Etiket bulutundan seçilmiş giri ‘eğlence’

biz evliyiz ve çok eğlenceliyiz!

Bepanthol tarafından Aralık 30, 2011 tarihinde yazılmıştır.

Aşkım, ama en tatlı karımcım. Şimdi biz uzun zamandır hiç birlikte etkinlik yapamamıştık senle. Yok düğünler, yok doğumlar derken. Bir sürü yere de davetliydik. Hiç böyle zaman geçirmemiştik zaten evde… O kadar eğlenceli oldu ki aslında geçen salı gecesi inanılmazdı. Oyunda bana Gabriel Garcia Marquez Yüzyıllık Yalnızlık kitabını okutman inanılmazdı. Aslında ne kadar güzel ve doğal gelişti değil mi? İlk önce yemek yedik. O güzel ellerinle bana hazırladın ve daha sonra bir anda Duman dinlemeye başladık. Duman dinlerken içki de içilmez mi? Sonra İzzet ve Eslin’in bize hediyesi olan oyunu açtık. Bir bakmışız sarhoş olmuşuz… Çok anlatmaya gerek yok hepsi aşağıdaki videoda…

VN:F [1.4.3_701]
Rating: 5.0/5 (5 votes cast)

patlıcan kafa ile bi buçuk sene

Bepanthol tarafından Haziran 13, 2010 tarihinde yazılmıştır.

Evet aşkım. Evet aşkım. Nihayet bir ay kutlamamızı yaptık. Ama bu ay kutlamamız diğer ay kutlamalarından daha önemliydi. Çünkü bi buçuk senemiz bugün yani ama kutlamayı dün yaptık. Saat 23:59:59′u  bir saniye geçince mutluluk ve sarıl çığlıkları yaşadık. Çok güzel ve heyecanlı bir gün oldu aslında benim adıma. O zaman hemen anlatmaya başlayayim.

Dur hemen anlatmaya başlamayim ve günün anlam önemine eş bir değişikliğin hakkında yorumlarımı yapim. Artık sana kırmızı kafa diyemeyeceğim ve hey kırmızılı gel buraya diyemeyeceğim için üzülüyorum. Hatta telefonda sen bana söylediğinde düz bir renk olacak diye çok korkmuştum. Ben ne diyeceğim şimdi. Hey doğal saçlı kız gel buraya mı diyecektim. Şşş güzel saçlı kız gel mi diyecektim? nasıl olacaktı? İşte bütün soruların ve sorunların saçma olduğu bir saç rengi ile geldin yanıma. Hem de çok yakışmış aslında kop kop koyu bir kırmızı düşün o renk bir saç oldu patlıcan renkli oldu aşkım. Hem de çok yakıştı ve ben hemen bir ad koydum. Patlıcan kafalı hey mor kafa. İşte rahatladığım andı. İlk başta karanlık olduğu için anlamamıştım fakat ışıkta ne kadar güzel olmuştu saçların. Evet yeni saçlarında mutluluk diliyorum aşkım. Mor kafanla güzel şeyler düşün herşey güzel olsun.

patlıcan kafa

Şimdi geceye devam edebilirim. :) Çünkü heyecanlıydım aşkım. Gideceğimiz yer belliydi ve rezervasyonumuz vardı. Ben de çok bilmişlik yaptığım için yerin tarifini tekrar istemedim. Ama nasıl olur bilemedim oda kulenin oradan ya sağdı ya soldu. Ben bir an mısır apt. orada sandığımdan sola dönelim dedim. Arada surpriz olduğu için belli de etmemem gerekiyordu ama çok komik bir durum içerisindeydim. Hem gerçekten numaradan sana şakalar yapıyordum ama aslında burası tam olarak neredeydi diyordum. İşte o anda şakam kaka oldu. Mısır apt. girdik ve aaa 2. katta olması lazımdı dediğim halde orada fototrek vardı. Evet çok komikti. Sen de hala şaka yaptığımı düşündüğün için şakayı kaka yaptığımı düşündün. Halbuki ben çoktan kaka yapmıştım. Neyse ki sonra biraz hatırlar gibi oldum. Teknolojinin gözü sağ olsun hemen iPhone yardımıyla adresini tekrar öğrenebildim.

Tekrar yolda yürürken sana doğru ve güzel açıklamalar yapmam gerekiyordu. Gerçekleri birbir sıralarken aslında gözüm sol taraftaki binaların adının bulunduğu tabelalara bakarak geçiriyordum. Sanırım bana çok kızgındın ama bir sürprizi güzel noktaya getirmem gerekiyordu. Aslında dediğim gibi bu yer dışardan görülmeyen bir apt. ikinci katında olan gayet rahat ve şık bir restoran. Nasıl olmuşsa aklımda hep mısır apt. diye kalmış. Çünkü orada da Mano Bistro yazmıyordu. Mano Bistro’nun olduğu yerde de yazmıyordu adı. Kafam karışmış olabilir evet ama heyecanlıydım. Bir şekilde kızgınlığın geçerek en sonunda önüne geldik. Geldik ama artık o kadar hayal kırıklığı yaşanırken bir daha olmasına müsade etmemek için senin annen ile telefonda konuşmanı fırsat bilip gizliden adres bilgisi aldım. Surpriz. :) O anda farkında olmadığını biliyorum. Ben de kendime güvenerek artistik bir şekilde e hadi girelim pozu yaptım. Artık kendime güveniyordum. Neyse artık torunlarına anlatırsın aşkım.

Sonuç olarak, böyle bir apartmana girdiğinde böyle güzel sıcak bir yaz gününde püfür püfür mekanla karşılaşacağını tahmin edemezdin. Etmiyordun da zaten. Hem rahat hem de şık bir yerde güzel boğaz manzaralı oturup keyif yapmak sana güzel gelecekti. Bana da gelecekti. Bundan sonra hep oraya gidelim tamam mı? Aşağıdaki fotoğraf herşeyi anlatıyor.

bir buçuk sene

VN:F [1.4.3_701]
Rating: 0.0/5 (0 votes cast)

14. ayımız kutlu olsun aşkım

Bepanthol tarafından Şubat 13, 2010 tarihinde yazılmıştır.

Aşkım aylar teker teker böyle bir bir ilerliyor. Zaman nasıl geçti? nasıl geçiyor? Kesinlikle anlaşılır gibi değil. Bir bakmışız 50 olmuşuz. İnşallah o yaşta olunca yine elini sıkı sıkı tutarım. Mutluluğumuzu şuanki gibi kalbimde hissederim. Hiçbir zaman kopmayacağımızı ve kopamayacağımızı biliyorum. Bu yüzden arada bir şımarıklıklar yapabiliriz. Aylık yaşadığımız ufak kavga sendromlarımız da bitmesin. Onlar çok heyecanlı oluyor ilişkimizde. :)

Bugün ayın 13′ü ve 14. ayımız oluyor. Bu kutlamalarımız hep üst üste geliyor dedikya 14′ünde de Sevgililer günümüz var. Bize hergün sevgililer günü böyle nasıl diyeyim ki? Çok klasik bir laf aslında hani kutlamaya ne gerek var falan denir. Aslında bazı günleri özel kılmak çok güzel his veriyor insana. Birbirimizle olduğumuz için hergünü sevgililer günü gibi kutlayalım ama bugünse bir farklı olsun.

aşık kediler

14. Şubat’ta Sandy ve Murat evleniyor. Ne kadar güzel bir tarih evlenmek için çok güzel ayarlamışlar. Güzel bir düğün programı olacağına inanıyorum. Belki sürpriz sevgililer günü etkinliği bile yapabilirler. Umuyorum tabii ki. Biz ama başbaşa hem 14. ayımızı ve sevgililer günümüzü kutlayacağız 5. katta. Sen önerdin aşkım ve web siteleri de güzeldi. Fotoğraflar ve manzara müthişti.

Sonuç olarak biraz karışık olan yazımı bitirmek istiyorum. Bitirirken kafamı sallayarak seni çok sevdiğimi onaylayarak iletiyorum. Bu mutlu günlerimizde ve ilerki senelerde el ele birlikte olalım. Göz göze bakalım. Sıcaklığımızla ısınalım. Mujks.

VN:F [1.4.3_701]
Rating: 0.0/5 (0 votes cast)

tatile gidiyoruzzz

CherryBlossomGirl tarafından Temmuz 1, 2009 tarihinde yazılmıştır.

marmaris

Aşkım şu an içerde son hazırlıklarını yaparken sen, ben de bir adet eti cin ve bir bardak limonata eşliğinde bu yazıyı yazıyorum.

Bu akşam uçağa biniyoruz veeeeeeeeee ver elini Marmarisssssssssssssss :) )))

Aşkım bir hafta boyunca pressyado ve stressyado’ya iphone’ından bakabilicez bakalım nasıl dayanacaksın, iyice internetkolik oldun, düşündüm de ben 1999 yılında senin gibiydim yani eve ilk internet bağlantısı aldığımda. Sende ise hala o şevk var, çok güzel ama bazen seni üşengeç yapıyor bu, hep internete bağlı olmak istiyorsun, merak ediyorsun neler oluyor neleri kaçırıyorum internette olmadğım saatlerde diye ama allahtan iphone’un var gerçekten de, seni bir şekilde online tutuyor :)

masa_ustu_tatilŞimdi bir hafta deniz, güneş, kum, eğlence, dinlence yapıcaz aşkım senle. Ben çok heyecanlıyım ya sen??? Acaba nasıl geçecek.. Turlara katılıcaz, yüzücez, fotoğraf çekicez bol bolll.. Gelince de artık pressyado’ya bol bol yazılar yazarız.

Büyük ihtimalle gene gittiğimizde bir şekilde ya orda internet cafe bulucaz ya birşey yapıcaz ve giricez biliyorum ama ben bir haftalığına internet diyeti de yapmak istiyorum kendi adıma. O yüzden bir hafta sonraki yazılarımla görüşmek üzere diyorum kendi adıma :) ))

VN:F [1.4.3_701]
Rating: 0.0/5 (0 votes cast)

hayatımdaki büyükada

Bepanthol tarafından Nisan 25, 2009 tarihinde yazılmıştır.

Aşkım büyükada doğduğumdan beri yazları geçirdiğim yazlık bir mekan. İstanbul’un içinde ama aynı zamanda dışındadır. Yani Büyükada istanbul’un bir tatil bölgesidir ve hiçbir zaman İstanbul’da olduğunu anlamazsın. Havası suyu herşeyi farklıdır. Güneşin batışı ve doğuşu da farklı olduğu gibi. Büyükadada yaşayan yerel halkın 5 bin kişi kadar olduğunu biliyorum. Yanlış ta biliyor olabilirim. Fakat yazın gelen yazlıkçılar ile bu sayının 25 bin’e ulaştığını biliyorum, buna dışardan günü birlik gelen yerli ve yabancı turistler dahil değil. Her zaman elit bir kesimin tercih ettiği, çok kaliteli bir toplumun yaşadığı bir adadır. Modern bir topluluk yaşar büyükadada.

Doğduğum senenin ilk yazından beri gitmiş olduğum adamda, bebekliğimi, çocukluğumu, ergenliğimi yani kısaca bugüne kadar herşeyimi yaşamışım ve izlerini de taşıyorum aşkım. Her noktasında farklı farklı ufak tefek anılarım var.

resim-023Bebekliğim hep anneannemin evinde geçmiş ve o yaşlarda ne kadar yaramaz bir çocuk ve hiperaktif olacağım anlaşımıştı. Yıkanmaz, yıkansa bile hemen kirlenen bir bebektim ben. Emeklememe rağmen yürüyen bir insanın tırmanamayacağı yerlere tırmanmak. Saç ve baş yolduran uyuz edici şeyler yapmak benim en büyük hünerimmiş. Anneannemlerin mangal için aldıkları kömürle oynamak ise yaramazlıklarımın en zevklisiymiş benim için. :)

Yürümeye başladıktan bir kaç sene sonra ama henüz evden uzaklaşamadığım yaşlarda sokakta koşuşturmalar ve faytonlardan kaçmalar. Annem seslenir fakat duymamazlıktan gelmeler. Yavaş yavaş azıcık büyüdüğümde ise misket tüccarlığı yapmaya başlamalar. :) Aşkım en büyük kavgalar bunlardan çıkardı. Bir anda sokakta bir kargaşa, bir bakmışsın herkes birbirine girmiş. :)

Ada halkında yaşlı nufüs biraz daha fazla olduğu için her camdan bir dede bir teyze çıkar ve şöyle bağırırlardı. “Yeter gidin başka bir sokakta oynayın!” Biz küçük çocuklar hemen korkardık başka bir sokağa giderdik. Orada da kavga gürültü ve yine kovulmalar… Yazın öğlen sıcağı olunca evlere dağılır sonra akşamüstü tekrar sokaklarda toparlanırdık sanki sözleşmişiz gibi.

resim-107Ergenlik dönemlerimizde artık evde uzaklaşır gece saat 22:00′a kadar iskelede takılırdık. :) Saat 19:30 bizim saat meydanı önünde buluşma vaktimizdi. O zamanlar cep telefonu yoktu. Gelen gelir gelmeyen gelmezdi. Herkes beline kazaklarını bağlamış şekilde hergün buluşulunurdu. Döner ve tost en sevdiğimiz yemeklerdi. Daha sonra ya mısır ya dondurma. Ama en beğendiğim geleneğim turşucu abiden acılı turşu içmekti. O abi değişti başka bir abi oldu sonra. :)

Biraz daha büyüdük artık İstanbul’da diskoya gidemezken adada bir şekilde gidebiliyorduk. Anadolu kulübünde şamdan vardı. Bizim yaşlarımız için özel partiler olurdu. Akasya diye başka bir yer vardı. Anadolu kulübüne üye olmayanlar oraya da gidebilirlerdi. Yok o ondan hoşlanıyor o bunu sevmiyor. Büyük bir arkadaş grubu oluşturmuştuk. Tam bir gençlik dizisi edasında aşk, ihtiras, nefret, kin…vs… yani aklına gelebilecek herşey. Sonra o kocaman grubun 10′lı gruplara bölünmesi ve parçalanmalar.

resim-101Ergenlik döneminden çıkmaya yakın veya ergenlik döneminde çıkışta adada güzel aktivitelere katılmalar başlandı. Spor olayları diye kısaltabilirim aslında. Büyük tur yürüyüşleri, Aya yorgi gezileri, lunaparkta mangal sefası ve arkadaşların evinde toplanıp oyun oynama mangal sefaları. Bu yaşlarda ada’nın tarihi de dikkatini çekmeye başlıyor ve keşfetmeye çalışıyorsun. Bunun dışında da adanın arkasında daha temiz bir denize girme merakından yeni yerleri keşfediyorsun.

Aşkım genel olarak toplamak gerekirse bebeklikten bu yaşa gelene kadar aslında bunu yaşayanların bileceği bir büyükada keşfi oluyor kendini de keşfederken. Onun için ada bende hep izler bırakmıştır. Hem iyi hem kötü. Büyükada yaz ayları için yaşanılası inanılmaz güzel bir yerdir. İstanbul’un iş güç kalabalık gürültü stresinden seni alıp kopartıyor. Sanki bir Bodrum veya Çeşme gibi bir yazlık mekana 30 dakikalık bir vapur seyahatı ile gitmiş gibi oluyorsun.

Büyükada hakkında genel ve tarihi bir araştırma yaptım. Bunu da seninle paylaşmak istiyorum aşkım. Bunu ben okumuştum daha önceden Büyükadada yaşarken daha çok tanımak için, fakat çok uzundur, biraz özet şeklinde bir şeyleri de paylaşayim istedim. Aslında tam bir tarihi bilgi sayılmaz ama idare et biraz. :)

resim-119“İstanbul Adaları’nın en büyüğü Büyükada’dır. Yüzölçümü 5,4 kilometrekaredir. Adalar’da, biri güney diğeri kuzeyde olmak üzere iki tepe bulunur. Güneydeki tepe, 203 metre yükseklikteki Yücetepe’dir. Kuzeydeki tepe ise İsa Tepesi bulunmaktadır. Seyahatnamelerden ve tarihi olaylardan anlaşıldığı kadarıyla Büyükada, Bizans döneminde de, Osmanlı döneminde de hep meskun kalmıştır. 19. Yüzyılın ilk yarısında 3 bin kadar olduğu tahmin edilen Büyükada’nın nüfusu, Adalar’a vapur işlemeye başladıktan sonra artmış, 20. Yüzyıl başlarında 5 bini aşmıştır. Ada’nın nüfusu bugün 8 bin civarındadır. Ancak ada, yazları günübirlik ziyaretler ve yazlığa gelenler nedeniyle kalabalık olmaktadır.19. yüzyıl ortalarında Büyükada’yı anlatan yabancılar akşamüstleri iskele çevresindeki şıklığı, zerafeti, sahildeki gezintileri ballandıra ballandıra anlatırlar. 20. Yüzyılın ilk çeyreği boyunca Rumların ağırlık taşıdığı ada halkı ve yazlıkçı gayrimüslimlere ek olarak Osmanlı aydın ve yazarlarının da önemli bir bölümü Büyükada’nın güzelliklerini ve toplumsal atmosferini paylaşmışlardır.1. Dünya Savaşı ve Cumhuriyet sonrasında Rum halkını kaybeden Büyükada’daki canlılık 1930’lara kadar büyük ölçüde kaybolmuştur. Ancak, 1940’lı yıllara doğru, Cumhuriyet dönemi devlet ileri gelenlerinin ve yüksek bürokrasinin, varlıklı kesimlerin rağbet ettiği bir sayfiye yeri olma özelliğini yeniden kazanmıştır. Büyükada, bu dönemde yeni köşklerle, özenli ve zevkli yapılarla süslenmiş, İstanbul halkının günlük gezinti yerlerinin de başında yer almıştır.Adanın Kuzey-Güney doğrultusuna dik olarak çıkan Dil Burnu’nun iki yanındaki Yörük Ali ve Nizam Plajları, Luna Park, Aşıklar, Viranbağ kır gazinoları, korulukları, biri iskeleden başlayıp Ada’nın tüm çevresini dolaşan büyük tur, diğeri Araba Meydanı’ndan başlayıp Dil’den, Aşıklar Kır Gazinosu’ndan Lunapark’a oradan da Maden’e geçerek binildiği noktaya dönülen küçük tur olmak üzere araba turları, Luna Park meydanındaki süslü eşeklerle yapılan geziler Büyükada resim-031gezilerinin başlıca eğlenceleri haline gelmiştir.Ada’nın en yüksek tepesinde Aya Yorgi kilise ve manastırı bulunmaktadır. Buradaki ilk yapı, miladi 6. Yüzyılda inşa edilmiştir. Bu mevkide, bir çok kilise ve manastırın kalıntıları da vardır. Bunlardan bazıları bugüne kadar ulaşmış, bazıları yıkıntı olarak kalmıştır.İsa Tepesi’nde ise Hristos Kilise ve manastırı bulunmaktadır. Kumsal semtindeki Ayios Dimitrios Kilisesi de Ada’nın önemli dini yapılarındandır. Adadaki Ortodoks cemaat, büyük ayinlerini burada yapar.Büyükada’da bulunan 4 camiden mimari bakımdan en dikkat çekeni 2. Abdülhamid tarafından yaptırılan Hamidiye Camii’dir. Mimari açıdan batı etkisinde inşa edilmiş bulunan bu cami, Ada Camii sokağında bulunmaktadır. Büyükada’ya, günümüzde Sirkeci, Kabataş ve Bostancı’dan kalkan Ada Vapurları ve İstanbul Büyükşehir Belediyesi’nin deniz otobüsleri ile ulaşmak mümkündür. Adada otomobil yasağı vardır. Bu da, Ada’nın gürültüden uzak, havası temiz bir mevki olarak kalmasını sağlamaktadır.”

Not: Fotoğrafları tıkladığında kocaman oluyor. Bu fotoğrafları birlikte çekmiştik aşkım. :)

VN:F [1.4.3_701]
Rating: 5.0/5 (2 votes cast)

gitme… :(

Bepanthol tarafından Nisan 17, 2009 tarihinde yazılmıştır.

İlk defa böyle olacak aşkım sen gideceksin ankaraya hemen döneceksin 3 güne ama ben seni çok özleyeceğim. Keşke bende senle gelebilseydim ama şartlar elvermedi. Gitme desemde gitmelisin biliyorum aşkım çünkü işin için gidiyorsun.

askimgidiooilk defa böyle olacak birbirimizden uzak kalacağız ama aynı zamanda da senin için bir değişiklik olacak. İnsan sıkılır hep aynı yerde aynı . Farklılığı sayesinde kafanı dinleyeceksin. Binrota web sitesindeki arkadaşların ile görüşeceksin ve belki de ilk defa göreceksin. Çok heyecanlı eğlenceli olacağına inanıyorum.  Binrota sayesinde Ankarayı da keşfedeceksin. Ankaradaki arkadaşın Tuğçe ile görüşeceksin. Senin için mutlu olurken ben maalesef burada seni bekliyor olacağım için hemen geri gelmeni isteyeceğim. Çünkü ben böyle yarım kalacağım. :(

Aşkım inşallah orada eğlenirsin ve zaman çabuk geçer. Benim içinde zaman çabuk geçsin ki seni hemen görebileyim. Böyle sıkı sıkı sarılabilelim birbirimize. Bir birimizden ayrı hiç bu kadar kalmadık. Ama çok farklı bir duygu olacak bunu biliyorum. Senin dediğin gibi “Bunu da yaşamamız lazım.” Her zamankinden daha çok özleyeceğiz birbirimizi. Her buluşmamızda sana sıkı sıkı sarıldığım gibi o gün buluştuğumuzda sıkı sıkı sarılacağım. Taa ki senden “vink” sesi çıkana kadar.

Seni çok seviyorum aşkım kendine iyi bak lütfen… Mujks… :)

VN:F [1.4.3_701]
Rating: 0.0/5 (0 votes cast)

Thank God it’s friday

Bepanthol tarafından Nisan 10, 2009 tarihinde yazılmıştır.

İşte haftanın son günü. Kimine göre en güzel gündür bugün. Bir çok kişinin işi olmadığı için cumartesi haftasonun en güzel habercisidir. Ama benim için maalesef öyle değil. Cumartesi günü de çalışmak çok kötü bir şey. Eski iş yerimden aldığım alışkanlıktan dolayı cuma gününü sevmeyi bırakamadım. En eğlenceli gece cuma gecesidir. Sanki o gece önümüzdeki iki günün haftasonunun geldiğinin kutlaması yapılır. Aynı zamanda da en yoğun en sıkışık gün de cuma günüdür. Bütün işler hep son güne birikir. Bugünün işini yarına bırakırsan en sonunda üst üste binince haftanın en güzel günü kabus gibi olur. İşte bu şekilde en dengesiz de gündür ayrıca. :)

r232304_929236

Her halukarda allaha şükürler olsun ki bir cumaya daha gelebildik sağ salim. :) Bundan sonrası artık daha kolay. Bu döngüden hiç çıkamayacağımız için devamlı aynı duyguları da yaşamak çok komik oluyor. Pazardan sonra yine pazartesi geliyor çünkü. En azından havalar güzelleşmeye başlamışken pazar günlerini çok iyi değerlendirmek gerekiyor. Zaten aşkım senle bu konuda çok başarılı olduğumuzu düşünüyorum. Son iki pazardır çok güzel zaman geçiriyoruz. Yine aynı şeyleri yapmak istemek beni daha çok zevklendiriyor. Dinlenmek ve huzur bulmak bir pazar günü.

Bugün hava yine dün gibi güzel olacak gibi. Pazar günü de dahil olmak üzere havalarımız güneşli ve 17 derece gibi bir durumla karşı karşıya kalacağız. Yanımıza kalın bişiler alıp gezeriz. Sen yine üşürsen ben sana sarılırım merak etme. :) Dün akşamdan beri gelen ne yapacaz ne yapacaz sorularına karşı henüz bir planımız olmasada yine eğlenceli birşeyler buluruz eminim. Cumartesi gecesi bol bol eğlenip pazar sabahı dinlemek istiyorum. ;)

Önerileri bekliyorum aşkım aşkım… :)

VN:F [1.4.3_701]
Rating: 0.0/5 (0 votes cast)
pressyado.com teknik özelliklerini geliştirmeye devam ediyor...