Mayıs, 2009 Tarihine ait olan arşiv

bir abartının ürünü meşhur olmak

Bepanthol tarafından Mayıs 3, 2009 tarihinde yazılmıştır.

Birkaç sene öncesinden başlayan tv kanallarının yıldızlar üretmesi ile alakalı programlar her geçen sene değişik konseptlerle bize farklı programlarmış gibi yutturuluyor.  Bu durum bir tek Türkiyede değil bir çok ülkede aynı şekilde gelişiyor. Çünkü bir şekilde seyirci bunu sevdi mantalitesi ile reyting kaygılarını avutuyorlar. Bu yarışmaları yapan kanalar reyting rekorları kırıyor.

yogr0152475d0152475ebyPeki biz bu programları neden beğeniyoruz. Hep ben bunu düşündüm. Genel anlamda kendimi o yarışmaya katılanların yerine koyduğum zaman içimdeki bir yeteneği başkalarına da duyarabilmem gerek diyorum. Bu kişilerde bir şekilde bunu başarabiliyor. Şans faktörüde var elbette. Ben şansa çok inanıyorum. Oraya kadar çıkabilmek veya gelebilmek çok önemli bir unsur. Kimbilir daha ne kadar yetenekli insan var ama bir tek ailesi ve arkadaşları biliyordur. Ama maalesef ki kendi yeteneklerini bu şekilde açığa vuramayanlar bence bu programları kendilerini hayal ederek izliyorlar. Bende orada olabilirdim. Bende birşeyler yapabilirdim. Bende onlar gibi meşhur olabilirdim. Bu hayaller bizi bu yarışma programlarına bağlıyor ve beğenimizi kazanıyor.

Bu programlarda bizim  beğenimizi çeken diğer bir unsurda oradaki yarışan veya kendini gösteren kişilerin aslıda aramızdaki insanlardan oluşması. Hep televizyonda o gördüğümüz bilindik insanlar meşhur insanlar bizim artık sıkıldığımız insanlar oluyor. Meşhur insanların gösterişleri, yaşayışları ve giyinişeri bizleri imrendiriyor. Bu da onların aslında bizden daha farklı bir insanmış gibi gözükmesini sağlıyor. Bu düşünceye pek fazla katılmıyorum. Buradaki durum tamamen ayrımcılık ile alakalı. Bu ayrımcılık olması gözümüzde büyütmediğimiz ama tarihte olan bir çok ayaklanmaların başlıca sebeblerinden biri. Üst sınıf insanlar, halk, köylüler ve köleler gibi. Tabii ki de bizim durumumuz bu şekilde değil fakat herkezin insan olduğunu unutmamak gerektiğini düşünüyorum. Bu yüzden yeteneğimizi gösterme isteğimizin sadece meşhur olmak için yapılmasını garip karşılıyorum. Çünkü meşhur olmak düşüncesi sadece şan, şöhret, gösteriş, para ve ön planda olmaktan başka ileri düşünceleri içermiyor bu zamanda. O insanı asıl biz meşhur ediyoruz. Bunu yapan biziz ki hep bu gözden kaçırılıyor. Ve o insanlar bir abartının ürünü oluyorlar.

britains_got_talent_wbİngilterede bir yetenek yarışmasında ise bir kadın ortaya çıkıyor. Bu kadını gören jüri üyeleri bunun sahnede ne işi var gibi bakıyorlar. Ama bu kişiler yarışmanın ne amaçla yapıldığını ve bir yetenek yarışmasının olduğunu unutuyorlar. Suson Boyle ise 20 yıldır fakirlik içerisinde annesine bakmış. Annesi için elinden geleni yapmış hiç evlenmemiş bir ev kızı. Geçimini kilisede koroda çalışarak elde ediyor ve karaoke barlarda çalışıyor. Annesi ölürken kızına sesini herkezin duyması gerek diyerek ölüyor. Susanda bu yarışmaya katılıyor. Ona garip gözlerle bakan juriyi ayakta alkışlatıyor. Şuanda videosu 30 milyon kere izlenmiş internette.

imagesSusan Boyle, bunu meşhur olmak için mi yapıyor yoksa kendini yeteneğini bizim ile paylaşmak için mi yapıyor bilmiyorum ama bir kişi istemesede onu bizim meşhur ettiğimizde farklı bir gerçeklik. Şans eseri facebookta gezerken hayran topluluğu sayfasına girdim. Bu sıralamasında bu kişi Rihanna, Linkin Park, Metallica, Coldplay ve Beyonce gibi meşhur kişiliklerden sonra geliyor. Şaşırtıcı ve hayret uyandırıcı. Tamam çok yetenekli bir kadın fakat bunuda abartmıyor muyuz?



VN:F [1.4.3_701]
Rating: 4.0/5 (1 vote cast)

aşkı ifade etmenin yollarından biri

Bepanthol tarafından Mayıs 2, 2009 tarihinde yazılmıştır.

n539105111_6143897_5713687 Aşkım seni Belin ve Moti ile tanıştırmıştım. Çok tatlı bir çifttir onlar. Uzun zamandır süregelen çok güzel ve seviyeli birliktelikleri var. Ne kadar zamandır birlikteler bilemiyorum. Allah bozmasın aman nazar değmesin. Moti askere gitsin gelsin ve güzeş şeyler olsun. Hep böyle daha iyiye doğru devam etsin. Maşallah maşallah. :)

Belin, sevgilisi motiye çok güzel bir hediye almamış. Yapmış. :P Teker teker uğraşmış. Tasarımı ile baskısı ile. O kadar zarif ve o kadar güzel bir çalışma olmuş ki bu t-shirt satın almak istese ne zarada ne başka bir yerde bulurmuş. Daha enteresanı Belin ilk defa bu t-shirt için photoshop’un detaylı özeliklerini kullanmayı öğrenmiş.

Önemli olan buradaki mesele duygularını emeğe döküp böyle bir hediye ortaya çıkarması. Moti de inşallah bunun altında kalmamıştır diye umuyorum. :)

Benim sadece aklıma takılan bir durum var sadece. Neden kendilerinin böyle sarılarak bir pozunu kullanmadığı oldu. Eğer öyle olsaydı daha da süper olurmuş bence.

“Life’s greatest happiness is to be convinced, we are loved”

By Belin Rodikli

VN:F [1.4.3_701]
Rating: 0.0/5 (0 votes cast)

çok popüler bir mizah bobiler.örg

Bepanthol tarafından Mayıs 2, 2009 tarihinde yazılmıştır.

bobilerAşkım herzaman diyorum sitelerin sonu yok yeni fikirlerin sonu yok. Bu site ise mizahın içimizdeki sesini dünyaya duyurabileceğimiz ve bize bu olanağı sunan kahkaha dolu bir mekan. Ne olursa olsun yine biraz engelleniyorsun. Her istediğini yayınlatamıyorsun. İlk önce kendini kanıtlaman gerekiyor. Photoshop olsun yada video düzenleme çalışmaların olsun. Bütün çalışmalarını buraya gönderebiliyorsun. Bir nevi ekşisözlük gibi bir internet alanı burası. Haftada bir iki gün girip ziyaret edip kahkahalar kopartabileceğin bir site bobiler.örg

pengucSite içerisinde daha da detaylı gezinmeye başladığında anlıyorsun ki penguen’in yarattığı bir site burası. Buraya üye oluyorsun hem de çok hızlı. Daha sonra kendini aktive ettiğinde karşına çıkan formlarda kendi hesap numaranı giriyorsun. Bu kesinlikle emeğe saygı için yapılmış taktir ettiğim bir mesele. Çünkü senin çalışmaların bu sitede yayınlanıp beğenilirse haftalık dergi penguende yayınlanıyor. Bu işin tabii ki de en güzel yanı. Ama senin hesabına bir de telif hakkı olarak bir ücret verdiklerinde durum muazzamlıyor. Ben şöyle bir şey düşündüm. “Siz bana bu imkanı sundunuz ya bir de penguende çıktım. Helal olsun bu kadar düşünceli olup bir de telif hakkı ödemek istediniz. Bana bu da yeterliydi. Ne gerek var.” diyip ben de ince düşündüm onlar gibi. Tabii ki de herşey karşılıkdır diye düşünüp insanları böyle motive etmiş oluyorlar ki bu çok zekice.

Kısaca emeğe saygı olduktan sonra bütün sular durulur. Bu da ne demekse şimdi. :) Ufak bir sorunu var bu sitenin. Oda içinde geçen kelime jargonu. Yani siteyi anlamak çok uzun zaman alıyor. Eğer karikatür ve mizah dünyasını çok iyi takip ediyorsan bu süren hızlanabiliyor. Ben bir çalışmamı gönderdim. Fakat doğru mu gönderdim yanlış mı gönderdim? Bilemedim. :)

Hangisi aşkım tahmin et. :)

VN:F [1.4.3_701]
Rating: 3.0/5 (1 vote cast)

Sinema ve yazmak

CherryBlossomGirl tarafından Mayıs 2, 2009 tarihinde yazılmıştır.

movieclapperAşkım biliyorsun ben sinema yüksek lisansı yaptım ve bu sektörde çalıştım, yapım yönetim asistanlığı, senaristlik, kısa film, klip yönetmenliği vs vs yaptım ama en çok sinema yazarı olmaktan keyif aldım çünkü aslında sinemadan da önce en sevdiğim şey yazmak.

Yaklaşık bir buçuk iki sene önce beyazperde.com sitesinin editörlüğünü, yazı işleri sorumluluğunu yapmaya başlamıştım, sonra ayrılsam da sinema kritiği yazmayı bırakmadım hala da yazıyorum iyi ki de yazıyorum çok seviyorum.

Beyazperdedeki yazılarımı bir blogda topladım ki aşkım böyle derli toplu olsun, benim yazılarım bunlar demek için bir düzen olsun, http://melisinema.blogspot.com adresinden okuyabilirsin aşkım.

Film kritiklerimde mümkün mertebe filmin sürprizlerini açıklamamaya özen gösteriyorum, filmle ilgili kaba bir bilgi verip elbette ki kendi fikrimi katıyorum beğenip beğenmemiş olmam mutlaka içinde oluyor yazının ama asla yönlendirmiyorum, sakın gitmeyin, mutlaka gidin dememeye çalışıyorum.

Umarım okunuyordur, beğeniliyordur :)

VN:F [1.4.3_701]
Rating: 0.0/5 (0 votes cast)

Metrobüs de la Phileasco

Bepanthol tarafından Mayıs 1, 2009 tarihinde yazılmıştır.

İstanbul’un trafik derdini çekmeyen bir nokta yok. Her yer trafik her yer trafik. Bir yerden bir yere gitmek sanki şehirler arası yol gitmek gibi saatler sürüyor. Dert var mı var sıkıntı var mı var. Bir trafik eksik diyorsun. Zaten stresli iş hayatında olanlar ayrı bir de işsizlikten yakınanların ayrı bir derdi var. Bari buna bir çözüm bulunsun diye metro yapılıyor veya metrobüs yolları oluşturuluyor. Alternatif çözümler uyduruluyor.

101px-istanbul_metro_logosvgMetro yapıldı. Vay dedik Avrupaya yetişiyoruz dedik. Bu da ne kadar acı bir durumsa artık. Yetişmek. Hep geri de kaldık. Hedef hep başkalarının cizdikleri bir uç nokta oldu bizim için. Hedefimizi hiç biz koyamadık. Metro yapıldı ama bir tam yapılamadı hep yamalı yamalı. Oradan oraya aktarılıyorsun yok şuradan buraya aktarılıyorsun. Karmaşa ve insan çarpışmaları. Teknolojik olarakta insan taşıması olarakta hep bir tartışmalı oldu. Metro’yu kullananlar bilir. O sabahları insanın uyanması için ihtiyacı olan oksijeni orada alamaz. Havalandırması yarım yamalak çalışır. Taksim – 4. Levent’i 15 dakikaya indirdik diyenlere cevap bu seferde “nefessizlikten ölüyoruz.” olmadı mı? Belki birileri hizmet veriyoruz ama yaranamıyoruz demiş olabilir fakat hizmet ya tam olur ya tam olur.

Şimdi Metro’nun Bus’ı geldi. Metrobüs oldu. Yıllarca biteceği zaman trafik azalacak güzel bir çözüm diye içimden hep tebrik ettim. Milyonlarca lira para harcandı ama çok iyi bir alternatif çözüm süper dedik. Gözden bir çok şey kaçtı. İlk önce yıllarca çektiğimiz trafik normalden biraz daha yoğunlaştı inşaatın son dönemlerine doğru. Ama sonuç olarak bitti Söğütlüçeşmeden taaa Avcılara kadar belki de daha ileriyede gidecek. Trafik azaldı mı? Evet azaldı. Tek bir proje parça parça yapıldığı için aktarma aktarma nereye oda ayır bir sorun.

metrobusÖzel çok güzel otobüsler gelmiş. Phileas marka metrobüsler. Bu Metrobüs’ü de avrupada yaptılar biz de yapalım demişiz belli ki. Ama bu otobüsler maalesef rampası olan şehirler için uygun değilmiş. Uygulanan ülkelerde rampa da yok fakat buna rağmen bu otobüsler sorun çıkarmış. Şimdi ne oldu. Tanesi 2,5 Milyon Lira olan bu yanlışlık cebimizden çıkmış oldu. Kimbilir şuanda kaç tanesi garlarda yatıyor. Üretim yapılan Hollanda da bile kullılmıyor adına “Phileasco” deniliyor. Fransa da ise “Hayalet otobüs” deniliyor.

Çok basit bir örnek; insan evine televizyon aldığında 10 kişiye soruyor ve araştırıyor.
Çok basit bir soru; Hiç mi araştırma yapılmamış?

Ne kadar yazık ve üzücü.

Demek ki kendi projelerimizi kendimiz oluşturacakmışız. Başkalarından kopya çekmeyecekmiş. (Kopya çekmenin de bir adabı vardı lise yıllarında. İyi çalışkan öğrenciden kopya çekersin.) Bu işler o kadar kolay değilmiş. Cebimizdeki paralar zaten bir şekilde uçup gidiyor. Boşa giden paralarımıza yazık oluyor. Sonra bu paralar başkalarının cebini dolduruyor.

VN:F [1.4.3_701]
Rating: 4.5/5 (2 votes cast)

yeni bir test sonucu: kıskanıyor, saklıyor!

CherryBlossomGirl tarafından Mayıs 1, 2009 tarihinde yazılmıştır.

relationshipEvet bu msn testlerine dayanamıyorum ben, bazıları çok saçma bazıları da birebir uyuyor.

Dayanamadım ve sizi kıskanıyor mu testini çözdüm, sonuç şöyle çıktı:

Kıskançlık gösterilerine hemen hiç başvurmadığı için, arada bir size olan sevgisinden şüpheye düşüyorsunuz. Oysa sizi sizi o kadar seviyor ki, özgürlüğünüze halel gelmesin diye kıskançlığını gizliyor. Karşı cinsten birine ilgi gösterdiğinizde başını öte yana çeviriyor. Sevdiğiniz film yıldızına gizli gizli düşmanlık besliyor, ama ona benzemek için elinden geleni de yapıyor. Sizi sevdiğine ikna etmek için binbir türlü yol deniyor. O yollar aynı zamanda kıskançlığı gizlemek ve ona olan ilginizi canlı tutmak için de girişilen küçük, sevgi dolu hileler. Çok ince ruhlu bir sevgiliniz var, kıymetini bilin.

İlişkimizin ilk günleriydi, sen itiraf etmiştin: ben kıskanç biriyimdir, merak etme, seni rahatsız edecek kadar değil ama kıskanırım demiştin. Samimi ve içten gelmişti. Ama sonra gerçekten de çok fazla hissetmedim böyle birşey, belki mahal de olmadı. Seven kıskanır mı sorusu da çok acayiptir ve “kendine güvenmeyen insan kıskanır” gibi zamanında çok inandığım sonra da bullshit! dediğim bir cümle vardır. Tabii ki kendine güvenmediğini belli eden gereksiz ve anlamsız kıskançlıklar vardır o ayrı ama genel anlamda bence seven insan sevdiğini diğer insanlarla paylaşmak istemez, garip bir sahiplenme duygusu olur ve bir başkasıyla olan herhangi bir yakınlığı kıskanabilir elinde olmadan da olsa. Ben bu konuda dozaj önemli diyorum, ne “hiç kıskanmıyorum kii naparsan yap” modu ne de “o ne bu kim naptın ne giydin nereye gittin nasıl yaparsın” modu, bence dozunda kıskanır seven insan. paylaşamadığı için… bir de zamanında sen çok özgürliğüne düşkünsün o yüzden seni kıskanmamaya karar verdim gibi şeyler duyduğum oldu ne kadar saçma değil mi, insan kendi duygularını karşısındakine göre değiştirmemeli bence, kardeşim maçoysan maço ol, rahatsan rahat ol, kıskanıyosan kıskan napıyosan yap ama bana göre değişme yani, özgürlüğüne düşkün insanlar da sahiplenilmek isterler :) ))

bu test doğru mu değil mi bilemem ama son cümlesi doğru onu biliyorum :)

VN:F [1.4.3_701]
Rating: 5.0/5 (2 votes cast)
pressyado.com teknik özelliklerini geliştirmeye devam ediyor...