<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
		>
<channel>
	<title>bilgisayar oyunlarındaki hayat gerçekliği yazısına yapılan yorumlar</title>
	<atom:link href="http://www.pressyado.com/2009/07/17/bilgisayar-oyunlarindaki-hayat-gercekligi/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>http://www.pressyado.com/2009/07/17/bilgisayar-oyunlarindaki-hayat-gercekligi/</link>
	<description>Bir başka WordPress blogu.</description>
	<lastBuildDate>Sat, 13 Feb 2010 09:22:59 +0200</lastBuildDate>
	<generator>http://wordpress.org/?v=2.8.4</generator>
	<sy:updatePeriod>hourly</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>1</sy:updateFrequency>
		<item>
		<title>Bepanthol tarafından</title>
		<link>http://www.pressyado.com/2009/07/17/bilgisayar-oyunlarindaki-hayat-gercekligi/comment-page-1/#comment-757</link>
		<dc:creator>Bepanthol</dc:creator>
		<pubDate>Thu, 23 Jul 2009 12:28:26 +0000</pubDate>
		<guid isPermaLink="false">http://www.pressyado.com/?p=1638#comment-757</guid>
		<description>Oyun konusunda çok derin noktalara inmişsin. Aslında ben de biraz daha iç tarafına girince oyunun hayat ile kesiştiğini görebiliyorum. Kişiliklerimizi orada daha baskıcı bir şekilde ortaya koyuyoruz. Özellikle rol yapma oyunları var. Bu oyunlarda ise aslında insan hayatta nasıl biri olmak isteyipte olmadığı karakterlere bürünüyor. Bunun ile ilgili bir yazı da ben okumuştum. Hatta hatta bir film vardı. Ahhh keşke hatırlayabilsem. Çok içine kapanık. Toplum içine çıkamayan bir çocuğun hikayesi. Bu tarz bir oyun oynuyor ve orada aktif sosyal bir kişilik. Kız arkdaşı falan  oluyor oyunda. Gerçek hayatta buluşmak istiyorlar fakat bir sürü olaylar oluyor. Halbuki çocuk onun ile buluşamıyor. Konuşamıyor. 

Farklı yönden bakıldığında ise mesela profesyonel antrenörler özellikle futbol konusunda. Özel futbol takımı yönetme oyunu oynuyorlar. Bunlar bir şekilde kendilerini taktiksel yönden geliştirdiğini iddia ediyorlar. 

Oyun dediğimiz gibi hayatımızın içinde ve bunu hayatın içine sokup ciddiyet ile ele almalıyız. Psikolojik sorunları olan kişileri belki de bu yöntem ile iyileştirmenin yolları bulunur. Kişisel gelişimler meydana gelir. Yöneticiler hata yapma haklarını oyunlarda kullanırlar ve başarılı bir yönetici olurlar.</description>
		<content:encoded><![CDATA[<p>Oyun konusunda çok derin noktalara inmişsin. Aslında ben de biraz daha iç tarafına girince oyunun hayat ile kesiştiğini görebiliyorum. Kişiliklerimizi orada daha baskıcı bir şekilde ortaya koyuyoruz. Özellikle rol yapma oyunları var. Bu oyunlarda ise aslında insan hayatta nasıl biri olmak isteyipte olmadığı karakterlere bürünüyor. Bunun ile ilgili bir yazı da ben okumuştum. Hatta hatta bir film vardı. Ahhh keşke hatırlayabilsem. Çok içine kapanık. Toplum içine çıkamayan bir çocuğun hikayesi. Bu tarz bir oyun oynuyor ve orada aktif sosyal bir kişilik. Kız arkdaşı falan  oluyor oyunda. Gerçek hayatta buluşmak istiyorlar fakat bir sürü olaylar oluyor. Halbuki çocuk onun ile buluşamıyor. Konuşamıyor. </p>
<p>Farklı yönden bakıldığında ise mesela profesyonel antrenörler özellikle futbol konusunda. Özel futbol takımı yönetme oyunu oynuyorlar. Bunlar bir şekilde kendilerini taktiksel yönden geliştirdiğini iddia ediyorlar. </p>
<p>Oyun dediğimiz gibi hayatımızın içinde ve bunu hayatın içine sokup ciddiyet ile ele almalıyız. Psikolojik sorunları olan kişileri belki de bu yöntem ile iyileştirmenin yolları bulunur. Kişisel gelişimler meydana gelir. Yöneticiler hata yapma haklarını oyunlarda kullanırlar ve başarılı bir yönetici olurlar.</p>
]]></content:encoded>
	</item>
	<item>
		<title>CherryBlossomGirl tarafından</title>
		<link>http://www.pressyado.com/2009/07/17/bilgisayar-oyunlarindaki-hayat-gercekligi/comment-page-1/#comment-754</link>
		<dc:creator>CherryBlossomGirl</dc:creator>
		<pubDate>Fri, 17 Jul 2009 14:28:18 +0000</pubDate>
		<guid isPermaLink="false">http://www.pressyado.com/?p=1638#comment-754</guid>
		<description>oyun adlı yazımı beğenmene çok sevindim aşkım.

sen nasıl oyun oynamaya böyle takıksan ben de oyun kelimesine felsefik olarak takığım hele ki master yaparken tam takıktım. bir ara tez yazma durumum olmuştu da, tez konumu sinema ve tvde oyun kavramı olarak belirlemiştim. Özellikle okumuş olduğum bir kitap beni derinden etkilemişti: homo ludens. yani oynayan insan. huizinga isimli yazar bu kitapta insanoğlunun ezelden beri hep oyun oynayarak toplumsal hareketlerini yaptığını savunur. Önce oyun vardı der. Bir özetten alıntı:

&quot;Huizinga, kolektif hayatın bütün önemli biçimlerinin -ibadet, şiir, müzik, dans, bilgelik, bilim, hukuk, mücadele ve savaş- ortaya çıkışında, oyunun son derece etkin bir rol oynadığını, Doğu ve Batı dünyasına ilişkin zengin tarihsel bilgi ve belgelere dayanarak gösteriyor bu kitabında. Fakat modern çağlarla birlikte oyun, hayatı zenginleştiren bir unsur olmaktan çıkıp bugünkü dar anlamına kapanınca, katlanılması daha güç, renksiz ve tekdüze hayatlar yaşamaya başladığımızı da Huizinga&#039;dan öğreniyoruz: Ekonomik güç ve çıkarların dünyanın gidişatını belirleyeceğine utanç verici biçimde inanıyoruz; ibadet eder gibi çalışıyor ve üretiyoruz; yavan ve kuru yarar duygusu, burjuva rahatlığı ideali zihniyetlerimizi etkiliyor. Oyuna toplumlarımızda artık yer yok; hayatın bütünlüğünden dışlanıp, sanayiye malzeme olsun diye bir köşeye atıldı...&quot;

Oyun ve gerçek hayat içiçe, oyunun içinde bazen gerektiği kadar ciddiyete, ciddiyetin içinde bazen gerektiği kadar oyuna yer açmalıyız bence...</description>
		<content:encoded><![CDATA[<p>oyun adlı yazımı beğenmene çok sevindim aşkım.</p>
<p>sen nasıl oyun oynamaya böyle takıksan ben de oyun kelimesine felsefik olarak takığım hele ki master yaparken tam takıktım. bir ara tez yazma durumum olmuştu da, tez konumu sinema ve tvde oyun kavramı olarak belirlemiştim. Özellikle okumuş olduğum bir kitap beni derinden etkilemişti: homo ludens. yani oynayan insan. huizinga isimli yazar bu kitapta insanoğlunun ezelden beri hep oyun oynayarak toplumsal hareketlerini yaptığını savunur. Önce oyun vardı der. Bir özetten alıntı:</p>
<p>&#8220;Huizinga, kolektif hayatın bütün önemli biçimlerinin -ibadet, şiir, müzik, dans, bilgelik, bilim, hukuk, mücadele ve savaş- ortaya çıkışında, oyunun son derece etkin bir rol oynadığını, Doğu ve Batı dünyasına ilişkin zengin tarihsel bilgi ve belgelere dayanarak gösteriyor bu kitabında. Fakat modern çağlarla birlikte oyun, hayatı zenginleştiren bir unsur olmaktan çıkıp bugünkü dar anlamına kapanınca, katlanılması daha güç, renksiz ve tekdüze hayatlar yaşamaya başladığımızı da Huizinga&#8217;dan öğreniyoruz: Ekonomik güç ve çıkarların dünyanın gidişatını belirleyeceğine utanç verici biçimde inanıyoruz; ibadet eder gibi çalışıyor ve üretiyoruz; yavan ve kuru yarar duygusu, burjuva rahatlığı ideali zihniyetlerimizi etkiliyor. Oyuna toplumlarımızda artık yer yok; hayatın bütünlüğünden dışlanıp, sanayiye malzeme olsun diye bir köşeye atıldı&#8230;&#8221;</p>
<p>Oyun ve gerçek hayat içiçe, oyunun içinde bazen gerektiği kadar ciddiyete, ciddiyetin içinde bazen gerektiği kadar oyuna yer açmalıyız bence&#8230;</p>
]]></content:encoded>
	</item>
</channel>
</rss>
