Etiket bulutundan seçilmiş giri ‘baba’

iyi ki doğdun papi

Bepanthol tarafından Kasım 29, 2009 tarihinde yazılmıştır.

Aşkım biraz geç yazdığım için bu yazıyı üzülüyorum fakat yine çok hareketliydik ve bilgisayarları açamadık. Buna inanabiliyor musun? Bilgisayar artık eskisi kadar hayatımda değil. Sanki biraz daha usturuplu kullanmaya başldım. Kabul ediyorum eskiden devamlı nereye gitsek açardım ama bu aralar böyle ne olduysa dengeye geldi sanıyorum ki. :)

dad

Geçen cuma akşamı babamın doğum günüydü ve babama güzel hediyeler ve pasta aldık. Sen de bu konuda bana yardımcı olduğun için çok teşekkür ederim. Aşkım özellikle benim ipucum sayesinde babam hastaneden çıkınca uzun zaman harcayacağı en güzel hobisi olan puzzle hediyesini verdin. Bence çok hoşuna gitti. Düşündüğünü görmek neşesini yerine getirdi. Belki de anlamışsındır ama ben yine de tekrarlayayim. Devamlı senle konuştu. Hep sana espiriler yaptı. Bunları tekrar düşünürsen ne kadar hoşuna gitmiş hediye alman ona anlayabilirsin.

Babam yarın hastaneye yatacak ama çok sağlıklı bir şekilde gerekli olan işlemler yapılacak. Artık bu hastane olaylarına çok inanıyorum. Artık birçok konuda ilerlediğimiz gibi bu kök hücre naklinde de çok başarılı sonuçlar alınıyor ki babama sadece bir önlem olarak yapılacak diye biliyorum. Gördüğümüz üzere herşey çok güzel oluyor bu da çok güzel olacak. Babam bu arada senin de geleceğini öğrenince süper birşey yapmış yemek olarak sana. :) Ograten makarna herhalde böyledir. Yani doğru yazmışımdır inşallah.

ograten makarna

Bu arada pastayı da çok beğenmiş babam sanırım. Bütün hepsi bitmiş. Hem de sonuna kadar yani sostan da eser kalmamış geriye. Kaç nesildir pasta yapan Baylan Pastanesi bizden sonra gelecek nesillere de böyle pastalar yapacaktır eminim. Ama inşallah bu tarzı eskiliği eski kokusunu hiç yitirmez. Ha bu arada biz rokoko almıştık. :) Buz gibiydi. Ups ben en iyi buzluğa da bakayim. Heheheh.

O zaman ben babama buradan nice mutlu yaşlara inşallah daha sağlıkla olsun dileklerimi de yazmak istiyorum. Çok mutluydu neşeliydi. Daha iyi olacak inanıyorum. Aaaa Unutmadan. Bunu hatırlatmadan geçemeyeceğim. Cuma gecesi DVD’lerin arasında üzerinde Mısır 1 yazan DVD’yi oynatıcıya koyduğumda izlediğimiz 2003 yılında yaptıkları gezinin tarihi tam 6 sene önceki babamın doğum gününe denk gelmesi inanılmaz değil miydi? Uff hala içim bir garip oluyor. Tesadüfe bakar mısın? İstesen bile ayarlayamassın böyle birşeyi. Eskiler ne kadar güzelmiş. Cesi’nin o şirinliği ve oldukça güzel değişi o yaşta kaldıkları otel için. :)

Sonunun sonu olarak: “İyi ki Doğdun Papi.” :)

VN:F [1.4.3_701]
Rating: 0.0/5 (0 votes cast)

bu kurdeleyi sana gönderiyorum

Bepanthol tarafından Eylül 29, 2009 tarihinde yazılmıştır.

kurdelaÖğretmen, lise son sınıf öğrencilerinin her birine, kendisinin ve başkalarının hayatında yarattıkları farkı onlara söyleyerek ne kadar değerli olduklarını ifade etmeye karar verdi.

Her öğrenciyi birer birer sınıfın önüne çağırdı. Önce onlara kendisi ve sınıf için nasıl fark yarattıklarını söyledi. Her öğrenciyi özel olarak takdir etti. Sonra her birinin göğsüne altın harflerle yazılı ‘Ben Fark Yaratan Bir İnsanım’ yazılı mavi bir kurdele taktı. Sonra, takdir edilmenin toplumda nasıl bir etki yaratacağını görmek için bir ders projesi gerçekleştirmeye karar verdi. Her öğrenciye üç kurdele daha verdi. Kendi çevrelerinde bu takdir seremonisini yapmalarını söyledi. Bir haftanın sonunda öğrenciler sonuçlarıyla birlikte sınıfta sunum yapacaklardı.

Sınıftaki çocuklardan biri bir şirkette alt derecede yönetici olarak çalışan bir adama gitti. Ona kendisine kariyer planlamasında yardımcı olduğu için şükran duyduğunu söyledi ve göğsüne mavi kurdele taktı. Sonra ona iki kurdele daha verdi. ‘Takdir etmekle ilgili bir sınıf projemiz var’ dedi. Onun da takdir ettiği bir kişiye gidip göğsüne mavi bir kurdele takmasını ve üçüncü kurdeleyi ona verip onun da aynı şeyi bir başkasına yapmasını söyledi. Takdir seremonisi böylece sürüp gitmeliydi. Genç yöneticiden kendisini de sonuçtan haberdar etmesini rica etti. Aynı gün akşama doğru, genç yönetici, üst düzey yöneticisinin odasınagitti. Üst düzey yönetici asık suratlı ve huysuz bir insan olarak tanınıyordu. Genç adam, yöneticisine oturmasını rica etti ve yaratıcı birdehaya sahip olduğu için ona hayranlık duyduğunu ifade etti. Yönetici şaşkınlık içindeydi. Genç yönetici mavi kurdeleyi göğsüne takmak için izin istedi. Şaşkın vaziyetteki üst düzey yönetici ‘Tabii, olur’ dedi. Genç yönetici mavi kurdeleyi, patronunun ceketine, yüreğinin üzerinde bir yere taktı. Üçüncü kurdeleyi de ona uzatarak, ‘Bana bir iyilik yapar mısınız? Bu ekstra kurdeleyi alıp, takdir etmek istediğiniz birinin göğsüne takar mısınız? Bu kurdeleleri bana veren liseli çocuk bir okul projesi hazırlıyor ve takdir seremonisinin insanları nasıl etkilediğini araştırıyor’ dedi.

O akşam, üst düzey yönetici evine geldi ve on dört yaşındaki oğluna kendisiyle konuşmak istediğini söyledi. ‘Bugün başıma olağanüstü bir şey geldi. Ofisimde oturuyordum ve genç yöneticilerimden biri odama girdi. Bana hayranlık duyduğunu yaratıcı bir deha olduğum için bana mavi bir kurdele taktı. Düşünebiliyor musun? Benim yaratıcı bir deha olduğumu düşünüyor. Sonra üzerinde ‘Ben Fark Yaratan Bir İnsanım’ yazan bu kurdeleyi ceketime, yüreğimin tam üzerine iliştirdi. Bana fazladan bir kurdele daha verdi ve benim de takdir ettiğim birisini bulmamı söyledi. Eve gelirken arabada kurdeleyi kime takacağımı düşünüyordum ve seni düşündüm. Seni takdir etmek istiyorum’ dedi. ‘İşhayatında günlerim çok yorucu geçiyor. Eve geldiğimde sana pek fazla ilgi gösteremiyorum. Bazen sana okul notların iyi olmadığı ya da odan çok dağınık olduğu için bağırıyorum, ama bu akşam, seninle beraber olmak istiyorum ve sana hayatımda nasıl fark yarattığını söylemek istiyorum. Annen ve sen hayatımdaki en önemli insanlarsınız. Sen harika bir evlatsınve seni seviyorum!’

Çocuk şaşkınlık içindeydi ve ağlamaya başladı, ağlıyor ağlıyor ağlıyordu. Ağlamasını durduramayarak hıçkırıklara boğulmuş, katıla katıla ağlıyordu..Tüm bedeni hıçkırıklarla sarsılıyordu. Gözyaşları kucağına damlarken, başını babasına doğru kaldırdı, titrek bir sesle, ‘Ben de yarın intiharetmeyi planlıyordum baba. Çünkü beni sevmediğini düşünüyordum.’ Babanın takdiri, çocuğun hayatında büyük fark yaratmıştı. Yaşamla ölüm arasında bir fark.

love

Aşkım seni çok seviyorum iyi ki varsın ve inan ki seninle hayatım her zamankinden daha güzel. Seni düşünmek ve kalbimde hissetmek çok güzel bir duygu.

VN:F [1.4.3_701]
Rating: 0.0/5 (0 votes cast)

birlikte olmak ve güzel zaman geçirmek

Bepanthol tarafından Eylül 7, 2009 tarihinde yazılmıştır.

love_notes_07Aşkım çok kısa birşeyler paylaşmak istiyorum senle ki aslında bunu hep sana söylediğim şeyler içerisinde kullanıyorum zaten. Fakat çok detaylı olamıyor böyle parça parça bir oradan bir buradan. Bunun sebebini zaten biraz daha ilerde anlatacağım. Birşekilde hepsi bir bütün haline geliyor.

Biliyorsun ki anneannemin evindeyim şuanda ve dedem ameliyat olacak yarın. Akşamleyin hastaneye yatırılması gerekiyor. Allaha şükür ki çok önemli birşey yok. Çünkü aylardır kontrol altında olması onun sağlığını bozacak kontrol dışı gelişen bir durum yok. Kendisi kuvvetli ve güçlü bir kişi sadece psikolojik olarak o kadar kuvvetli değil. Yaşıda ilerlediği için maalesef bir çok korkusu var. Bu korkular onu daha kötü yapıyor. Bu yüzden elimden geldiğince onun yanında olmaya çalışıyorum. Bugünde onun yanındayım ve gerçekten mutlu olduğunu hissettim. Sanırım bizim onun yanında olmamız ona farklı bir kuvvet veriyor şuanda. Düşün ki yarın ameliyat olacak ve bugün hiç sanki aklında bile yok. Halbuki cuma günü çok ama çok kötüydü konuşmuyordu bile kimseyle. İnşallah ameliyat güzel geçecek ve ondan sonra istediği gibi iskenderciye gidip ziyafet yapacağız.

Bu arada yaşanan bazı diğer sağlık problemleri var ve onlar da beni üzüyor maalesef. Babamın sonuçları çok daha iyi olduğu ortaya çıktı fakat ilik ile alakalı biyopsi sonuçları nasıl çıkacak bilemiyoruz. Bunun üzerine doktor başka bir tedavi sürecek ortaya. Babamın da morali çok iyi. Hepsi çok çok iyi olsunlar fakat biliyorsun ki ben dışarıya fazla birşey yansıtmıyorum. Bu senden veya başkasından saklamak için yapmıyorum. Sadece kendimin sıkıntılarını böyle unutabiliyorum ki gerçekten kendimi öyle bir alıştırmışım ki unutuyorum. Bu hastalık durumlarından geriye kalan kısımda işsizlik durumları da var. Eminim ki çözülecek bir durum. Önce ve her zaman sağlık olsun.

selection_235_17

Aşkım benim biliyorum ki ve eminim ki ben bu zor zamanları gerçekten sen olmasaydın daha kötü geçirirdim ki aslında senin de yanımda olman ile birlikte çok daha iyi geçiriyorum. Böyle birazda içimde saklıyorum ve gizliyorum. Belki çok şaşırmışsındır ama geçen hafta bir patlama yaşadım gördün. Bir erkek olarak beklentilerim ve kendimce yapmam gerekenler var. Bunlar bir şekilde bazı müdahaleler ile geride kalıyor zaman da geçmiş oluyor. Birlikte olmamız çok güzel zaman geçirmemizi ve doğru düşünceler içinde olduğumu kanıtlıyor. Seni çok seviyorum aşkım. Bir önceki yazılarından birinde seni sevdiğimi söylemiş miydim? demişsin. Hem de kaç kere söylüyorsun benim gibi. fakat demesende gözlerindeki ışıktan kalbinin bana kollarını açtığını görebiliyorum.

Son bir kaç şey daha eklemek istersem eğer aşkım, herşey çok güzel olacak. Hani çok sevdiğimiz bir film adı gibi oldu ama gerçekten böyle düşündüğümüzde bir anda içimi umut ve sevinç kaplıyor. Ama senle…

VN:F [1.4.3_701]
Rating: 0.0/5 (0 votes cast)

sebze yemek istemiyorum yaa

Bepanthol tarafından Eylül 3, 2009 tarihinde yazılmıştır.

sebze yemek istemiyorum yaaaAşkım biliyorsun ki babamdan her yemekte ve yemeğin sonrasında sebze yemeği yemem konusunda büyük baskı altında kalıyorum. Halbuki bu taaaa minik olduğum küçük yaşlarıma dayanıyor. Belki anlatılmamıştır sana diye ben hemen anlatayim dedim. Çünkü illa birgün babam sana anlatacak ve kesinlikle bir daha anlatacak. Bazen unutur yada çok sevdiği bir hikayeyse birden daha çok anlatmasınına bayılır.  Ama bunun konusu sebze değil meyve. Gerçekten meyve de yemiyorum ben ama ne yiyorum dersen aslında yiyorum fakat çok seçici davranıyorum. Bu hikaye eve giren her şeftali ile anlatılır ve anılır. Bir anda babam gençliğine döner ve ben de çocukluğuma dönerim. Ev içersinde hem psikolojik bir hava eser hem de savaş. Birgün babam bana şeftali yedirmeye çalışmış. Tabii ki ben yemediğim için zorlar ağzıma sokmuş çatalla birlikte. Ben yediğimi çıkardıkça bu sefer püreleşen şeftaliyi bir kaşık yardımıyla yine ağzıma sokmaya devam etmiş. Babamın anlattığına göre yaklaşık 1 saat süren savaştan sonra bütün şeftaliyi yemişim. Hatta iki adet şeftali bile olabilirmiş hani ceza olarak fazla yedirerek. Ben de herkese babamı şikayet etmişim. Babam beni öldürüyor diye. Eminim yine elinde fırsat olsa aynı şekilde sebze konusunda bana aynısını yapacak.

Bamya, pırasa, karnıbahar ve bakla sebzeleri hiçbir zaman iyi anlaşamadım. Bunların soğuk olarak yenilen türleri ve hepsinin bir arada olduğu yemekler inan ki kabus gibi. Zeytin yağlı pırasa pişerken bile benim eve girmemi engelliyor. Bamyanın o sümüksü akıntılı sıvısı yersem boğazıma yapışacak diye düşünüyorum allah günah yazmasın. Hele karnıbahar evde pişmesin diye birkaç gün eve gelmemiştim. Hep anneannemde kalmıştım. Yaramazda bir çocuktum ve devamında uslansamda yemek masasındaki kavgalar hiçbir zaman bitmeyecek. Hiç sebze yemiyorum sanılmasın ama israr ediyorum çok seçiciyim. Yapın kabaklı veya patlıcanlı yemek böyle kıymalı sıcak yenilebilen tarzda tabakta eserini göremezsin.

VN:F [1.4.3_701]
Rating: 0.0/5 (0 votes cast)

35 yıldır yıkanmıyor çünkü…

Bepanthol tarafından Mayıs 14, 2009 tarihinde yazılmıştır.

Aşkım cehalete bakar mısın?? Adam 35 yıldır yıkanmıyor. Hem de bir erkek çocuk sahibi olabilmek için. Nasıl olabilir böyle bir şey. Demek ki insanlar da bu kadar garip inançlar da varmış ve cahilmiş. Peki yani 35 yıldır erkek çocuğun olmuyorsa daha neden inat ediyorsun. Bak olmamış. :) Olmuyor. Demek ki durum yıkanmamakta değil sorun sendeymiş. Bunu nasıl akıl etmiyorsun. Bence 100 yıl daha yıkanmasan senden erkek çocuk çıkmaz. Bu kafa ile. hahaha…

yıkanmayan adam

“Hindistan’da kutsal kent Varanasi yakınındaki Chatav köyünde yaşayan 63 yaşındaki Kaliash Singh tam 35 yıldır yıkanmıyor. 7 kız babası olan Singh, bir erkek çocuğu olmasını istedi. Bunun için gitmedik tapınak bırakmayan Singh, şifayı bir kahinde buldu. Kahin eğer yıkanmazsa tanrının kendisine bir erkek çocuk vereceğini söyledi. Singh 35 yıldır yıkanmayarak sabırla, tanrının kendisine bir erkek çocuk vermesini bekliyor.

Hint gazetesi Hindustan Times’ın haberine göre, Singh bakteri ve mikroplardan korunmak için akşamları ocakta ateş yakıyor ve ayakları üzerinde ateşin yanında dikilerek bakterilerin ölmesini bekliyor, Kaliash Sing bunu yaparken de esrar içmeyi eksik etmiyor.

Gazetede yer alan haberde, 63 yaşındaki Singh’un Hintliler için kutsal olan Ganj nehrinde dini rituelleri yerine getirmek için nehre girdiği ancak 5 yıl önce aynı evde yaşayan ağabeyi ölünce, bunu yapmaktan da vazgeçtiği belirtildi. Singh manavını kapatmak zorunda kaldı çünkü çok koktuğu için pazarda kimse kendisiyle konuşmadığı gibi alışveriş de yapmıyor. “

Kaynak: Hürriyet

Aşkım ben de yıkanmamaya başlasam erkek çocuğum olsun diye beni yine sever miydin? :)

Gördün mü bak adam 63 yaşına gelmiş hala ümitli ve hala esrar içiyormuş. Demek ki kafası güzel nasıl geçti zaman bilmiyor. :) Karısı bak onu terk etmemiş. Ne fedakar kadınmış. :P Birde vucüdunda yabancı canlılar üremiş midir? Yeni bir hayat başlamış mıdır? Erkek çocuğu olmadı ama başka canlılara ev sahipliği mi yapıyordur bedeni? Bunlar diğer önemli konular.

Yani şimdi böyle konu cehalete gelince fıtık tedavileri geldi aklıma. İşte sırta çiğ balık koymalar ve üflemeler derken. Birden Cem Yılmaz aklıma belirdi. O senin de bayıldığın kaynımda var. :) Evetttt kaynımda da var. Gece gece güldüm işte kendi kendime uyuyamadım. :) Paylaşayim istedim.



VN:F [1.4.3_701]
Rating: 5.0/5 (2 votes cast)
pressyado.com teknik özelliklerini geliştirmeye devam ediyor...