kalp şeklinde hamburger köftemiz
Bepanthol tarafından Eylül 13, 2009 tarihinde yazılmıştır.
Aşkım aşkım evet bir ayı daha kapadık birlikte ve 9 dedik bugün. Bu güne özel o kadar çok şey yazmak istiyorum ki hepsini aslında bölüştürmek lazım ömüzdeki aylara.
9. ayımız mutlu ve kutlu olsun. Geçen diğer aylar gibi bu ayda bol bol dolu dolu geçer inşallah. Yeni umutlar güzel düşünceler ve muttlu hedeflerimiz aklımızdan eksik olmayacak yine. Bugün eylül ayının 13′ü. Daha öncede 13 uğursuz bir sayı hakkında yazmıştım. Evet uğursuz bir sayı olsada bizim için çok güzel bir sayı ve her ay 13′ü bizim için çok güzel geçti. Gelecek 13′ler çok daha güzel geçecek. Sevgim de hep artacak.
Bugünü diğer günlerden pek farklı geçirmedik veya geçiremedik maalesef. Diğer pazar günlerinden pek farklı olmadı. Fakat yine çok eğlendik. Film kritiği yazacağın için sinemaya gittik caddebostan kültür merkezinde. Oranın bulunduğu sokak benim için çok önemlidir. Babaannem bir süre o sokaktaki bir apartmanda yaşadı. Onu ziyarete gittiğim zamanlar oralar hep inşaat durumundaydı. Herhangi bir ara sokaktan hiç farkı yokken şimdiyse çok merkezi hareketli bir yer oldu. Farketiysen bağdat caddesi artık merkezi noktalardan ara sokaklara doğru bir yayılma gerçekleştiriyor. Örneğin bizim eve giden yol üzerinde restoran ve büyük bir market açılması bunu kanıtlıyor. Bir çok yerde de böyle bir hareketlilik var. Hani kriz var ama bitti sanıyorum bu kriz ve yatırımlar başladı. Kaç zamandır cadde tarafında dolaşmamıştık ve her sokakta farklı bir iki yer gördük. Neyse evimde uzaylı var isimli filmi izledik çıktık. Bize göre çok kötü ama 13 yaşındaki bir çocuk için çok güzel olabilecek bir filmdi. Yani bizlik değildi.
Filmdeki en güzel sahne ki tabii bizi etkileyen sahne ailenin barbekü yaptığındaki o hamburger köftelerinin bulunduğu görüntülerdi. Zaten bir anda aklıma bütün hamburgerciler geldi. Gözümün önünden hamburgerler geçerken film bitmişti bile. Bu arada kardeşim de bize eşlik ediyordu yine geçen gün ki gibi. Hepimizin canı benim de heveslendirmem ile birlikte hamburger çekti. İlk hedef elbette ki kızılkayalar oldu ki maalesef oradaki sıra bizi yıldırdı. İkinci hedef kızılkaya’da ise istediğimiz gibi oturamadık ve sıcaktı daraldık. Sonra bir anda happy moons fikri ortaya atıldı. Artık bir karar vermemiz gerekiyordu ve sonunda happy moons’a oturduk. Sipariş vermemiz çok uzun sürmedi çünkü ne istediğimizi biliyorduk. Biz senle happy moons burger seçtik. Kardeşim de cheese burger seçti. Karnımız mı açıkmış yoksa canımız mı çekmiş hani gözümüz mü doyması gerekiyordu bilemiyorum ama bizim gözlerimiz garsonun üzerindeydi. Hani olurya çizgi filmde Sylvester, Tweety’yi kafesinde görür ve açtır onu pişmiş tavuk olarak görür. Galiba biz garsonu hamburger olarak görüyorduk. Hadi getirsin artık haydi haydi derken. Oh be nihayet hayallerimizi gerçekleştirdik dedik. Artık hamburgerimizi paylaşarak yememiz için ekmeği kaldırdığımızda gördüğümüz şekil bizi ayrı bir şaşırttı. Evet hamburger köftesi kalp şeklindeydi. Sanki bu 9. ayımız için yapılmış bir hamburgerdi şansımıza. Çok mutlu olduk ve afiyetle yedik.
Bu arada aklıma nasıl olduysa Nirvana’nın heart shaped box şarkısı geldi.

Ne kadar güzel değil mi aşkım. Ufacık şeylerden basit bir hamburgerden ne kadar mutlu oluyoruz. Mutsuz olmamamız için hiçbir sebep yok. Çünkü bir birimizi nasıl mutlu edeceğimizi de biliyoruz aslında. Hiç sevmediğimiz bir filmi izlesek bile o filmden zevk ve mutluluk çıkartabiliyoruz. Ayrıca en sonunda gittiğimiz happy moons adı sanki o günümüzü kutluyor gibi değil mi aşkım… Mutlu aylar size demiyor mu?
Aşkım geçenlerde spor çıkışı seninle bir cafe’de oturup laptopta çalıştık. Ben yüksek lisans yaparken bazı çekim projelerimiz vardı ödev olarak ve bir arkadaşımla bir mekan çekimi yapmamız gerekiyordu. O cafe benim 97 yılından beri gittiğim ve çok sevdiğim bir cafe olduğundan hemen aklıma gelivermişti, oraya gidip cafenin sahipleriyle tanıştık, izin aldık ve küçük bir çekim yaptık. Sonra o cafe tasarım olarak çok değişti, bir de büyüdü. (eskiden bahçesi ve üst katı yoktu) Ben o cafeye gitmeye devam ettim ve bir gün çekim yaptığım arkadaşımla birlikte gidip cafenin sahibine kendimizi hatırlatarak o çekimi bir cd’de kendisine verdik. Konuştuğumuz bayan buna çok sevindi, çünkü cafe çok değişmişti o günden bugüne ve o günlerin bir fotoğrafı bile yoktu kendilerinde, dolayısıyla onlar için iyi bir anı, iyi bir belge oldu çektiğimiz o basit filmcik. Daha sonra o cafeye gitmelerimde o hanım beni hatırladı hep geldi hatırımı sordu vs. Bazı zamanlar beni görmediğinde ben gidip kendimi hatırlatıp hatırlarını sordum. Ama bir süre gitmeyince o cafeye, geçenlerde seninle gittiğimizde, beni hatırlamadı, ben de her gittiğimde, merhaba ben hani şu şu kişiydim diye kendimi hatırlatıyor olmak istemedim.
Bir tek o iki kişi değil elbet, yıllardır vapurda gördüğüm için artık tanıyor gibi olduğum bazı yüzler var, karşı apartmanda oturduğu için aynı sokağı kullandığımız bazı yüzler var, yıllardır alışveriş yaptığımız için tanış olduğumuz bazı insanlar var, ne bileyim eczanedeki amca, bakkaldaki abi, kuafördeki kız gibi… Kimiyle sadece merhabalaştığımız, kimiyle merhabamızın bile olmadığı, tanımadığımız tanıdıklarımız var hayatta. Onlar bizim hayat senaryomuzda bazı karakterler… Garip değil mi aşkım… Garip gelmiştir sana da belki ama paylaşmak istedim…