Haziran, 2009 Tarihine ait olan arşiv

balık mücver

Bepanthol tarafından Haziran 30, 2009 tarihinde yazılmıştır.

Aşkım uzun zamandır birlikte yemekler yapıyoruz. Çok güzel şeyler de icat ediyoruz kendimizce. :P Benim de işten ayrılmam ile birlikte ortak boş vakitlerimiz çok artmış oldu. Bu boş zamanlarımızı yapmamız gereken işler ile dolduruyoruz. Geri kalan zamanlarda evde birlikte zaman geçiriyoruz. Herhalde ki çok boş zamanlarımız olmasından dolayı yemeğe de sarmış vaziyettteyiz. :)

Senle birlikte en zevk aldığım şeyde aslında seninle birşey yapıp onu paylaşmak. Bunların başında da işte yemek yapmak geliyor. Sen başka bir şey ile uğraşıken ben de başka birşey ile uğraşıyorum ve bir bakıyoruz donatmışız masayı. :) Peki ya seninle bu güzel masayı donatmadan önceki diğer komik meselemiz. Evlerimizden aldığımız kahvaltılıklar, soslar, makarnalar ve ketçaplar. Geçen hafta anneannemin evinden aldığımız şeyler ise sanki migrostan alış veriş yapmışız gibiydi. En sonunda onlarıda bitirdik ve ben alış veriş yaptım. Ha bir de sizin evinizden götürmüştük bir çok şey. :) Aslında aşkım bu gelenek bizim piknik yapma geleneğimiz ile başladı. Hatırlarsın ki sizin evde atıştırmalıklarıda yanımıza alırdık ve onlarıda yerdik. Ne abur cuburcuymuş halbuki kaç zamandır.

Güzel güzel yemekler yaparken annen de bizim imdadımıza yetişti ve bize güzel yemekler yaptı. Barbunya ve mücver. En sonunda onları da yeme fırsatımız oldu. Annenin ellerine sağlık çok güzel olmuş. Hem de çok güzel olmuş. Ben mücver hayattta yiyemezdim. Barbunya ise imkansız. Sebze özürlüyüm ben. :) Peki o yediğimiz mücverlerden bir tanesinin şekli. Herhalde isteyerek yapmamıştır annen ama ben çok merak ettim. Uygun bir zamanda sormak ve göstermek lazım fotoğrafı balık mücver’in. :)

Bu arada aklıma eti balık kraket geldi. Onu da nasıl tüketirdik zamanında. Peh peh ne kadar zaman geçti.

VN:F [1.4.3_701]
Rating: 0.0/5 (0 votes cast)

Ice Age 3′ü izledik!

CherryBlossomGirl tarafından Haziran 30, 2009 tarihinde yazılmıştır.

ICEAGE-TRposter2Aşkım beyazperde.com yazarı olduğum için basın gösterimlerine gidip çoğu filmi vizyondan önce izlememe gıcık oluyorsun biliyorum çünkü seninle birlikte izleyememiş oluyoruz bazılarını. Ama bu kez çok güzel denk geldi değil mi çünkü birlikte izleyebildik, hem de hangi filmmm? ICE AGE 3!!!!

Hiç üşenmedik sabah erkenden kalkıp Kanyon’a gittik ve izledik uzun süredir beklediğimiz bu güzel filmi.

Mars’tan Betty Arditi’ye de buradan teşekkür edelim, yolladığı e-posta sayesinde haberimiz oldu bu kez.

Aşkım bu Ice Age’lerde en sevdiğim şey, çok ani hareketler ve espriler. Mesela o kafasını buza gömemeyen yavru devekuşu gibi… Veya Scrat‘in o ani hareketleri.. Deliriyorum, bayılıyorum :)

Filmle ilgili kritiğimi buradan okuyabilirsin aşkım.

VN:F [1.4.3_701]
Rating: 0.0/5 (0 votes cast)

ekşi ekşi limon buz gibi limonata

Bepanthol tarafından Haziran 29, 2009 tarihinde yazılmıştır.

limonAşkım benim limona karşı acayip bir savunmasızlığım vardır. Bu limon’un o sıcak renginden mi yoksa içindeki o ekşiliğinden mi kaynaklanıyor bilemiyorum. Limon’un ekşiliğini düşünmeden bazen o meyve’nin rengi beni kendine çektiğini hissediyorum. Sapsarı güneş gibi alev alev fakat aynı zamanda buz dolabında soğumuşsa nasıl serinletici bir faktör değil mi? İster suyunu sık yada kes kes ye. :) Emin de olamıyorum ki bazen de o ekşiliği aklıma geliyor. Kendimi tutamıyorum.

Askerliğimi yaptığım amasyada hasta olmamak için her sabah çayımın yanında bir adet soya soya yerdim. Ekşi ekşi. Hatta şuanda ekşi dediğimde bile ağzımdaki o tükürük bezlerinin çalıştığını hissedebiliyorum. Nelere eküri olmaz ki limon. Nelere eş olmaz ki. Dün senle birlikte yediğimiz istavrit kızartmaya. Yani bir balık kızarttın mı üzerine üç damla damlatmadan olmaz değil mi? :) Lahmancun’a :) yada büyük bir bardak sodaya nasıl hazımsızlığı alır biliyorsun değil mi? :) En güzel salataya da limonata nasıl yakışır. O sirke salatayı nasıl öldürürsen bence limon o kadar çok yaşatıyor. Uff ağzım sulandı çok fena.

uludağ limonataSıcaklar geldimi buzlu buzlu bir limonata en güzeli işte aşkım. Limon’u sık ve biraz şeker ilave et su ile karıştır limonata olsun. Yada hiç uğraşma git bakkala al bir uludağ limonata. :) Nasıl tüketiliyor farkında mısın bizim tarafımızdan? Yani ben son zamanlarda dikkat ettimde koladan daha çok içiyorum. Bu alışkanlığı sizin sayenizde edindiğim bir gerçek. İlk çünkü sizde içtim. Hiç aklımın ucuna bile gelemezdi o büyükadadaki yıldızlar cafe’de içtiğim limonatadan daha güzel olacağı. Yada o pastane limonataları vardır el yapımı. Bir poaça bir limonata. Şimdide sıcaktan bunalmışız birlikte limonata içiyoruz. Şekersiz olanı da çıkarmaları iyi olmuş. O kadar iç iç iç o kadar şeker gelsin kilo alınsın. Zaten son zamanlarda benim iştahım nasıl açıldıysa bir türlü kapanmıyor. Bir yerden kısmak lazım ama şekersiz olan modeli ağızda acı bir tat bırakıyor. Daha önceden de limonata denemesi yapılmıştı ama ben onları hiç içememiştim çok fabrikasyondu ve çok esanstı. Çok rahatsız ediyordu. Seninle birlikte içtiğimiz en güzel içecek bu buaralar. Haydi şerefe aşkım. :) Sen şimdi bu limonatayı değişik şeylerle karıştırıp kokteyl denemeleri de yapıyorsun ve bence yakında daha güzel bir karışımla değişik tatlar almaya başlayabiliriz. :)

Benim bu içme ve yeme iştahım ne zaman azalacak bu da ayrı bir konu?

VN:F [1.4.3_701]
Rating: 0.0/5 (0 votes cast)

michael jackson’un ölümü…

CherryBlossomGirl tarafından Haziran 26, 2009 tarihinde yazılmıştır.

michaeljacksonAşkım dün birlikte siteden siteye dolaşırken twitter.com’da Michael Jackson’un öldüğü haberini gördük. Açıkçası o saniye için balon haber olduğunu düşündüm. Daha sonra google’dan arama yapmaya başladık ve yavaş yavaş tüm haber sitelerine düşmeye başladı bu haber ama kesin olduğu söylenmiyordu. Sonra da televizyonu açtık. Gene kesin olmayan bilgilerle başlasa da sonunda kesin olarak açıklandı: Michael Jackson hayatını kaybetti!!

Son zamanlarda adı maalesef çocuk tacizi olaylarıyla gündeme gelmişti, çoğu hayranını bu yüzden kaybetmiş, imajını sarsmıştı. Çoğu ise, zaten ispatlanamamış bu olaya inanmamayı tercih ediyor ve Michael Jackson’u kalbinin tahtından indirmiyordu.

Sen kesinlikle inanmışsın bu taciz olayına ve indirmişsin tahtından Michael Jackson’u. Senin için bitmiş artık o adam ve öldüğüne de üzülemedin. Ben seninle aynı fikirde değilim. Herşeyden önce bir şok yaşıyorum çünkü o bir idoldü,o bir fenomendi, onun gibisi gelmedi, kendine özgü, değişik bir adamdı, pop ilahıydı, müziği ve danslarıyla tüm dünyaya çok şey kattı, üstelik yardımsever de bir insandı, birçok sosyal sorumluluk projesinde yer almıştı. USA for Africa kampanyası çerçevesinde Afrika’da açlık sınırında yaşayan insanlar için şarkılar yapıp yardımlarda bulundu. Gene alkollü araba kullanma karşıtı projelerde de yer aldı. Şiddet, cinsellik ve ırkçılık karşıtı şarkı sözleriyle dikkat çekti. Çocuk istismarı konusunda televizyonda bir açıklamasını dinlemiştim. Çocukluğunu yaşayamadığı için malikanesinde çocuklarla yatakta zıplayıp hoplayarak oyun oynadığını, onlara sarılarak uyuduğunu, bir çocuğa asla zarar veremeyeceğini anlatırken inandırıcıydı. Belki saf bir şekilde ona inandım ama anlatımında gerçekten de hastalıklı bir çocuksuluk vardı aşkım. Bu yaptığı şeyi doğrulamaz elbet, o iyi niyetle çocukları okşarken belki çocuklar bundan rahatsız oluyorlardı, bu yüzden de istemeden de olsa istismar etmiş oldu belki ama ben Michael Jackson’un kötü biri olduğuna inanamadım hi. Hep bana mutsuz, hastalıklı biri gibi geldi.

50 yaşındaydı öldüğünde, kalp yetmezliğiymiş. Cilt kanseri falan da diyorlardı, acaba cildine ve yüzüne yaptığı estetik operasyonların sağlığının bozulmasında ne kadar etkisi vardı merak ediyorum.

En sevdiğim parçalarından biri Dirty Diana’dır. Dinlerken artık daha bir buruk dinleyeceğim. Mekanı cennet olsun.

VN:F [1.4.3_701]
Rating: 0.0/5 (0 votes cast)

sinefil oyunu ile sinema bilgini ölçebilirsin

Bepanthol tarafından Haziran 25, 2009 tarihinde yazılmıştır.

app_full_proxy.php.gifSinemalar.com sinema severler için çok güzel bir oyun hazırlamış. Bu oyunu profiline ekleyen bir kaç kişiyi ekleyince bende ekledim ve tam tam tam senlik aşkım. Sinemalar.com’un bu proje için çalışmasını çok takdir ettim. Fakat tahmin ettiklerinden çok ilgi görmüşler ki oyun arada ulaşılmaz oluyor.

Bu oyun facebookta oynanabiliniyor sadece. Facebook artık bir şekilde sosyal çevre kazanmak isteyen web sitelerin odak noktası olmuş durumda. Facebook odaklı projeler geliştikçe gelişiyor. Bu oyun aslında bir yarışma. Facebookta oynanabilen sinema bilgi yarışması. Amaç filmleri tahmin etmektir. Filmleri tahmin etmek için bir çok ipuçları mevcut. İpuçlarını açarak filmleri tahmin etmeye başlıyorsun. Gerçek bir “sinefil” olduğunu ispatlamak için çok fazla filmi tahmin etmek gerekiyor ve bunu yaparkende mümkün oldukça hızlı ve az ipucu açarak cevaplar vermelisin aşkım. Daha çok film bildikçe seviye atlıyorsun ve daha zor filmler ile karşılaşıyorsun. Süre bitince veya yanlış cevap verirsen puanların ile sıralamaya giriyorsun.

sinefil

%100 anlamını biliyorsundur. Ben bilmiyordum sinefil’in. İşte biraz bakındım. Ve öğrendim.

Sinefil’i bir kişi itüsözlükte şöyle anlatmış: “Bir sinefil, sinema ile yatıp kalkan kişidir. Yemez içmez tüm birikimini sinemaya yatırır. Sinema ile ilgili her türlü arşivcilik onun ilgi alanına girer. Fakat bu sinema fanatikliği anlamında da algılanabilecek bir şeydir. Gerçekten sinefillik ise bir nefes alıp verme biçimidir. Sürekli film izleyen ve filmleri iyi kötü diye ayırt etmeyen ve genel olarak kültürünün büyük kısmını filmlere borçlu olan bu insanların dünyada oldukça ilginç örnekleri vardır. Quantin Tarantino’nun sinefilliği bu anlamda oldukça ilginçtir. Zira Tarantino, 80′li yıllarda çalıştığı videocuda sabah akşam ık mık demeden ve bunu sürekli hâle getirerek film izlemiştir. Sinefillerin en önemli özelliği de filmlerle ilgili en geniş bilgiye yine film izleyerek sahip olmalarıdır.”

Bu oyunu en kısa zamanda birlikte oynamayı hayal ediyorum. Eminim ki çok yüksek bir skora ulaşabiliriz. :) Tıkla.

VN:F [1.4.3_701]
Rating: 3.4/5 (9 votes cast)

zürafa sokak park oluyor

Bepanthol tarafından Haziran 24, 2009 tarihinde yazılmıştır.

Aşkım şimdi sen gittin evde oturuyorum yalnız başıma. Sıkıldım da çok hatta çok alışmışım ben sana devamlı birlikte olabilmemize. Sen gidince televizyonu açtım ama sonra kapadım. Evin içinde dolandım ve yerime oturdum bilgisayar başına. Her halde birlikte olsak zamanın nasıl geçtiğini anlayamayacağım aslında fakat şimdi zamanın var olduğunu hissetmeye başladım ve biraz sıkıldım. En iyisi seni arayayim ve biraz konuşalım.

Senle biraz önce konuştuk aşkım. Biraz senin de canın sıkılmış ama geçer kafana takma aşkım. Yine görüşeceğiz hem uzak değiliz ki biz birbirimize. Bunu kendim içinde söylüyorum. :) İşte biraz da zaman geçirmek lazım haberleri okumak lazım. Hava çok sıcak buzlu bir bardak su içmek lazım. :) Hatta gidiyorum ve içiyorum.

zürafa

Evet aşkım bir bardak suyumu daha içtim şimdi. Görmüş olduğum haberi senle paylaşmak istedim. Haber zürafa sokak ile alakalı. Zürafa sokaktaki genel evler kapatılıyormuş. Hani bu beni ilgilendirmez diyorsun fakat bu konuya farklı bir açıdan yaklaşmak istiyorum. Dışardan bakıldığında çok ahlaksız bir görünüm sağlasada yasallıktan dolayı herhangi bir sorun teşkil etmiyor. En azından kontrol altında hayat kadınları kim belli. Sağlık kontrolü belirli periyotlarda yapılıyor. Burası yok edilecek. Çok güzel bir park olacak. Aklıma kelebek etkisi filmi geldi. Herşey bir birine bağlantılı olarak yaşam kaderi değişiyor. Bu olayda bence öyle olacak. Belki diyeceksin ki sen psikopatsın fakat cinsel ihtiyacını ancak bu şekilde giderebilen bir çok insan var bu toplumda. Bunlar bu ihtiyaçlarını giderecek yerler kapatılırsa zürafa sokak yerine yapılacak parkta tacizler olmaz mı? Tacizciler tecavüzcüler ve bu yöndeki suç oranları artmaz mı? Bilemiyorum. Bilemiyorum. Yasal olan yerler kapatılırsa o zaman kontrol dışında kalmış yasadışı bir çok yer oluşmaz mı? ve bu yerlerde insanlara nasıl hastalıklar bulaşır? Kötü veya pis gördüğümüz bir şeyden kurtulacaksak durumun daha vahim noktalara gidebileceğini ve seni ilgilendirmesede bu haber senin sokakta yürümeni zorlaştırmayacak mı?

En iyisi zürafa sokağı hayvanat bahçesi yapsınlar içerisinde de bir sürü hayvan koysunlar fakat eşek veya keçi değil Zürafa koyulsun bir tek bence çok sembolik olur.

VN:F [1.4.3_701]
Rating: 0.0/5 (0 votes cast)

bir salı günü ve kahve sohbetleri…

CherryBlossomGirl tarafından Haziran 24, 2009 tarihinde yazılmıştır.

Aşkımmm bugün kardeşini öss kursuna yazdırdık. Hayırlısı olsun. Sonra daa bunu kutlamak için oturduğumuz Starbucks’da yanımıza bir çalışan yaklaştı ve bize kahve sohbetine katılmak ister misiniz diye sordu, biz üç meraklı atladık tabi tabi zaten vaktimiz de var diye :)

kahve meyvesi

Kahve uzmanı bu arkadaş bize önce kısaca fotoğraflarla kahve meyvesini, kahve çekirdeğini, kahvenin yetiştiği yerleri, yetiştiği şartları anlattı. Kahve meyvesinin böyle bir görüntüsü olduğunu ve içindeki çekirdeğin önce beyaz/yeşilimsi bir rengi olduğunu, kavrulunca böyle bir renk aldığını bilmiyordum mesela.

kahvecekirdegiKahve ağaçlarından elde edilen kahve miktarları çok azmış aşkım, basit bir örnek vermek gerekirse bir ağaçtan sadece birkaç gram yani birkaç bardak kahve çıkıyormuş. O yüzden de kahve çok değerliymiş ve israfı çok kötüymüş bu bilgiye de çok şaşırdık.

Kahvenin doğru içimi şekersiz ve sütsüz olmalıymış. Kahvenin kokusu çok önemliymiş çünkü yetiştiği yere göre barındırdığı aromalar varmış, is kokusu, meyve kokusu, fındık kokusu gibi. Ama kahveyi tanımak ve kokladığımızda bu aromaları farketmek öyle kolay değilmiş.

coffee_cakeKahve uzmanı arkadaş bize görüntü olarak gayet koyu bir kahveyi ikram etti ve önce uzun uzun koklattı. Daha sonra höpürdeterek bir yudum almamızı istedi.

Höpürdetmenin sebebi de aldığımız yudumun tüm dilimize eşit şekilde dağılabilmesi içinmiş çünkü dilimizin ucu, sağı, solu, ortası ve arkası değişik tatlar alma görevindeler ve ilk aldığımız yudum örneğin eğer sadece dilimizin ucuna değerse, tatlı tatları algılayan dilimizin ucu, bu kahveyi çok acı olarak değerlendirebilirmiş. İlk höpürdetme sonrası dil kahveyi doğru olarak tanıdığından, kahvenin devamını normal şekilde içmeye devam edebilirmişiz.

Şekersiz ve sütsüz içilen kahvelerin her birine uygun tatlılar varmış. Örneğin bizim içtiğimiz Afrika kahvesinin içinde turunç aromaları olduğu için (ki biz bu aromayı algılayacak kapasitede değiliz henüz), bize limonlu cheesecake ikram etti kahve uzmanu arkadaş, bir çatal cheesecake ve aynı anda yudumlanan bir afrika kahvesi gerçekten de inanılmaz bir tad oluyor aşkım değil mi? Hem o kahve sanki sütlü şekerli bir kahveymiş gibi oluyor, hem de kahvenin turunçlu aroması, limonla buluştuğundan daha çok ortaya çıkıyor. Bu örnek gibi bir çok örnek daha varmış, örneğin içindeki fındık aromasını ortaya çıkarması için fındıklı/çikolatalı bir tatlıyla birlikte tüketilebilecek kahveler veya içindeki baharatlı aromalar ortaya çıksın diye tarçınlı tatlılarla tüketilebilecek kahveler…

Türk kahvesi’nin kahvesi Yemen’de üretiliyor olup, pişirme şekli Türklere ait olduğu için Türk Kahvesi imiş adı. Kahve nerede kaldı ya, Yemen’den mi geliyor esprisi ise bu sebepten imiş :) )

Aşkım kahve uzmanı bu arkadaşa ne kadar çok soru sorduk değil mi? Bence bizim kadar hevesli ve meraklı birileriyle tanışmayı ummuyordu, sanki biz de onu bekliyorduk :) )

Emperyalizm anlamında, ülkemize böyle yabancı markaların girmesini ve milletimizin de bunlara prim vermesini doğru bulmayanlar var. Emperyalizme ben de karşıyım ama yiğidi öldürsem de hakkını vermek istiyorum, Starbucks kaliteli kahve satıyor ve güzel işler yapıyor. Hastasıyız :) ) (Soldaki foto nasıl bayıldım valla, gearsandwidgets.com diye bir siteden aldım seninle de paylaşmak istedim:)

Ben de mi çalışsam bu kahve işlerinde, çok canım çekti….

VN:F [1.4.3_701]
Rating: 0.0/5 (0 votes cast)

ayak parmağı dekoltesi

Bepanthol tarafından Haziran 24, 2009 tarihinde yazılmıştır.

kokanayakAşkım yaz aylarına girince insanlar bir acıldı ve saçıldı. Bu açılma saçılma kimisine göre kendini göstermek kimisine göreyse de sıcaktan korunmak oldu. Aslında sıcaktan korunmak değilde sıcaktan etkilenmemek dersem daha doğru olur. Açılan saçılan bölgeler arasında ayak bölümü beni en rahatsız eden yer. Bir erkek olarak aşkım ben bu konuya çok dikkat ediyorum. İster istemez de gözüm takılıyor nedenini bilemiyorum. Biliyorsun ki daha önce böyle bir konudan bahsetmiştim ve yaptığım araştırmada el fetişisti olabileceğimi anlamıştım. Bu yaz aylarında açılan ayaklar sonucunda sanırım ayaklar konusunda da böyle bir duruma sahip olduğum anlaşılıyor. Daha önceki ojeler veya el ile alakalı olan yazı için tıkarsan sevinirim. Hani nostalji olur eski yazılarımıza. :) El bakımından sonra ki aslında en önemli bakım yapılması gereken yer ayaklar. Ayakların muntazamlığı tırnağın ojelenmiş olması çok önemli benim için. Özellikle oluşan ayak dekolteleri kimi zaman çok kötü sahneler oluşturuyor. Ayağı güzel olmayanda açık ayakkabı giyiyor gösteriş yapıyor. Madem güzel değil biraz bakım yapsan törpületsen çirkin gözükmese etrafa zarar vermese. Baş parmak ile işaret parmağını gösteren o ayakkabılar varya beni benden alıyor ki ne zaman o tırnak ojesizse yada ojeleri kopmuşsa. Yani bu ayakkabılarda sıkışmış ve sadece iki tırnağı gösterenlerde hezimet daha yüksek seviyelere ulaşıyor gittikçe. Lütfen mümkünse converse giyin etrafımızın görselini bozmayın. O da ayak kokutuyor diyorsanız dışarı çıkmayın. Ne bileyim ben çok sinirlendim aşkım. Ama sinirlenmemem lazım değil mi? Aslında beni çok fazla ilgilendirmez ama içimdeki bu olayı dışarı atmam lazımdı. :) Bu arada aşkım senin ayakların çok güzel minik ve hep bakımlı. Sen istediğin kadar dekolteli ayak parmağı gösterisi sunabilirsin ama sadece benim için. :)

VN:F [1.4.3_701]
Rating: 0.0/5 (0 votes cast)

efes pilsen one love fest 09

CherryBlossomGirl tarafından Haziran 22, 2009 tarihinde yazılmıştır.

Aşkım seninde önceki postlardan birinde bahsettiğin gibi biz bu festivalin ikinci ve son gününe katıldık. Bence ortam çok güzeldi, tam istediğimiz gibiydi, etrafta o kadar güzel aktiviteler vardı ki, insanlar bazen müzik dinlemektense bu aktivitelere katılmayı tercih ediyorlardı. Ama tabii büyük gruplarda değil. Starsailor ve Röyksopp sahnedeyken inanılmaz bir kalabalık vardı, özellikle de Röyksopp’da.

Aşkım ben hiç unutmuyorum, yıl 2000′di ve müzik dinleyiciliği konusunda çok aç olduğum ve ne dinlemeyi seviyorum diye keşfetmek konusunda aktif olduğum bir dönemdi. Genelde müzik zevkine inandığım bazı insanlar vardı çevremde ve onlardan da duyduğum gruplar/sanatçıları özellikle incelemeye alıyordum. Dinlediğim müzik tarzı genelde alternatif rock ile elektronik arasında gidip geliyordu. Bir de kadın vokal manyaklığım vardı… Alanis Morissette, Sinead O’connor, Massive Attack, Radiohead, Portishead dinlediğim favori grup ve sanatçılardı. Bu dönemde bir akşam hiç unutmam, rock fm’de bir parça başladı: Don’t you know you got your daddy’s eyes, your daddy was an alcholic… diye başlayan, acıtan bir sese sahip olan bir erkek vokal… Parçadan herşeyiyle çok etkilenmiştim, ses, müzik, sözler, her şey beni çok etkiledi ve millete yaymaya başladım, bu kez ben öneriyordum insanlara ve aslında ne tarz olduğunu bile farkedememiştim önce, sonra albümünü dinledim, bu bir alternatif rock grubuydu, soundu da coldplay’e benziyordu sanki. Özellikle Coming Down ve She Just Wept adlı iki aşırı duygusal parça beni benden alıyordu. Sonra ikinci albümleri çıktı, artık daha popülerlerdi ama çok sevdiğin birşeyi keşfedince herkesin de bilmesini istemezsin ya, çok da herkesin bilmemesi bende garip bir gurur yarattı:)) Üçüncü albümlerini dinlemedim ama sahnede çok iyilerdi ve beni o yıllara geri götürdüler.

Yasemin Mori’yi sen pek tanımıyorsun, pek sevdiğin bir tarz da yok bence. Bense albümünü indirmiş ve hayran olmuştum, bir kez tek başıma Babylon’da izledim, bir de burada. İnanılmaz etkiliyor beni bu hatunun parçaları, sözler, müzik, kızın deli dolu hareketleri.. Seviyorum :)

Röyksopp da çok değişikti dimi aşkım, gerçekten etkileyiciydi. Ama esas güzel olan seninle geçen bir gündü bu festivalde. Neler neler yaptık dimi, bol bol bira içtik, beer mojito içtik, kahveli bira içtik, çimlere yayıldık, müzik dinledik, zıpladık hopladık, fotoğraf çektik/çektirdik, dağ tırmandık (ben pek tırmanamadım, uf oldu bacağım eheh) komik komik peruklar taktık, sucuk/sosis ekmek yedik… Çok güzel ve özeldi benim için, iyi ki varsın, artık önümüzdeki festivallere bakıcaz :) )

yasemin mori efes pilsen one love festival tırmanış bepanthol

diz yarası cherryblossomgirl starsailor efes pilsen one love festival

röyksopp efes pilsen one love festival röyksopp efes pilsen one love festival

VN:F [1.4.3_701]
Rating: 5.0/5 (1 vote cast)

buldum bir yeni oyun buldum adı stackle

Bepanthol tarafından Haziran 21, 2009 tarihinde yazılmıştır.

pegasusAşkım buldum buldum işte çok güzel bir oyun buldum. Ben kaç gündür bu oyunu oynuyorum sabahlara kadar ama sana henüz anlatmak ne aklıma geldi ne de fırsat oldu. Böyle yerimizde duramıyoruz kaç gündür. Bir oraya bir buraya. :) Özellikle fotoğraf makineni yaptırmaya gittiğimiz gün başımıza gelenler çok enteresandı. Hani derler ya evdeki hesap çarşıya uymaz aynı öyle oldu.

Fotoğraf makineni yaptırmak istedik mucizevi bir şekilde çalışmaya başladı. Fotoğrafçı şaka yollu olsada bence biraz ciddiyet vardı. Bizden tatlı istemesi ve bizim tatlı almamızdan dolayı bize pil satmak istemesi ilginçti. Gerçi ben adama kanmıştım alıyorduk o şarj edilebilinir pillerden fakat biz en iyisi deneyelim diye kaçtık.

Fotoğraf makinesi olayından sonra benim bütün yol acaba biz tatile nereye ne yapacağız düşüncesi varken bir anda gündeme getirmem ile birlikte emniyet seyahatin yolunu tuttuk. Aman aman ne şans ki o bölgedeydi. Alper benim çok sevdiğim bir arkadaşım oda baya bir sabırla yardımcı oldu bize. Allahtan sen varsın aşkım yoksa ben kararsızlıktan ölebilirdim. Bize süper ucuz bir uçak bileti buldu ve biz marmarise gidiyoruz olduk bir anda. Hiç aklımızda yokken bu oldu. Hiç aklımızda yoktu ve akşam programız iptal oldu cebimizdeki bütün parayı harcayarak evimize geri döndük. Maalesef senin en çok sevdiğin chantage’ı izleyemedik. :( Merak etme aşkım haftaya izleriz söz bu sefer kaçmayacak. ;)

Aslında aşkım genel olarak bakarsan çok güzel bir gün oldu. Oraya gittik buraya gittik gezdik tozduk zaman geçti ve planlarımızın dışına çıkmış olsakta planladığımız şeylerden daha çok güzel şeyler elde etmiş olduk. Özellikle fotoğraf makinen konusunda çok ümitsizdik ve kimbilir çöplük olacak diye düşünüyordun. Şimdi hem fotoğraf makinen oldu ve bunun yanında bir de uçak biletin. Düşünsene aşkım. Fotoğraf makine bozulmuş olsa ve araya bilmem kaç para sıkışmışolsa uçak bileti alamayacaktık. Belki de chantage’a yine gidemeyecektik. Bu arada bisikletçileri gördük fakat aklımızdan çıktı. Eğer aklımızdan çıkmasaydı bir de bisiklet alsaymışız çok komik olacaktı. Aslında Sirkeci ne kadar karışık ve enteresan yer değil mi? Herşeyi çok güzel bir şekilde ucuza halledebiliyorsun aslında. Sanki açık alışveriş merkezi gibi ama seri sonu veya ihraç fazlası yada kaçak eşyların bulunduğu bir yer.

Ya benim aklım gitti ben sana oyunu anlatacaktım. :) Oyun şöyle jenga oyununu seviyorsan ve buna tetrisi ekleyebiliyorsan. Bayılacağın bir oyunun. Amaç bir bütün halindeki tetristeki şekilleri bütünü bozmayacak şekilde ve yıkılmayacak şekilde üst bölmeye yerleştirmek. İşte bu kadar. Oyun jenga ve tetris birleşimi. Adı stackle. :) Bence biz bu oyunu birlikte çok güzel oynarız. Keşke bunu daha önce paylaşsaydım hemen oynardık senle. Neyse ben bir el daha oynayacağım sonra seni alacağım. Upss aşkım işte oyunun linki eğer yanında değilsem tıklar buradan oynarsın. Tıkla aşkım oynaaaa… :)

VN:F [1.4.3_701]
Rating: 5.0/5 (4 votes cast)
pressyado.com teknik özelliklerini geliştirmeye devam ediyor...