Ağustos 18, 2009 Tarihine ait olan arşiv

gel gel mezgit’e gel kova kova

Bepanthol tarafından Ağustos 18, 2009 tarihinde yazılmıştır.

Aşkım azmettim ve en sonunda başardım. Biliyorsun ki aylardır senle balık tutmak istiyordum. Ah birlikte balığa çıksak böyle ondan sonra bir güzel kızartsak ve rakı balık yapsak diyorduk. Maalesef bunu seninle yapamadım ama kardeşim ile yaptım. Fakat sonuçta sadece balığı kızartıp yedik yani yanında rakı yoktu. En baştan o zaman anlatayım bir kova balık nasıl yakalandığını.

olta kamış

Pazar günü bizdeydin ve oltayı nasıl bulduğumu biliyorsun. :) Bulduğumda heralde dünyalar benim oldu. Çünkü aylardır ah vah ah vah ile geçti bir oltam yok vardı fakat kayboldu diyordum. Hatta bir kere sirkeciye gittiğimizde balıkçıları gördüğümüzde az kaldı ki alıyorduk. Fakat bir şekilde hallederiz falan filan ile sıyırdık. Aslında hatırladım ki geçen sene balık yakalamıştım bu oltam ile ve yeni motor takmıştım. Bu oltanın tarikçesi daha benim 5 yaşıma kadar dayanıyor. Büyükadaya bir gün babam elinde olta ile geldi ve balık yakalayacağız dedi. O günden sonra benim en büyük zevkim oldu belli bir yaşıma gelene kadar. Her gece olmasada bir çok gece büyükada’nın dalga kıranında istavrit yakalamaya çalışıyorduk. Belli bir zamanı var tabii ağustos ayından itibaren çok iyi çıkıyor. Yıllar geçtikçe istavrit adamızı terk etti. Terk etmessinden değilde aslında büyük balıkçı tekneleri istavritlerin yuvalarına zarar verdi. Dinamit ile balık yakalayanlar var. Hiç duymuşmuydun. Ben de ilk defa duymuştum o zamanlar. Daha çok balık yakalamak için istavritin soyunu tükettiler. Biz de artık istavrit yakalamayı bıraktık. Ve o olta kenarda bir yerde unutuldu. Benim içimde de hep kalmıştır yakalayacağım bir gün bir gün bir gün diyerek. Geçen sene epey uğraştım fakat istediğim sonuça ulaşamadım ve bir şekilde üzerine duramadım. Yine unutuldu kaldı kenarda. O kadar unutmuşum ki kayboldu sanıyordum. Bir ara aradım çünkü yazın başında fakat bulamadım. En sonunda yatağımın altında çantaların arasında tozlu tozlu hatta biraz küflenmiş şekilde bulduğumda ise tekrar hırs bastırdı. Sen evine geri döneceğin için balık yakalamamız saçma olacaktı bu yüzden sabah güneş doğarken kardeşim ile balık yakalamaya çıkmamız daha mantıklı olacaktı. Daha da güzel yaptık aslında büyükada’da yeni açılan iskender iskenderoğlunda iskender yedik. :) Sonra yıldızlarda kahve içtik.

mezgit-baligiBen sabaha çok erken kalkacağım için hemen yattım fakat saat 2 gibi uyandım. O sırada kardeşim geldi. O da benim kadar hevesli ve heyecanlıydı. Uyursak bu saatte uyuyamayız dedik ve lale büfe’den tostlar yedik. Saat 3 gibi olduğunda. Baktık ki zaman geçmiyor sokak sokak dolaştık. Dolaşırken bol bol sohbet ettik. Hatta dalgakırana gittik ve burada balık yakalayacağız hava süper falan dedik. Saat 4 gibi evimize geri döndük. Balkonda oturduk ve sohbet etmeye devam ettik. Bir yarım saat geçti ki uyku acayip bastırdık. Kardeşim oooo ben uyumam demesine rağmen dünden razıydı. :) Ben de alarm kurulu zaten haydi gel uyuyalım uyanırız dedim. Fakat saat gibi kalkmamız gerekirken saat 6 olmuştu. Allahtan herşey hazırdı sadece kardeşimin kalkması zor oldu. Balık yakalayacağımız yere vardığımızda o hala uyuyordu ve ben ise hırs yaptığım için yeni uyanmış gibi değildim. Oltayı denize attığımızda anladım ki hiç balık yoktu. Bir balık bile iğneye dokunmuyordu. Kardeşim de atmayı bilmediği için sadece çekiyordu. Baktı ki buradan balık yakalayamam ben uyuyacağım dedi gitti. Ben yalnız kaldım ve devam ettim. Şansa bir kaç balık yakaladım. Yem olmamasına rağmen mezgit yakaladığım için demek ki mezgit oltası yapmak ve yem koymak gerek dedim. Kovada 8-10 adet balık varken bir motorlu sal oltayı kopardı. Ben de tekrar uğraşmak istemedim. Geri dönerken benim oltamı koparan salın sahibine bir kaç soru sordum. Çok güzel bilgiler aldım. Yapmam gereken daha ilerki iski iskelesine gitmem mezgit oltası yapmam iğnelere ise tavuk parçası koymammış. Bu bilgileri aldıktan sonra kovadaki bizim yiyemeyeceğimiz balıkları mezgit hariç martılara verdim. Eve vardığımda yorgunluktan ölüyordum ki yatağa yatar yatmaz uyumuşum.

Ve senin telefonunla uyandım aşkım. Senle konuştuktan sonra saate baktım ki saat 2 gibi olmuş. Kardeşim çoktan arkadaşları ile buluşmaya gitmiş. Ben de o balıkçının söylediklerini illa ki denemem gerekiyordu. Büyükada çarşıda affan kırtasiyesinden bütün olta malzemelerini alabiliyorsun. Onun dışında da bir sürü şey var ama eskiden görecektin. Bir derlenmiş ve toparlanmış. İçerisi çok eski bir mahalle kırtasiyesini andırıyor ki öyle zaten. Gerekli malzemeleri aldıktan sonra yarım kilo tavuk göğüs aldım. :) Bunun yarısını iğneye geçirecek şekilde ince ince kıydım. Sabır isteyen birşeydi gerçekten çok sıkıcı ve zor birşey. Bu arada karnım açıkmıştı ve diğer kalan tavuk ile çok güzel soslu bir karışım yaptım süper oldu yedim. Bu arada kardeşim arkadaşları ile kanasta oynadığı için gelemiyormuş. O kadar gel dememe rağmen o hiç oralı olmadı. Fakat aynı zamanda da çok istiyordu. Ben ona mesaj attım ben gidiyorum istersen gelirsin diye. Biraz tavır yaptım. :P Gittiğim yeri de tarif ettim.

Bütün malzemeler hazır. İskelenin en ucundayım. Hava o kadar çok esiyordu ki 3 metrelik olta olmasa heralde oltayı hiç ileri fırlatamam diye düşünürken acaba oltanın ucundaki ağırlık yeterli mi diye düşündüm. Sonra oraya küçük yaramaz bir iki çocuk doldu. Bir anda çocukluğumu hatırladım bende onlar gibi böyle tek iğneli oltalar ile küçük balıklar yakalamaya çalışırdım. Neyse ki bir tanesi bu işleri biliyordu. Ağırlığın az abi ama idare eder tavuğun varsa her türlü yakalarsın dedi. İlk attım hemen balıkların vurmasını hissettim dedim ki amacıma ulaştım bu kova dolar. Vurdu çektim vurdu çektim. Her atışta ikişer üçer mezgit geliyor. Bir de bu mezgit kumlu dip balığı olduğu için atıyorsun bekliyorsun. Yemi takıyorsun geliyorlar. Bu sırada kardeşimde geldi. O kovaya bakınca çok şaşırmıştı. Hiç böyle bir tablo ile karşılaşacağını düşünmüyordu. Kardeşim de bana eşlik etti ve yakaladık epey. Maalesef ki iskeleye gemi yanaşınca oradan gitmek zorunda kaldık fakat kova tamamen mezgit ile dolmuştu zaten.

bir kova mezgit

Keşke sen de olsaymışsın aşkım çok eğlenceliydi ama sen göremezdin yani kendini kötü hissederdin. Çünkü gerçekten hani yakalaması zevkli ama o balıkları iğneden çıkartmak görüntü olarak hiç hoş değil. Özellikle mezgit’in ağzı epey büyük ve iğneyi yutuyorlar. O sırada kesmek biçmek gerekiyor. Sanıyorum ki hırsımdan dolayı içim sızlamadı fakat eve vardığımda bir garip oldum çünkü bütün balıklar ölmüştü. Bu arada babam kapıda bekliyordu ve hemen aldı kovayı ben temizlerim dedi. Onun da hoşuna gitmişti. Belki de o eski zamanlar aklına geldi birlikte balık yakaladığımız. Kızarttık ve yedik. Yedikte içim sızlayarak üzülerek yedim fakat tadı çok güzeldi. Geriye daha çok balık var. Onlar afiyet ile yiyecekler. Ben de hevesimi almış oldum.

VN:F [1.4.3_701]
Rating: 0.0/5 (0 votes cast)
pressyado.com teknik özelliklerini geliştirmeye devam ediyor...