Etiket bulutundan seçilmiş giri ‘aile’

evlilik ve kurallar

Bepanthol tarafından Temmuz 5, 2011 tarihinde yazılmıştır.

İşimin tam ortasında kafam öyle böyle değil karman çorbanken bana o kadar güzel bir e-posta attın ki aşkım. Yemin ederim aşkım herşeyi bıraktım ve içimden burada yazmak geldi. Bir anda beynim herşeyiyle silindi. Kaldım böyle. Düşündüm. Düşündüm. Yazıyorum şimdi.

Nasıl denilebilir ki! Hiçbirşeyin kuralı yok aslında. Kurallar aslında tutucu bir zorlama. Kurallar insanları yapmak istemedikleri şeylere zorlayan direten kelepçeleyen zincirlerden hiç bir farkı yok. Aşkın, sevginin, tutkunun saygının ve bunun gibi bir çok değerin nasıl kuralları olabilir ki!

Can Dündar aşağıdaki yazıyı yazarken nasıl bir içtenlik sunmuşsa ben de aynı şeyleri hissediyorum. Burada ne kadar kendi hayatını anlatmışsa, bizi de bir o kadar anlatmış. Sadece “Ne kavgalar, ne badireler atlattık 17 senede…” kısmına henüz gelmedik. Ama eminim ki o zamana geldiğimizde de aynı şeyleri yaşayacağız. Kavga edebiliriz yeri geldimi fakat birbirimize sarılarak aynı yatakta sarılarak uyuyacağız. Ama aşkım bunu unutma ki biz onun anlatığı kuralların dışında daha büyük kuralları kırıp geçtik. Onun için biz güçlüyüz ve birbirimize daha da kenetli bir şekilde mutluluğumuzu paylaşacağız…

“Evlilik… inanmadığım halde içerisinde 17 seneyi bitirdiğim bir kurum benim
için… 17 senede (abartmıyorum) 40 çift arkadaşımın son verdiği kurum ayni
zamanda da…
Evliliğimin bu kadar uzun sürmesinin gizi, belki de kuruma inanmamaktan
geçiyor.
Evliliği toplumun dayattığı şekilde yasamamaktan…
Nedir bu dayatmalar?
Erkeğin muhakkak kadından yasça büyük olması , eğitim seviyesinin erkeğin
lehine yada en azından eşit olması bunların sadece ikisi…
Olmaz,yürümez diyor toplum…
Erkek yaşça büyük olmalı ki, kadına ‘höt’ dediğinde oturmalı kadın…
Ya da yumuşatıyorlar;
Efendim kadın erkekten önce çöktüğü için (hani doğum felan) küçük olmalıymış
yaşı…
Eğitimde de böyle..
Kadının çok okumuşu bilmiş olurmuş, evde kalmakmış layıkı ….
EŞiM BENDEN 2 YAŞ BÜYÜK; ne ‘höt’ dememe gerek kaldı 17 senede, ne de
benden önce çöktü…
Yıllar içinde ben yaşlandıkça o gençleşti,
-’Ooo Can bey kapmışsınız çıtırı ‘esprilerine muhatap dahi oldum.
EŞiM 3 ÜNiVERSiTE BiTiRDi; ben bi taneyi 9 senede bitirdim..
Ne o bana bilmişlik tasladı , ne ben ona ezik baktım…
Kulağa gelen müzik tekse de, onu oluşturan notalar farklıdır der
Halil Cibran…
Bunu unutmadık biz.
Ben konuşurken o dinledi, ben dinlerken o konuştu 17 sene. O öfkeliyken
ben, ben öfkeliyken o ‘haklısın bitanem…’dedik,
Öfke bitip fırtına durulduğunda ‘ama bi de böyle düşün’ de dedik fikrimizi
savunurken.
Farklı insanlar olarak görmedik birbirimizi, aynı amaç için savaşan
neferlerdik bu hayatta…
Asla bilmedik ne kadar para kazandığımızı, ortak cüzdanımızdan gerektiği
kadar aldık..
Ne kadar çalarsa çalsın masanın üstünde telefon, kim bu saatte arayan karşı
cins diye sorgulamadık da ama…
Sevginin en büyük dostuydu bizim için ‘güven’… Ve güvenin ardına
saklanmış bir ’saygı’ vardı daima…
Ne kavgalar, ne badireler atlattık 17 senede…
Eee ülkeler neler gördü, biz çekirdek aile mi sütliman yaşayacaktık…
Bir gün öyle bir girdik ki birbirimiz e, ben ilk kez odamın
dışında yattım bi gece, misafir odasında…
Gece yarısı kapı açıldı eşim;
-Ne yapıyorsun burda?’ diye sordu kapının eşiğinden, ‘uyuyorum’ dedim buz gibi bi sesle…
Gitti, gelmesi 1 dakikasını almıştı elinde yastıkla… ‘kay yana’ dedi
daracık yatakta. ‘ne yapıyorsun?’ dediğimde ‘benim yerim senin yanın, sen
gelmezsen ben gelirim’ dedi…
Anladım ki o gece, en uzun kavgamız yatak saatine kadar sürecek…
Ve bence doğrusu da bu… Özen gösterdik o günden sonra, evin her yerinde
kavga ettik, yatak odamız hariç..
Kırsak da zaman zaman kalplerimizi, asla kin tutmadık birbirimize…
Toplum kurallarıyla oynasaydık bu oyunu belki de 41 inci
çift olacaktık o listede…
Ama oyunun kurallarını biz koyduk… Nede olsa bizim
oyunumuzdu, oynanan…
Evlilik; hesapsız içine dalınması gereken bi oyun bence…
Topluma kulaklarını tıkayarak hem de… Ne benim, ne de
bizim sözlerimizle…
Sadece gönlünüzden geçtiğince… Dediği gibi Ataol Behramoğlu’nun ;
‘…Yaşadıklarımdan öğrendiğim bir şey var:
Yaşadın mi büyük yaşayacaksın, ırmaklara, göğe, bütün
Evrene karışırcasına.Çünkü ömür dediğimiz şey,
hayata sunulmuş bir armağandır.Ve hayat, sunulmuş bir armağandır insana…’”

VN:F [1.4.3_701]
Rating: 5.0/5 (1 vote cast)

bugün heyecanlı gün çünkü nişan günü

Bepanthol tarafından Mart 19, 2011 tarihinde yazılmıştır.

Aşkım 13 Aralık 2008′te başladığımız ilişkimiz bugün en önemli noktasına geliyor. Hep senle hesapladığımız tarihin çok ilerisinde olmasına rağmen en sonunda mutlu bir noktaya geldik. Heyecanlı mıyım anlayamıyorum…

Çok enteresan mesala birşeylerle oyalanıp aklıma getirmek istemiyorum fakat bir an aklıma geliverdiğinde kalbim küt küt atıyor. Heyecanlıyım dimi? O kadar farklı hisler var ki içimde onu bile anlayamıyorum. Mutlu muyum? O da var. Hepsi var. Akşam neler olacak diye düşündüğümde süper olacak diyorum. Daha sonra orada olduğumuzu hayal ediyorum. Bir anda ne yapacağımı şaşırıyorum. Bir anda ailelerin tanışması gerçekleşecek ve biz de arada bir köprü olacağız. Hep ayrı ayrı gördüğümüz kişileri bir çerçeve içinde bir arada göreceğiz. Belki sen de şaşıracaksın ama sen benim gibi duygularına hakim olamayan biri değilsin herkes içerisinde. Sonuçta çok güzel olacak.

Çok heyecanlıyım evet. Buna karar verdim. Çünkü gece uyanıp uyanıp bu geceyi hayal edip uyudum. Sonra rüyamda gördüm. Mutluyum hemde çok mutluyum. Çünkü rüyalarımdaki gördüğüm anlarda dedemin gülüşünü, annenin annem ile sohbet ettiğini, anneannelerimizin yan yana oturuşunu, babamın ve senin babanın bir araya gelişindeki o ilk görüşmedeki sıcak muhabbeti ve diğer konukların kaynaştığını gördüm. Çok güzeldi ve çok güzel olacak. Şaşırmayacağım bu gece çünkü ben bu geceyi rüyalarımda gördüm ve antreman yaptım zaten. :)

Kısaca gün yorgunluğu içerisindeki beynim beni yanıltsa bile rüyamdaki anlar aslında daha çok gerçeği yansıttığını hissediyorum. Daha dinlenmiş ve zihni belirmiş bir ben. Şuanda nasıl mıyım? Çok heyecanlıyım… Çok mutluyum… Neler olacağından çok eminim, yani çok güzel olacak. Tek bilmediğim sürpriz bir pasta. :)

Şimdi yüzüklere bakıyorum. Bu bizi birbirimize bağlayan somut bir bağ olacak fakat zaten biz birbirimize soyut olarak aşkımızla bağlanmıştık zaten. Ben sana baktığımda benim bir parçam olarak görüp hissediyordum ki yani aslında biz en önemlisini 27 aydır kalbimizde taşıyoruz ve bundan sonra da bu yüzüklerle taşımaya devam edeceğiz. Herşey tamamen sonusuza dek devam edecek.

Seni seviyorum aşkım hem de sonsuza hem de en sonsuza kadar…

VN:F [1.4.3_701]
Rating: 5.0/5 (4 votes cast)

iyi ki doğdun erel, seni tanımak çok güzel:)

CherryBlossomGirl tarafından Kasım 23, 2009 tarihinde yazılmıştır.

bar_mitzvahAşkım geçen pazartesi, dayının oğlu yani kuzenin Erel’in 13. yaş günü dolayısıyla Bar Mitzva duası vardı. Ben daha önce annemlerin çok yakın arkadaşlarının oğullarının Bar Mitzva törenlerine katılmıştım ama ben de 13 yaşlarındaydım hiç hatırlamıyorum. Bu yüzden benim için büyük değişklik oldu sinagogda duayı, o seremoniyi izlemek ve daha sonra birlikte birşeyler yiyerek sohbet edilen bölüme geçmek.

Herşeyden önce böyle bir törende herkesin çok şık ve zarif olması çok hoşuma gitti. Bunun dışında, dualar esnasında yapılan hareketler, bazı ritüeller çok ilginç geldi, benim için çok değişikti. En çok ilgimi çeken ise Tefilin idi. Tabii Tefilin’in ne olduğunu ve hatta isminin Tefilin olduğunu dayından öğrendim:)

Musevi erkeklerin sol kol ve başlarına taktıkları, içlerinde Tevrat’tan bölümler içeren ve alına yerleştirilen, deriden yapılmış iki küçük kübik kutucuk ve kola bağlanan siyah banttan oluşan Tefilin’in sembolik anlamı,  kalbini, ellerini ve gözlerini kötü düşünce ve eylemlerden korumuş oluyormuş.

Bu pazar ise, bir doğumgünü kutlaması şeklinde, aslında daha çok bir düğünü andıracak şekilde eğlendik Erel için. Çok çok güzeldi herşey, o kadar duygusal anlar yaşandı ki…

Dinlerin en sevdiğim özellikleri, belki de tek sevdiğim özellikleri, insanları, sevenleri biraraya getirmesi, onlara değerli olduklarını hissettirmesi, bağları güçlendirmesi… Bence din dediğimiz şey aslında bir gelenek görenek olarak devam ettiği müddetçe güzel. Bazı şeyleri basmakalıp olarak yapmak değil de, böyle güzel ve kıymetli bir şekilde paylaşmak bence çok çok değerli.

Erel’e nice 13 yaşlar diliyorum, umarım tüm yaşamı, o güzel gözleri gibi duru, temiz ve canlı geçer, hep onu sevenlerle bir olur, mutlu olur.

Bu özel günleri benimle paylaştığın için teşekkür ederim canım.

VN:F [1.4.3_701]
Rating: 5.0/5 (1 vote cast)

siyah beyaz geçti zaman

Bepanthol tarafından Mayıs 9, 2009 tarihinde yazılmıştır.

look_back_and_see_by_silvermixxAşkım dün gece anneannemin babasının evine gittik yemek yemeğe.  O kadar çok görmeni hatta orada olmanı isterdim ki anlatamam. Çünkü tam 4 nesil bir masada oturuyordu. Büyük dedem masanın başında oturarak ailenin büyüğü konumunda ve ondan mutlusu da yok o masada. Nasıl mutlu olmasın ki değil mi? Ama ben onun gözündeki bakışlarında keşke o da burada olsaydı diyordu. O mu? O büyük anneannem. Bir insanın hayatında görmek istediği en güzel tablo bu olsa gerek. Tabii ki de eksiklikler olacak hayat bu ve devam ediyor.

Bende o masada oturmaktan çok büyük zevk aldım. En küçüğü dayımın oğlundan en büyüğüne kadar. Yemeğimizi bitirdik ve sıra tatlıya geldi. Herkes bir şekilde eli boş gelmeyecek diye tatlı getirmiş. Ne pastalar ne baklavalar. İyi ki az yemişim tatlı komasına girebilirim dedim. :) Ne kadar yediğimi ben bilmiyorum. Kendimi kaybetmişim.

Hep birlikte masadan kalkıldı. İlk önce büyük daha sonra küçük. Ama öyle bir zorunluluk yoktu tabii. Herkez kendi arasında konuşmalara dalmıştı bile. Herkez kendi dalgasındaydın anlayacağın. Ben de o sırada lavaboya giderken büyük dedemin oturma odasındaki siyah beyaz fotoğrafları o eski çerçevelerin içinde gördüm. Bu fotoğraflar beni aldı götürdü. Sanki bir zaman yolculuğuna sürükledi. Bir anda sanki 60 sene önceye gitmiş gibi oldum ve herşey siyah beyaz oldu. O kimdi acaba şuradaki kim a bu dedem bu anneannem diyerek kendimden geçtim. İşte ben de tam o sırada bu fotoğrafları elbet bir gün görürsün ama ben sana hemen göstermek istediğim için bulundukları yerlerden fotoğraflarını çektim.

siyah-beyaz-bir-zaman-001

siyah-beyaz-bir-zaman-003

siyah-beyaz-bir-zaman-002

VN:F [1.4.3_701]
Rating: 5.0/5 (2 votes cast)
pressyado.com teknik özelliklerini geliştirmeye devam ediyor...