Temmuz, 2009 Tarihine ait olan arşiv

eskilerde hatta daha eskilerde 60′larda olmak

Bepanthol tarafından Temmuz 29, 2009 tarihinde yazılmıştır.

a1966-opticalAşkım bu nasıl bir histir bilemiyorum fakat eski hissetmek yada eskilerde hissetmek. Garip bir duygu hem de çok garip bir duygu. Friendfeed’te bir fotoğraflar gördüm ve çok hoşuma gitti ama maalesef beğen işaretlemesi yapmadığım için de bulamadım. O kadar güzel fotoğraflardıkı böyle çok eski zamanlarda çekilmiş gibi. Bir anda kendimi eskilerde hissettim. Ama hiç o zamanları yaşamamış olmama rağmen gözümü kapadım ve o kalın kemik gözlüklü insanları gördüm. Kelebek şeklinde gözlüklü kadınlar ki apartman topuklar giymiştiler. Nasıl bir hayal gücü değil mi? Bir anda kendimi 60′larda hissetim. O zaman’ın modası giyim tarzı ve o televizyonlar. Belki hatırlarsın böyle enteresan oval köşeli televizyonları. Sonra araştırayim dedim ne oldu da bunları hayal ettim ve neden bu kadar gerçekçiydi. Yani hayal ettiğim şey gerçekten o zamanlara ait miydi ki?

Evet aynen öyleydi. Demek ki beynimin bir yerlerinde kalmış o görüntüler. Belki bu görüntüler eski siyah beyaz hollywood filmlerinden kalmışta olabilir tabii ama izlemeyeli kaç zaman oldu ki birde. Neyse araştırmayı da tam bırakmıştım ki bir anda çok alakasız bir yerden bağlantıları tıklayarak Ntvmsnbc.com web sitesinde bir habere ulaştım. Orada bir diziden bahsediyor. Bu dizi ise 60′lar yılında geçen dramatik öyküyü konu alıyormuş. Adı da Mad Man. Daha önce bu dizi hakkında hiç bir bilgim olmamıştı. Tam olarak dizinin konusu şöyle: “Madison Avenue, New York’taki kurgusal Sterling Cooper adlı reklam şirketinde yaşananları yansıtan dizi, 1960′lar Amerikası’nda geçiyor. Diziye üst düzey reklam şirketi yöneticisi Don Draper (Jon Hamm) ve hayatındaki insanlar konu ediliyor. Ayrıca 1960′lar Amerikası’ndan günümüze meydana gelen sosyal değişiklikleri gözler önüne seriyor.” Bu dizi pek konu olarak beni çekmedi. e2 kanalında yeni sezonları olacak diye reklam yapıyorlarmış aslında.

Unutmuyorsun biliyorum. Benim dizi bağımlılığım olduğunu ve nasıl geçtiğini. Nasıl geçtiğini ben de anlayabilmiş değilim. Aslında indirmiş olduğum dizilerin bozulması beni soğuttu ve koptum işte diyebilirim. :) Neyse bir site yapmışlar ki bugün hayal ettiğim şeylere kavuşmuş gibi oldum. Ben 60′lardakileri düşünürken bu site sayesinde kendimi 60′larda görebilirdim. Benzetemedim kendimi ama olsun. :P

madmen_standard

Mad Men yourself web sitesinde adım adım kendini oluşturmaya başlıyorsun. İlk önce ten rengi ile başlıyorsun. Sonra adım adım surat şekli ve bıyık ile ilerliyorsun. Boy pos endamını da seçebilirken birden giyisiler bölümüne geliyorsun. Çok eğlenceli bence sen de kendini 60′larda görmek istiyorsan buraya tıklamalısın aşkım. Acaba 60′larda böyle görmüş olsan yine beni beğenir miydin? :)

Çok önemli bir not bir keresinde sana birşey söylemiştim. İnşallah hatırlıyorsundur. Hani arabada… Aşkım senin şöyle 60′lardaki kadın havan var demiştim. Sen de kötü mü? falan demiştin. Puff hatırlamazsan çok üzülürüm. Neyse yani ben seni 60′larda yine beğenirdim. :)

VN:F [1.4.3_701]
Rating: 0.0/5 (0 votes cast)

bilinçaltımıza yerleşen olayların yansıması rüyalar

Bepanthol tarafından Temmuz 28, 2009 tarihinde yazılmıştır.

Aşkım her sabah en büyük zevkimiz birbirimize rüyamızda ne gördüğümüzü anlatmak. Bazen dikkat ettiysen ne izlersek veya ne gibi bir olayın etkisinde kalırsak rüyamızda da onu görüyoruz. İşte bir şekilde bilinç altımıza yerleşiyor yaşadıklarımız. Rüyalarımız bazen çok gerçekçi oluyor ve bazense çok uydurmasyon oluyor. Uydurmasyon da zaten uydurma bir kelime. :)

dişlerBana dedin hep rüyamda dişlerimin döküldüğünü görüyorum diye. Ne kadar garip bir rüya. Bu rüya neyin nereye yansıması olabilir. Yani evet etkileniyoruz ve bir şekilde onu temsil eden farklı birşeyleri hayalinin filmini uyurken görüyoruz. Mesela benim geçen gün izlediğimiz Kemal Sunal’ın Gülen Adam filminden etkilenmem gibi. Benim rüyam gerçekten çok komikti. Ama senin rüyan gerçekten korkutucuda böyle dişin düşmesi. Ben senin için biraz araştırdım aşkım ve aslında dişin düşmesini görmek pek iyi birşey değilmiş. Fakat sonuçta bulunduğumuz koşulları yansıtan bir durum. Dişin düşmesi hastalığın habercisiymiş. Bu şey etrafta akrabaların hastalıktan sıkıntı çekmesi durumunda görülen bir rüya tarzıymış. Eğer ailede ise bir ayrılık söz konusu ve konuşmama durumu oluncada insan dişlerini ayrık görürmüş.

Aşkım büyük ihtimalle sen annenin rahatsızlığından ve anneannenin rahatsızlığından dolayı kendin etki altında kalmışsın. Heralde etkisinde de kalacaksın çünkü onlar senin canların ve bir şekilde annen iyileşti. İnşallah anneannende biraz sizi dinlerde en yakın zamanda hastaneye gider. Biliyorum ki büyüklerimiz biraz inatçı hep kızlarını ve torunlarını düşünür ve kendilerini düşünmezler. İyi ki onlar varmışta bizler dünyaya gelmişiz. Sen canını sıkma aşkım herşey güzel olacak ve sen de hep tatlı rüyalar göreceksin. ;)

VN:F [1.4.3_701]
Rating: 0.0/5 (0 votes cast)

temmuz biterken…

CherryBlossomGirl tarafından Temmuz 27, 2009 tarihinde yazılmıştır.

Bu aralar internet beni biraz sıkmaya başladı. Hem de hobim/işim internetken… Ama hakkını da vermek lazım, 1999 yılından beri gerçekten büyük bir bağımlıyım. Ki o zamanlar bu kadar çok yapacak şey de yoktu. Şimdi aslında çok fazla şey yapabilecek olma düşüncesi bile beni yoruyor sanırım. Bir de şey oluyor bende, ulan benim için yazı yazıyor olmak bir lütuftu ve bana ait, özel bir yetenekti, şimdi bloglar çıktı herkes yazar. Özelliği mi kayboldu benim için nedir? Bu ara ben de senin gibi en çok friendfeed’e takılmış durumdayım, gerçekten kaliteli bir sohbet odasına benziyor bence. Sadece maillerime ve friendfeede bakıp çıkasım geliyor artık, ha bir de cv sitelerine, iş bulmak için…Bu bağlamda bloglarımızı boşladım sen de sitem ediyorsun haklı olarak. Belki hevesim yeniden yerine gelir mevsimle eylülü göstersin hele…

 Demin uzun süredir yapmadığım birşeyi yaptım, msn testi çözdüm, aşkınız ne kadar güçlü başlıklı… Sonuç pek doğru çıkmadı bence, sanki bağımlı bir aşk yaşıyormuşum ve biraz özgür bırakmam gerekiyormuş gibi bir cevap çıktı seninle de paylaşayım:

aşkYağlı urgan hak getire

Aşık olduğunuzda o kadar güçlü duygularla bağlanıyorsunuz ki maşukunuza, koparabilene aşk olsun. Olsun tabii, aşktan zarar gelmez. Ama bu denli bağlılık zarar verebilir aşkın her iki tarafına da. Dengeli işlerde hayır vardır ne de olsa. Bağları biraz gevşetip, ilişkinin dizginlerini zamana bırakmak hem sizi hem de maşukunuzu tahmin edemeyeceğiniz ölçülerde rahatlatacak. Hem bağlılık, bağımlılık hali azaldıkça sevgi, saygı, güven halleri daha da bir kaliteli, derinlikli görünecek gözünüze. Bir deneyin, kendinizi tutup ilişkinizi serbest bırakın, görün bakın o bütün sınavları nasıl da başarıyla aşacak…
 
Aşkım sana gerçekten de bağlıyım elbet ama burada biraz negatif bir şekilde söylemiş bence böyle bir durum yok.
 
Muck :)
VN:F [1.4.3_701]
Rating: 0.0/5 (0 votes cast)

gizli iş ilanlarından gelen yönetici adaylığı yalanı

Bepanthol tarafından Temmuz 25, 2009 tarihinde yazılmıştır.

Aşkım bu sabah kalktığımda hava dünden biraz daha sıcak fakat tatlı bir esinti vardı. Önümüzdeki bahçeye çok güzel çiçekler dikmişler sanırım onlardan kokularda geliyordu bu esintiyle. Güne güzel kalkmak çok önemli o zaman gün de güzel geçiyor inşallah böyle güzel şanslı günümüz günlerimiz olur.

Sabah ilk iş olarak bilgisayarı açtım. Ne kahvaltı yaptım ne de birşey içtim. Bilgisayarın başına geçip bir kaç xing grupları gezdim dolaştım. Bir şekilde özel olarak açılan gruplara üye olmaya çalıştım. Bir çok yazı ve makale okudum. Ama bu yazılardan en önemlisi ve hayrete düştüğüm konu geçen gün senle yaşadığımız olay ile birebir örtüşüyor.

Cholesterol-_Bios_Life_Bios_LifeSeni yönetici adayı olarak çağırmışlardı iş görüşmesine. Bir saat sürecek demişlerdi. Meraklandık kaç gün aslında işsizlerin duyguları ile nasıl oynuyorlar farkında mısın? Hem de bir sevinç olmuyor muydu içimizde yönetici adaylığı ah ah ne kadar güzel diye.  Çağıran firma ise Bios Life olduğunu öğreniyorsun. Daha sonra çeşitli pazarlama satış teknikleri kullanarak ürünleri öyle ve böyle tanıttılar. Fakat bu durum aslında seminer altında 4 saat sürecek bir duruma getirmişler. İşte bu konuyu kimse kanmasın ve gitmesin diye bir networking iş fırsatları başlığı içerisinde toplamışlar xing’in web sitesinde insan kaynakları grubunda. Bak aşkım iyi ki daha çok zaman kaybetmemişsin asıl amaç neymiş. :(

Yazılanlar genel anlamda şöyle: Son dönemlerde “Firma Adı Gizli” başlığı altında “Satış-Pazarlama Elemanı değil yönetici arıyoruz” iş ilanları oldukça yaygın. İlk bakışda insana cazip gelen bir iş kolu. Ancak daha sonra bunun böyle olmadığı “küçük bir sermaye yatırarak kendi işinizi kurmanız için fırsat” adı altında gelen kişilere (işsizlere) satış yapmak olduğu gerçeği ortaya çıkıyor. Toplantılara katılan insanlar son bir umut diye ellerindeki paraları kurumların sattığı mallara yatırıp iş yapma hayalini yaşıyorlar. Eğer satabilirse (kendi çevresi kırmamak için alır) bunun büyük bir rantını musluğun başındaki insanlar kazanıyor.

Krizi fırsata çevirmek böyle bir şey. İnsanların çaresizliğinden faydalan bu kurumlara karşı dikkatli olunması gerekdiği konusunda ilgilileri uyarmak istiyorum.

Aşkım işte ortada baksana insanlar bu kriz ortamında işsizlerden para kazanmayı hedefliyor. Bu gitmiş olduğun iş görüşmesi görünümlü seminer ki seminer de olmayan iş aramaya gelen kişilere satış yapılmaya çalışılan bir kandırmaca düzeneğimiş. :(

Böyle bir şansız deneyim yaşamış olsakta hiç bir şekilde yılmamamız lazım ve yolumuza devam etmemiz lazım. Her doğan güneş ile yeni bir gün ve yeni şans kapıları bize açılacaktır. Biz de şansımızı değerlendireceğiz. ;)

VN:F [1.4.3_701]
Rating: 5.0/5 (2 votes cast)

benikoruyun.com bunu bana borçlusunuz

Bepanthol tarafından Temmuz 25, 2009 tarihinde yazılmıştır.

Hergün değişik değişik haber kanalarında görüyoruz çocuk istismarı haberlerini. Bu haberleri duydukça tüylerimiz ürperiyor. Minicik canlara o tatlı bakışlara nasıl kıyım yapılıyor. Bunu yapan insanların cezaları aslında o kadar hafif ki. Bir küçük canın bütün hayatını karartan talihsiz bir olayı aklının ucundan sabit bir şekilde kalıyor. Yaşamının geri kalmış kısımında geçmeyen bir yara gibi arada sırada kanamaya devam edecek. Bunu yapan insanlar hapiste yatıyorlar ve çıkıyorlar. Zevk aldıkları şeylere devam etme fırsatı buluyorlar ve sokakta gezen yavrucaklar yine tehlike altında kalıyorlar. Daha sonra devlet büyükleri çocuklarınıza sahip çıkın diyor. Normal şartlarda çocuklarımız sokaklarda rahatlıkla özgürce koşup oynaması veya gezmesi gerekirken. Annelerde ve babalarda korku ve hüsran devam ediyor.

benikoruyun.com bunu bana borçlusunuz

Benikoruyun.com çocuk istismarı konusunda bilgilendirme amaçlı güzel bir çalışma. Bu şekilde çalışmalar keşke olmasaydı fakat insanlarımızın bilinçlenmesi gerekiyor. Bu konuda öğrenmek istedikleri sormak istedikleri şeyleri öğrenebilir olmaları gerekiyor. Bu konuda duyarlı oluşumu başlatan Alev Durmuşoğlu’nu tebrik etmek gerek. İnanıyorum ki çok faydalı güzel sonuçlar olacaktır.

VN:F [1.4.3_701]
Rating: 0.0/5 (0 votes cast)

korsana dur de!’den video: down eyleme

Bepanthol tarafından Temmuz 24, 2009 tarihinde yazılmıştır.

Bu sosyal reklam filminin müziği ve şarkı sözleri; bugüne kadar sayısız sosyal sorumluluk projesinde gönüllü olarak yer almış ve gerek sosyal konulara olan duyarlılığını ifade ettiği sanatçı kimliği gerekse sanatı vasıtasıyla gerçekleştirdiği yardım konserleri ile bu kurumlara sağladığı katkılarını esirgemeyen CEZA’ya aittir.


“down” ettin beni
ben her round düştüm yere
buna “body count” derler
bazı yerlerde sağ ol ittiğin için
buna hiç puan vermez kimse
cılgına döndü herkes
sanat kopyalar
istemem ancak o yaban eller
hep “down” eyler beni.

acep sende bizi daha ne kadar
aşağı doğru çekip alt edip indireceksin
böyle giderse gün gelir
bizden yeni şeyler göremeyeceksin
etrafımda korsan gemileri
yorsan bile beni durmam
bir fırsat bulup “down” edecek bizi birileri
duyamayacaksın hiç yeniliği

hep gidiyoruz zaten geri geri
bu hak yemektir bize yara verir
muhakemem kalmadı gene benim
bu şarkılar senin bir dünya insan ekmek yesin bırak
emeği de bir anda yok etmek günah
bu yaptığın bizi öldüren silah
dinlediğin benim ben gözden ırak.

“down” ettin beni
gene ben tam gördüm yeri
ben her round düştüm yere
hakem saydı
kalktım ben geri
dünden bugüne ne kaldı zaten
yarın hep sağ bekler seni
sanat yok olup gider
gene de birileri hep “down eyler” beni.

aynı bir eli boş döndüğün av gibi
indiğim yerse yerin ta dibi
o bindiğin atınsa ben sahibi.
haksızlık yarışta sen galibi
nasıl bir sevgi nasıl bir saygıdır bu
gülsüz dikene katlanılmaz doğru
gülü seviyorsan dikene katlan
kuralına göre oyna bu oyunu
ve paklan
“down” ettin beni
ben her round düştüm yere
buna “body count” derler
bazı yerlerde sağ ol ittiğin için
sana hiç puan vermez kimse
cılgına döndü herkes sanat kopyalar
istemem ancak o yaban eller
hep “down eyler” beni…

yaratıcılığın önündeki engel sen olma!
korsana dur de
söz-müzik: ceza

CEZA ve bu reklam filminde yer alan diğer sanatçılar da projeye gönüllü olarak katkıda bulunmuşlardır. Katkıda bulunanlar (alfabetik sırayla):
ASLI
CEM ADRIAN
CEZA
GÖKÇE
GRUP 84
HAYKO CEPKİN
HÜSNÜ ŞENLENDİRİCİ

Senaryo-Yapım
Öykü R. SERTER
Yönetmen
Cenk Yaz

VN:F [1.4.3_701]
Rating: 0.0/5 (0 votes cast)

soğuk espirilerden soğuk içeceklere

Bepanthol tarafından Temmuz 24, 2009 tarihinde yazılmıştır.

Aşkım bugün büyükadaya giderken geçen gün bizim evde yediğin yemek aklıma geldi. Böyle bir süpriz oldu sana ve sen bizde ilk defa yemek yemiş oldun. :) Çok güzel bir olay oldu gerçekten. Benim çok hoşuma gitti hatta sen benim dayım ile de tanıştın. Güzel bir gün oldu genel anlamda. Özellikle senin dayın ile benim dayımın birbirine benzeyen bir çok hobisi ve eğlencesi olması. Hatta tıpkısının aynısı olması şaşkınklık vericiydi. Çok fazla konuşma sohbet etme fırsatımız olmaması ise biraz kötü oldu. Ama inşallah daha uzun zaman geçirebiliriz başka bir zamana. ;)

Bizim evde yemek yerken babamın yaptığı güzel espiriler ortamı ısıttı. :P Gerçi çok soğuk espiriler yapmadı mı? Kafamdaki o sivilce nasıl olduysa gittikçe büyüdü ve yanardağ gibi oldu. Babam ise soğuk bir espiri yaptı. Askerde olsaydın o zaman kafanda askerce çıkardı dedi. Tabii sen ilk başta anlamadın ama olsun. Çok anlamayada gerek olmayan çok kötü bir espiriydi. Çok soğuktu ama işte böyle ortamada sıcaklık kattı. Başka soğuk espiriler yaptı ama sıcak günümüzü soğuttu diyelim. Hava epey sıcaktı o sırada. Bu arada kafamdaki sivilceyi patlattım ama hala zonkluyor diyebileceğim bir sızı var. Annem de sür kafana batikon dedi ama yok sürmeyeceğim. Kafama o tendürdiyot tarzı şeyler sürmem.

tabasco_sauceİşte genel anlamda akılmda soğuk espiriler kaldı. Bu soğuk espirilerden bahsederken beynimde motorda bulduğum dergide çok güzel kokteyl tarifleri okudum. Biliyorum yapmamız çok zor ama beğendiğim 2 tane kokteyl var onları seninle paylaşmak istiyorum. :)

1. Kokteyl bira ile yapılıyor. Bu bizim festivallerde gördüğümüz bira kokteylerine benzemiyor sanıyorum ki. Çok değişik aslında tam benlik. :P Bunu beğenmeyeceğini biliyorum. Bu benim için. :)

Gerekli olan malzemeler: Buz – 1 limon – 1 küçük kaşık tuz – 1 küçük kaşık biber – 3 damla tabasco sos – rom – bacardi – bira

Şöyle yapılıyormuş: Büyük bir bardağa buz koyulur. 2-3 kalıp olabilir. 1 adet limon sıkılır ve ayrı bir bardağa dökülür. İçine 1 küçük kaşık tuz ve biber eklenir. Bu karışım karıştırıldıktan sonra 3 damla tabasco sos eklenir. Bu karışımı buzlu bardağın içine döküyoruz ve bardağı saat yönünde sallıyoruz. Bardağın yarısına bira ve diğer kalan bölümlerine eşit şekilde rom ve bacardi koyuyoruz. Bir çubuk ile karıştırıp içiyoruz. :)

çilek2. Kokteyl böyle meyveli tam senlik. :) Bu da senin kokteylin aşkım. Fakat bu malzemeler ile bacardi2-3 kişinin içebileceği kadar kokteyl çıkabiliyormuş. Tadı ise yoğurtlu dondurma kıvamında milkshake gibi birşeymiş.

Gerekli Malzemeler: 100 gram çilek, 1 adet muz, 100 gram yoğurt, yarım bardak süt, iki büyük kaşık bal, buz, bacardi, rom, vodka.

Şöyle yapılıyormuş: Blendır’a bütün malzemeler koyuluyor. Buz ne kadar çok olursa yoğunluk azalıp soğukluk isteği artıyormuş.  Göz kararı içkiler bir bardağa koyuluyor. Bu bir şekilde oran orantı yapmayı kolaylaştırıyor. Hepsinden birer ölçek koyulması tavsiye ediliyor. Blendırda bir iki dakika karışıyor ve daha sonra içki ile kısa bir süre karıştırılıyor. Tadı acı olursa eğer bir kaşık bal daha eklenebilirmiş.

Maalesef ki evimizde ne rom var ne bacardi var ne vodka var. :( Şu ekonomik krizi atlatalım hepsinden birer tane evde tedarik edeceğim aşkım. :) Baksana aşkım babamın soğuk espirilerinden soğuk kokteyllere aklım nasıl gitti. Benim beynim bir garip çalışıyor. Garip çağrışımlara dalıp gidiyorum. :)

VN:F [1.4.3_701]
Rating: 0.0/5 (0 votes cast)

sansüre sansür 1. kurultayından mektup

Bepanthol tarafından Temmuz 23, 2009 tarihinde yazılmıştır.

Geçen haftalarda gerçekleşmiş olan sansüre sansür 1. kurultayındaydık. İnternet dünyası meğersek hep kanyondaki starbucksta buluşuyormuş. Oraya gitmeden önce ne olacak ne yapacağız gibi düşünceler vardı aklımızda. Hiç tanımadığımız bir topluluğun içine girmek gerçektende zor bir durumdu. Biliyorduk ki oradaki topluluk daha önceden blog yazarları toplantısı olsun veya likemind toplantıları için buluşuyordu yine aynı yerlerde. Yabancılık hissi gerçekten kötü bir hismiş aşkım. Yani dediğim gibi ne yapacağız düşüncesi beni daha da heyecanlandırıyordu. Açıkcası benim düşüncem oradaki topluluktan çok güzel bir karar ortaya çıkmasıydı. Bir kaç konuşma yapacak kişi beklentisindeyken aslında böyle olmadı. Herhaldeki amaç bu şekilde değildi. Organize olunup 5o kadar kişinin toplanması çok güzel bir hareket olmuştu. Bütün katılımcıların ortak fikri sebepsiz sansür olayına hayırdı.  İşte benim de aklımda olan orta bir karar verip daha ilerde bunu uygulayıp üst mevkilerde bir kaç kişi ile iletişime geçecek fikirleri toplamaktı.

sansüre sansür kurultayı hareket toplantı

Çok güzel bir defter vardı. O defter elden ele dolaştı ve fikirlerini yazan oldu. Ben de yazdım. Hatta senle birlikte birşeyler daha yazdık aşkım. Yanlışlıkla da olsa bir kaç kişinin yazısını da okumuş olduk. :P Kopya çekmedik aslında ama onların düşüncesi ise bizim düşüncemiz ile aynıydı. Bu grup yasal hakları olan bir dernek özelliğini almasıydı. Bir kişi şöyle yazmıştı tam üstümüzde o biraz garipti. Sansür kötü birşey gibi tam hatırlayamadım. :) Bir de ortada bir mektup geziniyordu üst makamlara iletilecek. Bu mektup ise sansüre sansür hareketlerini başlatan kişilerden yazılmış çok güzel bir yazıydı. Bu yazı da aslında ortak bir kararın ürünü olarak ortaya çıkmış daha önceki internet konuşmalarından sanıyorsam. Bu yazı gerçekten çok doğru bir ortak karardı. Bu karara imza atarken hiç çekinmedim. İnşallah yeni toplantılar olur. Bu toplantılarda da olmamız ve fikir paylaşımı yapmamız lazım. Fakat benim rahatsız olduğum konu bir birlik ve beraberlik içerisinde tam toplantı edasında geçmemiş olmasıydı. Ama hala düşünüyorum acaba amaç herkesin kendi kendine kaynaşıp fikirlerini birbirine iletmesi miydi acaba bilemedim. Bir sonraki toplantı bir veya birkaç lider önderliğinde geçmesi ve destekçi olmamızdır. Bu arada kurultayda sıcak kanlı olan arkadaşlarımızda vardı friendfeed’ten tanıdığımız o yüzleri tanımak ve kaynaşmak çok güzel bir deneyim oldu. Ve uzaktan da olsa şans eseri farklı mekanlarda karşılaşmamız değişik tesadüfler getirdi. :)

VN:F [1.4.3_701]
Rating: 0.0/5 (0 votes cast)

Rock’n Coke’daydık…

CherryBlossomGirl tarafından Temmuz 22, 2009 tarihinde yazılmıştır.

Aşkım ben müzik tarzı olarak alternatif rock, rock ve trip-hop seviyorum. Sense elektronik müzik seviyorsun. Rock da dinliyorsun, severek dinlediğin birkaç grup var ama özellikle takip etmiyorsun ve seni yansıttığını düşündüğün müzik tarzı rock’tan ziyade elektronik müzik. Bundan dolayıdır ki bu zamana kadar hep elektronik müzik festivallerine gitmişsin, hiç Rock’n Coke’a katılmamışsın, bu senin için bir ilkti.

img_10513

Benim için ilk olan ise kamp yapmak, çadırda kalmaktı. Daha önce iki kez daha rock’n coke’a gitmiştim. Hezarfen Havaalanında gerçekleşen ve Eylül’ün ilk haftasına denk gelen bu aktivitelerin birine görevli olarak gitmiştim. Açıkçası çok havalıydı. Elimde kocaman fotoğraf makinem, boynumda görevli kartım, herkes sıra beklerken ben basın kapısından girmiştim. Birlikte geldiğim iki kişiyi sokamamıştım da düşün, onlar beklemişlerdi kapıda :) )

Bu arada sana söylemeyi unuttum The Cure de gelmişti ve çok şahaneydi. Düşünebiliyor musun önce Korn sonra Cure çıkmıştı, dağılmıştım.

Fakat günübirlik gidip gelmiştim daha önce bu festivale. Bu kez seninle çadırda kaldık. Değişik bir deneyimdi. Tahminim kadar rahatsız değildi ama gece uyurken soğuk, sabahın ilk ışığında ise inanılmaz sıcak olması beni biraz rahatsız etti. Yoksa yerde yatmak, sert olması, dar bir alan olması vs o kadar rahatsız etmedi. Sabahın yedibuçuğunda sıcaktan ölerek uyanmak ve uyuyamamak tuhaftı sadece :) )

rock'n coke

Bu kez İstanbulPark’ı kendine mesken edinmiş olan Rock’nCoke, Temmuz ayını seçmiş. Çok kötü bir seçim olmuş çünkü etrafta herhangi bir göl ya da deniz yok. İnanılmaz sıcakta, belirli bir alan içinde vakit geçirmek zorundasın. Açıkçası kamp yaptığımıza biraz pişman oldum, çünkü en önemli ve en güzel gruplar zaten saat, hadi diyelim ki en erken 17:00′den sonra sahne alıyorlardı.Üstelik Kurtköy, Çatalca kadar uzak da değil, kırk dakikalık bir yol, iki gün de saat beşten sonra gidip o sıcağı çekmeyebilirdik belki. Ama aslında pişmanım diyemem tam olarak çünkü cuma akşamından pazartesi sabahına kadar orada olmak gerçekten değişik bir deneyimdi. Tatil gibiydi bir bakıma, annem, Marmaristen bu kadar yanarak dönmemiştin dedi, baya cildimin rengi koyulaşmış :) )

rock'n cokeKamp alanına su, kek, içki vs sokmak yasaktı. Cuma akşamından çadırını kurup uyuyan, Cumartesi sabahı ise kalkıp kahvaltı yapmak isteyen, festival alanına girmek isteyenlere uyarı geldi, saat sabah ona kadar giriş yasaktı. O arada, sen anlattın aşkım ben uyuyordum, adamın teki gelmiş, “içeri girerken suyumu aldın, kekimi aldın, herşeyimi aldın, şimdi de içeri sokmuyorsun, paramızla eğlenmeye geldik bu ne zulüm, siz kampçılar da genç olacaksınız, amma koyunsunuz, karşı çıksanıza” gibisinden baya söylenmiş ve böylelikle izin vermişler girişlere. Hakikaten de çok saçma aşkım, ben istersem altıda gider kahvaltı ederim, nedir bu askeriye mantığı yani??

Sıcağa çare olarak konserler esnasında izleyicilere sıkılan su gerçekten iyiydi, bir ara sırılsıklam olduğumu ama hiç umursamadığımı hatırlıyorum. Bana kayıp balık nemo gibisin dedin ıslandığımda hihihi:))

mcdonaldsBir diğer çare de, CocaCola çadırındaki klima idi. Gündüz doğru dürüst grupların çıkmadığı saatlerde, güneşten bizim gibi uyuyamamış belki 40 insanla birlikte klimanın olduğu bu çadırda hiç umurumuzda olmadan tozlu paslı yerlere uzanıp uyuduk, dinlendik. Bir de gene yemek alanında püskürtülen sular vardı, onların altında durmak da güzeldi.

Bir başka akılda kalacak detay herhalde McDonald’s satılan alanda çalışanların devamlı surette düdük çalarak asabımızı bozmalarıydı. Sen sonunda dayanamayıp gittin söylendin, uzun süre çalmayı kestiler. Hayır, koskoca McDonald’sın ilgi çekmeye ihtiyacı yok ki, zaten illa tercih edilir bu marka böyle bir yerde.

linkin parkHmm bunun dışında Manga&Cartel, Duman, Prodigy ve Linkin Park performanslarını çok beğenerek ve kendimden geçerek izledim aşkım. Aylin Aslım da keyifliydi. Yeni imajı ilginçti. Hayko Cepkin de iyiydi ama daha iyi performanslarını izlemiştim. Genelde çoğu insan bu festivale en çok Prodigy hatrına gelmişler, haksız da sayılmazlar ama benim için Linkin Park da bir o kadar önemliydi, gerçekten de isyankar gençlik zamanlarımı hatırlatan en sevdiğim parçalarını söylediler, özellikle BİS yapıp son parça olarak en sevdiğim parçalarını (one step closer) söylemeleri beni benden aldı.

Konser sonrası bir arkadaşımdan, sen ne giydin, gelinlikli biri vardı diye bir mesaj aldım. Daha sonra birkaç kişiden daha duydum bu gelinlikli ve fakat dekolteli hatunu. Biz niye görmedik ki acep??

Açıkçası bir daha rockncoke Temmuz ayında ve denizsiz bir yerde olursa kamp yapmayı düşünmem.

Bu arada ilerki tarihlerde rockncokede kimleri görmek isterim diye düşündüm de:

Radiohead

Portishead

Alanis Morissette

Sinead O’connor

A Perfect Circle

Tool

Pearl Jam

Iggy Pop

Böyle isimler ve gruplar geldi aklıma, keşke gelseler :)

Şimdi önümüzde Trance World festivali var, ben de senin rock’a bakış açın gibiyim bu konuda, elektronik müzik sevmiyor değilim seviyorum, daha çok psychedelic, downtempo, trip-hop tercih ediyorum biliyorsun ama pek takip etmiyorum, kim kimdir, trance nedir yok progressive nedir bilmiyorum,  o yüzden bu festivalden keyif alacak mıyım emin olmasam da,bunun kilyosta olması beni rahatlatıyor aşkım :)

Festival böcekleri olduk bizzzz :) )))

VN:F [1.4.3_701]
Rating: 0.0/5 (0 votes cast)

tranceworld turkiye etkinliğine davetiye kazandık

Bepanthol tarafından Temmuz 21, 2009 tarihinde yazılmıştır.

tranceworld turkiyeAşkım geçen hafta ve tatilimizde elimde iPhone ile kastığım fakat bir türlü kazanamadığımız etkinliğe davetiyeyi en sonunda kazandık. Son zamanlardaki maddi olanaksızlıklardan dolayı ne kadar kısıtladıysakta kendimizi bir şekilde eksik kalmıyoruz. Hani derler ya bir şekilde yolumuzu buluyoruz. Aynen öyle bir şekilde yolumuzu buluyoruz.

Trance müziğini 2000 yılından beri dinliyorum. Kimi zaman çok yoğun dönemlerim olsada artık aynı sıklıkta ve yoğunlukta dinleyemiyorum. Yaşlandım galiba kafam kaldırmıyor. İlk bu muziği kadıköy’de sokak arasında satılan cd’ler vasıtası ile tanıdım. Daha sonra internetten araştırıp Tiesto’lar ile Paul Van Dyke’lar ile tanıştım. :) Onların müziği biraz daha popüler tarzda olduğu için daha dinlenebilir. Yani şöyle bir durum ki hani pop-trance diyeyim. :P Böyle bir terim yok ama belki benim sayemde böyle bir şekilde bu terim yayılır.

Bir şeyi sevdikçe o senin tutkun oldukça daha derinlere inmeye başlıyorsun. Yavaş yavaş internet araştırmaları artıyor ve gerçek anlamda prodüktörlere ulaşmaya başlıyorsun. Onların kendi sitelerinden kendilerini tanıtmak için çıkardıkları parçaları indirip dinlemeye başlıyorsun. Bazı sitelerde ise dj’lerin radyo programlarına ait setleri indirebiliyorsun. Böylelikle daha farklı dj’ler ve parçalara ulaşıyorsun. Biliyorsun ki benim en beğendiğim ve benim için de bir numaralı dj Armin Van Buuren. İsterdim ki bir festival kapsamında oda gelsin. Ama şuan ki line-up’ta ve kendi web sitesinde Türkiye’ye geleceğine dair bir bilgi yok. Fakat şuanda gelen dj’ler gerçekten çok önemli isimler. Özellikle prodüksyon ve yapmış oldukları remix’ler ile hani top dj sıralamasında iyi yerde olan isimler.

Trance’in bir şekilde tarihçesi ve gelişimi var diğer müzik tarzlarında olduğu gibi ve farklı tarzlara ayrılıyor kendi içerisinde. 128 -148 bpm arasında değişen bu tarzda hem romantizmi hem de hızlı bir duyguyu yakalamak çok kolay hatta en yüksek bpm’de bile duygulanabilirsin. Fakat bu olay bu tarza inanıp sevmek ile sınırlı. Herkes anlayamaz demek doğru birşey değil aslında. Ama kolay dinlenebilir bir yanıda yok.

Bu davetiye ise tam da zamanında kazandık. Sorular trance müziğini seven ve dinleyenler için çokta zor değil. Bize sorulan soru Ernesto & Bastian hangi ülkeden? Hemen sen de doğru cevabı biliyordun aşkım google sağolsun. :P Hemen e-postalarımızı gönderdik. Bu sorulara friendfeed’ten Pelin Ekmekçi’yi takip ederek ulaşabilir herkes. 24 Temmuz’da biletimiz elimize ulaşacakmış. Bu bilettin diğer bir özelliği ise 2 günlük kamp bileti olması. İnşallah kamp alanı müziğe yakın güneşten ırak olur. :)

VN:F [1.4.3_701]
Rating: 5.0/5 (3 votes cast)
pressyado.com teknik özelliklerini geliştirmeye devam ediyor...