Etiket bulutundan seçilmiş giri ‘aşk’

sürreal reklam çalışması ve salvador dali

Bepanthol tarafından Nisan 29, 2009 tarihinde yazılmıştır.

Hotmail hesabıma uzun zamandır girmiyordum. Bir sürü saçma sapan e-postalar gelmiş. Teker teker temizleyeyim dedim. Kurcalarken HSBC’den gelen ekstreler falan onları yanlışlıkla silmişim. Hemen çöp kutusundan geri alayım derken bir e-posta çöp kutusunda duruyor. Onu da aldım çıkartım. Reklam tasarımları ile alakalı bir e-postaymış. Açtım baktım. Kimbilir ne zaman reklam tasarımı ile alakalı bu web siteye üye olmuşum. E-posta içeriğine baktığımda içinde çok güzel bir reklam çalışması var. Adamlar oturmuşlar bir eser meydana getirmişler resmen bir yatırım şirketi için. Bu tasarımı düşündükçe ya bu Salvador Dali’nin çalışmaları aklıma geldi. Tamamen sürreal bir çalışmaydı bu. Elbette dünyadaki tek sürreal ressam Salvador Dali değil fakat belkide daha önceden buna benzer bir çalışmasını görmüş olabileceğim diye düşündüm. Araştırmaya başladım. Ve aşağıdaki sonucu elde ettim aşkım. Sol tarafta reklam çalışması sağda ise ressam çalışması.


aestrange the temptation of st anthony

Bir reklam çalışması tamamen bir ressamın eserinden esinlenerek yapılmış fakat aynı duyguyu veremiyor çünkü Salvador Dali politik görüşlerden uzak kalmayı tercih eden bir insan fakat reklam çalışmasında tamamen politik iğnemeler var. Salvador Dali’nin sağdaki çalışmasının adı “Temptation of Saint Anthony”. Sol taraftaki reklam çalışmasının adını bilmiyorum ama surreal investment olabilirmiş. :) Bu reklam çalışmasında tamamen dış etkenlerin yatırım konusundaki dengesizliğin nereye gideceğini ifade etmeye çalışırken diğer taraftan Salvador Dali aşk, seks, şiddet ve ölüm kaygısı içerisinde bence.

Senin böyle insan benzetme olayına bende farklı bir boyut kattım aşkım. :) Nereden nasıl çağrışım yapmış valla sanki bir bilinç altı.

Salvador Dali’nin çok kısa biyografisi:
“1904 Salvador Felipe Jacinto Dali i Domenech 11 Mayıs’da Katalonya’da Figueras isimli küçük bir kasabada dünyaya geldi. 1916 Pichot Ailesi ile yaz tatiline gider ve modern resim sanatıyla ilk tanışması gerçekleşti. 1919 15 yaşında Figueras Belediye Tiyatrosun’da ilk kamusal sergisine katıldı. 1921 Annesi öldü. 1922 Madrid Güzel Sanatlar Akademisi’ne kabul edildi. 1923 İtatsizlik yüzünden bir yıllığına okuldan uzaklaştırıldı. 1925 Barselona’da Galeri Dalmau’da ilk kişisel sergisini açtı. 1926 Paris ve Brüksel’e ilk yolculuğunu yaptı. Picasso’yu stüdyosunda ziyaret etti. Bir sınava girmeyi reddedince Akademiden atıldı. 1928 Paris’e gelen Dali burada André Breton’un çevresindeki topluluğa katılarak tam anlamıyla ilk gerçeküstücülük yapıtlarını verdi. 1929 Senaryosu Dali ve Bunuel’e ait olan Un chien andalou (Bir Endülüs Köpeği) adlı filmin prömiyeri yapıldı. Gala Aluard ile tanıştı ve aşık oldu. Resmi olarak Paris’deki sürrealist gruba katılmaya davet edildi. 1930 Gala ile beraber İspanya Port Lligat’a yerleşti. 1931 The Persistence of Memory (Hafızanın İsrarı) adlı yapıtını resmetti. 1934 The Enigma of William Tell (William Tell’in Muamması) Sürrealist Grubu gücendirdi. Gala ile evlendi. New York’a gitti. 1936 New York MOMA’da “Fantastic Art, Dada and Surrealism” ( Fantastik Sanat, Dada ve Sürrealizm) sergisine katıldı ve Time dergisine kapak oldu. 1938 Londra’da zayıf düşmüş olan Sigmund Freud ile röportaj yaptı. Paris Uluslararası Sürrealistler Sergisi’ne katıldı. 1939 En sonunda politik güdülerini desteklemekte isteksiz davrandığı için Sürrealist Grubtan kovuldu. 1940 Dali ve Gala sekiz yıl yaşadıkları Amerika’ya göç ettiler. Sırasıyla Virginia, Pebble Beach, California ve New York St. Regis Hotel’de yaşadılar. 1941 New York Modern Sanatlar Müzesi’nde (MOMA) Joan Miro ile beraber Retrospektif sergi açtı. 1942 The Secret Life of Salvador Dali (Salvador Dali’nin Gizli Hayatı) adlı Dali otobiyografisi yayımlandı. 1946 Alfred Hitchcock’un Spellbound filminde bir dizi rüya sahnesi için sahne tasarımı yaptı. The Temptation of Saint Anthony’yi (Saint Anthony’nin Cazibesi) resmetti. 1948 Büyü Sanatının Elli Sırrı adlı kitabını yayımladı. 1949 The Madonna of Port Lligat (Port Lligat’ın Madonna’sı) adlı Papa tarafından bile takdir edilen, klasik stile geçtiğinin habercisi eserini resmetti. Avrupa’ya geri döndü. 1957 Joseph Forest, Page Choisies de Don Quichotte de la Mancha (Don Kişot) adlı 12 orijinal Dali litografı yayımladı. 1958 Gala ve Dali İspanya’da dini seromoniyle evlendi. 1962 Yayıncı Pierre Argillet ile çeşitli metinlere illüstrasyon çizmek için 10 yıllık bir anlaşma yapar. 1963 Paris’de yayımlanan The Divine Comedy adlı derginin bir sayısını resmetti. 1964 Journal d’un Génie (Bir Dahinin Günlüğü) adlı kitabını yayımladı. 1965 Dali New York’da yayıncı Sidney Lucas ile kontrat imzaladı. 1967 Gerona’da Pubol Şatosu’nu satın aldı ve içini yenilemeye başladı. 1969 Gala yalnız yaşamak üzere Pubol Şatosu’na taşındı. 1971 Cleveland Ohio’da Salvador Dali Müzesi açıldı. 1974 Dali ciddi sağlık sorunları yaşamaya başladı. 1976 The Unspeakable Confessions of Salvador Dali (Salvador Dali’nin Korkunç İtirafları) İngilizce basıldı. 1982 St. Petersburg Florida’da Salvador Dali Müzesi açıldı. Gala Pubol Şatosu’nda öldü. 1983 İspanya, Madrid ve Barselona’da ilk büyük sergileri açıldı. Son resmi The Swallow’s Tail’i ( Kırlangıç’ın Kuyruğu) tamamladı. 1989 Dali 23 Ocak’da Figueras’da kalp yetmezliğinden öldü. İspanya Figueras’da Tatro Müzesi’nde yeraltı türbesinde yatıyor.”

VN:F [1.4.3_701]
Rating: 5.0/5 (6 votes cast)

ilişkiler, genellemeler, istisnalar…

CherryBlossomGirl tarafından Nisan 26, 2009 tarihinde yazılmıştır.

kadın ve erkekİkili ilişkiler tuhaftır. Hele ki karşı cins ilişkilerinden, yani aşktan bahsediyorsak… Hepimiz yaşadıklarımız sonucu bazı kanılara varıyoruz, erkekler şöyledir, kadınlar böyledir diye. Bir ilişkide şöyle olursa genelde erkekler böyle davranır ama erkek böyle yaparsa kadın şöyle düşünür filan. Aslında bu cinslere dair genellemelerin, bir insana nerelisin diye sorup, nereli olduğunu öğrendikten sonra o yöreye ait genel bir kanıyı o insana yapıştırmaktan ne farkı var? Veya belki de burçlara inanmaktan… Kova burcu musun kesin şeysindir, Adanalılar genelde şey olur filan gibi genellemeler bence konu kadın/erkek’e gelince de hem acayip tutar, hem de hiç tutmaz. Yani bana kalırsa bu hayatta hiçbir şeyin bir formülü yoktur.

Geçenlerde birlikte izlediğimiz Erkekler Ne Söyler Kadınlar Ne Anlar adlı filmin kritiğini beyazperdeye yazdım, buradan okuyabilirsin. Fakat burada da konuyu biraz deşmek istiyorum. Bu filmde önce kadınların herşeyden bir anlam çıkarmaya çalışan, fazla derin düşünen ve bu yüzden çok hayal kırıklığına uğrayan yaratıklar olduğunu, erkeklerinse çok basit düşünen, ne demek istiyorlarsa onu net bir şekilde söyleyen, hiç bir laflarının arkasında bir yan anlam yatmayan yaratıklar olduğunu önümüze seriyor. Evet gerçekten de kendi tecrübelerime bakarsam, ben de bunun böyle olduğunu düşündüm çoğu kez. Hatta ekşi sözlükte bununla ilgili çok detaylı bir yazı vardı bulabilseydim koyacaktım buraya ama bulamadım, bir erkek tarafından yazılmış olduğu belli olan yazının başlığı “kızların efendi adam yerine piç tercihi” idi ve yazan kişi biz kızlara şöyle sesleniyordu aşağı yukarı, hatırladığım kadarıyla:  bana çok kötü davranıyor/suratı asık/çok karizmatik ve acı çekmiş gibi bir hali var, kesin hayatında çok derin şeyler yaşamış, belki çocukluğu kötü geçmiş, belki onu çok üzen bir ilişki yaşamış, belki en yakın arkadaşı ölmüş, bana bu yüzden kötü davranıyor/hayata karşı bu yüzden bu kadar asıl suratlı ve bu yüzden bu kadar acı çekmiş bir hali var gibi senaryolar yazmaktan ve yarattığınız kişiye aşık olmaktan vazgeçin, bir piç, çoğunlukla sadece piçtir. he-s-just-not-that-into-you-posterHerşeyin içini doldurmaya çalışmayın, hiç acı çekmemiş de olsa gerçekten kötü insanlar var, hayata negatif bakan ve tek amacı senin canını yakmak olan insanlar var, bunlara bir anlam yüklemekle uğraşana kadar, zaten dışardan sevgi dolu olduğu belli olan erkeklere koşsana!!!

Gerçekten de kadınların, erkeklerin yaptıkları her şeye olumlu/olumsuz anlam yükleme hastalıkları olduğu ve genelde bu anlamların yanlış çıktığı bir gerçek. Ama filmde de biliyorsun ki aşkım, bazı istisnalar da vardır, bazen gerçekten de yüklediğiniz anlamlar doğru olabilir, iyisi mi siz içinizden geldiği gibi davranın gibi bir mesaj var. İyice kafa karıştırıcı…

Mesela bence sen kesinlikle bir kaide değil bir istisnasın aşkım, erkeklerin genelde yaptıkları davranışları (yani sinir bozucu olanları) sende gerçekten de göremiyorum, sen nev-i şahsına münhasır (off bu da ne laftır) bir insansın, seni seviyorum :)

VN:F [1.4.3_701]
Rating: 5.0/5 (5 votes cast)

John Lennon Yaşıyor!

CherryBlossomGirl tarafından Nisan 26, 2009 tarihinde yazılmıştır.

parmaklarDün Seda’nın düğününe gittik birlikte, sonra sen yarın adaya gidelim dedin büyük bir kararlılıkla ve beni sevindirdin:) Bugün açıkçası uyandığımda biraz üşendim adaya gelmeye ama işte şu an adada, iskelenin karşısındaki cafe’de çayımı yudumlarken bunu yazıyorum:)

Bostancı’dan motora binmeden önce dergi aldık ve hava soğuk olduğu için içerde oturup dergilerimizi okumaya, yanımızdaki kekleri yemeye karar verdik, sen önde ben arkada yer bulmak için ilerlerken, orta bölümde bir gitar dikkatimi çekti önce, gitarın konduğu koltuğun solunda ise, derin uykuda gibi gözüken bir adam. Bir adam. Bir karakter. Gözlükler, saçlar, kıyafet… Aman tanrım, resmen John Lennon!!

Oturacak bir yer bulduk ve oturduk, hemen sana eğilip, şu arkadaki adam dedim ve aynı anda John Lennon dedik, meğer senin de dikkatini çekmiş. Sonra bakıştık ve karar verdik: Bu adam fotoğraflandırılacaktı :) )))

(daha fazla…)

VN:F [1.4.3_701]
Rating: 4.7/5 (3 votes cast)

pembe panter ve genel durumlar…

CherryBlossomGirl tarafından Nisan 20, 2009 tarihinde yazılmıştır.

Aşkım Ankara’ya gitmeden önce Pembe Panter 2′nin basın gösterimine gitmiş ve kritiğimi yazmıştım, okudun sanırım değil mi? Buradan göz gezdirebilirsin tekrar.

pink_panther

Pembe Panter’in asıl çizgi filmini ben çok severdim ya sen? Bir de benim oyuncağım vardı Pembe Panter, böyle uzun bacaklı baya büyük birşeydi, çok severdim onunla oynamayı… Peki şeyi hiç düşündün mü, pembe panteri olduğu gibi kabul etmişiz çocukken, halbuki o “pembe” bir “PANTER”. Ne pantere benziyooor, ne birşey. Ama sorgulamadan kabul etmişiz onu :) ))

Aşkım iş ile ilgili biliyorsun bir takım yenilikler oluyor hayatımda. Değişik bir döneme giriyor olacağım. Aklımda okula dönmek var biliyorsun. Yarın annemle Sapanca’ya gidip birkaç gün dinlenicez. Sonrasında okul olaylarını bir takip edicem.

Bu aşamada yanımda olduğun bana fikirlerinle ilginle destek olduğun için teşekkür ederim canım. Varlığını hissetmek çok güzel.

Ankara’yla ilgili ayrı bir post yazıcam, yarın da Sapanca’ya gidiyorum, leyleği havada gördün derler ya, ne demekse :) ) Cuma görüşürüz aşkım. Sapanca’dan da bağlanıcam tabii internete.

Güzel fotolar çekicem, sana ordaki her türlü güzelliği anlatıcam, Sapanca bir cennet biliyorsun…

Şimdilik bu kadar…

VN:F [1.4.3_701]
Rating: 4.0/5 (2 votes cast)

gitme… :(

Bepanthol tarafından Nisan 17, 2009 tarihinde yazılmıştır.

İlk defa böyle olacak aşkım sen gideceksin ankaraya hemen döneceksin 3 güne ama ben seni çok özleyeceğim. Keşke bende senle gelebilseydim ama şartlar elvermedi. Gitme desemde gitmelisin biliyorum aşkım çünkü işin için gidiyorsun.

askimgidiooilk defa böyle olacak birbirimizden uzak kalacağız ama aynı zamanda da senin için bir değişiklik olacak. İnsan sıkılır hep aynı yerde aynı . Farklılığı sayesinde kafanı dinleyeceksin. Binrota web sitesindeki arkadaşların ile görüşeceksin ve belki de ilk defa göreceksin. Çok heyecanlı eğlenceli olacağına inanıyorum.  Binrota sayesinde Ankarayı da keşfedeceksin. Ankaradaki arkadaşın Tuğçe ile görüşeceksin. Senin için mutlu olurken ben maalesef burada seni bekliyor olacağım için hemen geri gelmeni isteyeceğim. Çünkü ben böyle yarım kalacağım. :(

Aşkım inşallah orada eğlenirsin ve zaman çabuk geçer. Benim içinde zaman çabuk geçsin ki seni hemen görebileyim. Böyle sıkı sıkı sarılabilelim birbirimize. Bir birimizden ayrı hiç bu kadar kalmadık. Ama çok farklı bir duygu olacak bunu biliyorum. Senin dediğin gibi “Bunu da yaşamamız lazım.” Her zamankinden daha çok özleyeceğiz birbirimizi. Her buluşmamızda sana sıkı sıkı sarıldığım gibi o gün buluştuğumuzda sıkı sıkı sarılacağım. Taa ki senden “vink” sesi çıkana kadar.

Seni çok seviyorum aşkım kendine iyi bak lütfen… Mujks… :)

VN:F [1.4.3_701]
Rating: 0.0/5 (0 votes cast)

Gün 13

Bepanthol tarafından Nisan 13, 2009 tarihinde yazılmıştır.

13 sayısı özellikle hristiyanlar için uğursuz bir sayıdır.  Gerçek anlamda bir mitolojik bir öyküdür. Taa hristiyanlara gelmeden. O zamanlarda ışık ve güzellik tanrısı Balder bir ziyafet verir. Balder Viking’lerin meşhur tanrısı Odin ile Frigga’nın oğulları olup, ay kraliçesi Nanna’nın da eşidir. Bu ziyafete 12 kişi davetli iken, yalanların ve hilelerin tanrısı Loki, davetli olmadığı halde, zorla 13. kişi olarak katılmak ister. Ancak bu arada çıkan tartışmada, Loki diğer tanrılar tarafından da çok sevilen Balder’i öldürür.

Bir şekilde bu mitolojik öykü yayılarak hristiyanlık inanışlarının içersine girer. Toplumların bir birilerinden etkilenmesi ile daha çok yayılır. Nasıl yılbaşı bizim de yılbaşımız olduysa 13 sayısıda bizim uğurusuz sayımız oldu. :) Kimi inanır kimi inanmaz. Eğer bir şansızlık ve uğursuzluk bizi bulacaksa bir şekilde bulur. Bunu sayılara bağlamak kadar bir saçmalık olamaz.

Gökdelende 13. kat yok 14. kat var sanki 14. kat 13. kat değil. Uçaklarda koltuk numarasında 13 yazmıyor. Kimileri ayın 13′ünde işe gitmiyor okula gitmiyor. İş yeri bunu nasıl kabul ediliyor. Öğrenci devamsızlıktan da atılmıyor. Ne kadar güzel. Hatta çok eğlenceli. insanlar bu konuda güzel bahaneler uydurabilir. 13′ün uğursuzluğunu bahane edip işe gitmez okula gitmez.

13

Bunun ile birlikte bu inanışın devamında ayın 13′ünde doğmak ise o doğan kişiye uğur getirirmiş. Ben de  sanki senle başladığımız bu ilişki ile yeniden doğdum aralık ayının 13′ünde. Ne kadar da iyi ettik. Ne kadar da mutluyuz sıkıntımızla sevinçimizle. İnşallah böyle devam eder. İyi ki seni tanımışım. 4. ayımız kutlu olsun. Seni çok çok seviyorum.

VN:F [1.4.3_701]
Rating: 0.0/5 (0 votes cast)

pazar aşkı gezmeleri

Bepanthol tarafından Nisan 5, 2009 tarihinde yazılmıştır.

Geçen hafta olduğu gibi bu haftada havamız güzeldi. Attık kendimizi dışarıya vee en güzel en rahatlatı etkinliğimizi yaptık bizi stressten uzaklaştıran. Feneryolundan başlayan sahile uzanan caddede sonlan yürüşüyümüz.

Aşkım o kadar güzeldi ki bugün bol aktiviteli sporlu sağlıklı ne diyelim yaşam dolu. :) Bence sabah spora gitmemiz bizi çok çok daha kendimizi iyi hissetmemizi sağladı. Hava mis gibi güneş sımsıcak. Sanırım ikimizinde içi böyle dışarı çıkmak için can attı. O kadar enerjiktik ki sen de bende. Ne kadar süperdi. Sahilde oturduk o meşhur caddebostan kumsalında. :) Denizin sesini dinledik. Sonra yine yürüdük çiceklerin fotoğrafını çektik. Köpekleri izledik ah keşke bizim de olsa dedik. Bir gün o da olacak. İnşallah. Çok çok yorulduk uykumuz geldi. Bir bitkinlik çöktü ama çok güzel bir bitkinlik. Oturacak yer aradık ve starbucksta caramel machiatto’muzu yudumladık soya sütlü.

Devamlı rastlantılar ile geçen günümüz yine rastlantılar ile bol sohbetimiz ile geçti ve geriye aşağıdaki fotoğraflar kaldı. :)

(daha fazla…)

VN:F [1.4.3_701]
Rating: 0.0/5 (0 votes cast)

kumarda kazanan aşkta kaybeder

Bepanthol tarafından Nisan 2, 2009 tarihinde yazılmıştır.

Aşkım hani bir kaç tane hayalimiz var. Onları gerçekleştirmek için sayısal, şans topu ve super loto gibi şans oyunları oynadık. Hani sende bende futbol takip etsek iddaa’ya bile başlayacaktık. Ama olmadı. Çıkmadı. Her işte bir hayır vardır.

Şimdi bunları neden yazdım diyeceksen. Bir haber okudum Ntvmsnbc aklıma geldi. Hem üzücü hem komik bir olay bu.

fileashx“Portekiz’de 2 yıl önce loto çekilişinde 15 milyon Euro kazanan bir çift, ikramiyeyi almalarından sonra anlaşmazlığa düşünce, hem ayrıldı, hem de ikramiyeye dokunamayacak hale geldi.

Yerel basına göre, ülkenin kuzeyindeki Barcelos mahkemesinde, ikramiyeyi aldıktan sonra küsen ve birbirleriyle konuşmayan eski aşıkların uzlaşmaları için yapılan son girişim de sonuç vermedi ve karar yargıya kaldı.

Habere göre, Luis Ribeiro (25) ve Cristina Simoes (22) adlı aşıklar, 19 Ocak 2007′de yapılan ”euromillionnaire” adı verilen loto çekilişinden 15 milyon Euro (yaklaşık 33,5 milyon lira) ikramiye kazandı. Para, Luis Ribeiro ve genç kızın ailesinin ortak açtırdığı banka hesabına yatırıldı.

Diario de Noticias gazetesine göre Luis Ribeiro, çiftçi olan ailesine yardım etmek için hesaptaki paranın bir bölümünü çekmek istediğinde parayı alamadığını, çünkü önce kızlarıyla evlenmesini isteyen Simoes ailesinin paranın çekilmesini engellediğini söyledi.

Ribeiro, buna karşılık olarak dava açtı ve hesabın dava sonuçlanana kadar dondurulmasını sağladı. Çift bunun üzerine ayrıldı.

Simoes’in avukatına göre, lotoda ikramiye kazanan 7 numarayı kendisinin bulduğunu söyleyen Cristina Simoes, tüm ikramiyenin kendisine ait olduğunu iddia ediyor.

Ribeiro ise, 6 Euro’luk kuponun 4 Euro’sunu kendisinin ödediğini ve bu nedenle ikramiyenin ikiye bölünmesi gerektiğini söylüyor.

Habere göre, davanın sonuçlanmasını bekleyen gençlerden Cristina, artık annesi yanında olmadan dışarı çıkamıyor, çünkü ailesi, milyoner olarak görülen Cristina’nın kaçırılmasından endişe ediyor.

Luis ise yaşamını, ailesinin çiftliğinde inek sağarak sürdürüyor. ”

Demek istiyorum ki biz böyle de iyiyiz be aşkım. :)

VN:F [1.4.3_701]
Rating: 0.0/5 (0 votes cast)

Sana 8.2 saniyeden fazla baktım

Bepanthol tarafından Mart 31, 2009 tarihinde yazılmıştır.

Sanırsam ben sana daha uzun süre baktım. :) Yok bakamadım utandım. Yok bilmiyorum. Sen bana hiç bakmadın. Neyse sonuçta olan oldu. Oku haber neler diyor. Sonra bana daha çok inan kanıt olsun sana…

Yıldırım aşklar bir adamın ya da kadının karşı cinsten birine ilk gördüğünde ilgi duyması ve onun gözlerinin içine bakakalmasıyla başlıyor.

kalp8wvve0

Eğer bu bakışma dört saniye civarlarında dolaşıyorsa, erkeğin kadından pek de etkilenmediği söylenebilir. Fakat “ilk bakış”ın süresi 8.2 saniye bariyerini aşmayı başarırsa artık erkeğin kadına aşık olduğu düşünülebilir.

Tabi bu bilim adamlarına göre erkekler için geçerli bir durum. Kadınlar için aynı şeyi söylemek mümkün değil. Kadınların ilk bakışta gözlerini kaçırmamaları ve erkeklerde geçerli olan 8.2 saniye süreye ulaşabilmeleri için erkeği çekici bulmaları mutlak bir şart.

Bu sonuçlara ulaşabilmek için gizli kameralarla izlenen 115 öğrenci üzerinde bir deney yapıldı. Gizlice izlenen öğrencilerin aktörler ve aktristlerle konuşurken göz hareketleri takip edildi. Öğrencilerden konuştukları kişilerin çekiciliği konusundan not vermeleri istendi.

Deneyde erkek öğrencilerin aktristlerin gözlerinin içine derin bir biçimde baktıkları gözlendi. Bakış süresinin ortalama 8.2 saniye sürdüğü de tespit edildi.

Bununla birlikte çekicilik konusunda düşük not verdikleri aktristlerin gözlerinin içine bakma süresinin 4.5 saniyeye kadar düştüğü gözlendi.

Kız öğrenciler ise göz kontağı süresini erkekler kadar uzun tutmadılar.

Kaynak: Ntvmsnbc

VN:F [1.4.3_701]
Rating: 5.0/5 (1 vote cast)
pressyado.com teknik özelliklerini geliştirmeye devam ediyor...