Etiket bulutundan seçilmiş giri ‘aşk’

38. ayımızla da mutluyuz!

Bepanthol tarafından Şubat 13, 2012 tarihinde yazılmıştır.

sevgi-mutluluk-ask-duygusalAşkım benim bugün 38. ayımız seninle ve say say ne kadar çok ay olmuş. Hatta sayarken bu kadar çok oldu mu? diyorum. Ne kadar fazla değil mi? Bu kadar fazla diyorum ama sonra kafamı kaşıyorum nasıl geçti bu kadar ay diye biraz da üzülüyorum. Ne kadar hızlı geçiyor belli değil. Aslında mutlu ve güzel geçen zaman bu kadar hızlı geçer diyorum ve gülümsüyorum. Böyle içim kıpır kıpır olarak, heyecanlanarak seviniyorum. İkimiz de birbirimize huzur vermenin rahatlığıyla kutluyoruz bugünü her ay. Yarın sevgililer günü ve hafta sonu senin doğum günün… En yoğun haftamız ve kutlama günlerimiz. :)

Bu arada fotoğraftaki kuşlar bizim bu sabah penceremize konan kumruları temsil ediyor. Onlarda birbirine böyle sarılıyordu. Ürkütmek istemedim. Sevgilerinin paylaşımını bölmek istemedim ve hemen kapadım perdeyi. Onlar neden geliyor bizim penceremizin önüne biliyor musun? Çünkü onlar sevginin ve mutluluğun enerjisine gelirler. Kumrular hep böyledir ve biz de öyleyiz… Bence ikimiz de birer kumrularız. :)

kalp5resimleriEvet. 38 ay oldu. Bir sürü şeyler oldu. Sözlendik, nişanlandık ve evlendik. En sonda da bir oğlumuz oldu dünya tatlısı Golden Retriever. Adına da Sushi koyduk. Bugüne kadar yaptığımız tüm paylaşımlarda en güzel noktadayken buna bir kademe daha ekledik. Sahiplendik ve canımız yaptık. Ama ne olursa olsun biz birlikteyiz ve herşeye seninle birlikte sarılıyor olmak bana çok büyük şeyler katıyor. İyi ki sen varsın ki aşkım herşeyi seninle saniye saniye birlikte paylaşıyorum. İçimdeki enerjinin kaynağı olduğun için çok teşekkür ederimf.

Seni çok seviyorum aşkım. 38. ayımız kutlu olsun, ne güzel ki sen benim hala sevgilimsin ve iyi ki doğdun karımcım… :)

Çok çok önemli not: İlk gün ki gibi aşık değilim sana üzgünüm. Çünkü ben sana ilk günden daha aşığım. :)

VN:F [1.4.3_701]
Rating: 5.0/5 (1 vote cast)

Artık sen benim karımcımsın!

Bepanthol tarafından Eylül 30, 2011 tarihinde yazılmıştır.

Aşkım benim canım benim… Herşeyim bitanecik meleğim… Artık sen benim mini  minnacık karımcımsın!!!!…

Biliyorsun ki ben senden heyecan olarak çok fazla şeyler yaşadım ama sen de evlenmeden son 1 haftada coştun benim gibi. Evet ben sanırım bir ay heyecan yaşarken sen sakindin ama gördün ne demek olduğunu bu heyecanın. Ne kadar güzel bir heyecanmış değil mi?

Ben her zaman heyecanımdan yakınır ve bunu sıkıntı olarak görürdüm. Belki de etrafıma bu şekilde sıkıntı yaymış olabilirim. Ama herşey ama herşey tamamen süper olmalıydı ki oldu. Gerçekten çok güzel oldu. Evet dediğimiz anlar şuanda bir rüya… Hani bizi alacaklardı ya odadan! Nasıldı aşkım karımcım… Saat 21:00′da durdu! Zaman ilerlemedi. Ne olacak neler olacak derken ben başka bir boyuta yolculuk yapmıştım bile. Sen birşeyler anlatıp belkide kafamı dağıtmamı istiyordun ama olmadı. Uçmuştum ben.

Evet dedik. Aile cüzdanımızı elimize aldık. Sonra yok oldu. Masaları gezdik. En iyi damat ve gelin dalında Oscar ödülü aldık. Ne kadar güzel bir sürprizdi… Sanki o andan sonra yavaş yavaş hızlandı gecemiz. Artık karımcım diyordum sana ama biliyorsun ki telefonumda aylardan beri senin adın yerine karımcım yazıyordu zaten. Hazırdım ve herzaman olmasını istediğim şeydi bu. Oscarımız vardı ve o da bir anda kayboldu. Sırayla herşey hızlı hızlı oluyordu.

Arkadaşlarımız yanımızdaydı. Ailelerimiz yanımızdaydı. Herkese bir kadeh kaldıralım dedik ve biraz da konuşmamız gerekiyordu. Aptallık işte ben birşeyler hazırlayamadım. Hazırlasam bile zaten söyleyemezdim. Sen birşeyler söyleyecek gibi oldun ama ağladın. Bense senin ağlamadan önce söylediklerini tekrarladım. Herşey ama herşey süper birşekilde devam etti. Danslar edildi. Zaman hızlandı.

Dj Beno… Yanı aslında her konuda bize yardım eden arkadaşımız. Her konuda hazırlık yaptı ve bize destek oldu. Sağolsun onun yardımlarıyla süper oldu ve süprizler konuşuldu. Köpüklü karlar ve kameramanın röportajları hep sürprizlerin en başında olan şeydi. İşte müziklerini çaldı o ve dediğim gibi gece mükkemel bir şekilde hızlandı. Pasta geldi bir ara sanki orada da coşmuştuk zaten. Herkes sarhoştu. Babam ve kardeşim de dahil olmak üzere müthiş bir coşku vardı. Biz ikimiz ne olduysak yerimizde duramadık bir o tarafa bir bu tarafa… Seni kaybettiğim anlar da oldu. Ama hep yan yana gelip şirin şirin danslar ettik.

Gecenin sonu nasıl geldi. Nasıl sonlandı o gece inanılmazdı. Herkes bir anda yok oldu. Senle birlikte şarkı söyledik ve bitti gece… Pert olup koltukta yatanları görünce hem üzüldüm hem sevindim. Demek ki çok eğlenmişler ki çok içmişler bu hale gelmişler dedim. Lena’ya da yazıktır serumluk olmuş. Gecenin sonuna kalan büyük akrabalarımızın sarhoş olması inanılmazdı.

Evet evet en sonunda baş başa kaldık ve odamıza çıktık. O kadar yorgunduk ki karnımız deli gibi aç olmasına rağmen uyuya kalmıştık. Aslında siparişimizi vermiştik ve kapı çalınınca uyanıp kocaman 200 gram kıymalı hamburgerimizi yemeğe doyamamıştık. Gecenin kritiğini bile yapamadan hamburgerin vermiş olduğu doyumla uyuya kaldık tekrar.

Sabah gözümüzü açtığımızda çok farklı bir gün oldu benim için ve senin için… Karı ve Koca olarak ilk defa bir sabah geçiriyorduk. Yorgunluk ve içki hala bünyemizdeyken  kalkıp evimize gitmek zor gelse bile ayaklarımız kendiliğinden gitmek istiyordu. Karı ve Koca olarak ilk defa evimize girecek ve evimizde gerçek anlamda zaman geçirmeye başlayacaktık.

24 Eylül’de bir aşk öyküsü mutlu bir sonla tekrar başladı. Bir baktık zaman bugün oluvermiş. Mutlu olmak ve huzurlu olmak sadece doğru eşleşmelerle gerçekleşir. Zamanın bu kadar hızlı akmasının sebebi de bu olsa gerek değil mi aşkım? Biz bu hızla birlikte cennette gitsek ve sonsuza kadar yanyana kalsak. :)

Seni çok seviyorum aşkım… Ben senin kocan oldum dimi? Biz evliyiz artık biliyorsun dimi? İnanabiliyor musun? Evlenmeden önce karnımızda kelebekler kanat çırpıyorken şimdi etrafımızda aşk melekleri kanat çırpıyor…. Yüzükler sola geçti. Mujks…

VN:F [1.4.3_701]
Rating: 5.0/5 (1 vote cast)

iyi ki varsın, iyi ki sevmişim seni…

Bepanthol tarafından Şubat 18, 2011 tarihinde yazılmıştır.

Aşkım benim. Canım benim. Şu anda gerçekten çok hastayım ve her yerime sanki yumruk atıyorlar. Ama ben bilgisayarın başına geçtim ve biraz işlerimle ilgilendim. Ama artık dayanamayacağım ve yatağa uzanacağım. Düşünsene otururken bile hastalık yüzünden yoruluyor insan.

Ama ama en önemlisi aşkım aşkım. Bugün senin doğum günün. Minik bir insan dünyaya geldi 1979 yılında. Şimdiyse kocaman olmasına rağmen hala minicik ve sevimli ilk doğduğu gün gibi sanki bir bebek. Bir bebek geleceğinde neler olacağını hiç bilemez bir şekilde dünyaya gelirken, bu yaşa gelip bak ben neler yaşamışım diyebiliyor. Ben de tam o noktada geçmişime baktığımda en güzel duyguları gerçek anlamda senle yaşadığımı yüreğimin en derinliğinde hissedebiliyorum. Herşey kader ve kısmetten ibaret olmadığını da biliyorum ve bunlara ek olarak saygı sevgi eklenince birliktelik sonsuz oluyor. İşte bizim de böyle…

4376031903_d440c099a4

İyi ki varsın aşkım ve iyi ki sevmişim sen hem de çok sevmişim. Hala seviyorum ve sevmeye devam edeceğim. Her an aşık olan bir insan olabilir mi? Kalbi hep ilk gün ki gibi hızlı atabilir mi? İşte ben bunları hissediyorum. Yazarak da olmuyor aslında, tam vurgulayamıyorum burada ama sen beni anlarsın değil mi aşkım? Çünkü seni burada ifade etmek istediğim şeyden daha fazla seviyorum.

hadi-ufle

İyi ki doğdun aşkım. İyi ki var olmuşsun ve karşıma çıkmışsın. Bu dünyadaki tek bitaneciğim olmuşsun…

VN:F [1.4.3_701]
Rating: 5.0/5 (4 votes cast)

kasım: paris, sürpriz ve mutluluk ayı

CherryBlossomGirl tarafından Kasım 18, 2010 tarihinde yazılmıştır.

Canım aşkım gene pressyadoyu çok boşladığımızı hatırlatarak hemen konuya giriyorum.

İş dolayısıyla bir haftalığına Paris’teydim Kasımın başında. Vize kuyruğunda birlikte yaşadığımız sancılı anları herhalde hiç unutmayacağız değil mi? Artık AB mi olur YZ mi olur bilemem ama ben bu vize olaylarından çoook sıkıldım. Paris Orly’e vardığımda polislerden gördüğüm muamele de cabası… Neyse, yağmur çamur demeden haftasonu gezdiğim, haftaiçi de mynet’imsi bir ortamdad çalıştığım bir bir haftaydı. Benim için çok değişik ve güzel bir deneyimdi. Hatta şu an evde oturmuş bunu yazarken bir an inanamadım, yani taa Paris’lere gittim, tam bir hafta geçirdim de geldim neredeyse ay bitecek… Nasıl oluyor da oluyor??

paris

 

Gelmeden birkaç gün önce konuşurken bana şey demiştin, Cumartesi akşamı için biryere rezervasyon yaptırdım, yemeğe çıkalım, hem birbirimizi çok özledik, hem zaten 23. ayımız doluyor, onu kutlamış olalım. Hatta şık şık giyinelim dedin, o kadar hoşuma gitti ki, bayıldım böyle içim içime sığmadı. Ne tatlı aşkım var yaa diye düşündüm.

Perşembe akşamı geldim Türkiye’ye. Cuma gene işler toplantılar yoğunluklar offf fena bir gündü. Cumartesi bu yüzden geç kalktım ve annemle neredeyse bütün gün tembellik yaptık. Akşama doğru da kuaföre gittim. Arada senle konuştum, sende işten çıktığını, yorgun olduğunu, biraz Neşe’ye gidip tembellik yapacağını, daha sonra yedi gibi beni almaya geleceğini söyledin telefonda.

Altı buçuk gibi geldin. Ben tam hazır sayılmazdım, birşey arıyordum odada. O arada çekmecemde bir yüzüğümü buldum, hazır şık şık giyiniyoruz, şunu da takayım dedim. Hazırlandım ve bindik arabaya gidiyoruz, sen yüzüğümü farkedip, hiç sevmiyorum bu yüzüğünü dedin, ben çok şaşırdım, gümüş, gayet sade, üzerinde belli belirsiz bir taş olan, teyzemin aldığı bir yüzük. Niye ki dedim, biraz da bozuldum. Sen işte taşı gerçek mi ki filan gibi şeyler söyledin ben hiçbir anlam veremedim.

The Marmara’ya geldik, en üst katındaki lokantada yer ayırtmıştın. Harika bir manzara eşliğinde yemek yedik. Herşey çok normal ve çok güzeldi. Hatta bir ara o kadar güzel sohbet ettik ki, kızma ama şaşırdım. Yani aktı resmen böyle uzun uzun çok güzel bir sohbet ederken ben bir yandan yüzüğümle oynuyordum farkında olmadan. Birden yüzük elimden fırlayıverdi! Yere düştüğü anda sen BÜYÜK ADAMIM BEN YA diye bağırdın, bak hazır çıktı, çantana koy dedin. Ben iyice kızıp, ya ne alaka deyip gene taktım.

Şarabımız bitmek üzereyken sen artık yavaş yavaş kalkar başka yere geçeriz dedin. Ama ben bir anda bir kadeh şarap daha istedim. Sen böyle sinir oldun biraz, ya kalkıyorduk? dedin. Amaan içerim kalkarız dedim ben. Hesabı ödememize az kala sen bir tuvalete gidip geleyim kalkalım dedin, ben o arada garsonu görünce hesabı isteyiverdim. Bunu gören sen acilen bana kredi kartını ve bilgilerini verip, hatta bahşişi dahil ekleyip apar topar tuvalete (?) gittin. Ben de gayet normal hesabı ödedim, seni bekliyorum. Gelmen biraz uzun sürünce fotoğraf makinemdeki foto ve videolara bakmaya başladım. Fransa’da çektiklerim vardı ve bir videonun çok hoşuna gideceğini düşündüm, sen gelince hadi kalkalım dedin ama ben, dur ya bir otur şu videoyu izlesene dedim. Sen iyice çıldıracaktın artık, gittiğimiz yerde bakardık?diyor, bir yandan da kavga çıkmasın diye karşı da koyamayıp izliyor, ama biraz debeleniyordun. Ben tabii hala bir anlam veremiyorum bu acelene. En sonunda baktım ilgiyle izlemiyorsun, kalkalım dedim. Sen bana otelin içinde alt katlardan birinde bir cafe olduğunu, oraya gideceğimizi söyledin asansöre binerken. Hafif şarabın etkisiyle açıkçası çok da kendimde değildim, yani bir mantık kuracak durumda değildim ve güle eğlene, ne cafesi yaa diyip seni takip ettim. 14. katta indik ve sen birden bire bir otel odasının kapısını açtın!!! Ben ne oluyor dememe kalmadan içeri bir girdim, aman allahım!!!!

The Marmara’nın bir odası.. Evet.. Ama odanın her yerinde, evet herrrr yerinde, deliler gibi dağıtılmış şekilde – yatakta, televizyonun kenarlarında, ayna köşelerinde, masalarda sandalyelerde yerlerde –  bizim fotoğraflarımız yer alıyordu!!! Hem de içinde gül yapraklarıyla!! Yatağın üstündeki fotoğrafların arasında pembe güllerle yapılmış bir kalp şekli bile vardı!!!

DSCN0115

Şaşkınlığımı anlatmama kelimeler yetmez. Zaten gerek de yok çünkü sen bir yandan bu anı kameraya alıyordun. Hem de gizli kameraya!!! Meğer tuvalete diye çıktığında odaya çıkmış, özenle gizlediğin kamerayı çalıştırmışsın ki biz içeri girdiğimizde, her anımızı kaydetsin!!!

Videoyu izledik sonrasında. Ben birkaç dakika donup kalıyorum. Sonra da naptın sennn canım benim cümlelerini 90594095435 defa tekrar ederek, hüngür şakır ağlıyorum, dakikalarca uzun uzun ağlıyorum. Gören de kötü birşey oldu sanacak!! İzlerken komik oluyor ama ya o anda yaşadıklarımız:)) Ben odaya bakar şaşırırken sen bir sürpriz daha var diyorsun ama ben seni adeta duymuyorum sana sarılıp naptın sen naptın sen derken artık beni kendime getirmek için beni itip sana bir sürprizim daha var diyorum, diyorsun ve bir kutuyu açarak benimle evlenir misin diyorsun!!!!

Ben yüzüğü görünce gene canımmm çok güzell diyip ağlamamı arrttırıyorum. Uzun bir süre, bu fevkalade soruya cevap bile vermemişim ya!!:)) Şaşkınlıktan, adeta sarhoşum! (tamam şarabın da etkisi var ama şaşkınlık sarhoşluğu hiçbirşeye benzemez :) )

Neyse sonra kamerayı kapattık ve tek tek fotoğrafları toplayıp baktık, iki senenin anılarının sığdığı bu fotoğraflar mükemmeldi. Bir yandan şampanyamızı içerken bir yandan da aşkımızı konuştuk.

Aşkım bana hayatımın en güzel sürprizini yaşattın. Fotoğraflara mı sevineyim, bütün gün ne yaptığınla başlayan, benim şaşkınlık anlarımla biten o kamera kaydına mı, toplu olarak bu fikrine mi, yüzüğe mi yoksa teklifine mi??

Evet aşkım, evet, seni çok seviyorum ve sana kocaman bir EVET!!

VN:F [1.4.3_701]
Rating: 5.0/5 (2 votes cast)

21 ayy

CherryBlossomGirl tarafından Eylül 12, 2010 tarihinde yazılmıştır.

Canım aşkım, bugün 12 Eylül, tarihi açıdan önemli bir gün olmakla birlikte, yarın tam 21 ayımız doluyor birlikte.

21 ay dile kolay, neredeyse iki yıldır hayatımdasın, ne kadar güzel muck.

Geçtiğimiz hafta bizim için epey değişikti, Şeker bayramı ve Roşaşana aynı haftaya denk geldi, Çarşamba yarım gün çalıştık, eve döndüm, hazırlandım, sen berbere gittin, buluştuk ve en sevdiğim pause’a basma durumunu gerçekleştirdin, birlikte bir mola verip birşeyler yedik. Sonra vapura binip adaya gittik. Ailenle biraz vakit geçirip, büyüklerin yanına gittik ve ma-aile derler ya, tüm aile fertlerinle şahane ötesi bir sofraya oturduk! Yeni yılını tekrar kutluyorum aşkım, bu yeni yıl sana yepyeni güzellikler getirsin.

Ertesi gün ise bizim bayramımızı kutlamak için Bayramoğluna gittik, anneannem ve dedemle biraz  sohbet ve atıştırma sonrası annemlere gittik, mangal, sohbet, muhabbet derken babam, Sapanca’ya gitsenize diyerek kaderimizi değiştirdi :)

O gece kendimizi Sapanca’da bulduk. Evet sen kullandın arabayı ama o kadr spontan gelişti ki olaylar, ertesi gün uyandığımda sanki biri bizi oraya atmış gibi hissettim. Günlerse gayet keyifli ve dolu dolu geçti, şimdi sayıyorum da sadece Cuma Cumartesi günlerini yaşadık, Pazar öğlen yola çıktık oy vermek üzere İstanbul’a döndük.

Yolda baktık, hava kapatmıştı, halbuki bir gün önce havuzdaydık, ama sanki 12 Eylül, referandum, okulların açılmasına az kalması, ailelerin yazlıklardan dönmes, hava kapaması, sanki kışın yavaş yavaş geldiğinin habercisiydi. Bilmiyorum ben öyle bir moddayım şu an, belli olmaz, havalar gene açabilir ekim sonuna kadar yolu var ama ne bileyim, ben çoktan moda girdim valla :) )

Oy sandığında ikimiz de hayır dedik ama maalesef çoğunluk (Aziz Nesin’in bahsettiği çoğunluk) evet dedi. Hakkımızda hayırlısı…

Sonuç olarak değişik bir hafta ile 21. ayımıza girdik, nice 21 ayları senin yanında geçirmek istiyorum aşkım benim.

21

VN:F [1.4.3_701]
Rating: 4.0/5 (4 votes cast)

fransa’dan geldiler inşallah beğendiler

Bepanthol tarafından Eylül 6, 2010 tarihinde yazılmıştır.

Aşkımi haftalardır beklediğin an bugün gerçekleşiyor. Şuanda sen Fransa’dan gelen patronlarını Su Ada’da ağırlıyorsun ve eminim ki çok güzel sohbetler ediyorsunuz. Boğazın tam ortasında Su Ada’da kimbilir neler konuşuluyor. İş mi konuşuluyor? Geyik mi yapılıyor? Herşey çok ama çok bilinmeyecek derecede uzaktan farklı gelişiyor. Çok eminim ki sen onlara ilk görünüşte pozitif enerjinle inandırdığın iş kişiliğinle kendini daha da iyi kanıtlıyorsun. Ne bileyim bilmemek çok kötü. Nasıl olucak? Dedin Msn’de ben de çok güzel olacak dedim. Çok güzel oldu. Hep böyle iş konularında şanslı olmanı istiyorum. Eline bu fırsat o kadar isteyerek geçti ki şimdi daha da çok güzel şeyler eline fırsat olarak geçecek. Belki yeni bir ofis ve sana bağlı çalışacak birçok kişi. İnanılır gibi mi? Düşünsene geçen seneyi. Ben düşünüyorum. Ne yapacağız diyordun. Ben işsiz sen dışardan işler yapıyordun. Hiç birini ne sen ne ben hak ediyorduk. Hiç unutmuyorum Beyazperde’de çalışmak için kendini o kadar üzüyordun. Göz yaşların sel gibi oluyordu. Şimdi hepsi birer gülücüğe dönüştü. Buradan ben inşallah beğendiler diyorum. Sevdiler benim aşkımı diyorum. Bil ki senden iyisini bu devirde bulamazlar. Bundan da çok eminim. İşine olan saygın ve mükemmeliyeticiliğin seni her zaman daha iyi yerlere getirecek. Hep birlikte işlerimizle başarımızla ve aşkımızla hep mutlu olacağız. Seni çok seviyorum aşkım. Pu pu pu maşallah nazar deymez inşallah. :)

VN:F [1.4.3_701]
Rating: 5.0/5 (2 votes cast)

aylar geçse de yıllar geçse de…

CherryBlossomGirl tarafından Ağustos 11, 2010 tarihinde yazılmıştır.

Aşkım merhaba, gene ikimiz de pressyado’yu çok unuttuk.  Sana çok kızıyorum çünkü stressyadoya çok vakit ayırabiliyorsun ama şurda benle iki dakka birşey paylaşmıyorsun… diyeceğim ama sen de bana, e peki sen niye yazmıyorsun desen vereceğim cevap yok, o yüzden susuyorum (bu susmuş halim :) )))

En son sen yazdığında ben derslerle boğuşuyordum, off nasıl bir kıştı aşkım, çok zorlandım, hem beyazperde.com’un geçiş süreci, hem haftaiçi dört akşam yoğun dersler ve her bir dersin aşırı ödevleri, gerçekten canımdan bezmiştim.

Ödev tesliminden sonra bir gün bile evde oturmicam demiştim, neredeyse öyle oldu, konserlere gittik, arkadaşlarla gezdik, düğünler, nişanlar, sözler, zaten bizi bizden aldı yani her haftasonu düğün mü olur kardeşim, topuklu ayakkabı giymekten, hediye almaktan, bu sıcakta süs püs yapmaktan bir hal oldum vallayi. Eğlendik ama, şaka maka, güzeldi çoğu, hepsi mutlu olsunlar.

Aşkım bugün ayın 11′i, bu ay, ayın 13. ü iki özel gün olarak kutlanacaktı, biri dünyada en çok değer verdiğim insanların en başında gelen sevgili anneannemin doğumgünü, şimdiden kutlu olsun, nice sağlıklı yaşlar olsun dünyanın en güzel en iyi en tatlı en ballı anneannesine:) İkincisi de canım aşkımla yirminci ayımızı kutlayacaktık ama ben bu tarihte maalesef daha önce ayarlanan bir tatile çıkıyorum. İrem’le Datça’da beş günlük bir tatil.

Canım aşkım bu yüzden seninle bugünden öğlen güzel bir yemek yiyerek kutladık yirminci ayımızı, nice yirmi ayları birlikte geçirelim canım.

popi

Bir de dün bana sürpriz yapıp çok tatlı bir oyuncak hediye ettin, poposunu sallaya sallaya yürüyen ve şarkı söyleyen bir köpek, adını da popi koydun, çok teşekkür ederim aşkım, durup dururken alınan hediyeler gerçekten çok mutluluk verici oluyor, bir kalem bile olsa bu.

Mucks hadi ben yokken yaz biraz da utandır beni, ben birazdan bu yazının linkini vererek utandırıcam seni :)

VN:F [1.4.3_701]
Rating: 5.0/5 (3 votes cast)

patlıcan kafa ile bi buçuk sene

Bepanthol tarafından Haziran 13, 2010 tarihinde yazılmıştır.

Evet aşkım. Evet aşkım. Nihayet bir ay kutlamamızı yaptık. Ama bu ay kutlamamız diğer ay kutlamalarından daha önemliydi. Çünkü bi buçuk senemiz bugün yani ama kutlamayı dün yaptık. Saat 23:59:59′u  bir saniye geçince mutluluk ve sarıl çığlıkları yaşadık. Çok güzel ve heyecanlı bir gün oldu aslında benim adıma. O zaman hemen anlatmaya başlayayim.

Dur hemen anlatmaya başlamayim ve günün anlam önemine eş bir değişikliğin hakkında yorumlarımı yapim. Artık sana kırmızı kafa diyemeyeceğim ve hey kırmızılı gel buraya diyemeyeceğim için üzülüyorum. Hatta telefonda sen bana söylediğinde düz bir renk olacak diye çok korkmuştum. Ben ne diyeceğim şimdi. Hey doğal saçlı kız gel buraya mı diyecektim. Şşş güzel saçlı kız gel mi diyecektim? nasıl olacaktı? İşte bütün soruların ve sorunların saçma olduğu bir saç rengi ile geldin yanıma. Hem de çok yakışmış aslında kop kop koyu bir kırmızı düşün o renk bir saç oldu patlıcan renkli oldu aşkım. Hem de çok yakıştı ve ben hemen bir ad koydum. Patlıcan kafalı hey mor kafa. İşte rahatladığım andı. İlk başta karanlık olduğu için anlamamıştım fakat ışıkta ne kadar güzel olmuştu saçların. Evet yeni saçlarında mutluluk diliyorum aşkım. Mor kafanla güzel şeyler düşün herşey güzel olsun.

patlıcan kafa

Şimdi geceye devam edebilirim. :) Çünkü heyecanlıydım aşkım. Gideceğimiz yer belliydi ve rezervasyonumuz vardı. Ben de çok bilmişlik yaptığım için yerin tarifini tekrar istemedim. Ama nasıl olur bilemedim oda kulenin oradan ya sağdı ya soldu. Ben bir an mısır apt. orada sandığımdan sola dönelim dedim. Arada surpriz olduğu için belli de etmemem gerekiyordu ama çok komik bir durum içerisindeydim. Hem gerçekten numaradan sana şakalar yapıyordum ama aslında burası tam olarak neredeydi diyordum. İşte o anda şakam kaka oldu. Mısır apt. girdik ve aaa 2. katta olması lazımdı dediğim halde orada fototrek vardı. Evet çok komikti. Sen de hala şaka yaptığımı düşündüğün için şakayı kaka yaptığımı düşündün. Halbuki ben çoktan kaka yapmıştım. Neyse ki sonra biraz hatırlar gibi oldum. Teknolojinin gözü sağ olsun hemen iPhone yardımıyla adresini tekrar öğrenebildim.

Tekrar yolda yürürken sana doğru ve güzel açıklamalar yapmam gerekiyordu. Gerçekleri birbir sıralarken aslında gözüm sol taraftaki binaların adının bulunduğu tabelalara bakarak geçiriyordum. Sanırım bana çok kızgındın ama bir sürprizi güzel noktaya getirmem gerekiyordu. Aslında dediğim gibi bu yer dışardan görülmeyen bir apt. ikinci katında olan gayet rahat ve şık bir restoran. Nasıl olmuşsa aklımda hep mısır apt. diye kalmış. Çünkü orada da Mano Bistro yazmıyordu. Mano Bistro’nun olduğu yerde de yazmıyordu adı. Kafam karışmış olabilir evet ama heyecanlıydım. Bir şekilde kızgınlığın geçerek en sonunda önüne geldik. Geldik ama artık o kadar hayal kırıklığı yaşanırken bir daha olmasına müsade etmemek için senin annen ile telefonda konuşmanı fırsat bilip gizliden adres bilgisi aldım. Surpriz. :) O anda farkında olmadığını biliyorum. Ben de kendime güvenerek artistik bir şekilde e hadi girelim pozu yaptım. Artık kendime güveniyordum. Neyse artık torunlarına anlatırsın aşkım.

Sonuç olarak, böyle bir apartmana girdiğinde böyle güzel sıcak bir yaz gününde püfür püfür mekanla karşılaşacağını tahmin edemezdin. Etmiyordun da zaten. Hem rahat hem de şık bir yerde güzel boğaz manzaralı oturup keyif yapmak sana güzel gelecekti. Bana da gelecekti. Bundan sonra hep oraya gidelim tamam mı? Aşağıdaki fotoğraf herşeyi anlatıyor.

bir buçuk sene

VN:F [1.4.3_701]
Rating: 0.0/5 (0 votes cast)

sevgililer gününe az kaldı…

CherryBlossomGirl tarafından Şubat 5, 2010 tarihinde yazılmıştır.

sevgililer günüAşkım sevgililer gününe 9 gün kala bir baktım friendfeed’de tüm çiftler fotoğraflarını koyuyorlar, biraz daha inceleyince bir yarışma olduğunu farkettim: Akka Hotels, friendfeed üzerinden bir kampanya yapmış,en güzel sevgililer günü tasviri yapan çift kazanıyor.

Düşündüm de, bizim sevgililer günümüz değil, sevgililer dönemimiz var seninle, herşeyden önce Aralık 13′te başladı ilişkimiz, ve biz seninle her ay 13′ünde kutladık birbirimizi, bazı insanlar saçma buldu, abartı buldu ama bizim gerçekten içimizden geldi. Daha sonra Ocak ayında yılbaşı var ve akabinde senin doğumgünün var, 5 Ocak’ta seni kutlarken gene aşkımızı kutluyoruz aslında. Evet, sırada 14 Şubat var, geçen sene seninle ilk sevgililer günümüzü romantik bir şekilde kutlamıştık, Haydarpaşa Tren istasyonundaki partiye katılmıştık güzel bir yemekten sonra:)

Sonra? Sonra doğumgünüm var, hemen 18 Şubat’ta! 14 şubat bitti derken, hemen gene bir kutlama! Geçen sene 30 yaşında olduğum için en sevdiğim arkadaşlarımı çağırdığım kocaman bir parti verirken aşkım gene yanımdaydın ve beni güzel sözlerin ve hediyelerinle çok mutlu etmiştin.

Sonra? İşte işin en komik kısmı burada! Aralık ayı, yıl dönümümüz, Ocak ayı doğumgünün, Şubat ayı sevgililer günü ve doğum günüm, ve sonra bir sonraki Aralık’a kadar kutlama mutlama yok! Oh beeee!! Şey, ay pardon çok üzücü:)))

Şaka maka seninle hep bunun esprisini yapıyoruz, aralık-şubat madden göçüp sonra rahatlıyoruz diye, ama biz her ay, hatta her an kutluyoruz aşkımızı seninle çünkü çok seviyoruz birbirimizi ve en önemli özelliğimiz de bunu ifade etmekten hiç sıkılmamamız!

Deliye her gün bayram, İgal&Melis’e her gün sevgililer günü!!! :)

VN:F [1.4.3_701]
Rating: 4.5/5 (2 votes cast)

mutlu mutlu seneler 2010 hoşgeldin!

Bepanthol tarafından Aralık 30, 2009 tarihinde yazılmıştır.

Aşkım, gerçektende dediğin gibi çok güzel mutlu bir sene geçirdik. Ama bu mutluluğa o kadar kolay erişemedik. Biliyorum ki birlikte daha iyi daha güzel senelerde de birlikte olacağız. Her senemiz inan ki bir öncekinden daha güzel olacak. Her geçen sene ben senin yanında sen benim yanımda birbirimiz daha çok severek geçireceğiz. Hep aklımızda güzel şeyler var ve bu güzellikler bizi çekiyor. İlla sıkıntılarımız olacak dertlerimiz olacak ve yeri geldimi belki ağlayacak derecede üzüleceğiz fakat aşacağız herşeyi. Ben senden destek sen de benden destek alarak iyi şeyler yaşayacağız.

mutlu yıllar 2010

2010 yılında herşey ikimizin için daha iyi olsun. Mutluluk ve sağlık hep yanımızda olsun. Ailelerimiz hem sağlık hem mutluluk açısından bugünkünden daha iyi olur. Eminim ki bizim mutluluğumuzla onlar da çok daha mutlu olacaktır. 2009′a seninle birlikte girmiştim ve 2010′a yine senle gireceğim. Dediğin gibi işte tam 1 sene seninle devirmiş olacağım. Hatırlarsın aşkım o zamanlar birbirimizi pek iyi tanımıyorduk fakat şimdi her hareketimizden her mimiğimizden anlam çıkartabiliyoruz. Bence bu sene yılbaşımız çok daha güzel geçecek. Biraz yabancıydık biraz ama sevgimiz yeni yeni alevleniyordu ve şimdi volkan gibiyiz. :) Mutlu seneler aşkım kalbimizle ve düşüncemizle birlikte 2010 olleeyyyy… :)

VN:F [1.4.3_701]
Rating: 3.5/5 (2 votes cast)
pressyado.com teknik özelliklerini geliştirmeye devam ediyor...