Etiket bulutundan seçilmiş giri ‘deniz’

bayramlar ve tatiler yine bitti

Bepanthol tarafından Eylül 24, 2009 tarihinde yazılmıştır.

Aşkım seninle çok güzel yine bir bayramı ve tatili birlikte geçirdik. Gerçi bana bu aralar hergün tatil işsizlikten dolayı fakat bunu tatil gibi yaşayamıyorum maalesef. Bayramda Bayramoğlunda olduğumuz için isimlerden dolayı çok komik oldu. Bayramı Bayramoğlunda geçirin gibi bir sloganla yola çıktık. Hava bir kapalı bir açık olmasına rağmen sahilde oturup kitap okuduk ve sohbet ettik. Sonra denize giren bir kişi sayesinde gaza gelip biz de denize girdik. Hayatımda ilk defa Eylül ayının sonlarında denize girmiş oldum seninle bu bir ilk oldu. :) Sanırım rüzgarın etkisinden kulağım hala ağrıyor inşallah geçecek. Belki su kaçmıştır ama hala geçmediyse üşütmüş olabilirim kulaktan çeneye kadar sırt tutulması gibi bir ağrı var.

bayramoglu

Bayramoğluna daha önce hiç gelmemiş olan arkadaşlarımızın da gelmesi çok eğlenceli oldu. Değişik bir kalabalık ve karmaşa sakin olan Bayramoğlunu değiştirdi. Hava hep açılıp kapanmasına rağmen şansımıza mangalı deniz kıyısında yapabildik. Ben biraz aksi bir günümdeydim evet ama sonra birşekilde atlattık. Köfteler, sucuklar, sosisler ve kanatlar birer birer tüketildi. Ama her zaman olduğu gibi yine arttı. Geçen sefer İzi’nin evindeki mangalda iki mangala daha yetecek kadar et artmıştı. Çünkü çok kişi geleceğim deyip gelmemişti. Burada yine biraz daha ayarlı olduk. Fakat koşuşturmacadan olsun ve kalabalık olmamızdan dolayı birbirimizle ilgilenemedik bir türlü. Deniz kıyısında masa kurup yemek yemenin zevki bir ayrıymış ve çok zevkliydi. Deniz havasını insan içine çektikçe iştahı açıldıkça açılıyor ve yedikçe yiyor. Herkes mide fesatı geçirdiğini Trivial Persuit oynadığında anladı zaten. Masaüstü oyunu en son bu kadar kalabalık belki 2 sene önce oynamışımdır. O oyun da Tabu’ydu. Tabu güzel oyun fakat ben beceremiyorum. Beceremediğim için pek sevmiyorum fakat olursa birgün ortam oynarım severek. Benim herhalde bugüne kadar gırgırdan sonra diyeyim. En sevdiği masaüstü oyunu Trivial Persuit. Kafa çalıştırıyorsun düşünüyorsun aynı zamanda da kalabalıkta beyin fırtınası yapıyorsun. Ne kadar seninle aynı grupta olmak istedimse herkes kızlar ve erkekler olsun diye tutturunca böyle ayrılmak zorunda kaldık. Sonuçta biz sizi yendik ama çok çekişmeli ve heyecanlıydı. Yusuf ve Sylvia’nın mızıkçılık tartışması ise çok komikti. Daha sonra güzel bir Bayramoğlu gezmesi yaptık ve çok yorulduk. Roma dondurmacısına her zaman gittiğimiz gibi o gün de gittik. Eve geri döndüğümüzde herkeste bir deli enerjisi varken sen ve ben çok yorulmuştuk. Onlar yine oynadılar ve biz sadece seyirci olduk.

Aşkım yine bence çok güzel zaman geçirdik. İmkansızlıklar içerisinde çok güzel imkanlar sağlıyoruz ve nasıl oluyorsa sanki birşekilde minimumla en yapabilecek durumla en iyisini yapabiliyoruz. Bu arada Macbeth’i okumaya devam ediyorum çok teşekkür ederim aşkım. Gerçekten okudukça okuyasım geliyor çizimler ve kurgu ekinoksahçok güzel. Ortaçağ gibi bir tarihte yazılmış bir eser bilimkurgu gibi gelecekte japonlar tarafından tekrar canlanıyor. Hem kılıçla savaş yapılırken ama atlar yerine motorsikletler var. Bu kitapta bitiyor ve sırada Romeo ve Juliet var. :)

En son olarak Bayrama girmeden Friendfeed’te bir iletide haftanın blogları adlı bir iletiyle karşılaştık. Merak edip girmesek hiç haberimiz bile olmayacaktı. Ekinoksah kendi blogunda her hafta beğendiği blogları kendi blogunda ziyaretçileri ile paylaşıyormuş ki bizim iki blogumuzda haftanın blogu seçilmiş. Buradan ona bizi seçip takip ettiği için teşekkür etmek istiyorum. Bize güzel bir bayram hediyesi olmuş oldu.

VN:F [1.4.3_701]
Rating: 0.0/5 (0 votes cast)

nasıl bir tatil yapmalıyız?

Bepanthol tarafından Haziran 5, 2009 tarihinde yazılmıştır.

result_2420Aşkım senle nasıl bir tatil yapmalıyızı düşünürken, o sırada da msn’i açıyordum ve yine bir msn testi çözmeye başladım. Bu testin konusu da işte aklımdaki mesele. :) “Nasıl bir tatil yapmalıyız?” Uzun zamandır çözmüyordum. Bu sefer ki gerçekten bir amaca hizmet edeceğini umuyordum. Test sorulanlar ve cevaplar bence biraz daha mantıklıydı artık. Sanırım öğreniyorlar bu işi. :) Hayal ettiğim tatili sanırsam bu test doğru olarak cevapladı. Böyle bir tatil geçirsek güzel olmaz mı? Deniz Kum Güneş…

Aklıma Çeşme geliyor. Evet çeşme güzel olabilir. Hem deniz hem kum hem güneş. Geceleri de biraz eğlence bir iki içki ve hafif böyle chill out müzik çalan bir yerlere gidebilsek. Sanırım iş yerindeyken bu kadar da güzel tatil fantazisi yapılamaz. Daldım gittim. Bir kaç dakika denize girip ve güneşlendiğimizi hayal ettim. :) Bence çok güzel olabilir.

Çok uzun zamandır tatil yapmıyorum. Fakat 4-5 günlük çeşme tatili yapmıştım bundan 1-1,5 sene önce güzeldi eğlenceliydi. Sanırsam kafamda belirdi biz çeşmeye gitmeliyiz. Yada gökyüzünden fotoğraf çeken bir sanatçı varmış.

yeryuzu_tablosu  yeryuzu

Onun fotoğraflandırdığı bu yerlere mi gitsek? :P Gökyüzünden yeryüzü nasıl gözüküyormuş aslında ne kadar güzel. Yani hep biz bulutlara bakarız. Güneşin batışına bakarız. Daha sonra o ışıklarına bulutlara yansımasına bakarız. O gökyüzündeki renk değişimini izleriz. Bizi ne kadar etkiler. Fakat bunun da ters mantığını hiç düşünmemişiz. Bak işte aşkım süper fotoğraflar. Tabii böyle yerleri gezmeyi biraz daha geleceğe sarkıtalım. :) Ama mutlaka kalpli olan yeri bulmalıyız aşkım.

Bu arada test sonucunu buraya da yapıştırayim bari… :P

Deniz-güneş-kum:

Klasik bir tatil anlayışınız var. İşi şansa bırakmıyorsunuz. Bedeni denize, güneşe, kuma doyurmadan bu yazı geçirmemelisiniz. Neredeyse yattığınız yerde yüzmeye başlamışsınız bile. Elleriniz, kollarınız havalanıveriyor yerinden; ağırlığınızı suya bıraktığınızı hayal ediyorsunuz. O sımsıcak kuma ayaklarınızı gömmek, güneşle oynaşmak en büyük arzunuz. Buna mani olacak her şeyi ortadan kaldırabilecek kadar da tutkulusunuz… Güneş yanıklarına dikkat edin. Ama şöyle denizi, kumu güzel bir yerde ruhunuzu iyice bir dinlendirin…

VN:F [1.4.3_701]
Rating: 0.0/5 (0 votes cast)

deniz ananası

Bepanthol tarafından Haziran 4, 2009 tarihinde yazılmıştır.

Günaydın aşkım,

Dün çok güzel bir yolculuk yaptık çok kısa sürdü fakat eğlenceliydi süperdi. Bana hediye olarak cd’ler aldın. Bütün yol dinledik. Tam bir yolculuk oldu bizim için. Ne kadar iyi yapmışsın alarak bana hediye. :) Teoman’ın albümünü çok fazla beğenmemiştim. Daha sonra yanlız kalınca dinledim. Beğendiğim bir kaç şarkı çıktı. Nil’in bir tane şarkısını beğendim. Ama biraz daha dinlemek gerek. Zaten bir albüm alınca bir kaç kere üzerinden geçmek lazım. Hemen karar vermemek gerek. Beegee’nin albümü ise bence mükemmel. :) Çok teşekkür ederim aşkım.

deniz ananasıGezdik dolaştık bayramoğlunda. Bu bayramoğlu’nu senin sayende geçte olsa keşfetmiş oldum artık. Plajda Tap Tap Revenge oynayarak iPhone’un pilini tamamen bitirerek telefonsuz kaldık. Ama bir türlü akıl edemedik sonra şarja koymayı. :) Ah yine kolalı dondurma yoktu. Neyse bir daha ki sefere. Sizin evin sahilinde otururken hem o güzel manzara’nın ve deniz sesinin etkisiyle temiz hava buluşunca çok rahatladım. Yine uykum geldi. Martılara yemek verdik. Sohbet ettik bol bol. Deniz kıyısında süper sohbetimize komik şeylerde eklendi. :) Bir deniz anası senin dilinin ters dönmesi sayesinde deniz ananası olması unutulması güç bir espiri kaynağı oldu benim için. Gece yatarken deliler gibi güldüm aklıma geldikçe. Gerçekten de o gördüğümüz deniz anasının rengi tipi garipliği onu tanımlanamaz bir cisim yapıyordu zaten. Ona bir isim takmak lazımdı. :) Deniz Ananası. Öyle bir canlı gördüğümde denizde artık bu ad ile anıcağım. Rüyamda da senin sayende görmüş oldum. Ama çok farklı bir şekilde. Biraz uğraştım gördüğüm rüyamda yandaki gibi bir görüntü çıktı. Senle güneşin batışını izliyorduk. Mujks… :)

VN:F [1.4.3_701]
Rating: 0.0/5 (0 votes cast)

hayatımdaki büyükada

Bepanthol tarafından Nisan 25, 2009 tarihinde yazılmıştır.

Aşkım büyükada doğduğumdan beri yazları geçirdiğim yazlık bir mekan. İstanbul’un içinde ama aynı zamanda dışındadır. Yani Büyükada istanbul’un bir tatil bölgesidir ve hiçbir zaman İstanbul’da olduğunu anlamazsın. Havası suyu herşeyi farklıdır. Güneşin batışı ve doğuşu da farklı olduğu gibi. Büyükadada yaşayan yerel halkın 5 bin kişi kadar olduğunu biliyorum. Yanlış ta biliyor olabilirim. Fakat yazın gelen yazlıkçılar ile bu sayının 25 bin’e ulaştığını biliyorum, buna dışardan günü birlik gelen yerli ve yabancı turistler dahil değil. Her zaman elit bir kesimin tercih ettiği, çok kaliteli bir toplumun yaşadığı bir adadır. Modern bir topluluk yaşar büyükadada.

Doğduğum senenin ilk yazından beri gitmiş olduğum adamda, bebekliğimi, çocukluğumu, ergenliğimi yani kısaca bugüne kadar herşeyimi yaşamışım ve izlerini de taşıyorum aşkım. Her noktasında farklı farklı ufak tefek anılarım var.

resim-023Bebekliğim hep anneannemin evinde geçmiş ve o yaşlarda ne kadar yaramaz bir çocuk ve hiperaktif olacağım anlaşımıştı. Yıkanmaz, yıkansa bile hemen kirlenen bir bebektim ben. Emeklememe rağmen yürüyen bir insanın tırmanamayacağı yerlere tırmanmak. Saç ve baş yolduran uyuz edici şeyler yapmak benim en büyük hünerimmiş. Anneannemlerin mangal için aldıkları kömürle oynamak ise yaramazlıklarımın en zevklisiymiş benim için. :)

Yürümeye başladıktan bir kaç sene sonra ama henüz evden uzaklaşamadığım yaşlarda sokakta koşuşturmalar ve faytonlardan kaçmalar. Annem seslenir fakat duymamazlıktan gelmeler. Yavaş yavaş azıcık büyüdüğümde ise misket tüccarlığı yapmaya başlamalar. :) Aşkım en büyük kavgalar bunlardan çıkardı. Bir anda sokakta bir kargaşa, bir bakmışsın herkes birbirine girmiş. :)

Ada halkında yaşlı nufüs biraz daha fazla olduğu için her camdan bir dede bir teyze çıkar ve şöyle bağırırlardı. “Yeter gidin başka bir sokakta oynayın!” Biz küçük çocuklar hemen korkardık başka bir sokağa giderdik. Orada da kavga gürültü ve yine kovulmalar… Yazın öğlen sıcağı olunca evlere dağılır sonra akşamüstü tekrar sokaklarda toparlanırdık sanki sözleşmişiz gibi.

resim-107Ergenlik dönemlerimizde artık evde uzaklaşır gece saat 22:00′a kadar iskelede takılırdık. :) Saat 19:30 bizim saat meydanı önünde buluşma vaktimizdi. O zamanlar cep telefonu yoktu. Gelen gelir gelmeyen gelmezdi. Herkes beline kazaklarını bağlamış şekilde hergün buluşulunurdu. Döner ve tost en sevdiğimiz yemeklerdi. Daha sonra ya mısır ya dondurma. Ama en beğendiğim geleneğim turşucu abiden acılı turşu içmekti. O abi değişti başka bir abi oldu sonra. :)

Biraz daha büyüdük artık İstanbul’da diskoya gidemezken adada bir şekilde gidebiliyorduk. Anadolu kulübünde şamdan vardı. Bizim yaşlarımız için özel partiler olurdu. Akasya diye başka bir yer vardı. Anadolu kulübüne üye olmayanlar oraya da gidebilirlerdi. Yok o ondan hoşlanıyor o bunu sevmiyor. Büyük bir arkadaş grubu oluşturmuştuk. Tam bir gençlik dizisi edasında aşk, ihtiras, nefret, kin…vs… yani aklına gelebilecek herşey. Sonra o kocaman grubun 10′lı gruplara bölünmesi ve parçalanmalar.

resim-101Ergenlik döneminden çıkmaya yakın veya ergenlik döneminde çıkışta adada güzel aktivitelere katılmalar başlandı. Spor olayları diye kısaltabilirim aslında. Büyük tur yürüyüşleri, Aya yorgi gezileri, lunaparkta mangal sefası ve arkadaşların evinde toplanıp oyun oynama mangal sefaları. Bu yaşlarda ada’nın tarihi de dikkatini çekmeye başlıyor ve keşfetmeye çalışıyorsun. Bunun dışında da adanın arkasında daha temiz bir denize girme merakından yeni yerleri keşfediyorsun.

Aşkım genel olarak toplamak gerekirse bebeklikten bu yaşa gelene kadar aslında bunu yaşayanların bileceği bir büyükada keşfi oluyor kendini de keşfederken. Onun için ada bende hep izler bırakmıştır. Hem iyi hem kötü. Büyükada yaz ayları için yaşanılası inanılmaz güzel bir yerdir. İstanbul’un iş güç kalabalık gürültü stresinden seni alıp kopartıyor. Sanki bir Bodrum veya Çeşme gibi bir yazlık mekana 30 dakikalık bir vapur seyahatı ile gitmiş gibi oluyorsun.

Büyükada hakkında genel ve tarihi bir araştırma yaptım. Bunu da seninle paylaşmak istiyorum aşkım. Bunu ben okumuştum daha önceden Büyükadada yaşarken daha çok tanımak için, fakat çok uzundur, biraz özet şeklinde bir şeyleri de paylaşayim istedim. Aslında tam bir tarihi bilgi sayılmaz ama idare et biraz. :)

resim-119“İstanbul Adaları’nın en büyüğü Büyükada’dır. Yüzölçümü 5,4 kilometrekaredir. Adalar’da, biri güney diğeri kuzeyde olmak üzere iki tepe bulunur. Güneydeki tepe, 203 metre yükseklikteki Yücetepe’dir. Kuzeydeki tepe ise İsa Tepesi bulunmaktadır. Seyahatnamelerden ve tarihi olaylardan anlaşıldığı kadarıyla Büyükada, Bizans döneminde de, Osmanlı döneminde de hep meskun kalmıştır. 19. Yüzyılın ilk yarısında 3 bin kadar olduğu tahmin edilen Büyükada’nın nüfusu, Adalar’a vapur işlemeye başladıktan sonra artmış, 20. Yüzyıl başlarında 5 bini aşmıştır. Ada’nın nüfusu bugün 8 bin civarındadır. Ancak ada, yazları günübirlik ziyaretler ve yazlığa gelenler nedeniyle kalabalık olmaktadır.19. yüzyıl ortalarında Büyükada’yı anlatan yabancılar akşamüstleri iskele çevresindeki şıklığı, zerafeti, sahildeki gezintileri ballandıra ballandıra anlatırlar. 20. Yüzyılın ilk çeyreği boyunca Rumların ağırlık taşıdığı ada halkı ve yazlıkçı gayrimüslimlere ek olarak Osmanlı aydın ve yazarlarının da önemli bir bölümü Büyükada’nın güzelliklerini ve toplumsal atmosferini paylaşmışlardır.1. Dünya Savaşı ve Cumhuriyet sonrasında Rum halkını kaybeden Büyükada’daki canlılık 1930’lara kadar büyük ölçüde kaybolmuştur. Ancak, 1940’lı yıllara doğru, Cumhuriyet dönemi devlet ileri gelenlerinin ve yüksek bürokrasinin, varlıklı kesimlerin rağbet ettiği bir sayfiye yeri olma özelliğini yeniden kazanmıştır. Büyükada, bu dönemde yeni köşklerle, özenli ve zevkli yapılarla süslenmiş, İstanbul halkının günlük gezinti yerlerinin de başında yer almıştır.Adanın Kuzey-Güney doğrultusuna dik olarak çıkan Dil Burnu’nun iki yanındaki Yörük Ali ve Nizam Plajları, Luna Park, Aşıklar, Viranbağ kır gazinoları, korulukları, biri iskeleden başlayıp Ada’nın tüm çevresini dolaşan büyük tur, diğeri Araba Meydanı’ndan başlayıp Dil’den, Aşıklar Kır Gazinosu’ndan Lunapark’a oradan da Maden’e geçerek binildiği noktaya dönülen küçük tur olmak üzere araba turları, Luna Park meydanındaki süslü eşeklerle yapılan geziler Büyükada resim-031gezilerinin başlıca eğlenceleri haline gelmiştir.Ada’nın en yüksek tepesinde Aya Yorgi kilise ve manastırı bulunmaktadır. Buradaki ilk yapı, miladi 6. Yüzyılda inşa edilmiştir. Bu mevkide, bir çok kilise ve manastırın kalıntıları da vardır. Bunlardan bazıları bugüne kadar ulaşmış, bazıları yıkıntı olarak kalmıştır.İsa Tepesi’nde ise Hristos Kilise ve manastırı bulunmaktadır. Kumsal semtindeki Ayios Dimitrios Kilisesi de Ada’nın önemli dini yapılarındandır. Adadaki Ortodoks cemaat, büyük ayinlerini burada yapar.Büyükada’da bulunan 4 camiden mimari bakımdan en dikkat çekeni 2. Abdülhamid tarafından yaptırılan Hamidiye Camii’dir. Mimari açıdan batı etkisinde inşa edilmiş bulunan bu cami, Ada Camii sokağında bulunmaktadır. Büyükada’ya, günümüzde Sirkeci, Kabataş ve Bostancı’dan kalkan Ada Vapurları ve İstanbul Büyükşehir Belediyesi’nin deniz otobüsleri ile ulaşmak mümkündür. Adada otomobil yasağı vardır. Bu da, Ada’nın gürültüden uzak, havası temiz bir mevki olarak kalmasını sağlamaktadır.”

Not: Fotoğrafları tıkladığında kocaman oluyor. Bu fotoğrafları birlikte çekmiştik aşkım. :)

VN:F [1.4.3_701]
Rating: 5.0/5 (2 votes cast)

istanbulda bir gün daha bitiyor…

Bepanthol tarafından Nisan 7, 2009 tarihinde yazılmıştır.

İş yerinde yoğun bir gün geçirdikten sonra o vapur yolculuğu bir ilaç gibi geliyor bana. Biliyorum sende bayılıyorsun bu yolculuğa özellikle o şehir gürültü patırtısının sesi kesiliyor dalga ve martı sesleri onun yerini alıyor. Özellikle bir de o boğazın o muhteşem görüntüsü tarif edilemez. İnsan ne tarafa bakacağını şaşırıyor. Özellikle saatler 1 saat ileri alınınca günün o aydınlığına daha çok doyuyoruz. Artık ne kadar da havalar dengesiz olsada çicekler bahar açmış durumda. Bahar geldi artık aşkım.

O güzel vapur manzarasından sonra dolmuş kuyruğuna girince üff dedim keşke vapurdan hiç inmesem böyle bir Kadıköy bir Beşiktaş gitsem gelsem. :) O dolmuş kuyruğu bana o kadar uzun gelir ki bir türlü bitmek bilmez. Oradaki engelli kalem satan abi bir çocuk sesi ile 4 tane 1 lira derken ise içim böyle hep parçalanıyor. Keşke imkan olsada bunu yapmak zorunda kalmasa. Bir sürü kalemim oldu yine dayanamadım aldım. Sonra oraya buraya dağıtıyorum yine kalemsiz kalıyorum. :)

Nihayet dolmuşa bindim Aşkım aşkım. Biliyorsun elimden düşürmediğim iPhone ile pressyado’muza bakıyordum. Son ayarlamalardan sonra acaba nasıl gözüküyor diye. Fazla bir trafik yoktu. Gözüm bir jBurger’da takıldı. Yıllardır önünden geçip sadece bir kere orada yediğim hamburger’i beni o kadar övgüye rağmen hayal kırıklığı yaratmıştı. Sonra yine iPhone’da facebook’ta gezerken yazdığımız yazıları paylaştığımızda nasıl göründüğüne bakıyordum ki inmem gereken yere gelmişim. Müsait bir yerde indim sonra bir baktım ve bu fotoğrafları çektim.

(daha fazla…)

VN:F [1.4.3_701]
Rating: 0.0/5 (0 votes cast)

pazar aşkı gezmeleri

Bepanthol tarafından Nisan 5, 2009 tarihinde yazılmıştır.

Geçen hafta olduğu gibi bu haftada havamız güzeldi. Attık kendimizi dışarıya vee en güzel en rahatlatı etkinliğimizi yaptık bizi stressten uzaklaştıran. Feneryolundan başlayan sahile uzanan caddede sonlan yürüşüyümüz.

Aşkım o kadar güzeldi ki bugün bol aktiviteli sporlu sağlıklı ne diyelim yaşam dolu. :) Bence sabah spora gitmemiz bizi çok çok daha kendimizi iyi hissetmemizi sağladı. Hava mis gibi güneş sımsıcak. Sanırım ikimizinde içi böyle dışarı çıkmak için can attı. O kadar enerjiktik ki sen de bende. Ne kadar süperdi. Sahilde oturduk o meşhur caddebostan kumsalında. :) Denizin sesini dinledik. Sonra yine yürüdük çiceklerin fotoğrafını çektik. Köpekleri izledik ah keşke bizim de olsa dedik. Bir gün o da olacak. İnşallah. Çok çok yorulduk uykumuz geldi. Bir bitkinlik çöktü ama çok güzel bir bitkinlik. Oturacak yer aradık ve starbucksta caramel machiatto’muzu yudumladık soya sütlü.

Devamlı rastlantılar ile geçen günümüz yine rastlantılar ile bol sohbetimiz ile geçti ve geriye aşağıdaki fotoğraflar kaldı. :)

(daha fazla…)

VN:F [1.4.3_701]
Rating: 0.0/5 (0 votes cast)
pressyado.com teknik özelliklerini geliştirmeye devam ediyor...