Kasım, 2009 Tarihine ait olan arşiv

koşmaca koşuşturmaca

Bepanthol tarafından Kasım 12, 2009 tarihinde yazılmıştır.

Aşkım son bir iki gündür yerimde duramıyorum. Devamlı birşeyler halletme ve bitirme sorumluluğu içinde sıkıntılar yaşıyorum. Aynı zamanda da aksilikler üst üste geliyor. Belki buraya daha önce de yazmış olabilirim. Notebook’um hakkında ve HP müşteri servisinin saçma davranışları ile alakalı olarak. Evet herşeyin üzerine notebook’um yine bozuldu. Bunun öncesinde de evin internet hatlarında bir problem oldu. Sonra hata modemden olduğu anlaşıldı. Kablonet aldı götürdü modemi daha geri getirmedi. Kardeşimin yapması gereken ödevler falan var onları birşekilde halletmeye çalışmak için geçici olarak modem buldum. Şimdi ben 3G sayesinde bağlanabiliyorum internete.

iuctfBiliyorsun Aşkım babamın tedavisinin de son noktalarına gelindi. Artık iyileşsinde bu sürünmelerden kurtulsun. Ben de ona yardımcı oluyorum bir oğul olarak fakat hepimiz yorulduk. İnsan bilmediği şeyler ile uğraştığında ayrı bir psikoloji ve stres içine giriyor çok garip. İlk zamanlardan beri babam Cerrahpaşa’da kemoterapi görüyor fakat bu aşamada kök hücre nakli yapılması gerekiyor. Bütün raporlarda yazana göre çok iyi bir gerileme tespit edilmiş. Fakat bu kök hücre nakli için sıra var. Bu sıra tam 3 ay. Ne yazık ki devletimizin bize sunduğu imkanlar malesef bu kadar yetersiz. Hani belki biraz nankörlük gibi oldu ama çok üzücü. SGK sayesinde kemoterapi ilaçları için cebimizden bir kuruş bile çıkmadı fakat bu en önemli noktada bu da yapılmaz ki dedirtiyor. İnsan üzülüyor. Eş dost akraba yardımı olmasa belki şuanda evde oturup babam sırasını beklemesi gerekecekti. Ama unutmadan söylemem gerek ki Doktorundan hizmetlisine kadar herkes herkonuda insanlık namına sevecenliği ve özverisi ile yardım ve caba gösteriyor. Hatta bazı noktalar varki bu insanlar nasıl dayanıyor diyorsun. Çünkü bir doktor’a on hastadan fazla düşüyor yoğun olduklarında. Kemoterapi görenler de aynı şekilde. Bir kemoterapi başlıyor bir diğeri bitiyor. Hemşire bir ondan bir ona koşuyor. Çok zor koşullar ama devletimiz az kişi ile çok iş yaptırabiliyor böyle.

yeditepe hastanesi tıp logoCerrahpaşa’da tedavi olunursa belki geç kalınacağı düşünüldü. Doktorların yönlendirmesi ve tavsiyesi üzerine Yeditepe Üniversite Hastanesine bağlantı kuruldu. Peki ne yapabilirdik ki. İnsan sağlığı söz konusu olunca insan hiçbirşey düşünmüyor. Hemen oraya gittik. Girer girmez bir ilgi bir alaka. Doktorlar ile görüşüldü. Tekrar muayene olundu. Bir ara babamın başında 5 kişi vardı. Tamam sonuç olarak özel bir kurum fakat bir anda değişik bir dünya oldu. Çünkü SGK masrafları ödesede burada ekstra para vermek gerekiyordu özel olduğu için. Hemen kök hücre tedavisi yapmak lazım. Şunu yapmak lazım bunu yapmak lazım derken. Bir baktık ki babam hastanede odaya çıkmış uzanıyor. Hani bu kadar çabuk olmadı herşey ama aptala döndük. Eş, dost ve akrabaların da yardımı olması bizi sevindirdi. İnşallah herşey çok güzel olacak. Babam da iyileşek. Buna inanıyorum.

Koşmaca koşturmaca dedim. İşte bunlar olurken kocaman bir İstanbul turu attım. Birkaç gün boyunca. Raporlar ve testler. O kadar çok kalın bir dosya oluşmuş ki babamın inanamazsın. Ama o kadar işi bilmesemde rapoların tarih sıralarını bile ezberlemişim. 2. Kemoterapiden sonra nasıl uygulamalar yapılmış aklımda kalmış. Bir doktor soru sorduğunda sanki bir askerin içtima alanında tekmil vermesi gibi cevaplayabiliyorum herşeyi takır takır. Aynı zamanda da kendimle ilgili birşeyler yapmam gerektiğini düşündüğümde de şalterler atıp beynimden dumanlar çıkmaya başlıyor. Sanırım bir süre kendimi düşünmesem iyi olacak.

VN:F [1.4.3_701]
Rating: 4.0/5 (2 votes cast)

organik ürünler

Bepanthol tarafından Kasım 10, 2009 tarihinde yazılmıştır.

Aşkım iyi günler tatlı günler. Bugün senle ne güzel karşılaştık. :) Tamam bu bir tesadüf değildi ama çok hoşuma gitti. Çünkü bugün seni göremeyebilirdim. Anahatarımı ve ehliyetimi sende unutma bahanesini kullanarak seni daha çok görebileceğimi düşünerek artık anahtarımı ve diğer eşyalarımı senin çanta koymayı planlıyorum. :)  

organik ürünlerBabamın organik ürün satın alma isteği ve uzun zamandır bu ürünlere sevdasından dolayı feneryolundaki sabit pazara çok gider oldu. Çok sevindim işte seni görünce bir renk oldu. Sana küçük süpriz hediyeler verdim. Lütfen onları yediğinde buradan bana yedim diye bilgi ver. Ne zaman yedin kaçta yedin. Yerken ne düşündün. Tamam abarttım aşkım. Sen ne istersen onu yap. Bak nasıl biliyorum abarttığımı. Bugün beni de taktı koluna götürdü. Aslında biraz yorgun ve halsız hissetmesinden dolayı yardımcı olmamı istedi. Normalde istemez o tek başına yapmayı çok seviyor bu alışverişi. İşte bazen de kızar yardım etmiyorsun diye. Neyse babamdır işte. Belki ben de baba olunca ona benzeyeceğim. Kim bilebilir ki. :) Hem böyle ihtiyacım yok hem de bazen yardımcı olması lazım nede olsa oğlum düşüncesinde. Doğal olarak yardım edeceğim ona.

Babam feneryolundaki o sabit pazara o kadar çok takılmış ki herkes tanıyor onu. Fakat iki tane dükkandan alışveriş yapıyor. İkisi de organik ürünler satıyor. Bugünlerde çıkan hormonları ve genetiği ile oynanmış ürünler sayesinde orası belki çok iyi patlama yaşayabilir. Haftada bir o kadar çok alışveriş yapıyor ki gerçekten esnafın yüzü gülüyor. Ama sen de tanık oldun oradaki kadın ne kadar sevecen ve ev kadını gözüyle yardım ediyor. Bir şekilde de ticareti kıvırmaya çalışıyor. Sen diğer dükkandaki adam ile konuşma fırsatı bulmadın. O adam gerçekten deneyimli ve bilgili. Bir markanın temsilciliğini almış. Ayrıca yurtdışından özel ürünler getiriyor. En ilginç ürün Himalaya Kaya tuzu. Acayip özellikler barındırıyormuş. Sıcak suya azıcık tuz atıp karıştırıp ve daha sonra içince vücudun gereksinimi olan bütün mineralleri kazandırıyormuş. Daha farklı şeyler mevcut. Neyse oradaki alışverişimizi bitirince torbaları taşıdığımda oradaki esnaf abi gel bizden de alışveriş yap bizimkiler de organik falan dedi. Tamam tamam bir sonrakine sizdeyim. Domatesin kilosu kaç? Tamam senden de alacağım falan dedim. Kendimi muhtar gibi falan sandım garipti.

Asıl benim üzüldüğüm konu şu. Yani paylaşmak istediğim. Bugüne kadar yediğimiz meyveler ve sebzeler ne kadar doğal yöntemler ile üretilmese aslında doğal bir durum oluştu. Bu satılan ürünler hormonlu olsada garipsenmeden tüketilmee başlandı. Ah ne güzel kışın çilek ve erik yiyebiliyoruz dedik. Yazın da kış meyveleri ve sebzeleri yiyebiliyoruz dedik. Halbuki hiçbirini gerçek tatlarını ve damak keyfini almadan yedik. Şimdi doğal ürünleri alabilmek için yer arıyoruz. Özümüze geri dönmek için daha fazla emek sarfetmek zorunda kalıyoruz. Doğal ürün aldığımıza inanmak için sertifaka görmemiz gerekiyor.

VN:F [1.4.3_701]
Rating: 0.0/5 (0 votes cast)

10 kasım

Bepanthol tarafından Kasım 10, 2009 tarihinde yazılmıştır.

Her 10 kasım ayrı bir hüzün ile doluyoruz. Kendimizi bildik bileli ilkokul yıllarından bu yıllara kadar. Atamızın bize sunduğu imkanlar sayesinde bu topraklar üzerinde yaşamımızı sürdürüyoruz. Onun değerini biliyoruz ve hep yanımızda hissediyoruz. Kalbimizde yaşatıyoruz. İlkokulda sirenler çaldığında bana yaşattığı derin hüzünü şimdi bu sabah da yaşadım. Ne kadar kalbimizde yaşatsakta onsuz olmuyor.

10 kasim

VN:F [1.4.3_701]
Rating: 5.0/5 (2 votes cast)

herşey çok güzel olacak

CherryBlossomGirl tarafından Kasım 6, 2009 tarihinde yazılmıştır.

Ne güzel filmi dimi aşkım Cem Yılmaz’ın ilk uzun metraj filmi. Umut dolu bir filmdi. Başına türlü belalar gelmiş ama gene de umudunu kaybetmemiş bir adam sonunda işleri yoluna koyuyordu.

Son zamanlarda kendimize umut verebilmek için bu cümleyi kullanıyoruz sıklıkla. Buna ihtiyacımız var. Çünkü aşkım gerçekten de ben son zamanlarda kendi hayatımda da çevremde de gördüm ki, olumlu düşünmenin ve umutlu olmanın faydası çok. Umutsuzluğa kapılmak, kötü düşünmek, gerçekten de kötüyü getiriyor. Olumlu bakınca, birşeylere inanınca gerçekten de geliyor o güzel şeyler seni buluyor.

Bak ben bir ara iş güç, aile vs konularında ne kadar ümitsiz, ne kadar mutsuz ve kötü düşünceliydim. Bu yaşıma geldim hala ne istediğimi bulamadım, ailem de beni anlamıyor, herşey çok kötü dedikçe, çaresiz olduğumu düşünüp istediğim şeylere öncelik tanımak yerine kendimi imkansızlıklar içinde zorladıkça kötülükler gelmeye devam ediyordu. Hayat çok mü süper hayır, hala sıkıntılar var ama bakış açısını değiştirince gerçekten de hayat cevap veriyor. Şu an istediğim şeyleri yapıyorum, çok mu para kazanıyorum hayır ama huzurluyum. Savaşlarımı da yavaşlattım. Ve huzur buldum.

balloons

Aşkım sen de zor zamanlardan geçtin, geçiyorsun. Ailevi, sağlıkla ilgili, maddi, işle ilgili problemler yaşadın sen de benim gibi. Sen de ideallerin uğruna işini değiştirmeye karar verdin ve bu yolu seçtin. Elbette hemen o ideallere kavuşmak kolay olmayacak ve olmuyor da.. Bu süreç uzadıkça ümitsizlik çalıyor insanın kapısını, sanki bir çıkmaza giriyor insan ve olmayacak, hiçbirşey düzelmeyecek gibi geliyor. Ama o sese kulak vermemek lazım aşkım. Bak çok iyi bir iş görüşmesi yaptın ve sanırım artık istediklerin oluyor. Ah bir olsun zaten herhalde senle mutluluktan parti vericez aşkım:) Ama şu an şu beklediğin olmazsa da sakın ümitsizliğe kapılma, ben çok eminim çok yakın bir zamanda çok güzel şeyler olacak. O kadar eminim ki…

Ve her zaman yanındayım aşkım, birliktelikler en çok zor zamanlarda önemli değil mi zaten? Hep layloy olur mu hiç, önemli olan zor zamanlarda destek olmak değil mi? Her zaman yanındayım ve seninle gurur duyuyorum. Seni çok seviyorum bak görürsün neler olacak:)

VN:F [1.4.3_701]
Rating: 5.0/5 (1 vote cast)

msn testi bu kez bildi

CherryBlossomGirl tarafından Kasım 2, 2009 tarihinde yazılmıştır.

Aşkım uzun zaman sonra ilk kez msn testi çözdüm, bağımsızlığıma düşkün olduğumu düşünürüm bakalım ne çıkacak diye, cevaba katılıyorum gerçekten de, geç başladığım bir savaş olması bu yüzden biraz abartmış olup ilişkilerde de gerginlik yaşadığım doğru. Sen de çöz aşkım tıkla

ucurtma

Bağımsızlığına düşkün
Geç başladığınız bağımsızlık savaşı yüzünden bu konuda bir miktar hassassınız. Bağımsızlığınıza halel getirecek en küçük bir müdahaleye bile kocaman tepkiler verebiliyorsunuz. Bağımsızlığınıza düşkünlüğünüz gerekirse yalnızlığı göze alacak kadar ileri safhalara ulaşmış durumda. Bunu kendinize sık sık tekrar da ediyorsunuz. İnsanlara gölge etmemelerinin yeterli olacağını, ihsanlarına muhtaç olmadığınız mesajını veriyorsunuz. Bu da ilişkilerinizi bir miktar gerginleştiriyor. Gerçek bağımsızlığın tadını almaya başladığınızda bu sorun da ortadan kalkacak ve işte o gün yalnızlıkla bağımsızlık arasında güçlü bir denge kuracaksınız.

VN:F [1.4.3_701]
Rating: 0.0/5 (0 votes cast)

boğazda gökkuşağı manzarası ve savarona

Bepanthol tarafından Kasım 2, 2009 tarihinde yazılmıştır.

Aşkım bugün benim için epey koşturmaca oldu. İlk önce eve gittim. Orada birkaç e-posta gönderimi yapmam gerekiyordu. Fakat kablonet bütün haftasonu yapmış olduğu sorunu bugün yine tekrarladı. Tam e-posta gönderimi yapacakken internet kesildi. Biliyorsun ki internet elektrik gibi birşey kesildiğinde hayat duruyor. Benim içinde durdu. Evde 5 dakika bile oturamamış oldum. Annemde bana illa sıcak birşey içirecekti. Peki anne dedim onu beklerken. Hemen toparlandım.

Tam çıkıyordum evden aşkım aklıma bu akşam gideceğimiz Mobile Monday toplantısı geldi. Nasıl da unuttum halbuki o kadar seninle konuşmuştuk bu konuyu. Hemen asansörün kapısından geri döndüm. İçeri girdim. Takım elbisemi ve giyeceklerim herşeyi derleyip toparladım. Şimdiden giyinmek istemedim. Ne yapabilirim ki zaten kilo aldım. Dar geliyor biraz sıkacaktı beni bütün gün. Neyse aşkım aldım elime bindim asansöre. Bu sefer tam zemin kata geldim ineceğim asansörden elektrikler kesildi. Bu arada evde de temizlik vardı herşeyin yeri değişmişti ve aradıklarımı bulamamıştım. Burada epey bir stresslenirken bu elektrik kesilmesi sinirlerimi hoplattı. Zaten internette kesilmişti. Herşey üst üste geldi. Neyse kapıya vurdum birkaç kere kimse gelmedi. 5 dakika geçti asansör çalıştı. Kapıcının dairesi apartman dışında olduğu için apartmandan bir haber adam. Ona da çok sinirlendim. Herşeye sinirlendim. Çok sinirlendim aşkım.

Boğazda gökkuşağı manzarası ve savarona

Bütün eşyalarımı arabaya koydum ve yola çıktım. Allaha şükür hiç bir sıkıntı yokken saçma sapan bir şekilde kendimi arabanın vitesine bağırırken buldum. Neden bağırıyordum bilmiyorum ama sanırım bu bana çok iyi geldi ve rahatladım. Sanırım deliriyorum. :) Ama en büyük rahatlamayı arabayla Boğaz Köprüsünden geçerken yaşadım. Bu manzarayı hemen senle paylaşmalıydım. Yol boş olmasına rağman arabalar bu manzaranın tadına varabilmek için o kadar yavaş gidiyordu ki trafik sıkıştı. Ben de o sıradaki durmadan yararlanarak güzel fotoğraflar çekmeye çalıştım. Sahilde Savarona vardı ve gökkuşağı oradan başlayarak boğazın diğer yakasındaki Beylerbeyine kadar gidiyordu. Süperdi aşkım. Keşke sen de o sırada benimle birlikte olsaymışsın. :)

Boğazda gökkuşağı manzarası ve savarona

Aşkım malesef fotoğraflarda Savarona’yı çekememişim. Bir de onu çekebilseymişim ne kadar güzel olurmuş. Havalar çok soğudu ama İstanbul’da yağmur ayrı bir zevk ayrı bir güzellik bence. Biraz daha havalar soğursa kar yağacak. İşte o zaman tam benlik senle kardan adam yaparız. Burnuna havuç takarız. Uşumez bu havada üstüne manto koyarız. :)

VN:F [1.4.3_701]
Rating: 0.0/5 (0 votes cast)

çam sakızı çizer armağanı selçuk erdem’den

Bepanthol tarafından Kasım 2, 2009 tarihinde yazılmıştır.

Aşkım bak bana Selçuk Erdem ne yollamış. :) Tamam tamam itiraf ediyorum senden gördüm yine ve seni kıskandım. Kopyacılık yaptım. İlk sana yolladı ama benim ki daha güzel. Yok yok sanırım aynı. Hep aynı karikatürü yolluyorlar galiba. Keşke farklı farklı çeşitlerinden de yollayabilselermiş. Hani bana özel olduğunu daha iyi hissederdim. Ama nasıl yetişsin ki Selçuk Erdem dimi? :P . Oy verilebilecek çok az karikatürist kullanmışlar. Keşke Serkan Altuniğne olsaymış asıl ona oy verirdim. Çünkü ben çok çok güldürüyor.

selçuk erdem fluence bir blog olsa

Bu arada Renault çok süper bir reklam kampanyası yapmış yeni otomobili Fluence için. Bütün internet bu çalışmayı konuşuyor aslında. Şu fluence bir blog olsa offline blog çalışması olmuş ve karikatürcüler Selçuk Erdem, Erdil Yaşaroğlu ve Kaan Sezyum keyifli fabrika gezisi yaptıktan sonra karikatürleri ile süslemişler fabrikanın duvarlarını. Ne kadar çok eğlenmişler çizerken.

Proximity firması bu tanıtım çalışmasını üstlenmiş bloggerları da çağırmış oraya. Bunun ile alakalı birkaç video izlemiştim. Keşke bizi de çağırsalarmış biz de blogger’ız bir sonrakine bizi de çağırsın. Hani aşkım sitesine girmişsindir de epey zaman geçti sitede gerçekten çok değişiklikler var. Bence incelersen daha çok hoşuna gidecek şeylerle karşılaşırsın. Tıkla. :) Mujks… Bu sitede karikatüristlere oy verdiğimizde bu teşekkür karikatürünü yolluyorlar ya hani acaba başka e-posta adresleri ile de oy kullansak diğerlerinden de mi karikatür gelse. :P

VN:F [1.4.3_701]
Rating: 0.0/5 (0 votes cast)

robotçukların pazar aşkı

Bepanthol tarafından Kasım 1, 2009 tarihinde yazılmıştır.

Aşkım bugün günlerden pazar ve en sevdiğim gün. Nedeni şu. Çünkü bütün gün birbirimizle geçirebildiğimiz tek gün. Her pazar ayrı ayrı güzel şeyler yapabiliyoruz. Fakat en güzeli seninle birlikte yemek yemek ve birşeyler ile uğraşmak. Sen şimdi freelance işlerini hallederken ben de internette birşeyler kurcalıyorum. Demin iş ilanlarına falan baktım ama hiç gelişme yok. Bir ara işler hareketlenmişti ama yine bir durgunluğa doğru ilerliyor muyuz acaba?

Dijitürk’te bu balıkların yüzdüğü 80′ler – 90′lar kanalını açtık hem balıkları izliyoruz arada hem de çok güzel parçaları aa ne güzel diyoruz. Ne kadar güzel. Şuanda ben yanında buraya yazıyorum ki asıl komik olan mesele bu. Heheh. Şirin gülmesi. :) Ama biz böyle bilgisayar başındayken kilitlenmiyoruz ve sohbet etmeye devam ediyoruz. Ama ben şimdi internette dolanırken çok güzel bir imaj gördüm. Burada saklı kalmasını istedim.

robot aşıklar

Bu tasarımı Erik Woods diye biri kız arkadaşına yapmış. Ona sevgisini bu yolla şirin bir şekilde dile getirmiş. Bu çalışmayı görünce aaa bu biziz dedim. Acaba sen bu çalışmayı görünce ne düşüneceksin. O pembe toka tam senlik. :)

VN:F [1.4.3_701]
Rating: 0.0/5 (0 votes cast)
  • Page 2 of 2
  • <
  • 1
  • 2
pressyado.com teknik özelliklerini geliştirmeye devam ediyor...