Sen yokken!
Bepanthol tarafından Haziran 3, 2011 tarihinde yazılmıştır.
Canım aşkım merhaba buradan…
Yani aslında sen şimdi içerde uyuyorsun ama ben buradan seninle güzel bir paylaşım yapmak istedim. Sen yokken neler yaptığımın özetini geçmek istedim.
Paintball oynadığımız zaman özellikle o topları gördüğümde canımın o kadar yanacağını düşünmüyordum. Aman dikkat bakın top morartır demelerine rağmen inanmadım. Sulu vıcık vıcık birşey bekliyordum aslında ama resmen misket gibi birşey çıktı. Elimize tabancayı alınca biraz ürktüm. Harbi bir savaş bizi bekliyordu. Bunun için dünya kadar yol alıp Beykoz’un ormanlık alanlarına gitmeye değer miydi diye düşünüyor insan. Hem para veriyoruz hem zaman harcıyoruz fakat acı mı çekeceğiz… Sonunda herkes kendini kaybetmiş şekilde birbirine saldırmanın verdiği bir rahatlamayla birbirine sırıtıyordu. Herkes aldığı darbeleri gösterirken ben hep maganda kurşununa denk geldiğim için en çok vurulan oldum. Vurulan yerlerin morluğu 4-5 günde geçmedi.

Chill-Out Festivalindeyse, çok güzel zaman geçirdik. Alp vardı biliyorsun ve yanında çok iyi iki arkadaşını davet etmişti. Hemen sohbet muhabbet etmeye başlayarak kaynaştık. Ali vardı. O çapkınlık kursu yöneticisi. Çok fazla çapkınlık yapmadı.
Deniz vardı. O da tasarımla alakalı işler yapıyordu. Fakat unuttum detayını ben şimdi ona ayıp olacak. Onunla biraz bloglar hakkında konuştuk. Hep birlikte oradaki ücretsiz ikramlardan ve hediyelerden yararlandık. Özellikle Hare standındaki Hindistan Cevizi likörü inanılmazdı. Özel bir karışım yapıyorlardı ve içine kar buz koyuyorlardı. Vişne ile onun karşımı süper serinletici bir içeceğe dönüşüyordu. Elbette sen gittiğinde havalar serindi ama daha sonrasında bir anda yaz kendini göstermeye başlamıştı. Orada ilk güneşi yemiş oldum. Alp ile biz yanma derecemizi adım adım takip ederken, biralarımızı yudumlayarak sarhoş olmaya çalıştık. En sonunda Alp sarhoş oldu ama ben o kadar onun gibi dağıtmadım. Diyorum evet ama sen inanmıyorsun bana çünkü ben de sarhoş oldum. Hatta duygusallaşıp sana bol bol mesajlar attım. Seni gerçekten orada da çok özledim ve senin sevdiğin tarz müzikleri sensiz dinledim.

Fransa’da kaldığın süre içerisinde gerçekten yanlızdım ve içimden hiçbirşeyler yapmak gelmedi. Allahtan şirket aktiviteleri vardı ki onlar benim pazar günlerimi oyaladı. Bir haftasonunun pazar günü Paintball ve diğer pazar gününde Chill-Out vardı. Gerçekten ben insanların kafasını ütüledim. Durmadan konu açtım senle alakalı ve belki insanlar bıkmış olabilir. Sen yanımda olmasan bile canımın hayatımın ruhumun ve beynimin derinliklerindesin ve hep bölye kalacaksın.
Etiket bulutu: cannes, chill-out, festival, fransa, paintball
Haziran 4, 2011 tarihinde ve 18:37 saatinde...
canım aşkım ben cannes’da tam 13 gün geçirdim, yolculuk vs 15 gün de sen ona. Neredeyse bir ayın yarını ayrı kaldık ve az zaman değilmiş doğrusu, ilk günler bana da geçmek bilmedi… Ve ben de seni çok özledim orada. Selin gelmeden önceki geceler tek başıma gezerken güzel Cannes sahilinde, keşke aşkım da yanımda olsaydı da tek başıma gezmek zorunda kalmasaydım buraları, o şimdi bayılırdı buralara, güldürürdü hem beni, birlikte dondurma yerdik vs vs diye hayaller kurdum hep.
sen de aşkım iyi ki bu söylediğin aktivitelere gitmişsin, ne güzel eğlenmişsindir. insanların kafasını mı ütüledin sen, yerim seni. seni seviyorum canım.
Haziran 5, 2011 tarihinde ve 09:42 saatinde...
Evet insanların kafasını ütüledim dümdüz oldu kafaları evet öyle oldu. Hem ben aslında hep senden bahsediyorum ki. İnsanlar bıkmışlar mıdır? Bıksınlar bana ne! Ben bıkmadım ki anlatmaktan.
Bu arada sen yokken yani yok olduğun zamanlar aslında hep yanımdasın. Evet biliyorum ben bunu. Senin beni düşünmen ve benim seni düşünmem bizi yanyana yapıyor zaten.