Eylül, 2009 Tarihine ait olan arşiv

bu kurdeleyi sana gönderiyorum

Bepanthol tarafından Eylül 29, 2009 tarihinde yazılmıştır.

kurdelaÖğretmen, lise son sınıf öğrencilerinin her birine, kendisinin ve başkalarının hayatında yarattıkları farkı onlara söyleyerek ne kadar değerli olduklarını ifade etmeye karar verdi.

Her öğrenciyi birer birer sınıfın önüne çağırdı. Önce onlara kendisi ve sınıf için nasıl fark yarattıklarını söyledi. Her öğrenciyi özel olarak takdir etti. Sonra her birinin göğsüne altın harflerle yazılı ‘Ben Fark Yaratan Bir İnsanım’ yazılı mavi bir kurdele taktı. Sonra, takdir edilmenin toplumda nasıl bir etki yaratacağını görmek için bir ders projesi gerçekleştirmeye karar verdi. Her öğrenciye üç kurdele daha verdi. Kendi çevrelerinde bu takdir seremonisini yapmalarını söyledi. Bir haftanın sonunda öğrenciler sonuçlarıyla birlikte sınıfta sunum yapacaklardı.

Sınıftaki çocuklardan biri bir şirkette alt derecede yönetici olarak çalışan bir adama gitti. Ona kendisine kariyer planlamasında yardımcı olduğu için şükran duyduğunu söyledi ve göğsüne mavi kurdele taktı. Sonra ona iki kurdele daha verdi. ‘Takdir etmekle ilgili bir sınıf projemiz var’ dedi. Onun da takdir ettiği bir kişiye gidip göğsüne mavi bir kurdele takmasını ve üçüncü kurdeleyi ona verip onun da aynı şeyi bir başkasına yapmasını söyledi. Takdir seremonisi böylece sürüp gitmeliydi. Genç yöneticiden kendisini de sonuçtan haberdar etmesini rica etti. Aynı gün akşama doğru, genç yönetici, üst düzey yöneticisinin odasınagitti. Üst düzey yönetici asık suratlı ve huysuz bir insan olarak tanınıyordu. Genç adam, yöneticisine oturmasını rica etti ve yaratıcı birdehaya sahip olduğu için ona hayranlık duyduğunu ifade etti. Yönetici şaşkınlık içindeydi. Genç yönetici mavi kurdeleyi göğsüne takmak için izin istedi. Şaşkın vaziyetteki üst düzey yönetici ‘Tabii, olur’ dedi. Genç yönetici mavi kurdeleyi, patronunun ceketine, yüreğinin üzerinde bir yere taktı. Üçüncü kurdeleyi de ona uzatarak, ‘Bana bir iyilik yapar mısınız? Bu ekstra kurdeleyi alıp, takdir etmek istediğiniz birinin göğsüne takar mısınız? Bu kurdeleleri bana veren liseli çocuk bir okul projesi hazırlıyor ve takdir seremonisinin insanları nasıl etkilediğini araştırıyor’ dedi.

O akşam, üst düzey yönetici evine geldi ve on dört yaşındaki oğluna kendisiyle konuşmak istediğini söyledi. ‘Bugün başıma olağanüstü bir şey geldi. Ofisimde oturuyordum ve genç yöneticilerimden biri odama girdi. Bana hayranlık duyduğunu yaratıcı bir deha olduğum için bana mavi bir kurdele taktı. Düşünebiliyor musun? Benim yaratıcı bir deha olduğumu düşünüyor. Sonra üzerinde ‘Ben Fark Yaratan Bir İnsanım’ yazan bu kurdeleyi ceketime, yüreğimin tam üzerine iliştirdi. Bana fazladan bir kurdele daha verdi ve benim de takdir ettiğim birisini bulmamı söyledi. Eve gelirken arabada kurdeleyi kime takacağımı düşünüyordum ve seni düşündüm. Seni takdir etmek istiyorum’ dedi. ‘İşhayatında günlerim çok yorucu geçiyor. Eve geldiğimde sana pek fazla ilgi gösteremiyorum. Bazen sana okul notların iyi olmadığı ya da odan çok dağınık olduğu için bağırıyorum, ama bu akşam, seninle beraber olmak istiyorum ve sana hayatımda nasıl fark yarattığını söylemek istiyorum. Annen ve sen hayatımdaki en önemli insanlarsınız. Sen harika bir evlatsınve seni seviyorum!’

Çocuk şaşkınlık içindeydi ve ağlamaya başladı, ağlıyor ağlıyor ağlıyordu. Ağlamasını durduramayarak hıçkırıklara boğulmuş, katıla katıla ağlıyordu..Tüm bedeni hıçkırıklarla sarsılıyordu. Gözyaşları kucağına damlarken, başını babasına doğru kaldırdı, titrek bir sesle, ‘Ben de yarın intiharetmeyi planlıyordum baba. Çünkü beni sevmediğini düşünüyordum.’ Babanın takdiri, çocuğun hayatında büyük fark yaratmıştı. Yaşamla ölüm arasında bir fark.

love

Aşkım seni çok seviyorum iyi ki varsın ve inan ki seninle hayatım her zamankinden daha güzel. Seni düşünmek ve kalbimde hissetmek çok güzel bir duygu.

VN:F [1.4.3_701]
Rating: 0.0/5 (0 votes cast)

sinema yazarlığı

CherryBlossomGirl tarafından Eylül 28, 2009 tarihinde yazılmıştır.

Aşkım biliyorsun ben sinema üzerine yüksek lisans yaptım, sinema sektöründe çalışmış olsam da, daha sonra kendimi web şirketlerinde çalışırken buldum, edebiyat, sanat, sinema, basın, internet (çünkü yeni mecra bu) ilgi alanlarım ve işim gücüm haline geldi. Bu noktada beni en çok tatmin eden iş herhalde 9 ay süresince yapmış olduğum beyazperde.com site editörlüğü ve sinema yazarlığıydı. filmler hakkında kritik yazılarım orada gelişti ve pekişti. artık editörü olmasam da hala kritikler yazıyorum siteye. Siteye yazdığım ve yazmadığım kritikleri de kendi blogumda topluyorum. Erdal Kaplanseren sağolsun, Eylül ayı PCNet dergisinde blog tanıtımı sayfalarında benim bloguma da yer vermiş. Çok hoşuma gitti, gururlandım, bir de üzerine beni bu dergi aracılığıyla gören birkaç kişiden mail alınca iyice havalara girdim. :)

pcnetblog

Seninle de burada paylaşmak istedim aşkım dergide çıkan yazıyı. Bu arada blogumda yapmış olduğun header güncellemesi için ayrıca teşekkür ederim aşkım, bence hoş oldu. Belki bir süre sonra template’imi de değiştirmeye karar verirsem yardımcı olursun. :)

VN:F [1.4.3_701]
Rating: 0.0/5 (0 votes cast)

aşkıma bolero

Bepanthol tarafından Eylül 28, 2009 tarihinde yazılmıştır.

Aşkım diyorum ya hep senin yüzünden kilo alıyorum diye. Evet senin yüzünden. :) Çünkü yemek yapmasını çok seviyorum. Seni de çok seviyorum. :) Bu kavramlar bir araya gelince o zaman ne oluyor. Aşkıma güzel bir şeyler ortaya çıkarayım diyorum. Hem senle birlikte güzel vakit geçerken hem de değişik birşeyler yemiş oluyoruz. Daha henüz kalktığında birşey yememeni fırsat bilip ben sana süpriz birşeyler yapmaya gelince illa ki farklı birşeyler yiyoruz.

bolero

Geçen gün de aslında aynısı oldu. Evdeki malzemelerden ne yapılır ne edilir düşünürken. Aklıma eskiden kırıntıda yediğim bolero geldi. Kırıntıda tek yediğim şey bu abur cubur fast food türetimi besin. O zamanlar kırıntı daha kendi kendine bir yerdi ilk bağdat caddesinde açıldığında daha sonra ben oradan soğudum. Yine diğer yerleden daha güzel daha bize yakın fakat olmuyor artık. Modadaki kırıntı bunların hala çok dışında her zaman gidilebilecek büfe havasında rahat kasmayan bir mekan. Zaten hayret etmiştim sen mantar yememene rağmen oradaki mantarlı tavuklu dürümü nasıl yiyebilmiştin diye. Kırıntı’nın oradaki dürümleri mantarlı kaşarlı etli tavuklu inanılmaz ötesi bir lezzet abidesi. Tek kötü yanı var ki yerken ağzın yanıyor ve altından devamlı sosu akıyor. Bunun nedeni de o inanılmaz lezzete hemen kavuşmak. Neyse aklım bir anda yemeklere gitti. Gözümün önünde kırıntının menüleri akıp geçmeye başladı ve ben konumu unuttum. :)

bolero

Sana sürpriz olarak yaptığım atıştırmalık veya kahvaltılık yemek bolero’nun farklı bir versiyonu oldu. Sürpriz olduğu için sen bilmedin ve görmedin nasıl yaptığımı. Sadece elimizdeki malzemeler sosis, dilim taze kaşar, tost ekmeği ve ketçap. Bu malzemeleri görünce zaten sonuçta neler olacağını hemen hayal ettim bile. Sosis’in donmuş olması beni yıldırmadı. Aşkım özellikle donmuş sosisleri kesmek çok zor olur onun için ilk önce su ısıtmak gerekiyor. Bu ısınmış suyun içinde 2 dakika sosisleri beklettiğinde hemen yumuşuyorlar. Bunu bir not olarak kenara yazabilirsin mesela sonra sosis donuk diye üzülme. :) Sosisleri ince ince kestim. Bu arada fırının nasıl çalıştığını çözmeye çalıştım ve zor olmadı. Tost ekmeklerinin üzerine biraz becel sürdüm. Daha sonra üzerine küçük küçük kestiğim sosisleri dizdim. Sonra üzerine ketçap ve dilimlenmiş kaşarler ile üzerini örtüm.

bolero

Sonuçta bolerodan farklı birşey çıkmadı. Yıllarca kırıntıda yediğimiz o sandviçi aslında evde de bir güzel yapabilirmişiz. Artık Kırıntıya gitmek için hiçbir sebeb kalmadı. Ama Modadaki kırıntıyaysa en yakın zamanda gidebiliriz. Canım inan ki çok çekti. Bu arada kahvaltıyı yerken bolero’yu ben çok severdim dediğinde çok mutlu oldum. Keşke daha fazla yapsaymışım.

VN:F [1.4.3_701]
Rating: 0.0/5 (0 votes cast)

aşkımız hep kazansın

Bepanthol tarafından Eylül 26, 2009 tarihinde yazılmıştır.

ask-hep-kazanır

VN:F [1.4.3_701]
Rating: 0.0/5 (0 votes cast)

kıskanmak filmini ilk sen izlemek ister misin?

Bepanthol tarafından Eylül 25, 2009 tarihinde yazılmıştır.

kiskanmakEvet. Çok isterdik. Aşkım senle en büyük zevklerimizden biri olan filmi sinemada izlemek. Bir de aşkım sayende basın gösterimleri daveti aldığımız için herkesten çok önce izlemek bizi daha mutlu ediyor ve izlemek için daha çok hevesli oluyoruz.

Facebook’ta Cem Yılmaz hayran sayfasına üye durumdayım. Ve bilindiği üzere hayran sayfalarından belli periyotlarda güncelleme başlığı altında mesajlar geliyor. Bugün birikmiş olan mesajları bir kontrol ederken bir mesaj başlığı şöyle:

KISKANMAK FİLMİNİ İLK SEN İZLEMEK İSTER MİSİN?

Aşkım inanır mısın? Okumam ile o başlığı mesaj içeriğine girmem an meselesi oldu. Mesaj içeriği şöyle:

CEM YILMAZ’ında katılacağı Zeki Demirkubuz’un yönetmenliğini yaptığı son filmi Kıskanmak filminin GALA gecesine konuk olmak için xxxxxxx@elmalma.com adresine isim ve soyisminizi e-posta gönderebilirsiniz.

Ps: Zeki Demirkubuz ve filmin oyuncuları Berrak Tüzünataç, Nergis Öztürk, Serhat Tutumluer ve diğerleride GALA gecesinde sizlerle olacaklar.

Hemen sana da bu konuda bilgi yolladım ve ikimiz de aynı anda e-posta attık söylenen adrese. Burada e-posta adresini gizli tutup devamı olan alan adının gözükmesi yeterli bence. Peki daha sonra nasıl bir e-posta geldi işte aşağıda:

Merhaba;

Zeki Demirkubuz – Kıskanmak gala gösterim talebiniz elimize ulaşmıştır. Gala gösterimine katılmak için;

1. http://www.facebook.com/kiskanmakfilm adresli film sayfasında afişin altındaki sol menüden “Suggest to Friends” “Arkadaşlarına öner”e tıklayın,

2. Bütün arkadaşlarınızı tek tek seçin,

3. “Send Invitation” “Tüm listene gönder”i tıklayarak tüm listenizle paylaşın.

Bu paylaşımın arkasından bizler davet edenleri kontrol ederek facebook üzerinden sizleri tarih ve yer konusunda bilgilendireceğiz.

İlginize teşekkür ederiz.

Sent by BlackBerry Internet Service from Turkcell

Hani bize ilk başta deseler ki siz arkadaşlarınızı davet ederseniz ve göndermiş olduğunuz hayranların üye olmasına göre biz de size Gala hakkında bilgi vereceğiz. O zaman ilk başta derim ki herşeyin bir bedeli var. Cem Yılmaz ile bir Gala gecesinde birlikte olmak mükkemel birşey değer diyeceğim. Tebrik ederim onları Aşkım aynı zamanda çok iyi bir e-posta toplama aracı bulmuşlar. Şimdi e-postalarımıza elmaalma’dan spam e-postalar gelmeye başlar. Ama burada bizi aptal durumuna düşürmediler mi? Böyle bir atraksyona neden gerek var ki? Böyle kandırmayın dürüst olun. Hevesimize ve zamanımıza yazık!

Bu arada Cem Yılmaz ile Elmaalma.com’un nasıl bir ilişkisi var onu ayrı çözemedim…

VN:F [1.4.3_701]
Rating: 5.0/5 (2 votes cast)

bayramlar ve tatiler yine bitti

Bepanthol tarafından Eylül 24, 2009 tarihinde yazılmıştır.

Aşkım seninle çok güzel yine bir bayramı ve tatili birlikte geçirdik. Gerçi bana bu aralar hergün tatil işsizlikten dolayı fakat bunu tatil gibi yaşayamıyorum maalesef. Bayramda Bayramoğlunda olduğumuz için isimlerden dolayı çok komik oldu. Bayramı Bayramoğlunda geçirin gibi bir sloganla yola çıktık. Hava bir kapalı bir açık olmasına rağmen sahilde oturup kitap okuduk ve sohbet ettik. Sonra denize giren bir kişi sayesinde gaza gelip biz de denize girdik. Hayatımda ilk defa Eylül ayının sonlarında denize girmiş oldum seninle bu bir ilk oldu. :) Sanırım rüzgarın etkisinden kulağım hala ağrıyor inşallah geçecek. Belki su kaçmıştır ama hala geçmediyse üşütmüş olabilirim kulaktan çeneye kadar sırt tutulması gibi bir ağrı var.

bayramoglu

Bayramoğluna daha önce hiç gelmemiş olan arkadaşlarımızın da gelmesi çok eğlenceli oldu. Değişik bir kalabalık ve karmaşa sakin olan Bayramoğlunu değiştirdi. Hava hep açılıp kapanmasına rağmen şansımıza mangalı deniz kıyısında yapabildik. Ben biraz aksi bir günümdeydim evet ama sonra birşekilde atlattık. Köfteler, sucuklar, sosisler ve kanatlar birer birer tüketildi. Ama her zaman olduğu gibi yine arttı. Geçen sefer İzi’nin evindeki mangalda iki mangala daha yetecek kadar et artmıştı. Çünkü çok kişi geleceğim deyip gelmemişti. Burada yine biraz daha ayarlı olduk. Fakat koşuşturmacadan olsun ve kalabalık olmamızdan dolayı birbirimizle ilgilenemedik bir türlü. Deniz kıyısında masa kurup yemek yemenin zevki bir ayrıymış ve çok zevkliydi. Deniz havasını insan içine çektikçe iştahı açıldıkça açılıyor ve yedikçe yiyor. Herkes mide fesatı geçirdiğini Trivial Persuit oynadığında anladı zaten. Masaüstü oyunu en son bu kadar kalabalık belki 2 sene önce oynamışımdır. O oyun da Tabu’ydu. Tabu güzel oyun fakat ben beceremiyorum. Beceremediğim için pek sevmiyorum fakat olursa birgün ortam oynarım severek. Benim herhalde bugüne kadar gırgırdan sonra diyeyim. En sevdiği masaüstü oyunu Trivial Persuit. Kafa çalıştırıyorsun düşünüyorsun aynı zamanda da kalabalıkta beyin fırtınası yapıyorsun. Ne kadar seninle aynı grupta olmak istedimse herkes kızlar ve erkekler olsun diye tutturunca böyle ayrılmak zorunda kaldık. Sonuçta biz sizi yendik ama çok çekişmeli ve heyecanlıydı. Yusuf ve Sylvia’nın mızıkçılık tartışması ise çok komikti. Daha sonra güzel bir Bayramoğlu gezmesi yaptık ve çok yorulduk. Roma dondurmacısına her zaman gittiğimiz gibi o gün de gittik. Eve geri döndüğümüzde herkeste bir deli enerjisi varken sen ve ben çok yorulmuştuk. Onlar yine oynadılar ve biz sadece seyirci olduk.

Aşkım yine bence çok güzel zaman geçirdik. İmkansızlıklar içerisinde çok güzel imkanlar sağlıyoruz ve nasıl oluyorsa sanki birşekilde minimumla en yapabilecek durumla en iyisini yapabiliyoruz. Bu arada Macbeth’i okumaya devam ediyorum çok teşekkür ederim aşkım. Gerçekten okudukça okuyasım geliyor çizimler ve kurgu ekinoksahçok güzel. Ortaçağ gibi bir tarihte yazılmış bir eser bilimkurgu gibi gelecekte japonlar tarafından tekrar canlanıyor. Hem kılıçla savaş yapılırken ama atlar yerine motorsikletler var. Bu kitapta bitiyor ve sırada Romeo ve Juliet var. :)

En son olarak Bayrama girmeden Friendfeed’te bir iletide haftanın blogları adlı bir iletiyle karşılaştık. Merak edip girmesek hiç haberimiz bile olmayacaktı. Ekinoksah kendi blogunda her hafta beğendiği blogları kendi blogunda ziyaretçileri ile paylaşıyormuş ki bizim iki blogumuzda haftanın blogu seçilmiş. Buradan ona bizi seçip takip ettiği için teşekkür etmek istiyorum. Bize güzel bir bayram hediyesi olmuş oldu.

VN:F [1.4.3_701]
Rating: 0.0/5 (0 votes cast)

myspace ve last.fm web siteleri de engellendi

Bepanthol tarafından Eylül 19, 2009 tarihinde yazılmıştır.

Cumhuriyet Başsavcılığı’nın vermiş olduğu karar doğrultusunda dinlediğimiz müziklerin sesi kısıldı. Şimdi o sesi ne zaman açacaklarsa bizde kaldığımız yerden müzik dinlemeye devam edeceğiz. Ama öyle sanıyorlar. Yasaklar ve kısıtlamalar herzaman bir şekilde yeni bir yol bulunarak delinmiştir. Demokratik bir çözüm getirilmediği sürece. Kanunu oturmamış ve internetin mantığını bilmeyen kişiler, bu yaşam alanını daraltmaya çalıştıkça o alan başka deliklerden büyüyecektir.

myspace-lastfm

Birçok grup ve dj’ler özellikle myspace sayesinde kendileri hakkında sevdiklerine etkinlikleri ve müzik çalışmaları hakkında bilgi verebiliyorlar. Yada bazı prodüktörlere kendilerini tanıtabiliyorlar. Birçok tanıdığım insan vardır ki myspace sayesinde iş yapıyor ve para kazanıyor. Denilmiyor mu? Al ver ekonomiye can ver. O zaman nerede bu işin başlangıcı ve sonu. Çelişkiler ve çatışmalar birbirini çekiyorlar. Ortaya karmaşa çıkıyor. Belki buradan bir bahane çıkar ekonomi bozuk çünkü internet aslında kötüye kullanılıyor denilerek. Ama burada müzik yükletmek değil dinletmek var. Buralardan yasal olmayan şarkı indirme işlemi yapmak mümkün değil. En azından bu siteler bunu sağlayan kuruluşlar değil. Dünyanın en en çok ziyaret edilen internet radyoları arasında yer alan Last.fm’e ne olacak peki. Hani kapatanlar kapatıyorda bu kapama cezası bize mi? yoksa sitelere mi? Yoksa özgür internete mi?

Bir şekilde gördük ki elimizden hiçbirşey gelmiyor. Bunun ile alakalı ne kanunlar gelişecek ne farklı hareketler oluşacak. Daha önce ekşisözlük, Blogger, Wordpress, Dailymotion ve google’ın bazı hizmetleri kapanmıştı fakat açıldı. Youtube hala kapalı. Ama kapalı olsa ne olacak ki! Sayın Tayip Bey youtube’a girip video izliyormuş. Kapasanızda bakın biz de o sitelere girebiliyoruz. DNS diye birşey var. Balık baştan kokarmış.

VN:F [1.4.3_701]
Rating: 0.0/5 (0 votes cast)

Yeniden okullu olduk, sınıfları doldurduk:)

CherryBlossomGirl tarafından Eylül 18, 2009 tarihinde yazılmıştır.

kare-camda-9-gul-1250800134Aşkım iki hafta önce görmüş olduğum bir ilana başvurdum ve kazandımm, bir ay sonra ikinci yüksek lisansımı yapmaya başlıyorumm:)))

Çok heyecanlı ve çok mutluyum, bölümüm çok güzel değil mi? Altyazı ve Dublaj Çevirmenliği!!

Bu dönemde yanımda olduğun, bana destek olduğun için çok teşekkür ederim. Demin de muhteşem güller geldi, üstünde de notun:

“Aşkım hayatında istediklerin teker teker olması dileğimle, inşallah seninle birlikte tuttuğumuz dilekler en kısa zamanda gerçek olur. Üniversitende başarılar dilerim:)”

Çok teşekkür ederim aşkım, çok tatlısın, hep güzel şeyleri birlikte yaşayalım olur mu:)))

VN:F [1.4.3_701]
Rating: 0.0/5 (0 votes cast)

lösev özel haber “kim engelliyor?”

Bepanthol tarafından Eylül 18, 2009 tarihinde yazılmıştır.

lösev

VN:F [1.4.3_701]
Rating: 5.0/5 (1 vote cast)

kablosuz internetin tesadüfü

Bepanthol tarafından Eylül 18, 2009 tarihinde yazılmıştır.

wireless-tesadüfAşkım bunu senle hemen paylaşmalıyım. Hemen paylaşmalıyım diyerek Yıldızlar Cafe’ye geri döndüm. Bütün gün ne mi yaptım? Yemek yedim çay içtim internette dolandım durdum. Uzun bir süre senin ile e-posta alışverişi yaptık. O sırada tabii ki yine Yıldızlar Cafe’deydim. Burası bana alıştı ben de buraya alıştım. İki tane çaya sabahtan akşama kadar internet ve adalar İstanbul manzarası.

Karnım acıktı canım lahmacun çekti.  Büyükada’da yeni bir taş fırın açılmış bir oraya gideyimde deneyeyim dedim. Sonra bir güzel oturup iki tane lahmacun çekin dedim. O sırada senden bir mesaj geldi. Sana e-posta attım diye. Ben bilgisayarımı açamadığım için iPhone’umdan kontrol etmek için e-posta uygulamasına girdim. Tam senin e-postanı okuyacakken sevgili iPhone kablosuz bir internet ağı buldu. Adı melis. Ben de hemen iPhone’un ekran fotoğrafını çekme özelliğini kullanarak film rulosuna kaydettim. Bir anda çok güldüm. Çünkü o sırada ne kadar bağlı gözüksemde 3G’ye klasik olan 3G sıkıntısı ile internete bağlanamama sorunu yaşıyordum ki imdadıma sen yetiştin. Hani şöyle oldu sanki okuman lazım çok önemli okuyamıyorsan bile ben sana interneti de halletim hemen oku gibi oldu.

Tesadüfi bir komiklikle güldüm ve hoşuma gitti. Senin de görmeni istiyorum ve hemen yazıma bu görüntüyü yapıştırıyorum. Yazdığın e-posta görülmesin diye bazı bölgeleri Photoshop ile bulanıklaştırdım. Bu arada yeni açılan lahmacun taş fırını fena değilmiş ama sıcakta yenilmemesi gereken bir besindi bu ve karnım hemen guruldamaya başladı.

VN:F [1.4.3_701]
Rating: 3.7/5 (3 votes cast)
pressyado.com teknik özelliklerini geliştirmeye devam ediyor...