aşkım yeter gel artıkın
Bepanthol tarafından Ağustos 17, 2010 tarihinde yazılmıştır.
Aşkım, Birbirimizden ayrı kalalı 4-5 gün oldu ve düşündüm bu kadar ayrı kaldığımızı hiç hatırlamadım. İşe her zaman birlikte gidiyoruz ve ondan öncede işsizken hergün buluşarak bir şekilde bu kadar özlemiyorduk kendimizi. Ama aşkım unuttuysam hatırlat ne olur? Ben bu kadar seni özlemiş miydim? Bu kadar uzun süre görememiş miydim? Sen Datça’dasın ben İstanbul’da ne kadar uzak. Ne kadar uzak kaldık birbirimize!
Geçen Cuma akşamı anneannenin doğum gününü kutlarken allah kavuştursun demişti kendisi. Bir anda dedim ki evet ama aslında çok iyi oluyor. Hem onun için bir hava değişikliği hem de hiç arkadaşlarıyla böyle bir etkinlik yapmamıştı uzun zamandır dedim. Ayrıca özlemek de gerek. O da çok tatlı birşekilde ahh ne güzel birşeydir özlemek dedi. Ne kadar içten söylediği duymanı isterdim aşkım. Bu arada anneannen çok mutlu oldu ben aradım diye. Çok sevindi. Hep mutlu olsun.
Sen yokken ben işten eve işten eve. Bir ara adaya gittim. Adaya ayak bastım ve başıma gelmeyen kalmadı. Her adaya gidişimde zaten birşeyler oluyor ve yine oldu. Lost’taki ada kendine nasıl insanları çağırıyorsa, büyükada gelme buraya diyor sanki. Kahvaltıda çay döküldü. Keşke su dökülseydi de ferahlasaymışım. Sonra akşam yemeğinde de kedi tırmaladı. Tetenoz aşısı olayim dedim ama Doktor yok kuduz aşısı da olacaksın dedi. Ne yapayim mecbur olduk. Aşılar biraz ağır geldi ve böyle kendimi sarhoş gibi hissettim. Dün de sanki hasta olacak gibi kırıklık içerisindeydim. Grip olunca hissedilen herşeyi yaşadım. Ama şimdi iyiyim. Senin geleceğin gün bir aşı olacağım ve cumartesi günü bir aşı daha olacağım. Eğer kedi ölmezse başka aşı olmayacağım. Karantinada yatmayacağım.
Senle whatsupp sayesinde çok hızlı birşekilde mesajlaşıyoruz. İyi ki keşfettik.
Salaklığım yüzünden çok telefon faturası gelecek. İşte bu kampanyalara katılmak lazım. Ne yapalım bu kadar da olur artık. Bilmediğin bir şey olunca ne kadar cahil kalıyor insan. Sen de böyle bir program düşünmüştün aşkım ama keşke biz yapsaymışız değil mi? Zaten ilk mesajın da bul oldu çok şirin. Böyle sanki bana baktığını ve yüz ifadeni gördüm. Meğersem ben seni çok özlemişim.He bir de mesajlaşmayı. Genelde yanyana olduğumuz için hiç mesajlaşmıyorduk farkında mısın aşkım?
Aşkım bugün çok güzel bir tekne turundasın ve güzel yerler göreceksin. Ama yiter. Gel artık. Aşkım. Hadi yiter gel artıkın…



Aşkım geçenlerde Kadıköy’de işimiz vardı ve yolumuz Baylan Pastahanesi‘nin olduğu sokağa düştü, bir dakika sonra kendimizi içeride bir adet Kup Griye, iki adet kaşık isterken bulduk 
Ve bir de mabel… Ve bir de o kitap.. Kumral Ada, Mavi Tuna. Aşkım beni en çok etkileyen romanlardan biri olan bu kitap, Buket Uzuner‘in. Burada çocukken tanışıp hayatı boyunca aşık olduğu Ada isimli kadını anlatırken Tuna, hem Baylan’dan bahseder, hem de Baylan’da satılan Mabel sakızlardan.
Tuna küçüktür, bir kızla karşılaşır evlerinin önünde. Kız taşlarla oynamaktadır. Birden yanına gelir ve Ada der. Tuna anlayamaz. Ada?? Niye durup dururken Ada dedi ki diye düşünür. Kız gene Ada der ve soru sorar gibi bakar. Tuna da hmm, Ada çok gizemli,özgür, değişik bir kelime, ben de çok değişik birşey söylemeli ve üste çıkmalıyım diye düşünür ve sevdiği sakızı düşünüp MABEL diye bağırır. Kız, senin adın Mabel mi der. Tuna, yoo senin adın Ada mı ki der, kız evet der. Yıllar sonra bu anıyı hiç unutmazlar, Tuna’nın lakabı Mabel olur. Mabel aynı zamanda “Ma Belle” yani sevgilim anlamına da gelir. Bu büyülü kitaptan dolayı Baylan ve Mabel bende iyice yer etmiştir.