örnek bir hikaye hidayet türkoğlu’ndan
Bepanthol tarafından Ağustos 11, 2009 tarihinde yazılmıştır.
Ünlu basketbolcu Hidayet Türkoğlu eşiyle birlikte, Eminönün de geziyordu. Önce akvaryumcuları dolaştılar, Kapalıçarşı, Nuriosmaniye, Yerebatan Sarnıcı, Ayasofya, Sultanahmet, Topkapı Sarayı, Gülhane Parkı derken, Yeni Caminin önüne kadar geldiler. Orada bağıra bağıra simit satan bir çocuk vardı. Basketbolcu birden durakladı…
Sonra simitciye yaklaştı:
- Simit’in kaça koç ?
- 300 bin abi.Çıtır çıtır…..
- Tezgahta kaç simit var ?
- 70-80 tane var herhalde…
- Hepsini alsam ne tutar ?
- Seksen desek 24 milyon.
- Al sana 30 milyon…. Farzet ki hepsini aldım…
-Sağol abi… Sağol….
Basketbolcu üç onluk çıkartıp simitçinin önüne bıraktı. Eşi şaşkındı.
Üç Beş adım yürümüşlerdi ki eşine yaklaşıp fısıldadı.
- Hidayet sen deli misin ?
- Yooo
- Peki yemediğimiz simitlerin parasını niye verdin ?
- Bosver sorma.
- Diyelim ki soruyorum. Hem de ısrarla soruyorum.
- Öyleyse söyleyeyim.
- Lütfedersiniz beyefendi.
- Tablanın kenari dikkatini çektimi ?
- Hayır.
- Baksan görecektin. Tahtaya bir isim kazınmıştı.
- Nasıl bir isim ?
- Hidayet !
- Yoksa ?
- Evet O tezgah, eskiden benimdi.
Bu hikayeyi Hidayet Türkoğlu tv8 de katıldıgı bir programda kendisi anlatmış. Herkes bir yerlere gelebilmek için gerçekten çok büyük zorluklar yaşıyor. Antremana gitmek için belki de simit satması gerekiyordu. Biz de bir gün istediğimiz yerlerde olacağız. Bu fırsatı kendimize veriyoruz. Şanslar da bizim elimizde bunu iyi kullanacağız. Hedefimiz olan yerlere geldiğimizde de neler yapacağımızı çok iyi bilen insanlar olacağız. Geçmişimizi unutmadan.
Aşkım şimdi sabah duyduğum bu haber beni çok şaşırtı. Koskoca friendfeed’i facebook satın almış. Hatta bu haber dün gece falan bir çok yerde yazmış. Elbette facebook koskoca ama friendfeed onun çömezi gibi durmuyordu artık. Facebook dünyanın en büyük 4. web sitesi fakat kategori anlamında friendfeed’te üst sıralara yaklaşmış bir durumda diyebilirim. Belki de facebook kendisine bir rakip gördü. Devrileceğinden değil ama daha kuvvetli olmak istemişte olabilir belki. Zaman ile yapılacak açıklamaları çok merak ediyorum ve bu açıklamalar kafalardaki soru işaretlerini ortadan kaldırabilir.
Aşkım uzun zamandır iş görüşmeleri ve cv göndermelerinin sonucunda bir işe kavuştun. Tabii aradığın işi uzakta değil aslında çok yakında yusuf’un ofisinde buldun. Daha yeni kurulmasına rağmen çok güzel işler alan ve yapan bir firma oldular. Pixelsoftoffice’te büyüme ve gelişme olacağına çok çok inanıyorum. Senin de bu çorbada tuzun olacağını ve faydalı olacağından çok eminim. Çünkü sen bir işe karşı sorumluluğun ile dürüstçe sarılırsın. Bütün temenim senin bu işte mutlu olman. Fakat bir şekilde de üzülüyorum o da benim bencilliğim. 


Aşkım bizim dönemimizin en güzel kukla gösterisi ve aynı zamanda bir televizyon programıydı. Bu program başladığında hepimiz kenetlenir ve izlerdik. En çok bu televizyon programını Büyükada’daki evimizde izlediğimizi hatırlardım. Sanıyorum aynı bölümleri birkaç kez izlemişimdir farkına varmadan. Çok zaman geçtiği için hangi kanaldaydı bir türlü hatırlayamadım. Aslında aklıma hep Cine5 geliyor. Acaba Cine5′te mi izliyorduk? O zamanlar çünkü çok popülerdi hem bu program hem Cine5. Maçların ilk kez şifreli yayına geçtiği bir döneme denk geliyor. Galiba doğru hatırlıyorum aşkım. O zamanlar belki de farkına varamadığımız en önemli özelliği ise çok önemli kişilerin programa konuk olmasıydı. Doğruyu söylemek gerekirse hiçbirini o zaman tanımıyordum. Ama keşke tekrar yayına alınsa ve bizde o ünlüleri tekrar izleyebilsek Muppet Show’da.
Bence Statler ve Waldorf çok iyi eleştirmendiler ki eleştirmen aslında Statler ve Waldorf gibi olmalı aslında yeri geldiğinde kendi bulundukları programları eleştirmeli yeri geldiğinde de kendilerini eleştirmeli. Dün friendfeed’te yine birkaç tartışma vardı ve kimi ne eleştirmeyi biliyor kimi ne eleştirilmeyi kabul ediyor. Eleştiri doğru yapıldığında ve karşısındaki kişi saygı duyduğunda eleştirilen kişiyi geliştirecek bir davranış olduğunu birçok insan farkına varmıyor. Eleştirmek demek bence aynı zamanda da ciddiye almak demektir. Onun için eleştirilen kişi bunu saygı ile karşılaması gerekir.
Aşkım aşkım yine geçen pazar seninle pazar gezmeleri yaptık. Aslında biz bu pazar gezmelerini hep yapıyoruz fakat ne zaman caddebostan veya 18 mart sahile gitsek bir farklı oluyor. Ufak bir piknik havasında geçiyor. En güzel ağacı bulup onun gölgesinden faydalanıyoruz. Bu gölgede uzanıp dergi falan da okuduğumuz oldu. Hatta bir keresinde ufak bir kestirme yaptığımızı hatırlıyorum. Aslında bağlamak istediğim bu yaptığımız pazar aşkı gezmeleri altında bir başlıkta toplanıyor hep fakat gezmiyoruz. Oturuyoruz uzanıyoruz ve etrafımızı izliyoruz. 

Aşkım bu nasıl bir histir bilemiyorum fakat eski hissetmek yada eskilerde hissetmek. Garip bir duygu hem de çok garip bir duygu. Friendfeed’te bir fotoğraflar gördüm ve çok hoşuma gitti ama maalesef beğen işaretlemesi yapmadığım için de bulamadım. O kadar güzel fotoğraflardıkı böyle çok eski zamanlarda çekilmiş gibi. Bir anda kendimi eskilerde hissettim. Ama hiç o zamanları yaşamamış olmama rağmen gözümü kapadım ve o kalın kemik gözlüklü insanları gördüm. Kelebek şeklinde gözlüklü kadınlar ki apartman topuklar giymiştiler. Nasıl bir hayal gücü değil mi? Bir anda kendimi 60′larda hissetim. O zaman’ın modası giyim tarzı ve o televizyonlar. Belki hatırlarsın böyle enteresan oval köşeli televizyonları. Sonra araştırayim dedim ne oldu da bunları hayal ettim ve neden bu kadar gerçekçiydi. Yani hayal ettiğim şey gerçekten o zamanlara ait miydi ki?
Bana dedin hep rüyamda dişlerimin döküldüğünü görüyorum diye. Ne kadar garip bir rüya. Bu rüya neyin nereye yansıması olabilir. Yani evet etkileniyoruz ve bir şekilde onu temsil eden farklı birşeyleri hayalinin filmini uyurken görüyoruz. Mesela benim geçen gün izlediğimiz Kemal Sunal’ın Gülen Adam filminden etkilenmem gibi. Benim rüyam gerçekten çok komikti. Ama senin rüyan gerçekten korkutucuda böyle dişin düşmesi. Ben senin için biraz araştırdım aşkım ve aslında dişin düşmesini görmek pek iyi birşey değilmiş. Fakat sonuçta bulunduğumuz koşulları yansıtan bir durum. Dişin düşmesi hastalığın habercisiymiş. Bu şey etrafta akrabaların hastalıktan sıkıntı çekmesi durumunda görülen bir rüya tarzıymış. Eğer ailede ise bir ayrılık söz konusu ve konuşmama durumu oluncada insan dişlerini ayrık görürmüş.
Seni yönetici adayı olarak çağırmışlardı iş görüşmesine. Bir saat sürecek demişlerdi. Meraklandık kaç gün aslında işsizlerin duyguları ile nasıl oynuyorlar farkında mısın? Hem de bir sevinç olmuyor muydu içimizde yönetici adaylığı ah ah ne kadar güzel diye. Çağıran firma ise Bios Life olduğunu öğreniyorsun. Daha sonra çeşitli pazarlama satış teknikleri kullanarak ürünleri öyle ve böyle tanıttılar. Fakat bu durum aslında seminer altında 4 saat sürecek bir duruma getirmişler. İşte bu konuyu kimse kanmasın ve gitmesin diye bir networking iş fırsatları başlığı içerisinde toplamışlar xing’in web sitesinde insan kaynakları grubunda. Bak aşkım iyi ki daha çok zaman kaybetmemişsin asıl amaç neymiş. 