eski bir yazım… dolmuş
CherryBlossomGirl tarafından Haziran 10, 2009 tarihinde yazılmıştır.
Ben dolmuştayım, o ise ışıklarda durmuş, karşıya geçmeyi bekliyor. Ben sıkıntılıyım ve etrafa bakınıyorum, o da sıkıntılı gözüküyor, belki de gözüme takılmasının sebebi bu…Benim yaşlarımda olması da bir sebep olmalı… Hemcinsim olması da… Hep merak ettiğim “öteki dünyalar” da bir sebep evet, biliyorum…
Kırmızı yandı bize… Karşıdan karşıya geçiyor… Yürüyüşü bana mı benziyor ne? Giyim kuşamına bakıyorum… Hiç fena değil, saçları kendinden sarı sanırım ama gösterişli bir saç değil, doğal… Uzun bir paltosu var, elleri cepte, hafif önüne baka baka gidiyor… (Ona da “kambur yürüme” diyor mudur arkadaşları arada, bana dedikleri gibi…)

Hızlanıyor ve yol alıyoruz… Hüznü bana benzeyen kızı, gözlerim, terk etmek zorunda kalıyor. Hayat onu nereye götürüyor, beni nereye acaba diye düşünüyorum… Cevapsız sorularıma bir yenisini katmış olmanın farkındalığıyla…
Radyoyu açıyor dolmuşun şoförü… Haberler… Daha doğrusu “felaket tellallığı”… Kazalar, ölümler, memleket meseleleri, para, piyasa, neyse sona erdi haberler, sıra müzikte… Daha doğrusu “ses kirliliği”… Tamam, tamam çok fazla yakındım…
Dolmuştan iniyorum ve yanıma gelen küçücük bir kız, elinde kalemler… Kızın şirinliği ve yoksulluğu içimdeki insani duyguları kabartırken onlara para vermenin yasaklandığı, zaten mantık olarak herkesin, onlara para vererek hiçbir şeyi düzeltemeyip tam tersi daha kötüye götürdüğümüz düşüncesi, aklımı çelen meleğe karşı şeytan işlevi gören fikirler haline geliyor… Ne yapacağımı bilmez bir şekilde oradan uzaklaşırken müthiş bir gürültüyle irkiliyorum… Hızından sadece lüks olduğunu zorlukla anlayabildiğim bir arabanın sesi bu… Aklıma trafik kazalarında hayatlarını kaybeden gencecik insanlar geliverdi… Hayır, iyi şeyler düşünmeliyim…
Sahile yakın bir yerdeyim… Kıpkırmızı batmakta olan güneşe bakıyorum, bir anda güneş fona dönüşüyor çünkü daha yakınımda el ele bir çift görüyorum sahilde dolaşmaya çıkmış, gözümle fotoğraflarını çekiyorum arka fonları kıpkızıl bir güneş… Fotoğraf kalp şeklinde kesilip konabilir çerçeveye ve…….. Gene başka hayatlardayım tanrım ne yapıyorum ben?
Bir küçük erkek çocuğu görüyorum annesinin elinden sımsıkı tutmuş, tombul mu tombul, şirin mi şirin… Her zaman bir erkek çocuk istemiş olmamın verdiği heyecanla çocuğu izliyorum… Mutluluğu düşlüyorum… Annelik hissini… Çocuk kokusunu… Aitlik…. Hayat her şeye rağmen güzel mi ne?
Girdiğim kafede leziz bir kahve içeceğim az sonra…. Beynimi boşaltacağım… Yalnızlığımın tadını çıkaracağım… Tıpkı bu şehir gibi… Yalnız, yağmurlu, ama asil…
30.06.2003
Etiket bulutu: çift, çocuk, dilenci, dolmuş, erkek, güneş, kambur yürüme, küçük kız, radyo, sahil, ses kirliliği, sonbahar, tombul
Haziran 11, 2009 tarihinde ve 10:24 saatinde...
Aşkım neredeyse üzerinden 6 sene geçmiş bu yazının. Yazıyı ilk okuduğumda neler düşündüğümü paylaşmak istiyorum senle.
Kendini başkasının içinde görme ve acaba başkası olsam nasıl olurdu?
Bir karamsarlık ve kaos var.
Daha sonra kendini avutmak demiyim de ikna etmek var güzel olacak herşey gibi.
En sonlarda tamam bazı şeyler istediğim gibi olmaya bilir fakat umut var.
Haziran 11, 2009 tarihinde ve 23:01 saatinde...
aşkım ilgine teşekkür ederim. evet altı yıl dile kolay. şimdi okuduğumda beğenmiyorum, şimdi yazsam şurasını şöyle yazardım diyorum ama gene de, beni ben yapan, yazma eylemimi başlatan zamanlardan kalan bir yazı, bu anlamda çok değerli benim için.
evet bu yazıda başkasının yerinde olma var. bu benim çok yaptığım birşeydir, başka hayatlara girmeye çalışırm, empati yeteneğim çok yüksektir. bu zaten yazan insanların ortak noktası ve yazmaya gönül veren insanlarda aslında olması gereken bir özellik, başka türlü o romanlar öyküler nasıl çıkar dimi ama
şu an mesela orhan pamuk’un öteki renkler adlı kitabını okuyorum o da bu başka hayatlara olan merakını anlatıyor, inanılmaz derecede benzer hisler.
Haziran 11, 2009 tarihinde ve 23:03 saatinde...
biraz ukalaca bir yorum oldu, benim profesyonel bir yazar olmam için belki 40 fırın ekmek lazım ama bu empati durumunun, yazmayı seven insanlarda hem tesadüfen olan hem de zaten olması gereken bir özellik olduğu gerçeğini de söylemeden edemezdim:))
Haziran 12, 2009 tarihinde ve 02:21 saatinde...
Bende de o merak var yani çok garip herkesin içinde değişik bir dünya var. Bendenler içerisinde farklı ruhlar ve bedenin dışında farklı bir görüntü. Bir yerdeyse illa benzer bir nokta olması lazım. İnsanı insan yapan. UUVVV aklım bir anda Dark City filmine gitti.