baylan ve mabel ah ah nostalji…
CherryBlossomGirl tarafından Temmuz 14, 2009 tarihinde yazılmıştır.
Aşkım geçenlerde Kadıköy’de işimiz vardı ve yolumuz Baylan Pastahanesi‘nin olduğu sokağa düştü, bir dakika sonra kendimizi içeride bir adet Kup Griye, iki adet kaşık isterken bulduk
)
Baylan’ın nostaljik yapısını bozmaması harika bir şey. 79 yıllık bir pastahane ( öyküsü burada) ve arka bahçesi olsun, menüsü olsun, garson çağırma butonu olsun, herşey eskisi gibi, modernleşme kaygıları yok, bu çok çok hoşuma gidiyor.
Bilmiyorum farkettin mi ben eski, nostaljik eşyaları modernlere tercih ediyorum genelde. Araba modellerinden tut ev dekorasyonlarına kadar bu böyle. Baylan ise yaşamış bir nostalji benim için çünkü ben de küçükken annem ve anneannem beni iki elimden tutup buraya getirirlerdi, supangle, adisababa yedirirlerdi dün gibi hatırlıyorum. Şimdi oraya örneğin seninle gidip aynı çocukluğumdaki o çikolata kokusunu duymak, aynı eski koltuklar ve eşyaları görmek bende yaşıyorum hissi uyandırıyor.
Ve bir de mabel… Ve bir de o kitap.. Kumral Ada, Mavi Tuna. Aşkım beni en çok etkileyen romanlardan biri olan bu kitap, Buket Uzuner‘in. Burada çocukken tanışıp hayatı boyunca aşık olduğu Ada isimli kadını anlatırken Tuna, hem Baylan’dan bahseder, hem de Baylan’da satılan Mabel sakızlardan.
Tuna küçüktür, bir kızla karşılaşır evlerinin önünde. Kız taşlarla oynamaktadır. Birden yanına gelir ve Ada der. Tuna anlayamaz. Ada?? Niye durup dururken Ada dedi ki diye düşünür. Kız gene Ada der ve soru sorar gibi bakar. Tuna da hmm, Ada çok gizemli,özgür, değişik bir kelime, ben de çok değişik birşey söylemeli ve üste çıkmalıyım diye düşünür ve sevdiği sakızı düşünüp MABEL diye bağırır. Kız, senin adın Mabel mi der. Tuna, yoo senin adın Ada mı ki der, kız evet der. Yıllar sonra bu anıyı hiç unutmazlar, Tuna’nın lakabı Mabel olur. Mabel aynı zamanda “Ma Belle” yani sevgilim anlamına da gelir. Bu büyülü kitaptan dolayı Baylan ve Mabel bende iyice yer etmiştir.