Etiket bulutundan seçilmiş giri ‘çocuk’

bu kurdeleyi sana gönderiyorum

Bepanthol tarafından Eylül 29, 2009 tarihinde yazılmıştır.

kurdelaÖğretmen, lise son sınıf öğrencilerinin her birine, kendisinin ve başkalarının hayatında yarattıkları farkı onlara söyleyerek ne kadar değerli olduklarını ifade etmeye karar verdi.

Her öğrenciyi birer birer sınıfın önüne çağırdı. Önce onlara kendisi ve sınıf için nasıl fark yarattıklarını söyledi. Her öğrenciyi özel olarak takdir etti. Sonra her birinin göğsüne altın harflerle yazılı ‘Ben Fark Yaratan Bir İnsanım’ yazılı mavi bir kurdele taktı. Sonra, takdir edilmenin toplumda nasıl bir etki yaratacağını görmek için bir ders projesi gerçekleştirmeye karar verdi. Her öğrenciye üç kurdele daha verdi. Kendi çevrelerinde bu takdir seremonisini yapmalarını söyledi. Bir haftanın sonunda öğrenciler sonuçlarıyla birlikte sınıfta sunum yapacaklardı.

Sınıftaki çocuklardan biri bir şirkette alt derecede yönetici olarak çalışan bir adama gitti. Ona kendisine kariyer planlamasında yardımcı olduğu için şükran duyduğunu söyledi ve göğsüne mavi kurdele taktı. Sonra ona iki kurdele daha verdi. ‘Takdir etmekle ilgili bir sınıf projemiz var’ dedi. Onun da takdir ettiği bir kişiye gidip göğsüne mavi bir kurdele takmasını ve üçüncü kurdeleyi ona verip onun da aynı şeyi bir başkasına yapmasını söyledi. Takdir seremonisi böylece sürüp gitmeliydi. Genç yöneticiden kendisini de sonuçtan haberdar etmesini rica etti. Aynı gün akşama doğru, genç yönetici, üst düzey yöneticisinin odasınagitti. Üst düzey yönetici asık suratlı ve huysuz bir insan olarak tanınıyordu. Genç adam, yöneticisine oturmasını rica etti ve yaratıcı birdehaya sahip olduğu için ona hayranlık duyduğunu ifade etti. Yönetici şaşkınlık içindeydi. Genç yönetici mavi kurdeleyi göğsüne takmak için izin istedi. Şaşkın vaziyetteki üst düzey yönetici ‘Tabii, olur’ dedi. Genç yönetici mavi kurdeleyi, patronunun ceketine, yüreğinin üzerinde bir yere taktı. Üçüncü kurdeleyi de ona uzatarak, ‘Bana bir iyilik yapar mısınız? Bu ekstra kurdeleyi alıp, takdir etmek istediğiniz birinin göğsüne takar mısınız? Bu kurdeleleri bana veren liseli çocuk bir okul projesi hazırlıyor ve takdir seremonisinin insanları nasıl etkilediğini araştırıyor’ dedi.

O akşam, üst düzey yönetici evine geldi ve on dört yaşındaki oğluna kendisiyle konuşmak istediğini söyledi. ‘Bugün başıma olağanüstü bir şey geldi. Ofisimde oturuyordum ve genç yöneticilerimden biri odama girdi. Bana hayranlık duyduğunu yaratıcı bir deha olduğum için bana mavi bir kurdele taktı. Düşünebiliyor musun? Benim yaratıcı bir deha olduğumu düşünüyor. Sonra üzerinde ‘Ben Fark Yaratan Bir İnsanım’ yazan bu kurdeleyi ceketime, yüreğimin tam üzerine iliştirdi. Bana fazladan bir kurdele daha verdi ve benim de takdir ettiğim birisini bulmamı söyledi. Eve gelirken arabada kurdeleyi kime takacağımı düşünüyordum ve seni düşündüm. Seni takdir etmek istiyorum’ dedi. ‘İşhayatında günlerim çok yorucu geçiyor. Eve geldiğimde sana pek fazla ilgi gösteremiyorum. Bazen sana okul notların iyi olmadığı ya da odan çok dağınık olduğu için bağırıyorum, ama bu akşam, seninle beraber olmak istiyorum ve sana hayatımda nasıl fark yarattığını söylemek istiyorum. Annen ve sen hayatımdaki en önemli insanlarsınız. Sen harika bir evlatsınve seni seviyorum!’

Çocuk şaşkınlık içindeydi ve ağlamaya başladı, ağlıyor ağlıyor ağlıyordu. Ağlamasını durduramayarak hıçkırıklara boğulmuş, katıla katıla ağlıyordu..Tüm bedeni hıçkırıklarla sarsılıyordu. Gözyaşları kucağına damlarken, başını babasına doğru kaldırdı, titrek bir sesle, ‘Ben de yarın intiharetmeyi planlıyordum baba. Çünkü beni sevmediğini düşünüyordum.’ Babanın takdiri, çocuğun hayatında büyük fark yaratmıştı. Yaşamla ölüm arasında bir fark.

love

Aşkım seni çok seviyorum iyi ki varsın ve inan ki seninle hayatım her zamankinden daha güzel. Seni düşünmek ve kalbimde hissetmek çok güzel bir duygu.

VN:F [1.4.3_701]
Rating: 0.0/5 (0 votes cast)

benikoruyun.com bunu bana borçlusunuz

Bepanthol tarafından Temmuz 25, 2009 tarihinde yazılmıştır.

Hergün değişik değişik haber kanalarında görüyoruz çocuk istismarı haberlerini. Bu haberleri duydukça tüylerimiz ürperiyor. Minicik canlara o tatlı bakışlara nasıl kıyım yapılıyor. Bunu yapan insanların cezaları aslında o kadar hafif ki. Bir küçük canın bütün hayatını karartan talihsiz bir olayı aklının ucundan sabit bir şekilde kalıyor. Yaşamının geri kalmış kısımında geçmeyen bir yara gibi arada sırada kanamaya devam edecek. Bunu yapan insanlar hapiste yatıyorlar ve çıkıyorlar. Zevk aldıkları şeylere devam etme fırsatı buluyorlar ve sokakta gezen yavrucaklar yine tehlike altında kalıyorlar. Daha sonra devlet büyükleri çocuklarınıza sahip çıkın diyor. Normal şartlarda çocuklarımız sokaklarda rahatlıkla özgürce koşup oynaması veya gezmesi gerekirken. Annelerde ve babalarda korku ve hüsran devam ediyor.

benikoruyun.com bunu bana borçlusunuz

Benikoruyun.com çocuk istismarı konusunda bilgilendirme amaçlı güzel bir çalışma. Bu şekilde çalışmalar keşke olmasaydı fakat insanlarımızın bilinçlenmesi gerekiyor. Bu konuda öğrenmek istedikleri sormak istedikleri şeyleri öğrenebilir olmaları gerekiyor. Bu konuda duyarlı oluşumu başlatan Alev Durmuşoğlu’nu tebrik etmek gerek. İnanıyorum ki çok faydalı güzel sonuçlar olacaktır.

VN:F [1.4.3_701]
Rating: 0.0/5 (0 votes cast)

eski bir yazım… dolmuş

CherryBlossomGirl tarafından Haziran 10, 2009 tarihinde yazılmıştır.

Ben dolmuştayım, o ise ışıklarda durmuş, karşıya geçmeyi bekliyor. Ben sıkıntılıyım ve etrafa bakınıyorum, o da sıkıntılı gözüküyor, belki de gözüme takılmasının sebebi bu…Benim yaşlarımda olması da bir sebep olmalı… Hemcinsim olması da… Hep merak ettiğim “öteki dünyalar” da bir sebep evet, biliyorum…

Kırmızı yandı bize… Karşıdan karşıya geçiyor… Yürüyüşü bana mı benziyor ne? Giyim kuşamına bakıyorum… Hiç fena değil, saçları kendinden sarı sanırım ama gösterişli bir saç değil, doğal… Uzun bir paltosu var, elleri cepte, hafif önüne baka baka gidiyor… (Ona da “kambur yürüme” diyor mudur arkadaşları arada, bana dedikleri gibi…)

7xo8

Hızlanıyor ve yol alıyoruz… Hüznü bana benzeyen kızı, gözlerim, terk etmek zorunda kalıyor. Hayat onu nereye götürüyor, beni nereye acaba diye düşünüyorum… Cevapsız sorularıma bir yenisini katmış olmanın farkındalığıyla…

Radyoyu açıyor dolmuşun şoförü… Haberler… Daha doğrusu “felaket tellallığı”… Kazalar, ölümler, memleket meseleleri, para, piyasa, neyse sona erdi haberler, sıra müzikte… Daha doğrusu “ses kirliliği”… Tamam, tamam çok fazla yakındım…

Dolmuştan iniyorum ve yanıma gelen küçücük bir kız, elinde kalemler… Kızın şirinliği ve yoksulluğu içimdeki insani duyguları kabartırken onlara para vermenin yasaklandığı, zaten mantık olarak herkesin, onlara para vererek hiçbir şeyi düzeltemeyip tam tersi daha kötüye götürdüğümüz düşüncesi, aklımı çelen meleğe karşı şeytan işlevi gören fikirler haline geliyor… Ne yapacağımı bilmez bir şekilde oradan uzaklaşırken müthiş bir gürültüyle irkiliyorum… Hızından sadece lüks olduğunu zorlukla anlayabildiğim bir arabanın sesi bu… Aklıma trafik kazalarında hayatlarını kaybeden gencecik insanlar geliverdi… Hayır, iyi şeyler düşünmeliyim…

20080509182111_beach_and_sea_45b15dSahile yakın bir yerdeyim… Kıpkırmızı batmakta olan güneşe bakıyorum, bir anda güneş fona dönüşüyor çünkü daha yakınımda el ele bir çift görüyorum sahilde dolaşmaya çıkmış, gözümle fotoğraflarını çekiyorum arka fonları kıpkızıl bir güneş… Fotoğraf kalp şeklinde kesilip konabilir çerçeveye ve…….. Gene başka hayatlardayım tanrım ne yapıyorum ben?

Bir küçük erkek çocuğu görüyorum annesinin elinden sımsıkı tutmuş, tombul mu tombul, şirin mi şirin… Her zaman bir erkek çocuk istemiş olmamın verdiği heyecanla çocuğu izliyorum… Mutluluğu düşlüyorum… Annelik hissini… Çocuk kokusunu… Aitlik…. Hayat her şeye rağmen güzel mi ne?

Girdiğim kafede leziz bir kahve içeceğim az sonra…. Beynimi boşaltacağım… Yalnızlığımın tadını çıkaracağım… Tıpkı bu şehir gibi… Yalnız, yağmurlu, ama asil…

30.06.2003

VN:F [1.4.3_701]
Rating: 0.0/5 (0 votes cast)
pressyado.com teknik özelliklerini geliştirmeye devam ediyor...