Etiket bulutundan seçilmiş giri ‘e-posta’

13-10-2009 işte 10. ayımız

Bepanthol tarafından Ekim 13, 2009 tarihinde yazılmıştır.

Aşkım demin ben sana yalan söyledim. Uyuyacağım dedim ama sonra yok yok böyle dersem şimdi internette yakalanırım. Yakalansam da işte e-postalarımı kontrol ediyorum diyeceğime en baştan söylerim dedim. Hani şüphe çekmemek için. Üff bütün yalanlarımı söyledim şimdi. Amacım burada birşeyler yazmaktı. Ve şuanda başarılı birşekilde amacıma ulaşıyorum.

Canım aşkım benim bugün bizim için çok önemli bir güne girdik. Saat 00:00 oldu ve bizim 10. ayımız olmuş oldu. Her ay olduğu gibi bu ay da çok çabuk geçti senle. Daha önceki aylardaki yazılarımızı birgün okuyalım ne kadar çok anı biriktirdik burada. Bir de düşünsene burada yazdıklarımızın dışında daha tonlarca anımız var. Arada aklımıza geliyor bazıları ne kadar çok zaman önceymiş gibi geliyor değil mi? Sanki yıllar oldu. Ama biz daha 10 aydır tanışıyoruz.

gul

Bugün bütün gün birlikteydik. Bunu uzun zamandır yapamıyorduk aslında. Senin 2 aylık iş maceran öncesinde bütün yazı neredeyse tamamen hergünü birlikte geçirdik. Her günümüzü birşekilde oyalanacak birşeyler bularak geçiriyorduk. Sıkıldığımız anlar olsada hep kolumuzun içinden göğüsümüze kadar sarılarak destek oluyorduk. Sözlerimiz ve hislerimiz birşekilde iletişime geçerek destek olabiliyoruz birbirimize. Şimdi yine aynı şekilde hergün birlikte olabiliyoruz. Sorunlarımızın olmasından dolayı sıkıldığımız anlar yine oluyor. Zaten sıkıldığımız konular bir çok beklentimizin olmamasından kaynaklanıyor. Uf birde ailevi sağlık sorunları var işte. Bazen onlar çıkıyor ortaya veya anlaşamamazlıklar. Herşeyden sıkıldığımda bu hayatımda birtek senden sıkılmadığımı gördüm. Hatta böyle birşey hiç aklıma gelmemişti. Ama bugün canım o kadar sıkıldı bir anda. O anda nasıl ve bana ne yaptıysan sanki kanayan bir yarayı hemen iyileştirdin. Herşeyden sıkılmıştım aşkım ama sen beni kurtaran yanımda olan bir melek oldun ve olmaya devam edeceksin. Herşeyimin ilacı olduğunu gördüm ve hissettim. İnşallah bir taraftan da bende sana böyle hissetiriyorumdur.

Aşkım canım benim seni çok seviyorum. Bunu her zaman söylüyorum. Söylemeye devam ediceğim. Kavga etsek veya tartışsakta bunu her zaman söyleyeceğim. Seni çok seviyorum. Evet arada sırada böyle şeyler de yaşıyoruz. Ama hesaplarsan bu tartışmalarımızın uzunluğunu bugüne kadar birlikte olduğumuz 300 küsür günün sadece 5-10 gününü alır. Bu da bizim nazar boncuğumuz olsun.

Bugün sana birşey söylemiştim belki hatırlarsın aşkım. Yaaa keşke ben seni daha önce bulsaymışım neden bu kadar geç kaldık ki? Geç olsun ama güç olmasın.  :) 13-10-2009 henüz 10. ayımız ama bu 100. ayımız 200. ayımız 300. ayımız olarak devam eder inşallah sağlıkla, mutlulukla, saygıyla, sevgiyle ve biraz da para olsa hiç fena olmaz. :)

VN:F [1.4.3_701]
Rating: 5.0/5 (2 votes cast)

kablosuz internetin tesadüfü

Bepanthol tarafından Eylül 18, 2009 tarihinde yazılmıştır.

wireless-tesadüfAşkım bunu senle hemen paylaşmalıyım. Hemen paylaşmalıyım diyerek Yıldızlar Cafe’ye geri döndüm. Bütün gün ne mi yaptım? Yemek yedim çay içtim internette dolandım durdum. Uzun bir süre senin ile e-posta alışverişi yaptık. O sırada tabii ki yine Yıldızlar Cafe’deydim. Burası bana alıştı ben de buraya alıştım. İki tane çaya sabahtan akşama kadar internet ve adalar İstanbul manzarası.

Karnım acıktı canım lahmacun çekti.  Büyükada’da yeni bir taş fırın açılmış bir oraya gideyimde deneyeyim dedim. Sonra bir güzel oturup iki tane lahmacun çekin dedim. O sırada senden bir mesaj geldi. Sana e-posta attım diye. Ben bilgisayarımı açamadığım için iPhone’umdan kontrol etmek için e-posta uygulamasına girdim. Tam senin e-postanı okuyacakken sevgili iPhone kablosuz bir internet ağı buldu. Adı melis. Ben de hemen iPhone’un ekran fotoğrafını çekme özelliğini kullanarak film rulosuna kaydettim. Bir anda çok güldüm. Çünkü o sırada ne kadar bağlı gözüksemde 3G’ye klasik olan 3G sıkıntısı ile internete bağlanamama sorunu yaşıyordum ki imdadıma sen yetiştin. Hani şöyle oldu sanki okuman lazım çok önemli okuyamıyorsan bile ben sana interneti de halletim hemen oku gibi oldu.

Tesadüfi bir komiklikle güldüm ve hoşuma gitti. Senin de görmeni istiyorum ve hemen yazıma bu görüntüyü yapıştırıyorum. Yazdığın e-posta görülmesin diye bazı bölgeleri Photoshop ile bulanıklaştırdım. Bu arada yeni açılan lahmacun taş fırını fena değilmiş ama sıcakta yenilmemesi gereken bir besindi bu ve karnım hemen guruldamaya başladı.

VN:F [1.4.3_701]
Rating: 3.7/5 (3 votes cast)

büyükadadaki yerli doku ve pazarlama

Bepanthol tarafından Ağustos 28, 2009 tarihinde yazılmıştır.

Aşkım büyükadaya gittiğim zaman sana hep anlatacak güzel şeyler buluyorum. Bazen aklıma gelmiyor ama ufak çağrıştırmalar ile bir anda ampul yanıyor beynimde. Düşünsene beynimizin diplerinde duran kaç tane unutuğumuzu sandığımız anılarımız var. Aslında o anılar uyku modunda bir kenarda duruyor ve bir ışık geldiğinde uyanıyor.

haberturk_gazeteSabahleyin saat 8:45 motoru ile adaya geldim. Yıldızlar cafe’nin önünden geçiyordum ki bir çay içeyim haydi dedim. Oturdum çay içmek için haydi o zaman bilgisayarımı açayim biraz zaman geçireyim dedim. Ama ne olsa beğenirsin. Dün geceki benim trafik vardır telaşımdan dolayı cep telefonumun ve dizüstü bilgisayarımın kablolarını almayı unutmuşum. Ne yapayim dedim HaberTürk’ün gazetesini almıştım okumaya devam edeyim dedim. Bu şekilde zaman geçirdikten sonra eve gittim. Bir anda kardeşimin bilgisayarını görünce ohh diye rahatladım. Bir an için unutmuşum. Çünkü Büyükada bütün gün yoksa çekilmezdi. Evde oturdum ve babam ile enteresan tartışmalar yaşadım. Yok şu hasta kalıtımsaldır bu değildir. Şu şöyledir bu böyledir. Sonuç olarak kaçtım evden.

kahve_dunyasıYıldızlar cafe bir aile çay bahçesi fakat benim için bir internet cafe. Bundan daha ileri bir yanı kalmadı. Çünkü hiç ailemle burada çay veya kahve içmeye gitmiyorum. Kahve Dünyası bence tam bir aile çay kahve bahçesi edasında bana göre. Ailem ile en çok oraya gidiyorum. Oranın interneti sorunlu olmassaydı kesinlikle orası da benim için bir aile bahçesinden öte bir yer internet cafe olacaktı. Sanırım bir de burası yanı ldızlar Cafe’yi seçmemde buranın büyükada olması. Anadolu yakasında zaten Kahve Dünya’ları var veya Starbucks’lar var. Ada havası en çok böyle daha güzel oluyor bence. Bu aslında şunu gibi birşey de olabilir. Adamızı yabancı markalara satmayalım ve doğal yerli halkı kalkındıralım ki adanın havası değişmesin. Dönercilerimiz hep dönercimiz kalsın. Bursa’dan biri çıkıp iskenderci veya dönerci açmasın. İskender İskenderoğlu’nun yaptığı gibi. Yani Büyükada’nın yerliliği bozulmasın.

Neyse bu düşüncelere dalmışken bir e-posta geldi. Büyük ihtimale spam olarak gönderilmiş birşeydi fakat açtım. İçinde eğitimler falan vardı. Yok bilmemne marketing yok şu marketing diye. İlgimi en çok cross marketing çekti. Sonra hatırladım ki üniversitede bir ders almıştım ve bu konuyu işlemiştik. Daha sonrasında bir seminerde karşıma çıktı. Ya işte can sıkıntısı ve merak sonucunda bir bakmışım. Bu konular üzerinde dokümanlar bulup okumaya. Okudukça okudum hatta bir sayfada maalesef Türkçe karakter sorunu vardı. Buna rağmen okudum ve bitirdim.

buyuk_manavBu konulara epey bir kafayı takmış oldum bir süreliğine. Biraz kendimce örnek çıkarmaya çalışırken aklıma balıkçı ve manav ilişkisi geldi. Hani demiştim ya anılar bir anda uykudan uyanıyor bir ışık sayesinde. Aynı onu hissetim. Büyükada çarşıda bir balıkçı ve manav vardı. Bunlar ne kadar ayrı iş yapsalarda söz üzerinde olan bir anlaşma yaptılar. Yani kağıda dökmediler birşekilde ve şunu yaptılar. Birbirlerine uygun giden ürünleri paylaşma ve ortak satış. Yani şu Balıkçı sattığı gaya balıklarının yanında tatlı erik koydu. Çünkü gaya balığı alan bir kişi evinde balığını erikle yapıyordu. Yani bu balığın yapılış tekniği bu. Tuzlama balık yani lakerda satışı yaparken kırmızı soğan koydu. Balıkçı dükkanında balık ile alakası olmayan gereksiz saçma sapan şeyler satıyordu bunun dışında. Yok amcasının memleketinden peynir çeşitleri ve bal. Fakat bunları satamıyordu. Bu ürünleri de manav satmaya başladı. Bu şekilde hem dükkanlarında ürün çeşitliliği oldu hem de dükkanlarında gereksiz ürünler ile yer kaybında kurtulmuş oldular. Bu iki yer gecen seneye kadar açıktı. Tam 10-15 sene böyle ortaklık içerisinde çalışmışlardı. Herhalde okumuş olduğum yazılardan kendimce doğru bir örnek vermişimdir.

Sonuç olarak adanın hep yerel dokusunu korumasını istemişimdir. Manav hep açık kalsın ve o yerli dokuyu kaybetmesin. Balıkçı kapanacaksa bile yerine yine balıkçı açılsın. İşte kapanan o manavın yerine İskender İskenderoğlu açıldı.

VN:F [1.4.3_701]
Rating: 0.0/5 (0 votes cast)

melih cevdet anday’a göre evlilik

Bepanthol tarafından Mayıs 5, 2009 tarihinde yazılmıştır.

Aşkım, Perihan çok güzel bir e-posta göndermiş. Ben de senle paylaşmak istedim. Hep genelde saçma sapan forward e-postalar gelir ama arada içersinde çok güzel bir şeyler çıkar. Perihan’ın gönderdikleri dışında tabii. :P Bende onun forward e-postalarını takip ediyorum. O da bizi takip ediyor. :) İşte aşağıda gelen e-posta yorumunu çok merak ediyorum.

evlilikMelih Cevdet Anday’a sormuşlar ‘evlilik nedir?’ diye.

“Eskiden demiş, kız tarafının ve oğlan tarafının ailesi biraraya gelir, yeni çiftin kuracağı yuva için beraber hazırlık yapılır, beraberce yeni ev düzülürdü. Tabi o zamanlar evler genelde bahçe içinde müstakil evlerdi. O yüzden buna ‘evlenmek’ denirdi. Şimdi ise yeni evliler apartman dairelerinde yani katlarda oturuyorlar, bu yüzden artık evlilik ‘katlanmaktır’ demiş.”

Bir iki nesil öncemize kadar evlilikler genel anlamda görücü veya tanıştırma usulü ile oluyordu. Bir şekilde erkek tarafı kızı istiyor ve bir şekilde baba evet diyip kızı veriyordu. O zamanlar evlilikler daha saygın bir şekilde gerçekleşiyordu. Ne kadar geri kafalı olarak gözüksede evlilikte ilk görüşte aşk yada bir anda sevgi olmuyordu. Fakat bir saygı oluyordu. Babam demişse bir sakınca yoktur düşüncesi ile kız, erkeğe varıyordu. O saygı ile ev kurulup daha sonra sevgi ve aşk gelişiyordu. Bu ne kadar garip gelsede bize, biz ise tam tersi konumundayız. Kızda erkekte istediği ile birlikte olup bir ilişki içerisinde bulunabiliyor özgürce. İlk önce aşk ve sevgi geliyor. Düzgün ilişkilerde bu saygıya dönüşüyor. En sonunda evliliğe gidiyor belki de. İki kişinin bir anda aşk ve sevgi ile tutulduğu evlilik ama daha sonra “katlanma” oluyor. Bunu kesinlikle genelleyemem ama sanki bir şekilde rahatlık mı ne batıyor. Ne kadar garip…

VN:F [1.4.3_701]
Rating: 5.0/5 (4 votes cast)
pressyado.com teknik özelliklerini geliştirmeye devam ediyor...