Kasım, 2009 Tarihine ait olan arşiv

gez gez sürprizim ağva

Bepanthol tarafından Kasım 29, 2009 tarihinde yazılmıştır.

Aşkım tam işe başlamıştım ki işte bu tatile denk geldik. Aslında iyi de oldu. Alıştıra alıştıra yoğunluğa girmek daha iyi olacak. Şimdiden çok çok memnunum aslında. Yapılması gereken işleri ve neler yapacağımızı yavaş yavaş kavrıyorum. Yakında çok daha hakim olacağıma inanıyorum. Doğal olarak birlikte çalıştığım kişileri yeni tanımaya başlıyorum. Hatta ilk günler isimler konusunda o kadar çok zorluk çekmiştim ki. Ama artık aklımda isimler. Tatilimiz bitince inşallah umduğum ve olmasını istediğim bir kaç şey de olur. Bunun için gerçekten epey bir dua ediyorum içimden fakat sana belli etmiyorum. :) Evet yine okuyup bunu buradan öğreneceksin. Heheh. :P

ağva günü birlik tatilimiz

Neyse işte tatilimizdeyiz ve ne yapsak ne etsek bilemediğimiz bir durumdaydık. Ben de dayanamadım en sonunda senin de daha önceden görmediğin, bilipte gitmediğin bir yere götürmek istedim seni. Aslında çok emin olamıyordum. Hani bir iki kere plan yapmıştık Ağva’ya gitmeyi fakat gidememiştik. Orada biraz muhabbeti geçmişti. Sonuçta üzerinden epey bir zaman geçti unutmuş olabilirim. Neyse ki yolda sen de bunu onayladın benim içim gerçekten çok rahatladı.

ağva günü birlik tatilimiz

Aslında nasıl oldu? Bu fikir babamın doğum gününü kutladığımızda aklıma geldi. Hatırlarsan ki biraz annem ile ufak bir tartışmam olmuştu. Orada ağzımdan kaçırdım. Tatile gideceğiz. Yok bu olacak dedim. O sırada sen içerdeydin. Bir anda evet evet dedim. Şileye gitmeliyiz. Ağvaya gitmeliyiz. Diyerek kendi kendime içime benliğime yerleştirdim. Vee sabah oldu aldım seni bindirdim arabaya sürpriz diyerek yola çıktık. Aslında tabelalar yüzünden pek bir sürprizi kalmamış oldu. Şile tabelası yok ağva tabelası derken sen lalal lalaa moduna girdin bile. :) Ne kadar da şımarık oldun bir anda. Çok sevindim. Bu arada Pırlanti Turizm’in hostesliğini yapmaya başladın. Uzun bir yolculuktu bu su ihtiyacı ve çıt çıt atıştırma ihtiyacını illa ki biri karşılaması gerekirdi. :) Ice Tea’leri buskivileri atıştıra atıştıra yolumuza devam ettik.

ağva günü birlik tatilimiz

Şile’den sonra Ağva yolu ikiye ayrılıyor. Biri sahil yolu biri dağ yolu. Biri daha düz ve manzarası pek bilindik olan. Diğeri yolu virajlı zor ve yorucu fakat manzarası bir o kadar hoş güzel insanı kendinden alacak olan. Ben biliyorum ki sen ağaçları o yere düşen sararmış yaprakları çok seversin. Hatta ağaçlardan gökyüzünün görünmesini bile istemezsin. İşte bu yüzden dağ yolunu tercih ettim. Bu da sana asıl sürpriz olmuş oldu. Bu sefer eğlencen iki katına çıktı ve benim daha çok hoşuma gitti.  Hehe aklıma bu arada Hugo geldi. :) Hugo oyununda da sunucu sorardı. Dağ yolu mu yoksa başka bir yol mu diye. Neyse aşkım sen bol bol fotoğraf çektin. Bir kaçını ben buraya koyacağım zaten ama henüz bakmadım fotoğraflara. Doğa manzarası yollardan ilerlerken bir de o ufak köylerden geçmek ve köy kahvelerinde oturan insanları görmek değişikti. Yine İstanbuldaydık ama burası farklı bir İstanbuldu.

ağva günü birlik tatilimiz

En sonunda Ağvaya vardık. Ağvaya vardığımızda minik gözlerinde şaşkınlık çok güzeldi. Deniz fenerine doğru bir yürüyüş yaptık. Kumsal ve denizin bir araya geldiği noktadaki manzaraya bir süre baktık fotoğraflar çektik. Havada Kasım ayına göre çok güzel bir havaydı. Ne kadar şanslıyız değil mi? Aslında oradaki esnaf çok daha şanslı. Ne bileyim düşünsene hava kötü olsaydı oraya insanlar akın etmezdi. Heryer doluydu tıklım tıklım. Deniz fenerinin orada bile insan trafiği vardı. Oradaki temiz havaya dikkat ettin mi aşkım? Aslında çok farklı bir hava karışımı vardı. Hem Ağva deresinin tatlı suyu hem deniz suyunun iyotu yeşiliklerin kokusu o kayaların tozu balıkçıların kokus hepsi karışmış enfes bir parfüm olmuştu. Buna bir de odun sobalarının kokusu ve ızgara balıkların kokusun gelince bizim karnımız epey bir açıktı. Buraya bir daha ne zaman geleceğiz dedik ki bir bakmışız rakı balık yapıyoruz. Ama saatlerce insan birşey yer mi bir masayı işgal eder mi? Bu kadar keyif aldığımı yemek yerken hiç hatırlamıyorum.

ağva günü birlik tatilimiz

Bir bakmışız hava kararmış. Nasıl da dalmışız. Derenin kenarında yenilen yemek hiç ağırlık yapmıyormuş meğersek. Zaman su gibi akıp geçti dereyi izleyip martılara ekmek atarken. Bir de çok güzel sohbet ettik aşkım. Hemen kalktık ve yolculuk için atıştırmalar aldık. :) Yedikçe yiyor insan o temiz havadan sonra iştah açıcıydı gerçekten. Dönüş yolunda sahilden dönmek isterken sanıyorum ki yolu karıştırdım fakat ne oldun yine yavaş yavaş ilerledik. Birkaç Jandarma çevirmesi atlatıysak allahtan bizi almadılar yolun kenarına iki duble rakı’dan kimbilir kaç promil çıkardı. Bu arada yine hosteslik görevine geldin ve çıt çıt atıştırmalardan sundun bana bir güzel yine yedik. Karanlıkta yolculuk yapmak aslında gündüz yolculuk yapmaktan daha kolay olduğunu anladım. Fakat dönüş yolu bir türlü aslında bitmedi. Gitmesi sanki daha uzun sürmüştü ama dönüş sanki böyle bitmek bilmiyordu. Belki de hani etrafı izlemek gibi bir durum kalmamıştı ortada zifiri karanlık olmasından dolayı.

Nihayet düzlüğe varmıştık. Ve aklıma bir anda fikir geldi. Buraya kadar gelmişiz ve hep teğet geçtiğin Şile’ye de uğrayabileceğimizi düşündüm. İyi ki söylemişsin aşkım hani oraya da uğramak çok zor birşey değildi. Fakat İstanbul’dan farklı bir ilçe merkezi görmek ve farklılığını hissetmek ne kadar ilginçti. Belki tam olarak kışlık bir yer olmasada evlerde ışıklar vardı. Sokaklar çok tenhaydı. Hani terk edilmiş gibi fakat aynı zamanda bazı yerler kalabalıktı. Sahiline indik bir güzel turladık dalga kıranda ve yolumuza devam ettik.

Çok neşeli ve güzel bir gün daha geçirmiş olduk. Unuttuğum bazı şeyleri burada tamamlamak istiyorum. Anneannene sen yine nazar boncuklu hediye aldın. Işık Üniversitesinin kampüsü çok uzaktaymış fakat güzelmiş. Penceremiz açıkken yolculuk sırasında yaprak girdi içeri hatıra olarak sen aldın. Çok fotoğraf çektin. Taş devrinden kaldığını düşündüğümüz değişik bir kuş gördük. Hymmm. En yakın tatilde yine güzel bir gezi yapmamız dileğimle seni çok seviyorum aşkım.

VN:F [1.4.3_701]
Rating: 0.0/5 (0 votes cast)

yeni müzik tarzımız tech-chicken

Bepanthol tarafından Kasım 29, 2009 tarihinde yazılmıştır.


VN:F [1.4.3_701]
Rating: 0.0/5 (0 votes cast)

iyi ki doğdun papi

Bepanthol tarafından Kasım 29, 2009 tarihinde yazılmıştır.

Aşkım biraz geç yazdığım için bu yazıyı üzülüyorum fakat yine çok hareketliydik ve bilgisayarları açamadık. Buna inanabiliyor musun? Bilgisayar artık eskisi kadar hayatımda değil. Sanki biraz daha usturuplu kullanmaya başldım. Kabul ediyorum eskiden devamlı nereye gitsek açardım ama bu aralar böyle ne olduysa dengeye geldi sanıyorum ki. :)

dad

Geçen cuma akşamı babamın doğum günüydü ve babama güzel hediyeler ve pasta aldık. Sen de bu konuda bana yardımcı olduğun için çok teşekkür ederim. Aşkım özellikle benim ipucum sayesinde babam hastaneden çıkınca uzun zaman harcayacağı en güzel hobisi olan puzzle hediyesini verdin. Bence çok hoşuna gitti. Düşündüğünü görmek neşesini yerine getirdi. Belki de anlamışsındır ama ben yine de tekrarlayayim. Devamlı senle konuştu. Hep sana espiriler yaptı. Bunları tekrar düşünürsen ne kadar hoşuna gitmiş hediye alman ona anlayabilirsin.

Babam yarın hastaneye yatacak ama çok sağlıklı bir şekilde gerekli olan işlemler yapılacak. Artık bu hastane olaylarına çok inanıyorum. Artık birçok konuda ilerlediğimiz gibi bu kök hücre naklinde de çok başarılı sonuçlar alınıyor ki babama sadece bir önlem olarak yapılacak diye biliyorum. Gördüğümüz üzere herşey çok güzel oluyor bu da çok güzel olacak. Babam bu arada senin de geleceğini öğrenince süper birşey yapmış yemek olarak sana. :) Ograten makarna herhalde böyledir. Yani doğru yazmışımdır inşallah.

ograten makarna

Bu arada pastayı da çok beğenmiş babam sanırım. Bütün hepsi bitmiş. Hem de sonuna kadar yani sostan da eser kalmamış geriye. Kaç nesildir pasta yapan Baylan Pastanesi bizden sonra gelecek nesillere de böyle pastalar yapacaktır eminim. Ama inşallah bu tarzı eskiliği eski kokusunu hiç yitirmez. Ha bu arada biz rokoko almıştık. :) Buz gibiydi. Ups ben en iyi buzluğa da bakayim. Heheheh.

O zaman ben babama buradan nice mutlu yaşlara inşallah daha sağlıkla olsun dileklerimi de yazmak istiyorum. Çok mutluydu neşeliydi. Daha iyi olacak inanıyorum. Aaaa Unutmadan. Bunu hatırlatmadan geçemeyeceğim. Cuma gecesi DVD’lerin arasında üzerinde Mısır 1 yazan DVD’yi oynatıcıya koyduğumda izlediğimiz 2003 yılında yaptıkları gezinin tarihi tam 6 sene önceki babamın doğum gününe denk gelmesi inanılmaz değil miydi? Uff hala içim bir garip oluyor. Tesadüfe bakar mısın? İstesen bile ayarlayamassın böyle birşeyi. Eskiler ne kadar güzelmiş. Cesi’nin o şirinliği ve oldukça güzel değişi o yaşta kaldıkları otel için. :)

Sonunun sonu olarak: “İyi ki Doğdun Papi.” :)

VN:F [1.4.3_701]
Rating: 0.0/5 (0 votes cast)

kurban bayramın sağlıklı ve mutlu geçsin aşkım

Bepanthol tarafından Kasım 26, 2009 tarihinde yazılmıştır.

kurban bayramınız kutlu olsun

VN:F [1.4.3_701]
Rating: 5.0/5 (2 votes cast)

geçen hafta like mind ve night aktivitemiz

Bepanthol tarafından Kasım 25, 2009 tarihinde yazılmıştır.

Aşkım uzun zamandır devamlı gidip katıldığımız like’lı aktivitelerimize devam ediyoruz. Ne iyi yapıyoruz da bunu güzel bir alışkanlık halinde devam ettiriyoruz. Aslında geçen ay ki görüşmeleri biraz aksattıysak bile farklı organizasyonlar sayesinde friendfeed’ten tanıştığımız arkadaşlarımızla görüşmüştük. Şimdi yine ah sen o musun avatardan anlaşılmıyor. Hiç fotoğraf paylaşmıyorsunuz ki tanıyalım gibi konuşmalarla uzun süredir konuşmuş olduğumuz fakat gerçek hayatta karşılaşmadığımız bir çok kişiyle yeniden tanışmış olduk.

likemind

İşe başlamadan önce bu tarz aktivitelere özellikle sabah olan Like Mind’lara artık katılamayacağımı düşünüyordum fakat ne güzel ki internet işi sayesinde bu aktivitelere katılmaya devam edeceğimi gördüm. Çok güzel de oldu. Orada devamlı konuştuğum kişilerle sohbet etmeye başladım. Özgür Alaz ile kısa bir süre sohbet ettikten sonra Uğur Özmen’in masasına oturdum ve sohbetlerine katıldım. İzmirden gelen olsun Ankaradan gelen olsun bir çok yeni insanla tanışmış oldum. Özellikle İzmir konusunda ve Sosyal Medya’nın nereye doğru gideceği konusunda Emre ile çok uzun bir muhabbette bulundum. Sonra da büyük mutlulukla ofise doğru koşa koşa gittim. Tam metroya varacakken Sevgili Müge Hanım ile karşılaştım. Kendisine o kadar çok merhaba demek istiyordum ve şansım varmış ki onu gördüm.

Geceyse bu etkinliğin çok ve çok kalabalığı şekline Like Night gerçekleşti. Senle de işler yüzünden uzun zamandır görüşemiyorduk ve seni çok çok çok çok özlemişim aşkım. Senle buluştuğum zaman böyle içim bir garip şekilde hopladı. Kalbim yerinden zıpladı. Sonra da senin sevdiğim Borsa’nın sulu yemek restoranında bir güzel tıkındık. Seni o kadar özlemişim ki valla bir ara gerçekten Like Night’a gitmek istemedim senle birlikte zaman geçirmek istedim. Fakat haklı olarak sen de taaa oraya kadar gelmişsin ve gitmemek olmazdı. Zaten ben de çok uzatmadım. :)

Beer House’u bulmamız pek zor olmadı ama Like Night’a gidiyoruz diye yola çıkıp fakat Like Night’ın nerede olacağını bilmemek çok komikti. iPhone ve 3G sağ olsun hemen friendfeed’ten bilgileri aldık ve yola koyulduk. İçeri girdiğimizde sanıyorum ki biraz erkendi ama iyi bir saatte gitmişiz. Orta seviyede bir kalabalık vardı. Saat 9 gibi falan olması lazımdı. Sonra kendimize bir yer belirledik ve oturduk. Bu arada sabah Like Mind çok boştu eskilerine nazaran ve Like Night gecesinde içeriye girdiğimizde iki katı kalabalık vardı ki o zaman Beer House kalabalık değildi. Yavaş yavaş içerisi doldukça tanışmalar aaa sen o musun? yada daha önce konuşulmuş tanışılmışsa neler yaptın neler ettin sohbetleri. Çok eğlenceli oluyor. Sosyal medya gerçekten çok güzel sosyalleştiği bir gece oldu.

likenightAklımda kalan isimler ve daha önemlisi çiftler vardı. Alp ve kız arkadaşı dünya tatlısı insanlardı ve gürültü yüzünden doğru düzgün konuşamadık. Çok sevdik biz onları onlar da bizi sevmiş. Ne güzel. Sonra Yiğit vardı kız arkadaşıyla. Onlar da çok şekerdi. Yiğit’in zaten nasıl birisi olduğunu biliyordum ama onda güzel enerjiler vardı. Nesil zaten sempatik biri ve bize sürpriz bir haberi oldu. :) Bir de ne güzel doğumgünüymüş. O da sevgilisi Arman ile güzel bir çift oluşturmuşlar. Girişimci arkadaşlar Sarplar ile karşılaştık ve ben yine onlarla uzun uzun konuştum. Sonra Cansu geldi eski işim Dijitalendüstri’den ve nasıl bizi mağdur ettiklerini tartıştık ki bu konuya Yiğit de katıldı. Cansu ile birlikte çalışmıştık fakat Yiğit ile Dijitalendüstri’de birlikte çalışmamıştık. Kimler kaldı geriye ha bir de Mr. Ergin ile konuştuk uzun uzun sizin ortak konunuz sinema ve ben daha uzun süre dinleyici oldum. :)

beer house sıraselviler taksim

Sonuç olarak böyle yerlerde olmak insanın kendisini iyi hissetiriyor. Yeni insanlar ile tanışmak veya hiç yüzünü görmediği insanlar ile yüz yüze konuşmak fırsatı edinebiliyoruz. Like Mind ne kadar ciddi sohbetler ile geçtiyse Like Night o kadar eğlenceli geyikli sohbetler ile geçti. Güzel insanların bir araya gelerek sinerji oluşturması müthiş oldu. Bir ara tekilanın 5 YTL olması unutulmaması gereken noktaların başındayken WC’de pisuvar başındaki kişilerin adını görmek çok komikti.

Not: Aşkım kimler ile tanıştığımızı ben eksik hatırlatmış olabilirim ve sen de eklersen eğer süper olur. :)

VN:F [1.4.3_701]
Rating: 5.0/5 (1 vote cast)

iyi ki doğdun erel, seni tanımak çok güzel:)

CherryBlossomGirl tarafından Kasım 23, 2009 tarihinde yazılmıştır.

bar_mitzvahAşkım geçen pazartesi, dayının oğlu yani kuzenin Erel’in 13. yaş günü dolayısıyla Bar Mitzva duası vardı. Ben daha önce annemlerin çok yakın arkadaşlarının oğullarının Bar Mitzva törenlerine katılmıştım ama ben de 13 yaşlarındaydım hiç hatırlamıyorum. Bu yüzden benim için büyük değişklik oldu sinagogda duayı, o seremoniyi izlemek ve daha sonra birlikte birşeyler yiyerek sohbet edilen bölüme geçmek.

Herşeyden önce böyle bir törende herkesin çok şık ve zarif olması çok hoşuma gitti. Bunun dışında, dualar esnasında yapılan hareketler, bazı ritüeller çok ilginç geldi, benim için çok değişikti. En çok ilgimi çeken ise Tefilin idi. Tabii Tefilin’in ne olduğunu ve hatta isminin Tefilin olduğunu dayından öğrendim:)

Musevi erkeklerin sol kol ve başlarına taktıkları, içlerinde Tevrat’tan bölümler içeren ve alına yerleştirilen, deriden yapılmış iki küçük kübik kutucuk ve kola bağlanan siyah banttan oluşan Tefilin’in sembolik anlamı,  kalbini, ellerini ve gözlerini kötü düşünce ve eylemlerden korumuş oluyormuş.

Bu pazar ise, bir doğumgünü kutlaması şeklinde, aslında daha çok bir düğünü andıracak şekilde eğlendik Erel için. Çok çok güzeldi herşey, o kadar duygusal anlar yaşandı ki…

Dinlerin en sevdiğim özellikleri, belki de tek sevdiğim özellikleri, insanları, sevenleri biraraya getirmesi, onlara değerli olduklarını hissettirmesi, bağları güçlendirmesi… Bence din dediğimiz şey aslında bir gelenek görenek olarak devam ettiği müddetçe güzel. Bazı şeyleri basmakalıp olarak yapmak değil de, böyle güzel ve kıymetli bir şekilde paylaşmak bence çok çok değerli.

Erel’e nice 13 yaşlar diliyorum, umarım tüm yaşamı, o güzel gözleri gibi duru, temiz ve canlı geçer, hep onu sevenlerle bir olur, mutlu olur.

Bu özel günleri benimle paylaştığın için teşekkür ederim canım.

VN:F [1.4.3_701]
Rating: 5.0/5 (1 vote cast)

tebrikler canım benim, hayırlı olsunnn:)

CherryBlossomGirl tarafından Kasım 18, 2009 tarihinde yazılmıştır.

Aşkım benim aylarca iş aradın, ilk zamanlar rahattın, sonra umutsuzluk başladı biraz, ne olacak, ne bitecek derken, artık her türlü işe razıyım moduna geliyordun ki tam, en çok istediğin şey oldu: kurumsal bir yerde, yükselme imkanı olan bir yerde, istediğin mecrada, istediğin koşullarla: mynet!

tebrikler

Mynette 10 ay part time, uzun bir süredir de freelance çalışan biri olarak ne kadar sevindiğimi anlatacak kelime bulamıyorum.  Orada çok mutlu olacağını ve kendini çok iyi göstereceğini,geliştireceğini, aşacağını biliyorum.

Bu ilk gününde başarılar aşkım, tebrik ediyorum seni, tüm şans melekleri yanında olsun, sen bunu haketmiştin, tütütütütü nazar değmesin ve kıskananlar çatlasın:))

Seni seviyorum.

VN:F [1.4.3_701]
Rating: 5.0/5 (2 votes cast)

ales’e girdim 100 alacağım

Bepanthol tarafından Kasım 15, 2009 tarihinde yazılmıştır.

100Şaka aşkım şaka. :) Yani 100 alınır mı bilemiyorum ama hep sınavlardan çıktığımızda sorulan soru nasıl geçtiyse en güzel cevaptı bu. Lise yıllarında oturur ders çalışırken arkadaş arasında konuşmalarda geçen sınav kötüydü ama bu sınav çok iyi geçmesi lazım derken illa tembel öğrenci bu espiriyi yapması lazım. Belki bütün tembel veya haylaz öğrenciler bu espiriyi yapmasada ben Işık Üniversitesine geçtiğim yıllarda da bir arkadaş bu espiriyi yapmıştı. Sınav nasıl geçti diye sorulduğunda hep süper geçti 100 alırım derdi. Ama bilirdi ki hep sınıfın sonucusu olduğu gibi bu sefer de yine sonuncu olacak.

Bu sefer bu espiriyi kendim kendime kullandım. Aslında üniversite yıllarında biraz takılmıştı fakat benim dememin pek bir anlamı olmuyordu. Orta seviyede yada orta çalışkanlıkta bir öğrenciydim sonuçta. Ha bir de bir arkadaş vardı onunla çok dalga geçerdik fakat adını buradan yazmayayim ayıp olur. O çok çalışırdı. Ödevleri falan yapardı. Hatta bazen ben ondan ödevleri falan alırdım yetiştiremediğim zaman. Bazı dersleri bana anlatırdı. Sonra ben de Okan ile ders çalışır ona anlatırdım. İşte o çocuk malesef hep yaz okuluna kalırdı. Ona da sorardım nasıl geçti diye. Abi süper çok yüksek süper derdi. Sonra bu arkadaşta sonra ikinci olurdu. Neyse aklıma gelmişken anlatmak istedim. :) Devam ediyorum kaldığım yerden. Ales’ten çıkınca hemen seni aradım ve doğal olarak sen bunu sordun. Hiç düşünerek cevap vermemiştim aslında. Yani bu cevabı verdiğimde nereden çıktı bu cevap diye düşünmemiştim. Sanki beynimin bir kenarına kazınmıştı. Doğal bir cevap gibi söyledim sana. Çok iyi geçti 100 alacağım.

ales

Ne kadar ilginç değil mi aşkım. Farkına varmadığımız şeyler aslında farkına varana kadar hiçbir anlamı yokmuş gibi devam ediyor. Halbuki ne kadar anlamlı bir cevap. Yani aslında cevap anlamlı değil ama anısı ne kadar anlamlı. Böyle yaşantımda farkında olmayarak beynimizin en ucra noktalarına yerleşmiş kimbilir kaç milyon şey var. İşte bunlar farkına varamadıklarımız. Peki ben ne zaman bunun farkına vardım? Senle buluştuğumuzda annem aramıştı hani işte o zaman. Çünkü annem de aynı soruyu sormuştu.

ösymKeşke demek gerekirse eğer böyle hatırlamadığımız veya farkında olmadığımız şeylerin bağlantılarını en yakın zamanda çözeriz ki o günleri tekrar analım. Hatıralar ve yaşanılmış olan şeyler o kadar güzel şeyler ki kötü bile olsa farklı duygular yaşatması muazzam birşey.

Son bir bilgilendirme olarak şunları eklemek istedim aşkım. Ales kolay bir sınavmış. Kendimi hiç zorlamadım. Bir tek sayısal bölümü çözdüm. Test kitabı almak gerekiyormuş. En azından bazı şeyleri hatırlamak için. Zaten mantık soruları var. Grafik okuma yeteneği soruları var. Zaten cevapları üzerinde yazıyor. :) Ama çok fazla test çözmediğimi itiraf edebilirim. Eğer sözel bölümü de çözecek olsaydım. Eminim ekstra birkaç puan alırdım. Peki ne mi olacak? Aşkım dediğim gibi cebimde iki senelik bir Ales sonucu bulunsun. Eğer ihtiyaç olursa master için o zaman bakarız. Şimdilik paralı bir okula gidebileceğimi sanmıyorum.

VN:F [1.4.3_701]
Rating: 5.0/5 (1 vote cast)

külahıma anlat

Bepanthol tarafından Kasım 15, 2009 tarihinde yazılmıştır.

Aşkım canım benim. Hani koşturmaca falan diyordum ya.  Koşuşturmacalar devam ettiği için paylaşmak istediğim birçok şeyi buradan sana yazamadım. Ama olsun şimdi teker teker farklı konu başlıkları ile anlatacağım. :) Yani derli toplu olsun.

Cuma sabahı çok  güzel bir telefon ile uyandım. Arayan Mynet’i ve son görüşme için beni çağırıyorlardı. Evet sabahın en erken saatinde yada benim alışmış olmamdan da kaynaklanabilir bilemiyorum saat 10 gibiydi. Aslında planlarım babamı hastanede ziyaret etmek ve doktorla konuşmam lazımdı. Bir anda planlar programlar değişebiliyor hayatta. Neyse ki hemen programladım kendimi ve eşyalarımı hazırlayarak yola çıktım. İlk önce bir sakal traşı olmam lazım ve daha sonra takım elbisemi giymem gerekiyordu. Her zaman önemli görüşmeleri önemsediğini belli etmek gerekir. Kendini ifade etsende dışardan da bunu hissettirmen gerekiyor. İşte bunu prensip haline getirerek koşuşturmacam farklı kulvarda oldu o gün.

max4all-patat-croquet
Berber meselesi çok farklı bir konu. İnsan alıştığı berberi bırakamıyor. Hani ben sakal traşı olabilirim fakat. Emin ol ki aşkım. Onlar benim sakalımı daha kibar narin kesiyorlar. Bir de cildim tahriş olduğu için jiletten daha dikkatli olmak gerekiyor. Hemen kabaran bir cilde sahibim. Onun üzerine bir de sakallarım kıvırcık ve çok kalın. Bir keresinde Fatih yani berberim oluyor kendisi bu gür sakalların kafanda çıksa o zaman senin saçını kesemezdik dedi. Biraz tepeden açılması konusunda da biraz ima yapıyordu. Alıştığım için ters yönde bile olsa berberim illa birşekilde beşiktaş trafiğine girip park etmem gerekiyor. Belki bilirmisin ama aşkım orada park etmek ölüm bir durum. Hem paralı yerler hem ara sokaklar. Neyse ki park edecek yeri hemen buldum. Bu sefer berber sırası beklemek zorunda kaldım ama.

Berberde sıra beklerken gazeteleri kurcaladım ama çok sıkıldım. Tek ben olunca sırada başka oturan yok. Muhabbet ediliyor ama o muhabbete de uzak kalmışım. Kalktım ben geliyorum dedim çıktım. Beşiktaşta yıllarca çalışıp ve üniversite yıllarında orada yaşamamdan dolayı kendi mahallem gibi hissediyorum. Fakat artık bu bağ kopmuştu oradan. Uzun zamandır da gezmiyordum sokaklarında. Her sokağında anım olmasada yürürken düşündüğüm konular beynimde canlandı. İş ile alakalı olsun veya üniversite ile alakalı olsun. Çarşıdan geçerken balıkçıların bulunduğu bölüm ne kadar kötü koksa da oraya özgü güzel bir hava katıyordu. Modernize edilmesi beni çok üzmüştü. O yerelliği eskiliği gerçek çarşı havasından uzaklaştırmıştı. Fakat bu değişim sayesinde balıkçılar ve oradaki lokantalar epey muşteri kazandı.

Aşkım aklıma senle hiç tiyatroya gitmediğimiz aklıma geldi. Nasıl olurda senle hiç tiyatroya gitmedik. Halbuki o kadar düşünüp taşınmıştık. Hep birşeyler oldu yine unuttuk. Bu sefer dedim ki kendi kendime BKM’ye uğrayayim. Fakat bunu derken dalmışım geçmiş gitmişim. Aslında aklımı alan şey çok farklı yeni bir fast-food dükkanın açılmasından kaynaklandığını itiraf edebilirim. :) Böyle koca koca yazmışlar Amsterdam’dan gelen lezzet diye. Sen de olsan ki biliyorum. Heyecanlanırsın hadi bakalım dersin. Aynı ben de böyle oldum. Hemen yönüm değişti. Yeni açıldıkları için tanıtım broşürleri dağıtıyorlardı. İlk önce kalite tasarım ve temizliği beni çok şaşırttı. Bir anda gayet güzel görünümlü büfe tarzında şık ve modern bir yer yapmışlar. Hemen elime aldım broşürü başladım okumaya. Buranın adını söyleyeyim ilk max4all. Değişik bir adı var pek ilişkilendiremedim sattıkları şeyler ile neyse. Broşüründe ürünlerini anlatıyorlardı ve aslında pek aç değildim evden birşeyler yemiştim çünkü. Bildiğimiz kızarmış patates ve bilemediğimiz tarzda kroket ürünlerini satıyorlarmış. Ben de dayanamadım ve biraz bunların tadına bakayim dedim. Meraktan kim ölmüş ki. Bu arada iş görüşmesine gideceğim. Traş olmam lazım ve takım elbise giymem lazım. İçimden bunları sayıyorum. Ürünlerinin adı maxpatat ve maxcroquet. Biraz ondan biraz bundan alayim dedim ama biraz pahalı olduğu için sadece maxpatat aldım. Servisi yapan bayan hemen olacak 90 saniyede dedi ve özel sosları anlattı. O kadar güzel soslar var ki. Sıcak peynirli, Cafe de Paris, fesleğenli mayonez. Daha kimbilir kaç tane sos vardı bunlar aklımda kaldım. Ben sıcak peynirli ve fesleğenli sos aldım. Keşke Cafe de Paris sosu alsaydım dedim daha sonra ama bu soslarda çok güzeldi. Asıl güzel tat patateslerde.  Hani bildiğimiz kızarmış patates değil çok değişik bir tadı vardı. Çıtır çıtır kızarmış delillik birşey. Sosa bandığın zaman biraz daha yumuşuyor sanki o sosu içine doğru çekip emiyor.

Aşkım inşallah yolumuz düşsün. Kesinlikle kroketini yememiz de lazım çünkü çok merak ediyorum dana eti varmış içinde. Aslında şöyle birşey mi yapsak hem tiyatro ve tiyatro öncesinde buraya mı uğrasak. Sloganları külahıma anlat. :) Çünkü çok güzel bir külah içerisinde servis ediliyor ve menü alırsan eğer değişik bir set üzerine oturtabiliyormuşsun. Ben böyle geçiştirmelik tek aldım.

Daha sonra neler aşkım. Berbere gittim. Sakal traşı oldum bir güzel sinek kaydı üzerinden. Anneannemin evinde de Takım elbisemi giydim ve iş görüşmesi için yola çıktım. Bu arada da doktorla babam hakkında konuştum. Kök hücreleri birgün sonra ancak toplayabiliriz dedi. İnşallah o da çok güzel birşekilde sağlığına kavuşacak. Buna inanıyorum.

Not: İnsan patatesleri yemeden önce fotoğrafını çeker dimi? İşte ne bileyim. Hahah aç bir aşkın var. Hemen yüttüm. Heheh. Ondan sonra aklıma geldi.

VN:F [1.4.3_701]
Rating: 0.0/5 (0 votes cast)

11 ay nasıl geçti?

CherryBlossomGirl tarafından Kasım 13, 2009 tarihinde yazılmıştır.

love-heart

Aşkım aslında seninle tanışmamız Aralık’ın başına denk geliyor ama elele tutuşup sevgili oluşumuz 13′ün denk geldiğinden ben bugünü sayıyorum. Sen hep diyorsun aslında daha önce başladı da sen nazlandın diye:)

Birkaç gün önce akşam Asmalımescitte seninle yemek yedik ve aslında kutladık 11. ayımızı ama gün olarak da buradan kutlamak istedim ben.

11 ay nasıl da geçiverdi, sanki hep vardın zaten, ama bir o kadar da sanki üç gün oldu. Hayatımı bir anda doldurdun güler yüzün, sevgini koşulsuz sunuşun, olumlu yaklaşımların, saflığın ve tatlılığınla…

Seni çok seviyorum ve hep yanındayım. Nice 11 aylara aşkım!!

VN:F [1.4.3_701]
Rating: 3.0/5 (2 votes cast)
  • Page 1 of 2
  • 1
  • 2
  • >
pressyado.com teknik özelliklerini geliştirmeye devam ediyor...