Etiket bulutundan seçilmiş giri ‘erkek’

arkadaşlık, dostluk…

Bepanthol tarafından Haziran 12, 2009 tarihinde yazılmıştır.

I-love-you-man-Aşkım, küçüklüğümden beri en önemli şeyin arkadaşlık ve dostluk olduğuna inandım. Klasik ama çok gerçek bir cümle vardır, akrabalarını sen seçemezsin ama arkadaşlarını sen seçersin. Kimi zaman gerçekten de bir arkadaş bir akrabadan daha yakın hissettirir kendini sana. Aşktan da ötedir çünkü aşk kimi zaman gelip geçicidir ama dostluk her zaman kalıcıdır, seni yıllardır tanımaktadır o kişi, herşeyini bilmektedir, bu yüzden sevgilinden de akrabalarından da ötedir, öte olmalıdır…

……………..diye düşündüm yıllarca… Ama maalesef hayat bana arkadaşlık ve dostluk kavramlarında çok da cömert davranmadı. Ha, sayı olarak bakarsan fazlasıyla cömert davrandı ama gerçek arkadaşlık ve gerçek dostluk olarak gerçekten de çok hayal kırıklığı yaşadım. Elbette benim de hatalarım olmuştur ayrı konu ama sonuçta ben hep çocukluğumdan, gençliğimden kalan yakın bir arkadaş grubum, bu grubun içinden de bir-iki kişinin dostum olmasını istedim ama hiçbiri uzun süreli olmadı. İki kez kalabalık bir grubum oldu ama ikisi de bir şekilde dağıldı. Dost kazıkları ve arkadaş vefasızlıklarının harici, hayat koşulları da tabii ki insanları oradan oraya sürüklüyor, kimi arkadaşlarım evlendi, Amerikaya yerleşti vs vs, bu da paylaşımı zorlaştırdı elbette.

Bu arada her zaman erkek erkeğe arkadaşlık ve dostlukları daha çok sevmişimdir. Yıllardır kanka olan iki erkek, hiçbir zaman daha on günlük sevgilisi için erkek arkadaşını satmaz. Elbette istisnalar vardır ama genelleme yapacak olursak erkeklerin kankalarına daha çok değer verdiği, kızların ise, sevgili bulur bulmaz kankalarını unuttujları gerçeğini görebiliriz. Bunun sebepleri de var mutlaka.  Erkekler biraraya geldiklerinde aslında biz kadınlardan daha çok şey paylaşıyorlar. Birlikte maça gitmek, play station oynamak, konsere gitmek, karı kız muhabbeti yapmak, bira içmek, birlikte spor yapmak vs vs… Kadınlar ise genelde biraraya gelip dedikodu yapmayı, aşklarını anlatmayı tercih ediyorlar. Hal böyle olunca, bir erkek arkadaş bulan kız, artık kız arkadaşıyla biraraya gelip dedikodu yapmasa da bunun eksikliğini çok fazla hissetmiyor ama erkek, yukarıda saydığım etkinlikleri hala yapmak istiyor çünkü bir kısmını kız arkadaşıyla yapamaz.

I-Love-You-Man-Movie-Poster

Bu yüzden erkek arkadaşları onun için hala ayrı bir yerde. Ben açıkçası, erkek arkadaşlarıyla play station oynamak için kız arkadaşına bugün buluşmasak olur mu diyen bir arkadaşıma helal olsun demiştim. Ama kız arkadaşıma, madem o öyle yapıyor, gel bu pazar biz de dvd izleyelim, pizza söyleyelim, kitap okuyalım, müzik dinleyelim dediğimde tek başına eve gidip sevgilisi için ağlamayı tercih etmişti.

Elbette şu ayrı bir konu, istisnalar gerçekten var. En ideali tabii ki sevgilisiyle de çoğu şeyi paylaşabilenler.. Birlikte maça gidebilen, bira içebilen, dedikodu yapabilen, dvd izleyebilen, sırlarını paylaşabilen çiftler de var mesela biz dimi aşkım eheh cila verelim biraz :) )

Aşkım vizyonda çok güzel bir film var. İsmi I Love You Man (Adamım Benim). Gerçekten izlemelisin, harika bir film, erkeklerin arkadaşlıklarını konu alıyor. Filmle ilgili kritiğimi buradan okuyabilirsin. Özellikle How I Met Your Mother’ın Marshall’ını burada bambaşka bir karakterde gördüğünde şok olacaksın :) )

VN:F [1.4.3_701]
Rating: 0.0/5 (0 votes cast)

eski bir yazım… dolmuş

CherryBlossomGirl tarafından Haziran 10, 2009 tarihinde yazılmıştır.

Ben dolmuştayım, o ise ışıklarda durmuş, karşıya geçmeyi bekliyor. Ben sıkıntılıyım ve etrafa bakınıyorum, o da sıkıntılı gözüküyor, belki de gözüme takılmasının sebebi bu…Benim yaşlarımda olması da bir sebep olmalı… Hemcinsim olması da… Hep merak ettiğim “öteki dünyalar” da bir sebep evet, biliyorum…

Kırmızı yandı bize… Karşıdan karşıya geçiyor… Yürüyüşü bana mı benziyor ne? Giyim kuşamına bakıyorum… Hiç fena değil, saçları kendinden sarı sanırım ama gösterişli bir saç değil, doğal… Uzun bir paltosu var, elleri cepte, hafif önüne baka baka gidiyor… (Ona da “kambur yürüme” diyor mudur arkadaşları arada, bana dedikleri gibi…)

7xo8

Hızlanıyor ve yol alıyoruz… Hüznü bana benzeyen kızı, gözlerim, terk etmek zorunda kalıyor. Hayat onu nereye götürüyor, beni nereye acaba diye düşünüyorum… Cevapsız sorularıma bir yenisini katmış olmanın farkındalığıyla…

Radyoyu açıyor dolmuşun şoförü… Haberler… Daha doğrusu “felaket tellallığı”… Kazalar, ölümler, memleket meseleleri, para, piyasa, neyse sona erdi haberler, sıra müzikte… Daha doğrusu “ses kirliliği”… Tamam, tamam çok fazla yakındım…

Dolmuştan iniyorum ve yanıma gelen küçücük bir kız, elinde kalemler… Kızın şirinliği ve yoksulluğu içimdeki insani duyguları kabartırken onlara para vermenin yasaklandığı, zaten mantık olarak herkesin, onlara para vererek hiçbir şeyi düzeltemeyip tam tersi daha kötüye götürdüğümüz düşüncesi, aklımı çelen meleğe karşı şeytan işlevi gören fikirler haline geliyor… Ne yapacağımı bilmez bir şekilde oradan uzaklaşırken müthiş bir gürültüyle irkiliyorum… Hızından sadece lüks olduğunu zorlukla anlayabildiğim bir arabanın sesi bu… Aklıma trafik kazalarında hayatlarını kaybeden gencecik insanlar geliverdi… Hayır, iyi şeyler düşünmeliyim…

20080509182111_beach_and_sea_45b15dSahile yakın bir yerdeyim… Kıpkırmızı batmakta olan güneşe bakıyorum, bir anda güneş fona dönüşüyor çünkü daha yakınımda el ele bir çift görüyorum sahilde dolaşmaya çıkmış, gözümle fotoğraflarını çekiyorum arka fonları kıpkızıl bir güneş… Fotoğraf kalp şeklinde kesilip konabilir çerçeveye ve…….. Gene başka hayatlardayım tanrım ne yapıyorum ben?

Bir küçük erkek çocuğu görüyorum annesinin elinden sımsıkı tutmuş, tombul mu tombul, şirin mi şirin… Her zaman bir erkek çocuk istemiş olmamın verdiği heyecanla çocuğu izliyorum… Mutluluğu düşlüyorum… Annelik hissini… Çocuk kokusunu… Aitlik…. Hayat her şeye rağmen güzel mi ne?

Girdiğim kafede leziz bir kahve içeceğim az sonra…. Beynimi boşaltacağım… Yalnızlığımın tadını çıkaracağım… Tıpkı bu şehir gibi… Yalnız, yağmurlu, ama asil…

30.06.2003

VN:F [1.4.3_701]
Rating: 0.0/5 (0 votes cast)

35 yıldır yıkanmıyor çünkü…

Bepanthol tarafından Mayıs 14, 2009 tarihinde yazılmıştır.

Aşkım cehalete bakar mısın?? Adam 35 yıldır yıkanmıyor. Hem de bir erkek çocuk sahibi olabilmek için. Nasıl olabilir böyle bir şey. Demek ki insanlar da bu kadar garip inançlar da varmış ve cahilmiş. Peki yani 35 yıldır erkek çocuğun olmuyorsa daha neden inat ediyorsun. Bak olmamış. :) Olmuyor. Demek ki durum yıkanmamakta değil sorun sendeymiş. Bunu nasıl akıl etmiyorsun. Bence 100 yıl daha yıkanmasan senden erkek çocuk çıkmaz. Bu kafa ile. hahaha…

yıkanmayan adam

“Hindistan’da kutsal kent Varanasi yakınındaki Chatav köyünde yaşayan 63 yaşındaki Kaliash Singh tam 35 yıldır yıkanmıyor. 7 kız babası olan Singh, bir erkek çocuğu olmasını istedi. Bunun için gitmedik tapınak bırakmayan Singh, şifayı bir kahinde buldu. Kahin eğer yıkanmazsa tanrının kendisine bir erkek çocuk vereceğini söyledi. Singh 35 yıldır yıkanmayarak sabırla, tanrının kendisine bir erkek çocuk vermesini bekliyor.

Hint gazetesi Hindustan Times’ın haberine göre, Singh bakteri ve mikroplardan korunmak için akşamları ocakta ateş yakıyor ve ayakları üzerinde ateşin yanında dikilerek bakterilerin ölmesini bekliyor, Kaliash Sing bunu yaparken de esrar içmeyi eksik etmiyor.

Gazetede yer alan haberde, 63 yaşındaki Singh’un Hintliler için kutsal olan Ganj nehrinde dini rituelleri yerine getirmek için nehre girdiği ancak 5 yıl önce aynı evde yaşayan ağabeyi ölünce, bunu yapmaktan da vazgeçtiği belirtildi. Singh manavını kapatmak zorunda kaldı çünkü çok koktuğu için pazarda kimse kendisiyle konuşmadığı gibi alışveriş de yapmıyor. “

Kaynak: Hürriyet

Aşkım ben de yıkanmamaya başlasam erkek çocuğum olsun diye beni yine sever miydin? :)

Gördün mü bak adam 63 yaşına gelmiş hala ümitli ve hala esrar içiyormuş. Demek ki kafası güzel nasıl geçti zaman bilmiyor. :) Karısı bak onu terk etmemiş. Ne fedakar kadınmış. :P Birde vucüdunda yabancı canlılar üremiş midir? Yeni bir hayat başlamış mıdır? Erkek çocuğu olmadı ama başka canlılara ev sahipliği mi yapıyordur bedeni? Bunlar diğer önemli konular.

Yani şimdi böyle konu cehalete gelince fıtık tedavileri geldi aklıma. İşte sırta çiğ balık koymalar ve üflemeler derken. Birden Cem Yılmaz aklıma belirdi. O senin de bayıldığın kaynımda var. :) Evetttt kaynımda da var. Gece gece güldüm işte kendi kendime uyuyamadım. :) Paylaşayim istedim.



VN:F [1.4.3_701]
Rating: 5.0/5 (2 votes cast)

melih cevdet anday’a göre evlilik

Bepanthol tarafından Mayıs 5, 2009 tarihinde yazılmıştır.

Aşkım, Perihan çok güzel bir e-posta göndermiş. Ben de senle paylaşmak istedim. Hep genelde saçma sapan forward e-postalar gelir ama arada içersinde çok güzel bir şeyler çıkar. Perihan’ın gönderdikleri dışında tabii. :P Bende onun forward e-postalarını takip ediyorum. O da bizi takip ediyor. :) İşte aşağıda gelen e-posta yorumunu çok merak ediyorum.

evlilikMelih Cevdet Anday’a sormuşlar ‘evlilik nedir?’ diye.

“Eskiden demiş, kız tarafının ve oğlan tarafının ailesi biraraya gelir, yeni çiftin kuracağı yuva için beraber hazırlık yapılır, beraberce yeni ev düzülürdü. Tabi o zamanlar evler genelde bahçe içinde müstakil evlerdi. O yüzden buna ‘evlenmek’ denirdi. Şimdi ise yeni evliler apartman dairelerinde yani katlarda oturuyorlar, bu yüzden artık evlilik ‘katlanmaktır’ demiş.”

Bir iki nesil öncemize kadar evlilikler genel anlamda görücü veya tanıştırma usulü ile oluyordu. Bir şekilde erkek tarafı kızı istiyor ve bir şekilde baba evet diyip kızı veriyordu. O zamanlar evlilikler daha saygın bir şekilde gerçekleşiyordu. Ne kadar geri kafalı olarak gözüksede evlilikte ilk görüşte aşk yada bir anda sevgi olmuyordu. Fakat bir saygı oluyordu. Babam demişse bir sakınca yoktur düşüncesi ile kız, erkeğe varıyordu. O saygı ile ev kurulup daha sonra sevgi ve aşk gelişiyordu. Bu ne kadar garip gelsede bize, biz ise tam tersi konumundayız. Kızda erkekte istediği ile birlikte olup bir ilişki içerisinde bulunabiliyor özgürce. İlk önce aşk ve sevgi geliyor. Düzgün ilişkilerde bu saygıya dönüşüyor. En sonunda evliliğe gidiyor belki de. İki kişinin bir anda aşk ve sevgi ile tutulduğu evlilik ama daha sonra “katlanma” oluyor. Bunu kesinlikle genelleyemem ama sanki bir şekilde rahatlık mı ne batıyor. Ne kadar garip…

VN:F [1.4.3_701]
Rating: 5.0/5 (4 votes cast)

ilişkiler, genellemeler, istisnalar…

CherryBlossomGirl tarafından Nisan 26, 2009 tarihinde yazılmıştır.

kadın ve erkekİkili ilişkiler tuhaftır. Hele ki karşı cins ilişkilerinden, yani aşktan bahsediyorsak… Hepimiz yaşadıklarımız sonucu bazı kanılara varıyoruz, erkekler şöyledir, kadınlar böyledir diye. Bir ilişkide şöyle olursa genelde erkekler böyle davranır ama erkek böyle yaparsa kadın şöyle düşünür filan. Aslında bu cinslere dair genellemelerin, bir insana nerelisin diye sorup, nereli olduğunu öğrendikten sonra o yöreye ait genel bir kanıyı o insana yapıştırmaktan ne farkı var? Veya belki de burçlara inanmaktan… Kova burcu musun kesin şeysindir, Adanalılar genelde şey olur filan gibi genellemeler bence konu kadın/erkek’e gelince de hem acayip tutar, hem de hiç tutmaz. Yani bana kalırsa bu hayatta hiçbir şeyin bir formülü yoktur.

Geçenlerde birlikte izlediğimiz Erkekler Ne Söyler Kadınlar Ne Anlar adlı filmin kritiğini beyazperdeye yazdım, buradan okuyabilirsin. Fakat burada da konuyu biraz deşmek istiyorum. Bu filmde önce kadınların herşeyden bir anlam çıkarmaya çalışan, fazla derin düşünen ve bu yüzden çok hayal kırıklığına uğrayan yaratıklar olduğunu, erkeklerinse çok basit düşünen, ne demek istiyorlarsa onu net bir şekilde söyleyen, hiç bir laflarının arkasında bir yan anlam yatmayan yaratıklar olduğunu önümüze seriyor. Evet gerçekten de kendi tecrübelerime bakarsam, ben de bunun böyle olduğunu düşündüm çoğu kez. Hatta ekşi sözlükte bununla ilgili çok detaylı bir yazı vardı bulabilseydim koyacaktım buraya ama bulamadım, bir erkek tarafından yazılmış olduğu belli olan yazının başlığı “kızların efendi adam yerine piç tercihi” idi ve yazan kişi biz kızlara şöyle sesleniyordu aşağı yukarı, hatırladığım kadarıyla:  bana çok kötü davranıyor/suratı asık/çok karizmatik ve acı çekmiş gibi bir hali var, kesin hayatında çok derin şeyler yaşamış, belki çocukluğu kötü geçmiş, belki onu çok üzen bir ilişki yaşamış, belki en yakın arkadaşı ölmüş, bana bu yüzden kötü davranıyor/hayata karşı bu yüzden bu kadar asıl suratlı ve bu yüzden bu kadar acı çekmiş bir hali var gibi senaryolar yazmaktan ve yarattığınız kişiye aşık olmaktan vazgeçin, bir piç, çoğunlukla sadece piçtir. he-s-just-not-that-into-you-posterHerşeyin içini doldurmaya çalışmayın, hiç acı çekmemiş de olsa gerçekten kötü insanlar var, hayata negatif bakan ve tek amacı senin canını yakmak olan insanlar var, bunlara bir anlam yüklemekle uğraşana kadar, zaten dışardan sevgi dolu olduğu belli olan erkeklere koşsana!!!

Gerçekten de kadınların, erkeklerin yaptıkları her şeye olumlu/olumsuz anlam yükleme hastalıkları olduğu ve genelde bu anlamların yanlış çıktığı bir gerçek. Ama filmde de biliyorsun ki aşkım, bazı istisnalar da vardır, bazen gerçekten de yüklediğiniz anlamlar doğru olabilir, iyisi mi siz içinizden geldiği gibi davranın gibi bir mesaj var. İyice kafa karıştırıcı…

Mesela bence sen kesinlikle bir kaide değil bir istisnasın aşkım, erkeklerin genelde yaptıkları davranışları (yani sinir bozucu olanları) sende gerçekten de göremiyorum, sen nev-i şahsına münhasır (off bu da ne laftır) bir insansın, seni seviyorum :)

VN:F [1.4.3_701]
Rating: 5.0/5 (5 votes cast)

J’attendrai le suivant işte o kısa film

Bepanthol tarafından Nisan 14, 2009 tarihinde yazılmıştır.

Aşkım benim sana daha önceden bir videodan bahsetmiştim. Metro’ya binen bir kadın ile alakalı. İşte o videoyu buldum. Fakat buna bir video demek yanlış olur bir kısa film. Bu kısa film 2004 yılı Avrupa film festivalinde en iyi kısa film almış. Ben bu kısa filmi 1 sene önce izlemiştim ve bu başarı ile alakalı hiç bir bilgim yoktu. Kısa filmin adı J’attendrai le suivant yada Türkçeleştirilmişi “Sonrakini bekleyeceğim…”.

Şimdi sen izle aşkım daha sonra yazıyı okumaya devam edersin. ;)




Bir kadının yalnızlığı onu çok kötü etkilemiş durumda. Metroya binerken bile bunun sıkıntısını hissedebiliyorsun. Sonra işte böyle erkekler de var dediği fakat devamında metrodan inince gerçek hayatının ne olduğunu farkeder. Tekrar büyük bir umutsuzluk içerisinde yalnızlığı devam eder.

Ben çok üzülmüştüm aşkım. Hem de çok. Aslında bu kısa filmde çok şey anlatılıyor. Geliri yüksek herşeyi olan bir insanın sanki bir şekilde herşeyden sıkıldığı ve haz alamadığı diğer taraftanda kadının hiç birşeyi olmadığı için hayatından sıkıldığı yalnızlıktan bıktığı anlatılıyor. Keşke ikisi bir araya gelse de bu sıkıntılar bitse diyorsun. Sonuç olarak son cümle çok trajik ve hayal kırıcı.

VN:F [1.4.3_701]
Rating: 3.0/5 (2 votes cast)

fala inanma ama falsızda kalma

Bepanthol tarafından Nisan 2, 2009 tarihinde yazılmıştır.

Aşkım yeni güne başlarken gazeteden olsun internetten olsun. Bir çok insanın devamlı inanarak takip ettiği şey “Burç”. Burçlar o kadar garip ki insanları o kadar inandırmış ki hayatlarına bile burçlarına göre yön veriyorlar. Yada o burcun tanımına aynen uyuyorum gibi düşünceleri oluyor. Şimdi kaba taslak bir hesaplama yaparsak eğer diğelim ki 60 milyon nufüslu bir ülkede yaşıyoruz. 12 adet burç var. Yani her 5 milyon kişi’nin aynı burcu var.

Ve bugünkü günlük falın aşağıdaki oku aşkım,

burc_kova“Çevrenizden biriyle yapacağınız konuşmalar sayesinde işinizle ilgili ileriye dönük birtakım planlar yapacaksınız. Bu konuşma sizin için çok yararlı olacak. İş yerinde karşılaşacağınız sorunları büyük tartışmalara yol açmadan sonuçlandırmaya çalışın. Pozitif enerjinizi kaybetmeyin. Enerjinizi arttıracak doğal yiyeceklere yönelin. Aşk hayatınızda olumlu gelişmeler sizi bekliyor.”

Peki senin gibi 4.999.999 kişi bugün biri ile yapacağı konuşmalar sayesinde işi ile ilgili ileriye dönük bir takım planlar mı yapacak? :)

Hadi sen şimdi benim falımı da oku.

burc_oglak“Duygularınızdaki yoğunluk davranışlarınıza da yansıyor. Ancak özellikle dikkat isteyen konularda bunu önlemeniz yararınıza olacak. Içinizdeki fırtınaları iş yaşamınıza aksettirmeyin. Rahatlamak için bütün yarım kalmış işlerinizi bitirmekte yarar var. Kısa süreli beraberlikten bıkanlar ilerki günlerde uzun süreli bir beraberliğe adım atacaklar. Bir müddet sonra hiç ummadığınız bir yerden elinize para geçecek. Bu günlerde mantar, us gibi hastalıklarınız nüksedebilir.”

Hiç ummadığım bir yerden elime para geçecekmiş. Sanırsam fallar insanlar güzel umuttlar da bağlıyor. Ama diğer bölümler pek bir tutmadı. :)

Ayrıca ilişkilerini burç uyumuna göre yönlendire insanlar tanıyorum. Ya biri bana mantıklı bir açıklama yapsın. Bu neye dayanıyor. Oğlak burcu erkeğinin, kova burcu kadınına uyumu hakkında birbirinden farklı yazı var internette.

Neyse 3. sayfa ölüm kalım haberleri okuyacağımıza bari bunları mı takip etsek. heuwheuw Günaydın Aşkım… :)

VN:F [1.4.3_701]
Rating: 3.5/5 (2 votes cast)

Bak neler neler var…

Bepanthol tarafından Nisan 1, 2009 tarihinde yazılmıştır.

Madem ki bu kadar şikayetçisin duvarlara yazacak kadar neden hala birliktesin! O zaman ayrılsana ya da bir şekilde çok büyük zevk alıyorsun. Belki de bu işi yapma bahanesi oluyor senin için. :)

photo

Bu yazıyı şişhane metrosundan çıkınca karşı merdivenlerden yukarı yürürken tünele doğru çıkan merdivenlerin bitminde sağ tarafta görebilirsiniz. Silinmemiş ise eğer.

Aşkım bak bak iyice bak ne pis sevgililer var. Beni al öp başının üstüne koy. hahahaha :)

VN:F [1.4.3_701]
Rating: 5.0/5 (4 votes cast)

Sana 8.2 saniyeden fazla baktım

Bepanthol tarafından Mart 31, 2009 tarihinde yazılmıştır.

Sanırsam ben sana daha uzun süre baktım. :) Yok bakamadım utandım. Yok bilmiyorum. Sen bana hiç bakmadın. Neyse sonuçta olan oldu. Oku haber neler diyor. Sonra bana daha çok inan kanıt olsun sana…

Yıldırım aşklar bir adamın ya da kadının karşı cinsten birine ilk gördüğünde ilgi duyması ve onun gözlerinin içine bakakalmasıyla başlıyor.

kalp8wvve0

Eğer bu bakışma dört saniye civarlarında dolaşıyorsa, erkeğin kadından pek de etkilenmediği söylenebilir. Fakat “ilk bakış”ın süresi 8.2 saniye bariyerini aşmayı başarırsa artık erkeğin kadına aşık olduğu düşünülebilir.

Tabi bu bilim adamlarına göre erkekler için geçerli bir durum. Kadınlar için aynı şeyi söylemek mümkün değil. Kadınların ilk bakışta gözlerini kaçırmamaları ve erkeklerde geçerli olan 8.2 saniye süreye ulaşabilmeleri için erkeği çekici bulmaları mutlak bir şart.

Bu sonuçlara ulaşabilmek için gizli kameralarla izlenen 115 öğrenci üzerinde bir deney yapıldı. Gizlice izlenen öğrencilerin aktörler ve aktristlerle konuşurken göz hareketleri takip edildi. Öğrencilerden konuştukları kişilerin çekiciliği konusundan not vermeleri istendi.

Deneyde erkek öğrencilerin aktristlerin gözlerinin içine derin bir biçimde baktıkları gözlendi. Bakış süresinin ortalama 8.2 saniye sürdüğü de tespit edildi.

Bununla birlikte çekicilik konusunda düşük not verdikleri aktristlerin gözlerinin içine bakma süresinin 4.5 saniyeye kadar düştüğü gözlendi.

Kız öğrenciler ise göz kontağı süresini erkekler kadar uzun tutmadılar.

Kaynak: Ntvmsnbc

VN:F [1.4.3_701]
Rating: 5.0/5 (1 vote cast)
pressyado.com teknik özelliklerini geliştirmeye devam ediyor...