eskilerde hatta daha eskilerde 60′larda olmak
Bepanthol tarafından Temmuz 29, 2009 tarihinde yazılmıştır.
Aşkım bu nasıl bir histir bilemiyorum fakat eski hissetmek yada eskilerde hissetmek. Garip bir duygu hem de çok garip bir duygu. Friendfeed’te bir fotoğraflar gördüm ve çok hoşuma gitti ama maalesef beğen işaretlemesi yapmadığım için de bulamadım. O kadar güzel fotoğraflardıkı böyle çok eski zamanlarda çekilmiş gibi. Bir anda kendimi eskilerde hissettim. Ama hiç o zamanları yaşamamış olmama rağmen gözümü kapadım ve o kalın kemik gözlüklü insanları gördüm. Kelebek şeklinde gözlüklü kadınlar ki apartman topuklar giymiştiler. Nasıl bir hayal gücü değil mi? Bir anda kendimi 60′larda hissetim. O zaman’ın modası giyim tarzı ve o televizyonlar. Belki hatırlarsın böyle enteresan oval köşeli televizyonları. Sonra araştırayim dedim ne oldu da bunları hayal ettim ve neden bu kadar gerçekçiydi. Yani hayal ettiğim şey gerçekten o zamanlara ait miydi ki?
Evet aynen öyleydi. Demek ki beynimin bir yerlerinde kalmış o görüntüler. Belki bu görüntüler eski siyah beyaz hollywood filmlerinden kalmışta olabilir tabii ama izlemeyeli kaç zaman oldu ki birde. Neyse araştırmayı da tam bırakmıştım ki bir anda çok alakasız bir yerden bağlantıları tıklayarak Ntvmsnbc.com web sitesinde bir habere ulaştım. Orada bir diziden bahsediyor. Bu dizi ise 60′lar yılında geçen dramatik öyküyü konu alıyormuş. Adı da Mad Man. Daha önce bu dizi hakkında hiç bir bilgim olmamıştı. Tam olarak dizinin konusu şöyle: “Madison Avenue, New York’taki kurgusal Sterling Cooper adlı reklam şirketinde yaşananları yansıtan dizi, 1960′lar Amerikası’nda geçiyor. Diziye üst düzey reklam şirketi yöneticisi Don Draper (Jon Hamm) ve hayatındaki insanlar konu ediliyor. Ayrıca 1960′lar Amerikası’ndan günümüze meydana gelen sosyal değişiklikleri gözler önüne seriyor.” Bu dizi pek konu olarak beni çekmedi. e2 kanalında yeni sezonları olacak diye reklam yapıyorlarmış aslında.
Unutmuyorsun biliyorum. Benim dizi bağımlılığım olduğunu ve nasıl geçtiğini. Nasıl geçtiğini ben de anlayabilmiş değilim. Aslında indirmiş olduğum dizilerin bozulması beni soğuttu ve koptum işte diyebilirim.
Neyse bir site yapmışlar ki bugün hayal ettiğim şeylere kavuşmuş gibi oldum. Ben 60′lardakileri düşünürken bu site sayesinde kendimi 60′larda görebilirdim. Benzetemedim kendimi ama olsun.

Mad Men yourself web sitesinde adım adım kendini oluşturmaya başlıyorsun. İlk önce ten rengi ile başlıyorsun. Sonra adım adım surat şekli ve bıyık ile ilerliyorsun. Boy pos endamını da seçebilirken birden giyisiler bölümüne geliyorsun. Çok eğlenceli bence sen de kendini 60′larda görmek istiyorsan buraya tıklamalısın aşkım. Acaba 60′larda böyle görmüş olsan yine beni beğenir miydin?
Çok önemli bir not bir keresinde sana birşey söylemiştim. İnşallah hatırlıyorsundur. Hani arabada… Aşkım senin şöyle 60′lardaki kadın havan var demiştim. Sen de kötü mü? falan demiştin. Puff hatırlamazsan çok üzülürüm. Neyse yani ben seni 60′larda yine beğenirdim.
Bana dedin hep rüyamda dişlerimin döküldüğünü görüyorum diye. Ne kadar garip bir rüya. Bu rüya neyin nereye yansıması olabilir. Yani evet etkileniyoruz ve bir şekilde onu temsil eden farklı birşeyleri hayalinin filmini uyurken görüyoruz. Mesela benim geçen gün izlediğimiz Kemal Sunal’ın Gülen Adam filminden etkilenmem gibi. Benim rüyam gerçekten çok komikti. Ama senin rüyan gerçekten korkutucuda böyle dişin düşmesi. Ben senin için biraz araştırdım aşkım ve aslında dişin düşmesini görmek pek iyi birşey değilmiş. Fakat sonuçta bulunduğumuz koşulları yansıtan bir durum. Dişin düşmesi hastalığın habercisiymiş. Bu şey etrafta akrabaların hastalıktan sıkıntı çekmesi durumunda görülen bir rüya tarzıymış. Eğer ailede ise bir ayrılık söz konusu ve konuşmama durumu oluncada insan dişlerini ayrık görürmüş.
Yağlı urgan hak getire
Seni yönetici adayı olarak çağırmışlardı iş görüşmesine. Bir saat sürecek demişlerdi. Meraklandık kaç gün aslında işsizlerin duyguları ile nasıl oynuyorlar farkında mısın? Hem de bir sevinç olmuyor muydu içimizde yönetici adaylığı ah ah ne kadar güzel diye. Çağıran firma ise Bios Life olduğunu öğreniyorsun. Daha sonra çeşitli pazarlama satış teknikleri kullanarak ürünleri öyle ve böyle tanıttılar. Fakat bu durum aslında seminer altında 4 saat sürecek bir duruma getirmişler. İşte bu konuyu kimse kanmasın ve gitmesin diye bir networking iş fırsatları başlığı içerisinde toplamışlar xing’in web sitesinde insan kaynakları grubunda. Bak aşkım iyi ki daha çok zaman kaybetmemişsin asıl amaç neymiş. 
İşte genel anlamda akılmda soğuk espiriler kaldı. Bu soğuk espirilerden bahsederken beynimde motorda bulduğum dergide çok güzel kokteyl tarifleri okudum. Biliyorum yapmamız çok zor ama beğendiğim 2 tane kokteyl var onları seninle paylaşmak istiyorum.
2. Kokteyl böyle meyveli tam senlik.
2-3 kişinin içebileceği kadar kokteyl çıkabiliyormuş. Tadı ise yoğurtlu dondurma kıvamında milkshake gibi birşeymiş.


Kamp alanına su, kek, içki vs sokmak yasaktı. Cuma akşamından çadırını kurup uyuyan, Cumartesi sabahı ise kalkıp kahvaltı yapmak isteyen, festival alanına girmek isteyenlere uyarı geldi, saat sabah ona kadar giriş yasaktı. O arada, sen anlattın aşkım ben uyuyordum, adamın teki gelmiş, “içeri girerken suyumu aldın, kekimi aldın, herşeyimi aldın, şimdi de içeri sokmuyorsun, paramızla eğlenmeye geldik bu ne zulüm, siz kampçılar da genç olacaksınız, amma koyunsunuz, karşı çıksanıza” gibisinden baya söylenmiş ve böylelikle izin vermişler girişlere. Hakikaten de çok saçma aşkım, ben istersem altıda gider kahvaltı ederim, nedir bu askeriye mantığı yani??
Bir diğer çare de, CocaCola çadırındaki klima idi. Gündüz doğru dürüst grupların çıkmadığı saatlerde, güneşten bizim gibi uyuyamamış belki 40 insanla birlikte klimanın olduğu bu çadırda hiç umurumuzda olmadan tozlu paslı yerlere uzanıp uyuduk, dinlendik. Bir de gene yemek alanında püskürtülen sular vardı, onların altında durmak da güzeldi.
Hmm bunun dışında Manga&Cartel, Duman, Prodigy ve Linkin Park performanslarını çok beğenerek ve kendimden geçerek izledim aşkım. Aylin Aslım da keyifliydi. Yeni imajı ilginçti. Hayko Cepkin de iyiydi ama daha iyi performanslarını izlemiştim. Genelde çoğu insan bu festivale en çok Prodigy hatrına gelmişler, haksız da sayılmazlar ama benim için Linkin Park da bir o kadar önemliydi, gerçekten de isyankar gençlik zamanlarımı hatırlatan en sevdiğim parçalarını söylediler, özellikle BİS yapıp son parça olarak en sevdiğim parçalarını (one step closer) söylemeleri beni benden aldı.
Aşkım geçen hafta ve tatilimizde elimde iPhone ile kastığım fakat bir türlü kazanamadığımız etkinliğe davetiyeyi en sonunda kazandık. Son zamanlardaki maddi olanaksızlıklardan dolayı ne kadar kısıtladıysakta kendimizi bir şekilde eksik kalmıyoruz. Hani derler ya bir şekilde yolumuzu buluyoruz. Aynen öyle bir şekilde yolumuzu buluyoruz.