farmville çılgınlığı nereye kadar?
Bepanthol tarafından Eylül 10, 2009 tarihinde yazılmıştır.
Aşkım benim merhaba…
Hiçbir yazıya böyle bir giriş yapmış mıydım acaba daha önceden? Bilmiyorum ki ama birazdan kurcalarım yazdığımız bütün yazıları. Tek tek böyle sayfa sayfa geri giderim. Biliyorsun ben kafama taktım mı sabır mabır oooo. Hatta bir nostalji yapmış olurum. Ama lütfen bir gece birlikte bunu yapalım. Unutma ve unutturma.
Bu gece uzun zamandır seninle birlikte yemek yemek istediğimiz pasta prestoda oturduk bir güzel mamalar yedik.
Yanımızda bir de kardeşim vardı. İstersen senin kardeşin olsun çok sevdin çünkü onu.
Böyle benim iş konularımı konuştuktan sonra sen kardeşimle üniversite hakkında bilgiler verdin. Kardeşim sordukça sen anlattın ve anlattın. Bir anda üniversiteye hazırlık günlerim geldi aklıma testler ve ben ne olacağımlar. Öss Öss Öss diyerek uyandığım kabuslar. Ne kadar sıkıntılı bir dönemmiş o günler. Bir yandan testler bir anda üniversite kazanma sıkıntısı. Fakat üzerine 10 yaş daha eklediğinde bu sefer yine sıkıntı iş bulma işe girme gibi. Hayatta sıkıntılar bitmiyor anlayacağımız gibi. Peki o zaman değilde bu zamanda öss’ye hazırlanıyor olsaydım ne olurdu acaba. Hiç test çözebilir miydim bu internetin hali ile? Facebook var… Friendfeed var… Bir sürü oyunlar ve uygulamalar var.
iPhone var. Peki ya facebooktaki farmville oyununa ne dersin? Bu oyuna insan nasıl bulaştığını bilemiyor. Ben bilemedim. Bir bakmışım tarlamın çiftçisi olmuşum. Davetiyeyi kim gönderdi ve ne zaman gönderdi farkında bile değilim. Bu çılgınlık nereye kadar gidecek ve sonucu ne olacak? Arsanı büyüt büyüt nereye kadar? Ekip biçmek nereye kadar? Ağaçlarda elmaları ve limonları toplamak nereye kadar? İnekleri sağıp tavuklardan yumurta toplamak nereye kadar? İşte bu kadar soru sonrasında nereye kadar olduğunu anlayamıyorsun doğal olarak. Hormonsuz tarım yaptığım için çok memnunum. Rahmetli ördeğimi o oyunda çok güzel andım ve ilk aldığım hediye bir ördekti. Benim ördek büyütüğümü bilen bir çok kişi bana ilk ördek göndermişti. Acaba bu farmville çılgınlığının başlangıç nedeni doğal hayatta sıradan bir yaşam yaşamak isteğimiz mi? İnsanlar bir şekilde farklı açılardan kendini bu şekilde tatmin ediyor heralde ki ben de bunların içerisindeyim. Hep böyle bir hayalim vardır. Birgün gelecek ve şehirden uzak bir balıkçı kasabasında balık avlayacağım ve bahçemde domates yetiştireceğim.
Dua edelim ki olsun.
İşte neyse hayalden çıkarsak eğer şimdi bu sene öss’ye giriyor olsam heralde sonucum pek iyi olmazdı. Kafam yok elmalarımı toplamam lazım… eyvahhh tarlamdaki çilekleri toplamayı unutmuşum derken Türkçe testi var yarına ancak yapılacağı gün aklıma gelirdi. Ya da ders esnasından iPhone’dan internete girip friendfeed’te girilere laf yetiştirmeye çalışırdım veya yeni uygulamalar keşfetmeye çalışırdım. Bunları düşünmem iyi olmuş bazen daha geç doğsaydım diyorum. Çok iyi olmuş ki doğmam gereken zamanda doğmuşum. Mutluyum iyi ki doğmuşum.
Bu arada öss değişmiş iki üç tane sınav olunuyormuş. Kardeşime de allah kolaylık versin iyi ki onun internet ile arası pek iyi değil. İki kardeşin birbirinden çok zıt olduğunun ufak bir kanıtıdır.
Aşkım şimdi sabah duyduğum bu haber beni çok şaşırtı. Koskoca friendfeed’i facebook satın almış. Hatta bu haber dün gece falan bir çok yerde yazmış. Elbette facebook koskoca ama friendfeed onun çömezi gibi durmuyordu artık. Facebook dünyanın en büyük 4. web sitesi fakat kategori anlamında friendfeed’te üst sıralara yaklaşmış bir durumda diyebilirim. Belki de facebook kendisine bir rakip gördü. Devrileceğinden değil ama daha kuvvetli olmak istemişte olabilir belki. Zaman ile yapılacak açıklamaları çok merak ediyorum ve bu açıklamalar kafalardaki soru işaretlerini ortadan kaldırabilir.
Sinemalar.com sinema severler için çok güzel bir oyun hazırlamış. Bu oyunu profiline ekleyen bir kaç kişiyi ekleyince bende ekledim ve tam tam tam senlik aşkım. Sinemalar.com’un bu proje için çalışmasını çok takdir ettim. Fakat tahmin ettiklerinden çok ilgi görmüşler ki oyun arada ulaşılmaz oluyor.

Aşkım işte yeni bir icat daha.
Site’nin adı Sobbe. 
Peki biz bu programları neden beğeniyoruz. Hep ben bunu düşündüm. Genel anlamda kendimi o yarışmaya katılanların yerine koyduğum zaman içimdeki bir yeteneği başkalarına da duyarabilmem gerek diyorum. Bu kişilerde bir şekilde bunu başarabiliyor. Şans faktörüde var elbette. Ben şansa çok inanıyorum. Oraya kadar çıkabilmek veya gelebilmek çok önemli bir unsur. Kimbilir daha ne kadar yetenekli insan var ama bir tek ailesi ve arkadaşları biliyordur. Ama maalesef ki kendi yeteneklerini bu şekilde açığa vuramayanlar bence bu programları kendilerini hayal ederek izliyorlar. Bende orada olabilirdim. Bende birşeyler yapabilirdim. Bende onlar gibi meşhur olabilirdim. Bu hayaller bizi bu yarışma programlarına bağlıyor ve beğenimizi kazanıyor.
İngilterede bir yetenek yarışmasında ise bir kadın ortaya çıkıyor. Bu kadını gören jüri üyeleri bunun sahnede ne işi var gibi bakıyorlar. Ama bu kişiler yarışmanın ne amaçla yapıldığını ve bir yetenek yarışmasının olduğunu unutuyorlar. Suson Boyle ise 20 yıldır fakirlik içerisinde annesine bakmış. Annesi için elinden geleni yapmış hiç evlenmemiş bir ev kızı. Geçimini kilisede koroda çalışarak elde ediyor ve karaoke barlarda çalışıyor. Annesi ölürken kızına sesini herkezin duyması gerek diyerek ölüyor. Susanda bu yarışmaya katılıyor. Ona garip gözlerle bakan juriyi ayakta alkışlatıyor. Şuanda videosu 30 milyon kere izlenmiş internette.
Susan Boyle, bunu meşhur olmak için mi yapıyor yoksa kendini yeteneğini bizim ile paylaşmak için mi yapıyor bilmiyorum ama bir kişi istemesede onu bizim meşhur ettiğimizde farklı bir gerçeklik. Şans eseri facebookta gezerken hayran topluluğu sayfasına girdim. Bu sıralamasında bu kişi Rihanna, Linkin Park, Metallica, Coldplay ve Beyonce gibi meşhur kişiliklerden sonra geliyor. Şaşırtıcı ve hayret uyandırıcı. Tamam çok yetenekli bir kadın fakat bunuda abartmıyor muyuz?
Dünya’nın en zehirli hayvanı küçücük bir kurbağa olduğunu biliyor muydun aşkım? Minicik minicik olmasına rağmen çok çok az zehiri ile ona temas eden herhangi bir canlıyı anında ölmesine sebebiyet verebiliyor. Bu kurbağının cinsi Kokoi ok. Üzerindeki renkler ise doğal ortamda av olmaktan kurtulmak için bir kamuflaj. Üzerindeki renkler parlaklığı ve güzelliği aynı zamanda da dikkat dağıtıcı olarakta kullanabiliyorlarmış. Bu kurbayı yiyecek olan hayvanın zaten son yemeği oluyor. Doğal ortamda hayatta kalmak o kadar zor ki doğal seleksyon ile geriye bu kadar çeşit tür geride kalmış bütün hayvanlar aleminde. Kuvvetli olanlar hep hayatta kalmayı başarmış ve soyunu geliştirmeye devam etmiş. Ve bu hayvanlar doğal ortama uyum sağlamak için değişik evrimleşme süreci geçiriyor ve geçirmeye devam ediyor. Bunu başaramayan diğerlerinin maalesef soyları tükeniyor. Bu soy tükenme olayı bir tek sebebi bu değil. Doğa olayları ve iklim değişiklikleri gibi sebeblerde var.
Aşkım öyle bir böcek var ki inanılmaz garip ve bilim adamlarını hayrete düşürmüş. Bu örümcek doğal yaşamında sık sık av olan kuşlar tarafından yenilen bir böcekmiş. Bu şekilde zamanla üst derisi doğal ortama uyum sağlamak için evrimleşmiş. Tabii ki bunlar bir varsayım. Bu örümceğin yapraklarda gezerken daha az gözükecek bir renge dönüştüğü ve ilginç olarak üstünde de bir gülen surat şekili oluşmuş. Bu örümceği görünce iğrenerek çığlık atarak kaçacak bir insan heralde gülmeye falan başlıyordur. Ben resmini ilk gördüğümde zaten örümcek olarak göremedim başaramadım. Dikkatini hemen üst kısımdaki gülen surata veriyorsun, şaşırıyorsun gülüyorsun. İşte avlanan kuşlarda bu şekili görüp duraksadıkları için bu cins örümceğin kaçma fırsatı oluyormuş aynı zamanda.