyor o sokaktaki Ekmek Dünyası ekmek fırınına savaş açmak. Hem de bunu kızıştırmak istemiş ki belli 50 Krş’a ekmek satmaya başladı. Bu durumu ben gördüğümde gözlerime inanamadım. Direk yanındaki ucuzcu markete gittim ve sordum “Bu olayda kavga çıkmadı mı?” diye. Ucuzcu marketin gerçek adı da o değil sadece ucuzcu olduğu için öyle bir ad kaldı üzerinde. :) Ucuzcu marketin sahibi “Kafalarını yere vurdular dövdüler adam olmadılar hala satıyorlar. Yakında çok fena birşeyler olabilir.” dedi. Ben pek inanmadım ama neden olmasın. Çünkü bu gerçek anlamda bir ekmek parası. Yani ekmek fırını’nın ekmek parasını kazanç kapısını blokluyor. Bu bana yapılsa daha farklı bir yöntem bulabilirim. Fakat adam dövmek yada başka birşey yapmak cahil insanların yapabileceği bir durum. Bunun için bir yöntem geliştirmleri gerek ama bilemezsin ki nasıl insanlar bunlar…

1 Hafta sonra o sokaktaki Ekmek Dünyası ekmek fırınının önünden geçtim. Gördüm ki artık ekmek fırınıda 40 krş’a simit satmaya başlamış. Ekmek Dünyası adındaki bu ekmek fırını böyle çözüm bulmasını haklı gördüm. Sonra yanındaki pahalıcı markete gittim. Orasıda gece saat 2′ye kadar açık olan bir market ve içinde kaliteli mallar da olduğu için o sokaktaki marketlere özellikle ucuzcu markete göre çok daha pahalı olduğundan öyle bir adı vardır yıllardır. Oranın sahibi de aynen şöyle dedi. “O kadar dövdüler. Artık dövmekten sıkıldılar. En sonunda bunlar ancak böyle adam olurlar diye böyle çözüme gittiler”. :) Ayrıca burada bu olayın görüntülerini yansıtan iki adet fotoğrafı aşağıda sunmaktan gurur duyuyorum. ;) Tıkladığında kocaman bir şekilde görebilirsin… Çünkü fiyatları çok iyi görüntülenmiyor.

melis-ile-ben-148melis-ile-ben-132

Hiç ortada olmaması gereken bir rekabet yüzünden insanlar kendi işlerini bırakıp neler ile uğraşıyorlar. Zaten işler her sektörde kötüyken kendi işin iyi değilse başkasının işine neden müdahale edersin. İnsanların hakkını yemek çok kolay ama ondan sonrası çok kolay değil. Bu iki firmada artık eskisi kadar kar ile ürünlerini satamaz oldukları kesin. Ben yinede ekmek almam gerekiyorsa Ekmek Dünyasına. Simit almam gerekiyorsa Has Simit Evine gidiyorum. Bu olayı birebir tanık olarak yaşamak beni çok şaşırttı. Hem güldüm hem üzüldüm. Ne bilim işte bu konudaki fikrini çok merak ile bekliyorum aşkım.

VN:F [1.4.3_701]
Rating: 3.6/5 (5 votes cast)
pressyado.com teknik özelliklerini geliştirmeye devam ediyor...