Mayıs 14, 2009 Tarihine ait olan arşiv

alo sperm bankası mı

CherryBlossomGirl tarafından Mayıs 14, 2009 tarihinde yazılmıştır.

sperm1Aşkım internette son zamanlarda sperm bankasıyla ilgili pek çok habere rastlıyorum. Sanırım sperm bankacılığı Türkiye’de yakın bir zamanda yasal hale gelecek. Bu konuda hukuki ve etik bir çok tartışma vardı bu tartışmalar son buldu mu ki veya nasıl bulacak ki bu iş yasallaşacak bilemedim valla. Dini ve kültürel açıdan bizim toplumumuza uygun bir uygulama olduğunu düşünmüyorum. Bir insanın kendi geçmişiyle ilgili bilgisini kendisinden saklamak, babasının kim olduğunu bilmemesi gibi gelişebilecek durumlar gerçekten bırak etiği ahlakı, bence “doğal” değil. Ama anladığım kadarıyla ükemizde uygulanacaksa da farklı bir anlayışla uygulanacakmış. Sabah gazetesinde okuduğum habere göre:

“Sağlık Bakanlığı Müsteşar Yardımcısı Prof. Dr. Sabahattin Aydın, bu düzenlemenin yurtdışındaki sperm bankalarından çok farklı olduğunu belirtiyor: “Yurtdışında ’sperm bankası’ndan anlaşılan ‘verici spermdir’. Bizim yönetmeliğimizde ise evli çiftlerin kullanacağı yani o kocaya ait spermin önceden dondurulup saklanmasını sağlayan bir düzenleme var.”

Sağlık açısından gerekli olduğu için yapılan müdahale şeklindeyse okey ama bir banka olup oraya bir sürü insanın sperm bırakmasını, isteyen kadının da bu spermi alıp çocuk sahibi olmasını normal ve doğal bulmuyorum. Sen ne diyorsun?

Bu konuda Ayça Şen de Radikal’de yazmış bugün, okumak istersen tıkla.

Fakat bu Cem Yılmaz da her konu da mı birşeyler demiş kardeşim? Aklıma sperm bankası Türkiye’de olsa ne olur skeçi geldi. Hemen paylaşalım :)



VN:F [1.4.3_701]
Rating: 5.0/5 (2 votes cast)

35 yıldır yıkanmıyor çünkü…

Bepanthol tarafından Mayıs 14, 2009 tarihinde yazılmıştır.

Aşkım cehalete bakar mısın?? Adam 35 yıldır yıkanmıyor. Hem de bir erkek çocuk sahibi olabilmek için. Nasıl olabilir böyle bir şey. Demek ki insanlar da bu kadar garip inançlar da varmış ve cahilmiş. Peki yani 35 yıldır erkek çocuğun olmuyorsa daha neden inat ediyorsun. Bak olmamış. :) Olmuyor. Demek ki durum yıkanmamakta değil sorun sendeymiş. Bunu nasıl akıl etmiyorsun. Bence 100 yıl daha yıkanmasan senden erkek çocuk çıkmaz. Bu kafa ile. hahaha…

yıkanmayan adam

“Hindistan’da kutsal kent Varanasi yakınındaki Chatav köyünde yaşayan 63 yaşındaki Kaliash Singh tam 35 yıldır yıkanmıyor. 7 kız babası olan Singh, bir erkek çocuğu olmasını istedi. Bunun için gitmedik tapınak bırakmayan Singh, şifayı bir kahinde buldu. Kahin eğer yıkanmazsa tanrının kendisine bir erkek çocuk vereceğini söyledi. Singh 35 yıldır yıkanmayarak sabırla, tanrının kendisine bir erkek çocuk vermesini bekliyor.

Hint gazetesi Hindustan Times’ın haberine göre, Singh bakteri ve mikroplardan korunmak için akşamları ocakta ateş yakıyor ve ayakları üzerinde ateşin yanında dikilerek bakterilerin ölmesini bekliyor, Kaliash Sing bunu yaparken de esrar içmeyi eksik etmiyor.

Gazetede yer alan haberde, 63 yaşındaki Singh’un Hintliler için kutsal olan Ganj nehrinde dini rituelleri yerine getirmek için nehre girdiği ancak 5 yıl önce aynı evde yaşayan ağabeyi ölünce, bunu yapmaktan da vazgeçtiği belirtildi. Singh manavını kapatmak zorunda kaldı çünkü çok koktuğu için pazarda kimse kendisiyle konuşmadığı gibi alışveriş de yapmıyor. “

Kaynak: Hürriyet

Aşkım ben de yıkanmamaya başlasam erkek çocuğum olsun diye beni yine sever miydin? :)

Gördün mü bak adam 63 yaşına gelmiş hala ümitli ve hala esrar içiyormuş. Demek ki kafası güzel nasıl geçti zaman bilmiyor. :) Karısı bak onu terk etmemiş. Ne fedakar kadınmış. :P Birde vucüdunda yabancı canlılar üremiş midir? Yeni bir hayat başlamış mıdır? Erkek çocuğu olmadı ama başka canlılara ev sahipliği mi yapıyordur bedeni? Bunlar diğer önemli konular.

Yani şimdi böyle konu cehalete gelince fıtık tedavileri geldi aklıma. İşte sırta çiğ balık koymalar ve üflemeler derken. Birden Cem Yılmaz aklıma belirdi. O senin de bayıldığın kaynımda var. :) Evetttt kaynımda da var. Gece gece güldüm işte kendi kendime uyuyamadım. :) Paylaşayim istedim.



VN:F [1.4.3_701]
Rating: 5.0/5 (2 votes cast)

hadise ile düm tek tek tek düzeliğe

Bepanthol tarafından Mayıs 14, 2009 tarihinde yazılmıştır.

20090512225517_rus504_1121586hlargeEurovision Şarkı Yarışması ile eskiden ne kadar büyük heyecanlar yaşardık. Yarışmayı sadece o puanlama sistemi için izlerdik sanki. Ya bak bu sefer sonuncu olmadık. Dost ülkelerin verdiği sabit puanlar dışında inanılmaz bir şekilde fransadan da puan aldık süper. Bak gördün mü? Kıbrıs Rum Kesimi, Yunanlılara tam puan verdi yine. Gibi gibi klasikleşmiş diyaloglar yaşanırdı. Hala yaşanıyor. Bu haftasonu da belki insanlar evlere kitlenecek ve bu puanlamaları izleyecek. Ben de izlemek isterim senle eğer kısmet olursa.

Eskiden çok büyük bir ezikliğimiz vardı. Bu sefer sonuncu olmadık diyalogları. Yani sonuncu olsak ne olur ki aslında. Demek ki bazı şeyleri doğru yapmadık. İyi tanıtımla, ses, parça ve yarışmada dikkat çekecek sahne şovu ile başarı elde edilebilinirdi. Son bir kaç yılda bunu öğrendik ve yapıyoruz. Ama bunu da klasikleştirmeye çalışıyoruz sanki. Belki bunu avrupa çok beğeniyor ama ben çok sıkıldım hep aynı şeylerden. Avrupa beğenecek diye biz içimizden onların zevkine ayak uyduruyoruz.

eurovisionİnşallah birinci oluruz. Ama birinci olamazsak çok büyük hayal kırıklığı olur. Çünkü daha 3 ay önceden birinci ilan edildi Hadise düm tek tek ile. Çok iyi tanıtım yapıldı. :) Avrupada konser verilmeyen ülke kalmadı. Gurbetçilerimizden puan toplayacağımız için hep gurbetçilerimizin yoğun olduğu ülkeler seçildi. Fakat ne yazık ki bu bence yanlış bir adımdı. Çünkü bu gurbetçilerimiz vatanlarını herhalukarda destekliyor zaten. Neden bize az oy veren ülkelerde tanıtım yapılmadı. Sonuçta Hadise finallere kaldı tebrik etmek lazım.

Kazanacak parça sadece İngilizce parçadır mentalitesi ile hareket etme durumu rahatsızlık verici. Bu doğru bir mantık değildir. Fakat Türkiye isterse İngilizce isterse Almanca parça ile de yarışabilir. Türkçe parça ile birinci olsaydık bu tartışmalar olur muydu acaba? Ne farkeder ki bu bir Türklük yarışması değil ki. Bu Türkiye’nin de içerisinde bulunduğu müzik yarışması. Müziğin dili, dini ve ırkı mı olurmuş.

Ama doğruyu söylemek gerekirse biz kazanmak için İngilizce parça ile katılıyoruz. Bir de bu parçaya göbek havası ritimlerinden koyuyoruz. Şarkıyı söyleyeni dansöz giyisilerinden süslüyoruz. Sertap Erener ile başarı elde ettikten sonra bu kopyacılık beni düm tek tek’ten öteye götüremiyor. Tam tersine tek düzeliğe götürüyor.



VN:F [1.4.3_701]
Rating: 5.0/5 (2 votes cast)
pressyado.com teknik özelliklerini geliştirmeye devam ediyor...