Etiket bulutundan seçilmiş giri ‘arkadaş’

en büyük asker bizim izzet

Bepanthol tarafından Aralık 6, 2009 tarihinde yazılmıştır.

Aşkım işte bir arkadaşımızın da askere gitme vakti geldi. İzzet askere gidiyor. Uzun zamandır beklediği bu askerlik özlemi en sonunda bu ay içerisinde bitecek ve artık neresi çıkarsa oraya gidecek. :P

Doğruyu söylemek gerekirse aslında İzzet’in pek niyeti yoktu gitmeye. Evet aynen öyle. Allaha şükür işini ve gücünü yoluna sokmuştu tam ki mecbur kaldı en sonunda. İyi tarafından bakmak gerekirse eğer üniversite bitirmesi ona gerçekten büyük zaman kazandırmış oldu. Düşünsene 15 ay askerlik ne kadar uzun bir süre ve bir kenarda işler dururken. Tebrik etmek gerekir hem çalışıp hem de kimya mühendisliğini bitirmesi büyük bir başarı. İşinin kimya ile ilgili olmaması ve çorap ticareti ile uğraşması okulunu bitirme açısından 6-7 sene uzamasına sebep vermiş olabilir. Ama ben zannediyorum ki İzzetin okulu uzatma sebebi askere geç gitmek istemesidir.

asker

Eeee bir de Eslin var onu unutmamak lazım. Kız arkadaşı sevimli Eslin onun gitmesini ne kadar istemese bile bir o kadar içinden gitmesi gerektiğini düşünüyordur. Bir gitsin bir gelsin inşallah daha hayırlı işlere vesile olur. 6 ay içerisinde İzzet askerlik görevini bitirsin. Ondan sonra hayatının önünde bir engel kalmamış olur. Eslinle ve işiyle birlikte mutlu bir hayat sürer.

İzzet geldiğinde çok fit ve zinde biri olarak karşımıza çıkabilir. Hem iş hem aşk üst üste gelince İzzet’in simit bölgesi baya genişlemişti. O zaman şöyle haykıralım. En büyük asker bizim asker. En büyük asker bizim İzzet. :)

VN:F [1.4.3_701]
Rating: 3.5/5 (2 votes cast)

michael jackson’ı kaybetmek tekrar üzdü

Bepanthol tarafından Ekim 29, 2009 tarihinde yazılmıştır.

Dün akşam senle aşkım Michael Jackson’ın “This is it” belgeselini izledik. Yani aslında tam olarak tür için ne demek gerekir gerçekten bilemedim. Konser öncesi çalışmalarının bir araya getirilmiş video kayıtları mı desek? Neyse çok önemli değil.

Uzun zamandır herkesin heyecanla beklemiş olduğu bu görüntüler en sonunda bugün vizyona girmesi ile merakları sona erdirdi. Açıkcası ben daha çok anlatımlı ve daha detaylı bir konu sırası bekliyordum. Fakat amaç burada tekrar Michael Jackson’ı anmak ve ölmeden önce çalışmalarına nasıl özenle ve titizlikle devam ettiğini göstermekmiş. MJ öldüğü zaman seninle birlikte oturuyorduk ve çok büyük şok geçirmiştik. Benden daha çok sen üzülmüştün. Ama bu sefer sanırım ben çok etkilendim ve hani MJ’in öldüğünü tekrar hatırlamak ilk tepkimden daha üzüntü verici olduğunu hissettim.

michael jackson this is it

Gmall’daki sinemada birçok etkinlikler düzenlenecekti belki ama biz onları izleyemedik. Bizden sonraki gösterim için dans edecek kişilerin ancak provalarını izleyebildik. Bu kişiler çok büyük MJ hayranıymış ve bunun için hiçbir yerden para kabul etmeden gösterilere katılıyorlarmış. Daha önceden de birçok alışveriş merkezinde ve Taksimde insanlara MJ’yi hatırlatmak için dans gösterileri yapmışlar. Biz “This is it” gösteriminden çıktığımızda ancak onları giyisili görmüş olduk. Bir de uzun zamandır araba durmadan albümünü dinlediğimiz Hayko Cepkin’i gördük. Ah nasıl olurda diyemedik anlamsız bir şekilde saatlerce günlerce seni dinliyoruz diye. :)

Sonra çok sevdiğimiz insalar ile karşılaştık. Müge hanım olsun. Natali olsun. Bu vasıtayla Natali’nin eşi ile de tanışmış olduk. Herkesle ufak kısa sohbetlerde bulunduk. Bu arada ben Romeo ve Juliet manga versiyonunu aldım fakat okumaya daha başlayamadım. Böyle gösterimlerin içerisinde bulunmak ne kadar güzel birşeymiş. Daha önce ben çalıştığımda sana epey özeniyordum. :) Boşuna özenmiyormuşum. Sosyal olmak ve bir topluluk içerisinde bulunmak insana ayrı bir enerji veriyor.

Sinemadan çıktığımızda aklıma kalan en önemli nokta Michael Jackson’ın nasıl bir insan olduğuydu. Bir yerlere gelmiş insanın bu konumu kaldırabilmesi aslında ne kadar zordur. Bu kişi herşeyin en üst noktasına çıkmış ve şımarmamış mütevazi bir kişilik. En önemlisi yaptığı işi mükemmel bir şekilde bilen birisi fakat buna rağmen ukalalık yapmıyor. İnsanlara bilmişlik taslamıyor. Tam tersi kendi bildiğini en ince ayrıntısına kadar paylaşıyor ve öğretiyor.  Herkese sevgiyle ve mutlulukla yaklaşıyor. Ağzından Tanrı sizi korsun cümlesi eksik olmuyor. “This is it” sayesinde MJ hakkında söylenen o kötü sözlerin suçlamaların ne kadar boş şeyler olduğunuve çocukluğumuzdan bu yaşımıza kadar böyle bir insana boşuna hayran olmadığımızı gösteriyor.

VN:F [1.4.3_701]
Rating: 0.0/5 (0 votes cast)

Whopper Sacrifice

CherryBlossomGirl tarafından Haziran 16, 2009 tarihinde yazılmıştır.

Aşkım biliyorsun internet inanılmaz bir dünya. Biz de hem hobi olarak hem de iş olarak seninle tesadüfen internetle çok fazla haşır neşir olan insanlarız, her gün bir yerlerini kurcalayıp birşeyler öğrenip birbirimizle paylaşıyoruz.

Bunu duymuştum ama unutmuştum, tekrar bir inceleyeyim dedim ve seninle paylaşmak istedim. Ne fikirler çıkıyor insanoğlundan, inanılır gibi değil. Aşkım Burger King, sadece Amerika’da geçen bu kampanyasında şöyle bir yola başvuruyor: Facebook’tan on arkadaşınızı listenizden siliyorsunuz ve bir adet bedava whopper sahibi oluyorsunuz. Bu on arkadaşınıza da otomatik olarak şöyle bir mesaj gidiyor: … adlı arkadaşınız, sizi bir whopper’a sattı!!!

Whopper_sacrifice_facebook_01

Reklamı hazırlayan ajans’tan bob reilly, kampanya hakkında “10 kişiyi seçmek zaman alan bir şey, bu da gözlerin uzun süre marka üstünde kalmasını sağlıyor,” şeklinde bir yorum yapmış. Burger King yöneticileri de, kampanyanın arkadaş silmenin “kibarca bir yolu” olduğunu belirtmişler.

Ne diyorsun aşkım? Yani artık reklam denen şeyi nasıl yapacağımızı şaşırdık galiba, elimizde bu kadar ürün olunca. Ürün dediğim facebook gibi araçlar. Bunlar reklam için araç haline geliyor aslında. Bu yeni bir iş alanı artık. Hayırlı olsun, yeni fikirler gelsin :) )

VN:F [1.4.3_701]
Rating: 0.0/5 (0 votes cast)

tatlı/ekşi haftasonu

CherryBlossomGirl tarafından Haziran 7, 2009 tarihinde yazılmıştır.

Ekşi deyince yanlış anlaşılmasın… Aşkım gerçekten de ekşi lafının neden negatif bir anlamı vardır? Yani “yüzünü ekşitti” ya da “bu olay ekşidi” filan derler, halbuki ekşi, benim en sevdiğim tattır. Yeşil erik, limon, greyfurt, en sevdiğim tatlar…

Neyse sadede gelelim, tüm haftasonu birlikteydik aşkım, neler yaptık vallahi şöyle geriye bakınca herşeyi hatırlamıyorum bile, öyle dolu dolu geçti ki.. Yemekler yapıp yedik, soslar yarattık makarnamıza, uyuduk, tv izledik, müzik dinledik, arkadaşların geldi onlar için alışveriş yaptık, masa kurduk, rakı içtik, arkadaşlarınla gülüp eğlendik, pasta kestik, senle iPhone oyunu oynadık, baabipinle gezdik vs vs vs… Anlatmakla bitmez :)

igalinicecegi1Bugün, gün içinde yazmam gereken binrota yazıları vardı ve ben onları hazırlarken sen bir anda gelip, sana bir sürprizim var dedin, gittin. Sonra tekrar geldiğinde elinde koca bir bardak sarı, buzlu içecek vardı. Bana çaktırmadan bakkaldan votka, limon, ice tea, kola gibi şeyler istemişsin ve bunların karışımından bir içecek yapmışsın, tek eksik, söylediğine göre nane yapraklarıymış, onları da bulup ezebilseymişsin, yeşil bir içecek olacakmış, bu karışım da gene senin dediğine göre, long island ice tea ile mojito karışımı birşeymiş. Ki bu ikisi de en sevdiğim kokteyl içeceklerden ikisi. Hele ki mojito, hmmmssss bayılıyorumm..

Aşkım ellerine sağlık, bu leziz içeceği ağır ağır içtiğim için pek beğenmedim zannettin ama halbuki ben tadına varıyordum. Bana içecek olsun, ekşi olsun… Hele ki senin elinden olsun.. Ellerine sağlık :)

VN:F [1.4.3_701]
Rating: 0.0/5 (0 votes cast)

Saaç renkleri ovalara yayılır…

CherryBlossomGirl tarafından Mayıs 6, 2009 tarihinde yazılmıştır.

sac_kadınAşkım biz kadınlar için saçlarımız ne kadar önemlidir bilirsin. Kuaförde geçirdiğimiz onca vakite hiç acımayız, kuaföre gitmeyen bir kadın bile saçını yıkadıktan sonra kurutmak şekil vermek, toplamak gibi işlemlere dakikalarını hatta saatlerini verebilir.

Aşkım benim saçlarım küçükken açık kumral ve dümdüzmüş. Annem belimin bile altına inecek kadar uzatırmış saçlarımı fakat böyle yapması saçıma iyi gelmemiş, orta bir’e kadar dümdüz upuzun olan saçlarım maalesef sağlıksız kalmış ve çok fazla dökülmeye başlamıştı, çok da cılızdı. Doktor ilaçlar verdi ve kısacık kesmek gerektiğini söyledi. Benim saçı bir kestiler, aman allahım, bir kere bu kadar kötü bir kesim olamaz, ikincisi de saç birden bire fırça gibi çıkmaya başladı, gür, dalgalı ve şekil almaz bir hal aldı. Neyse sonra biraz uzatsam da hiçbir zaman o eski söz dinleyen ve mısır püskülü gibi dümdüz olan saçlarıma kavuşamadım. Saçlarımın rengini lisede yazları papatya suyu sürerek epey açmıştım hatta bir ara o kadar abartmıştım ki resmen sarı olmuştu benim saçlar. Fakat biliyorsun ki ben çok beyaz tenliyim, gözlerim de açık renk, saçlarım da açık renk olunca böyle hastalıklı gibi, renksiz, soluk oldum ve hoşuma gitmedi.

Üniversite yıllarında artık papatya suyu yapmayı bırakmıştım saçım gene doğal bir kumraldı. Bir gün bir anlık bir kararla saçımın önüne kırmızı incecik bir boya attırdım. Sonra o kırmızının koyu saç üzerinde daha güzel görüneceğine karar vererek tüm saçımı siyaha boyatıp üzerine kırmızı kalın balyajlar attırdım. Bambaşka biri olmuştum, gözlerimin rengi ortaya çıkmıştı, koyu renk saç, tenimi daha güzel ortaya çıkarıyordu, işte bulmuştum renklerimi. Zaten yaptırış o yaptırış, üniversitenin son yıllarından itibaren kırmızıdan ve kızıllıktan asla vazgeçemedim. Birkaç sefer saçım dinlensin diye tek ve koyu renklere boyadım ( mora bile boyadığım oldu) ama asla sarı ve kumral gibi saçlara dönmedim bir daha. Kırmızı benim rengimdi artık :)

Tabii saçı çok yıpratan birşey boya işlemi ama maalesef bir kere boyatınca arkası geliyor. Bazen şimdiki aklım olsa hiç dokunmazdım saçlarıma diyorum ama sonra da amaan ben sıkıntıdan patlardım asla dokunmadan duramazdım diyorum, gerçekten aynı kalmayı hiç sevmeyen biriyim, mümkün olsa her gün başka bir saç rengi ve şekli deneyebilirim. Mesela kısa saç çok severim ama benim saçımın dalgalı ve elektiriklenen bir saç olması, kısa saçı kullanmamı zorlaştırıyor. Hem sen de sevmiyorsun, uzun olsun saçın diyorsun, bunu da önemsiyorum açıkçası hehe.  (utangaç smayli)

Sevdiğim saç modellerini internetten bulup bilgisayarımda dosyalıyorum, o derece manyağım düşün. Bazı örnekler:

hair3

hair2

hair1

Geçenlerde Selin’le karşılaştık ya, hani saçları siyahtı, o da benim gibi saç delisidir ama bir farkımız var onun saçları dümdüzdür acayip gürdür ve naparsan yap birşey olmaz. Nazar değmesin. O da saçlarını binbir şekle ve renge sokmuştur, kısa ve kırmızı, uzun ve turuncu, orta uzunlukta ve siyah, bir yeri uzun bir yeri kısa ve pembe… Klibimi çekmek için Sapanca’ya gittiğimizde Selin’le karşılaşmıştık ve saçları sapsarıydı, Özlem birden durup bana, Ayçaya ve Selin’e baktı ve bu saçlar fotoğraflanmalı dedi. İşte o fotoğraflar :) ))

saclar1

saclar2

VN:F [1.4.3_701]
Rating: 0.0/5 (0 votes cast)
pressyado.com teknik özelliklerini geliştirmeye devam ediyor...