Etiket bulutundan seçilmiş giri ‘fotoğraf’

kasım: paris, sürpriz ve mutluluk ayı

CherryBlossomGirl tarafından Kasım 18, 2010 tarihinde yazılmıştır.

Canım aşkım gene pressyadoyu çok boşladığımızı hatırlatarak hemen konuya giriyorum.

İş dolayısıyla bir haftalığına Paris’teydim Kasımın başında. Vize kuyruğunda birlikte yaşadığımız sancılı anları herhalde hiç unutmayacağız değil mi? Artık AB mi olur YZ mi olur bilemem ama ben bu vize olaylarından çoook sıkıldım. Paris Orly’e vardığımda polislerden gördüğüm muamele de cabası… Neyse, yağmur çamur demeden haftasonu gezdiğim, haftaiçi de mynet’imsi bir ortamdad çalıştığım bir bir haftaydı. Benim için çok değişik ve güzel bir deneyimdi. Hatta şu an evde oturmuş bunu yazarken bir an inanamadım, yani taa Paris’lere gittim, tam bir hafta geçirdim de geldim neredeyse ay bitecek… Nasıl oluyor da oluyor??

paris

 

Gelmeden birkaç gün önce konuşurken bana şey demiştin, Cumartesi akşamı için biryere rezervasyon yaptırdım, yemeğe çıkalım, hem birbirimizi çok özledik, hem zaten 23. ayımız doluyor, onu kutlamış olalım. Hatta şık şık giyinelim dedin, o kadar hoşuma gitti ki, bayıldım böyle içim içime sığmadı. Ne tatlı aşkım var yaa diye düşündüm.

Perşembe akşamı geldim Türkiye’ye. Cuma gene işler toplantılar yoğunluklar offf fena bir gündü. Cumartesi bu yüzden geç kalktım ve annemle neredeyse bütün gün tembellik yaptık. Akşama doğru da kuaföre gittim. Arada senle konuştum, sende işten çıktığını, yorgun olduğunu, biraz Neşe’ye gidip tembellik yapacağını, daha sonra yedi gibi beni almaya geleceğini söyledin telefonda.

Altı buçuk gibi geldin. Ben tam hazır sayılmazdım, birşey arıyordum odada. O arada çekmecemde bir yüzüğümü buldum, hazır şık şık giyiniyoruz, şunu da takayım dedim. Hazırlandım ve bindik arabaya gidiyoruz, sen yüzüğümü farkedip, hiç sevmiyorum bu yüzüğünü dedin, ben çok şaşırdım, gümüş, gayet sade, üzerinde belli belirsiz bir taş olan, teyzemin aldığı bir yüzük. Niye ki dedim, biraz da bozuldum. Sen işte taşı gerçek mi ki filan gibi şeyler söyledin ben hiçbir anlam veremedim.

The Marmara’ya geldik, en üst katındaki lokantada yer ayırtmıştın. Harika bir manzara eşliğinde yemek yedik. Herşey çok normal ve çok güzeldi. Hatta bir ara o kadar güzel sohbet ettik ki, kızma ama şaşırdım. Yani aktı resmen böyle uzun uzun çok güzel bir sohbet ederken ben bir yandan yüzüğümle oynuyordum farkında olmadan. Birden yüzük elimden fırlayıverdi! Yere düştüğü anda sen BÜYÜK ADAMIM BEN YA diye bağırdın, bak hazır çıktı, çantana koy dedin. Ben iyice kızıp, ya ne alaka deyip gene taktım.

Şarabımız bitmek üzereyken sen artık yavaş yavaş kalkar başka yere geçeriz dedin. Ama ben bir anda bir kadeh şarap daha istedim. Sen böyle sinir oldun biraz, ya kalkıyorduk? dedin. Amaan içerim kalkarız dedim ben. Hesabı ödememize az kala sen bir tuvalete gidip geleyim kalkalım dedin, ben o arada garsonu görünce hesabı isteyiverdim. Bunu gören sen acilen bana kredi kartını ve bilgilerini verip, hatta bahşişi dahil ekleyip apar topar tuvalete (?) gittin. Ben de gayet normal hesabı ödedim, seni bekliyorum. Gelmen biraz uzun sürünce fotoğraf makinemdeki foto ve videolara bakmaya başladım. Fransa’da çektiklerim vardı ve bir videonun çok hoşuna gideceğini düşündüm, sen gelince hadi kalkalım dedin ama ben, dur ya bir otur şu videoyu izlesene dedim. Sen iyice çıldıracaktın artık, gittiğimiz yerde bakardık?diyor, bir yandan da kavga çıkmasın diye karşı da koyamayıp izliyor, ama biraz debeleniyordun. Ben tabii hala bir anlam veremiyorum bu acelene. En sonunda baktım ilgiyle izlemiyorsun, kalkalım dedim. Sen bana otelin içinde alt katlardan birinde bir cafe olduğunu, oraya gideceğimizi söyledin asansöre binerken. Hafif şarabın etkisiyle açıkçası çok da kendimde değildim, yani bir mantık kuracak durumda değildim ve güle eğlene, ne cafesi yaa diyip seni takip ettim. 14. katta indik ve sen birden bire bir otel odasının kapısını açtın!!! Ben ne oluyor dememe kalmadan içeri bir girdim, aman allahım!!!!

The Marmara’nın bir odası.. Evet.. Ama odanın her yerinde, evet herrrr yerinde, deliler gibi dağıtılmış şekilde – yatakta, televizyonun kenarlarında, ayna köşelerinde, masalarda sandalyelerde yerlerde –  bizim fotoğraflarımız yer alıyordu!!! Hem de içinde gül yapraklarıyla!! Yatağın üstündeki fotoğrafların arasında pembe güllerle yapılmış bir kalp şekli bile vardı!!!

DSCN0115

Şaşkınlığımı anlatmama kelimeler yetmez. Zaten gerek de yok çünkü sen bir yandan bu anı kameraya alıyordun. Hem de gizli kameraya!!! Meğer tuvalete diye çıktığında odaya çıkmış, özenle gizlediğin kamerayı çalıştırmışsın ki biz içeri girdiğimizde, her anımızı kaydetsin!!!

Videoyu izledik sonrasında. Ben birkaç dakika donup kalıyorum. Sonra da naptın sennn canım benim cümlelerini 90594095435 defa tekrar ederek, hüngür şakır ağlıyorum, dakikalarca uzun uzun ağlıyorum. Gören de kötü birşey oldu sanacak!! İzlerken komik oluyor ama ya o anda yaşadıklarımız:)) Ben odaya bakar şaşırırken sen bir sürpriz daha var diyorsun ama ben seni adeta duymuyorum sana sarılıp naptın sen naptın sen derken artık beni kendime getirmek için beni itip sana bir sürprizim daha var diyorum, diyorsun ve bir kutuyu açarak benimle evlenir misin diyorsun!!!!

Ben yüzüğü görünce gene canımmm çok güzell diyip ağlamamı arrttırıyorum. Uzun bir süre, bu fevkalade soruya cevap bile vermemişim ya!!:)) Şaşkınlıktan, adeta sarhoşum! (tamam şarabın da etkisi var ama şaşkınlık sarhoşluğu hiçbirşeye benzemez :) )

Neyse sonra kamerayı kapattık ve tek tek fotoğrafları toplayıp baktık, iki senenin anılarının sığdığı bu fotoğraflar mükemmeldi. Bir yandan şampanyamızı içerken bir yandan da aşkımızı konuştuk.

Aşkım bana hayatımın en güzel sürprizini yaşattın. Fotoğraflara mı sevineyim, bütün gün ne yaptığınla başlayan, benim şaşkınlık anlarımla biten o kamera kaydına mı, toplu olarak bu fikrine mi, yüzüğe mi yoksa teklifine mi??

Evet aşkım, evet, seni çok seviyorum ve sana kocaman bir EVET!!

VN:F [1.4.3_701]
Rating: 5.0/5 (2 votes cast)

boğazda gökkuşağı manzarası ve savarona

Bepanthol tarafından Kasım 2, 2009 tarihinde yazılmıştır.

Aşkım bugün benim için epey koşturmaca oldu. İlk önce eve gittim. Orada birkaç e-posta gönderimi yapmam gerekiyordu. Fakat kablonet bütün haftasonu yapmış olduğu sorunu bugün yine tekrarladı. Tam e-posta gönderimi yapacakken internet kesildi. Biliyorsun ki internet elektrik gibi birşey kesildiğinde hayat duruyor. Benim içinde durdu. Evde 5 dakika bile oturamamış oldum. Annemde bana illa sıcak birşey içirecekti. Peki anne dedim onu beklerken. Hemen toparlandım.

Tam çıkıyordum evden aşkım aklıma bu akşam gideceğimiz Mobile Monday toplantısı geldi. Nasıl da unuttum halbuki o kadar seninle konuşmuştuk bu konuyu. Hemen asansörün kapısından geri döndüm. İçeri girdim. Takım elbisemi ve giyeceklerim herşeyi derleyip toparladım. Şimdiden giyinmek istemedim. Ne yapabilirim ki zaten kilo aldım. Dar geliyor biraz sıkacaktı beni bütün gün. Neyse aşkım aldım elime bindim asansöre. Bu sefer tam zemin kata geldim ineceğim asansörden elektrikler kesildi. Bu arada evde de temizlik vardı herşeyin yeri değişmişti ve aradıklarımı bulamamıştım. Burada epey bir stresslenirken bu elektrik kesilmesi sinirlerimi hoplattı. Zaten internette kesilmişti. Herşey üst üste geldi. Neyse kapıya vurdum birkaç kere kimse gelmedi. 5 dakika geçti asansör çalıştı. Kapıcının dairesi apartman dışında olduğu için apartmandan bir haber adam. Ona da çok sinirlendim. Herşeye sinirlendim. Çok sinirlendim aşkım.

Boğazda gökkuşağı manzarası ve savarona

Bütün eşyalarımı arabaya koydum ve yola çıktım. Allaha şükür hiç bir sıkıntı yokken saçma sapan bir şekilde kendimi arabanın vitesine bağırırken buldum. Neden bağırıyordum bilmiyorum ama sanırım bu bana çok iyi geldi ve rahatladım. Sanırım deliriyorum. :) Ama en büyük rahatlamayı arabayla Boğaz Köprüsünden geçerken yaşadım. Bu manzarayı hemen senle paylaşmalıydım. Yol boş olmasına rağman arabalar bu manzaranın tadına varabilmek için o kadar yavaş gidiyordu ki trafik sıkıştı. Ben de o sıradaki durmadan yararlanarak güzel fotoğraflar çekmeye çalıştım. Sahilde Savarona vardı ve gökkuşağı oradan başlayarak boğazın diğer yakasındaki Beylerbeyine kadar gidiyordu. Süperdi aşkım. Keşke sen de o sırada benimle birlikte olsaymışsın. :)

Boğazda gökkuşağı manzarası ve savarona

Aşkım malesef fotoğraflarda Savarona’yı çekememişim. Bir de onu çekebilseymişim ne kadar güzel olurmuş. Havalar çok soğudu ama İstanbul’da yağmur ayrı bir zevk ayrı bir güzellik bence. Biraz daha havalar soğursa kar yağacak. İşte o zaman tam benlik senle kardan adam yaparız. Burnuna havuç takarız. Uşumez bu havada üstüne manto koyarız. :)

VN:F [1.4.3_701]
Rating: 0.0/5 (0 votes cast)

şirin aşk

CherryBlossomGirl tarafından Ekim 12, 2009 tarihinde yazılmıştır.

Aşkım geçenlerde seninle biraz tartışmıştık gene. İkimiz de huzursuz bir gece geçirmiştik ve aslında ertesi gün olsun da düzelelim diye can attık sanırım ikimiz de:)

Seni çağırdığımda bana yalnız gelmedin, yanında birini de getirmiştin! Bu bir şirin’di aşkım, gerçekten de gönlümü almayı çok iyi biliyorsunn, o kadar hoşuma gitti ki, sen yokken onunla konuşuyorum arada senmişsin gibi eheheu deliriyor muyum:) Bu fotoğrafı da geçenlerde çektim sana sürpriz olsun diye, umarım beğenirsin.

şirin

VN:F [1.4.3_701]
Rating: 5.0/5 (2 votes cast)

meşhur filibe köftecisi ve dumansız hava sahası

Bepanthol tarafından Ağustos 21, 2009 tarihinde yazılmıştır.

Aşkım şimdi bu başlık birbirinden çok farklı iki konuyu teşkil ediyor ama bugün yaşadığım ilginç şeyleri senle bir yazıda paylaşmak istedim. Böyle biraz garip gözüktü sanki filibe köftesinde geçen bir dumasız hava sahası konusu olacak gibi gözüküyor ama olsun idare edersin beni biliyorum. Kimbilir bugüne kadar ne kadar saçma başlıklar oluşturmuşumdur burada.

hommer simpsonİki gündür nışantaşındaki evden bir türlü çıkamadım. Geçen haftaki balık yakalayacağım hırsından dolayı her yerim tutulmuş olmasından dolayı bir robokop oldum. Bacaklarım diz eklemlerinden kalçama kadar sabitlenmiş gerilmiş ve tutuktu. Yürümeye çalıştığımda ise çok büyük can acısı çekiyordum. Rüzgarı çok fena yemişim o iskelede. Balıkları da babam yedi çoğunu afiyet olsun. Ben de acısını çektim.

En sonunda güç geldi sabahleyin uyanır uyanmaz çıktım evden. Gerçekten gün ışığını ve gökyüzünün rengini unut vermişim. Sirkeci de senin fotoğraf makineni alıp başka bir tamirciye götürmem gerekiyordu. Gerçekten çok üzülüyorum o kadar para verip alınmış bir aletin tamir olamamasına. Aslında tamir oluyor fakat yani bu kadar pahallı olabilir mi? yok canon s1′lerin genel sorunuymuş. Çok süper bir özellik eklemişler ama oda makinaya hassasiyet katmış. Yok oraya çarpmayacak yok tozlanmayacak. Tamirciye gittiğim de adam yok çıkma yok yok bilmemne yok diye geri verdi. Senin fotoğraf makinenden 3 tane daha gördüm arka masasında. Sonra diğer fotoğraf makinası tamircisine götürdüm o da daha önce götürdüğümüz yere götürün dedi. E peki bu fotoğraf makinası tamircisi değil mi? Sonra bir iki yere daha gösterdim. Hep aynı cevap bunun tamiri ile fotoğraf makinası alırsınız dendi. Üzgünüm ama galiba ömrü doldu. O kadar uğraştık ve oraya buraya gittik sorduk. Hani elimizden birşey gelmedi.

Bu olaylar olurken meşhur filibe köftecisinden geçtim. Orada senle yemek yemiştik ve fotoğraf çekmeyi unutmuşum. Hatıra olsun diye buraya koyuyorum fotoğrafı. Üniversiteye gittiğim zamanlarda dayımın ofisine giderdim yaz tatillerinde. Böyle arada derede kalan zamanda işte staj başlamadan evel. Hep böyle yok boş oturuyorsun muhabbeti oluyordu. Sanıyorum ki iyi  bir kaçış oluyordu. Bir keresinde 3 porsiyon yemiştim. O zamanlar 110 kg olduğum için normal geliyordu. Şimdi beni 1 porsiyon kesiyor. İşte sabah sabah kahvaltı yapmadan o köfteyi yediğimi itiraf ediyorum. Biraz pis boğazlığım tuttu ve o kısa zaman aralığı koşturmacasında götürdüm işte. Ama görevlerimi de bitirdim yemekten sonra.

meşhur filibe köftecisi

Fotoğraf makinası elimde tutup sinirlerim bozularak yürürken etrafta dumansız hava sahası pankartları gördüm. Sıgara içenler için kötü bir uygulama evet fakat yeterliydi artık. Sıgara dumanından hiçbir yerde oturamaz oluyordu insan. Birden aklıma yurtdışında okuyan bir arkadaşım geldi. O da sıgara içmiyordu. Göteborg muydu acaba? İnsanlar sokakta bile sıgara içmiyorlarmış. Her taraf dumansız temiz ve berrakmış. Şimdi biz de öyle oluyorken demişken ki o sırada vapura binmiştim. Vapurun kenarında açık kısmında oturuyordum. İki genç sıgara içmeye başladı. Bildiğim kadarıyla açık alanda sıgara içilebiliniyordu fakat toplu taşıma araçlarında sıgara içilmiyordu. Peki bu adamı kim uyaracak veya uyarılması gerekiyor mu diye düşünürken bir güvenlik elemanı geldi. Sıgaralarınızı söndürün yoksa size ceza kesmek zorundayım dedi. Çok şaşırdım. Eğer her yerde böyle bir denetleme varsa kesin bir şekilde toplumumuz alışır diye düşünüyorum. Ben temiz hava almak için dışarda manzaraya bakarak yolculuk ederken adamın külünü dumanını yutmak istemiyorum artık ki evet yutmayacağız.

Bir süre sonra vapur kadıköy iskelesine yanaştı. Denize bakıyordum. Ya buradaki sen kadar pis bulanık derken vapurun motorları çok hızlı çalışmaya başladı ve deniz köpürdü. Köpükler geçtikten sonra denizde o kadar çok büyük balıklar göründü ki bacaklarımın ağrısı yeni geçmesine rağmen bir anda balık yakalama hırsım geldi. :) Sonra hayır hayır diyerek kendime geldim. Onunda bir fotoğrafını çekeyimde artık bacaklarım acı çekmesin ve bu acı sadece fotoğraflarda kalsın dedim. :P Bir de evde oturmaktan o kadar çok sıkılmışım ki hala eve gitmedim.

kefal balıkları

Aşkım bu telefonda yakınlaştırma özelliği olmadığı için çok net gözükmüyor fakat gerçekten büyüktüler. Yani gözle daha iyi anlaşılıyor. Bunlar kefal balığımış ve pis sularda yaşayan lağım balığı da deniliyormuş adına.

VN:F [1.4.3_701]
Rating: 5.0/5 (2 votes cast)

canlı canlı garfield

Bepanthol tarafından Ağustos 19, 2009 tarihinde yazılmıştır.

unusual_phones_02Aşkım geçen hafta evimizin önünde karşılaştığım bu kedi aynı garfield. Yaklaşık 20 dakika bu kediyi izledim. Aklıma garfield’ın çizgi filminde ve filmindeki hareketleri aklıma geldi. Bu kadar miskin bu kadar tembel bir kedi olamaz. Kıpırdaması için tek sebeb bulunduğu yere güneş gelmeye başlamasıydı. Güneşin geldiğini anladı ısındı kedicik ve yer değiştirdi. Orada bir türlü rahat edemedi. Arkadaki yeşilliklerin oraya geçti. Yeşiliklerin oraya geçmesi epey uzun sürdü. Sanki yavaş çekim hareket ediyormuş gibiydi. Bu kadar uyuşukluk hayatımda görmedim. Biliyorum böyle bir uyku hissi vardır. İnsan mayışın fakat bu kediciğin standardı kesinlikle bu. Yeşiliklerin orada sinekler vardı. İlk başlarda umursamadı sonra yüzünden anlaşılmaya başladığı üzere rahatsız oldu. Böyle kocaman ağzını açtı. Esnedi esnedi esnedi. Yemin ederim ben de esnedim. Hani esnemek bulaşıcıdır ya fakat hayvanlardan insanlara bulaşıcı olacağını hiç tahmin etmiyordum. Sineklerden sıkıldıktan sonra yine çok yavaş kalktı. Etrafına baktı ne yapsam ne etsem diye düşündü. Düşünürken de düşündürttü. Ben de ne yapacak dedim. Yaklaşık iki adım ileri gitti. Ya da gidebildi bilemiyorum. Çok farklı bir şekilde bir öne bir geriye gitti. Sonra bu fotoğraftaki pozu verdi. Ayakta uyuduğu için hiç iki gözü açık bir poz yakalayamadım. :) Yanına oturdum baktım baktım. O kadar miskindi ki umursamadan gözünü kapadı. Ben de ilgi ve alaka görmediğim için eve çıktım. 20 dakika bu kediyi nasıl izlediğimi bilemiyorum ama çok tatlı bir kediydi. Hatta gördüğüm canlı canlı yanında durduğum en şirini bu diyebilirim. Sanıyorum ki tekir ile iran kedisi karışımı bir kedi. Böyle bir sonuç vermiş. Daha sonra karşılaşma fırsatı bulamadım.

garfield

VN:F [1.4.3_701]
Rating: 0.0/5 (0 votes cast)

tatile gidiyoruzzz

CherryBlossomGirl tarafından Temmuz 1, 2009 tarihinde yazılmıştır.

marmaris

Aşkım şu an içerde son hazırlıklarını yaparken sen, ben de bir adet eti cin ve bir bardak limonata eşliğinde bu yazıyı yazıyorum.

Bu akşam uçağa biniyoruz veeeeeeeeee ver elini Marmarisssssssssssssss :) )))

Aşkım bir hafta boyunca pressyado ve stressyado’ya iphone’ından bakabilicez bakalım nasıl dayanacaksın, iyice internetkolik oldun, düşündüm de ben 1999 yılında senin gibiydim yani eve ilk internet bağlantısı aldığımda. Sende ise hala o şevk var, çok güzel ama bazen seni üşengeç yapıyor bu, hep internete bağlı olmak istiyorsun, merak ediyorsun neler oluyor neleri kaçırıyorum internette olmadğım saatlerde diye ama allahtan iphone’un var gerçekten de, seni bir şekilde online tutuyor :)

masa_ustu_tatilŞimdi bir hafta deniz, güneş, kum, eğlence, dinlence yapıcaz aşkım senle. Ben çok heyecanlıyım ya sen??? Acaba nasıl geçecek.. Turlara katılıcaz, yüzücez, fotoğraf çekicez bol bolll.. Gelince de artık pressyado’ya bol bol yazılar yazarız.

Büyük ihtimalle gene gittiğimizde bir şekilde ya orda internet cafe bulucaz ya birşey yapıcaz ve giricez biliyorum ama ben bir haftalığına internet diyeti de yapmak istiyorum kendi adıma. O yüzden bir hafta sonraki yazılarımla görüşmek üzere diyorum kendi adıma :) ))

VN:F [1.4.3_701]
Rating: 0.0/5 (0 votes cast)

buldum bir yeni oyun buldum adı stackle

Bepanthol tarafından Haziran 21, 2009 tarihinde yazılmıştır.

pegasusAşkım buldum buldum işte çok güzel bir oyun buldum. Ben kaç gündür bu oyunu oynuyorum sabahlara kadar ama sana henüz anlatmak ne aklıma geldi ne de fırsat oldu. Böyle yerimizde duramıyoruz kaç gündür. Bir oraya bir buraya. :) Özellikle fotoğraf makineni yaptırmaya gittiğimiz gün başımıza gelenler çok enteresandı. Hani derler ya evdeki hesap çarşıya uymaz aynı öyle oldu.

Fotoğraf makineni yaptırmak istedik mucizevi bir şekilde çalışmaya başladı. Fotoğrafçı şaka yollu olsada bence biraz ciddiyet vardı. Bizden tatlı istemesi ve bizim tatlı almamızdan dolayı bize pil satmak istemesi ilginçti. Gerçi ben adama kanmıştım alıyorduk o şarj edilebilinir pillerden fakat biz en iyisi deneyelim diye kaçtık.

Fotoğraf makinesi olayından sonra benim bütün yol acaba biz tatile nereye ne yapacağız düşüncesi varken bir anda gündeme getirmem ile birlikte emniyet seyahatin yolunu tuttuk. Aman aman ne şans ki o bölgedeydi. Alper benim çok sevdiğim bir arkadaşım oda baya bir sabırla yardımcı oldu bize. Allahtan sen varsın aşkım yoksa ben kararsızlıktan ölebilirdim. Bize süper ucuz bir uçak bileti buldu ve biz marmarise gidiyoruz olduk bir anda. Hiç aklımızda yokken bu oldu. Hiç aklımızda yoktu ve akşam programız iptal oldu cebimizdeki bütün parayı harcayarak evimize geri döndük. Maalesef senin en çok sevdiğin chantage’ı izleyemedik. :( Merak etme aşkım haftaya izleriz söz bu sefer kaçmayacak. ;)

Aslında aşkım genel olarak bakarsan çok güzel bir gün oldu. Oraya gittik buraya gittik gezdik tozduk zaman geçti ve planlarımızın dışına çıkmış olsakta planladığımız şeylerden daha çok güzel şeyler elde etmiş olduk. Özellikle fotoğraf makinen konusunda çok ümitsizdik ve kimbilir çöplük olacak diye düşünüyordun. Şimdi hem fotoğraf makinen oldu ve bunun yanında bir de uçak biletin. Düşünsene aşkım. Fotoğraf makine bozulmuş olsa ve araya bilmem kaç para sıkışmışolsa uçak bileti alamayacaktık. Belki de chantage’a yine gidemeyecektik. Bu arada bisikletçileri gördük fakat aklımızdan çıktı. Eğer aklımızdan çıkmasaydı bir de bisiklet alsaymışız çok komik olacaktı. Aslında Sirkeci ne kadar karışık ve enteresan yer değil mi? Herşeyi çok güzel bir şekilde ucuza halledebiliyorsun aslında. Sanki açık alışveriş merkezi gibi ama seri sonu veya ihraç fazlası yada kaçak eşyların bulunduğu bir yer.

Ya benim aklım gitti ben sana oyunu anlatacaktım. :) Oyun şöyle jenga oyununu seviyorsan ve buna tetrisi ekleyebiliyorsan. Bayılacağın bir oyunun. Amaç bir bütün halindeki tetristeki şekilleri bütünü bozmayacak şekilde ve yıkılmayacak şekilde üst bölmeye yerleştirmek. İşte bu kadar. Oyun jenga ve tetris birleşimi. Adı stackle. :) Bence biz bu oyunu birlikte çok güzel oynarız. Keşke bunu daha önce paylaşsaydım hemen oynardık senle. Neyse ben bir el daha oynayacağım sonra seni alacağım. Upss aşkım işte oyunun linki eğer yanında değilsem tıklar buradan oynarsın. Tıkla aşkım oynaaaa… :)

VN:F [1.4.3_701]
Rating: 5.0/5 (4 votes cast)

deniz ananası

Bepanthol tarafından Haziran 4, 2009 tarihinde yazılmıştır.

Günaydın aşkım,

Dün çok güzel bir yolculuk yaptık çok kısa sürdü fakat eğlenceliydi süperdi. Bana hediye olarak cd’ler aldın. Bütün yol dinledik. Tam bir yolculuk oldu bizim için. Ne kadar iyi yapmışsın alarak bana hediye. :) Teoman’ın albümünü çok fazla beğenmemiştim. Daha sonra yanlız kalınca dinledim. Beğendiğim bir kaç şarkı çıktı. Nil’in bir tane şarkısını beğendim. Ama biraz daha dinlemek gerek. Zaten bir albüm alınca bir kaç kere üzerinden geçmek lazım. Hemen karar vermemek gerek. Beegee’nin albümü ise bence mükemmel. :) Çok teşekkür ederim aşkım.

deniz ananasıGezdik dolaştık bayramoğlunda. Bu bayramoğlu’nu senin sayende geçte olsa keşfetmiş oldum artık. Plajda Tap Tap Revenge oynayarak iPhone’un pilini tamamen bitirerek telefonsuz kaldık. Ama bir türlü akıl edemedik sonra şarja koymayı. :) Ah yine kolalı dondurma yoktu. Neyse bir daha ki sefere. Sizin evin sahilinde otururken hem o güzel manzara’nın ve deniz sesinin etkisiyle temiz hava buluşunca çok rahatladım. Yine uykum geldi. Martılara yemek verdik. Sohbet ettik bol bol. Deniz kıyısında süper sohbetimize komik şeylerde eklendi. :) Bir deniz anası senin dilinin ters dönmesi sayesinde deniz ananası olması unutulması güç bir espiri kaynağı oldu benim için. Gece yatarken deliler gibi güldüm aklıma geldikçe. Gerçekten de o gördüğümüz deniz anasının rengi tipi garipliği onu tanımlanamaz bir cisim yapıyordu zaten. Ona bir isim takmak lazımdı. :) Deniz Ananası. Öyle bir canlı gördüğümde denizde artık bu ad ile anıcağım. Rüyamda da senin sayende görmüş oldum. Ama çok farklı bir şekilde. Biraz uğraştım gördüğüm rüyamda yandaki gibi bir görüntü çıktı. Senle güneşin batışını izliyorduk. Mujks… :)

VN:F [1.4.3_701]
Rating: 0.0/5 (0 votes cast)

Coraline (Koralin ve Gizli Dünya)

CherryBlossomGirl tarafından Mayıs 17, 2009 tarihinde yazılmıştır.

Aşkım beyazperde’ye kritiğini yazmak için izlediğim son film çok çok ilginç bir filmdi. Seninle fragmanlarını görmüştük, çok psikopat bir film gibi görünüyor demştin, haksız da sayılmazsın. Kuklalarla yapılmış animasyon bir film olan ve stop-motion tekniğiyle kurgulanmış olan Coraline, inanılmaz bir emek ürünü, ve büyüklere masallar niteliğinde çünkü gerçekten de depresif ve ürkütücü, beyazperdede filmle ilgili kritiğimi buradan okuyabilirsin.

Filmle ilgili araştırma yaparken inanılmaz fotoğraflara rastladım, prodüksiyon aşamasından.

9.5 inch’lik Coraline bebeği, ayrıca 250 kukla ve oyuncak, rengârenk fantastik bir bahçe için plastikler, fiberoptikler, kablolar, tüpler, kozmetik süngerler, teller, pinpon topları, bahçedeki bahar çiçekleri  (blossomlar :) ) ve onlar için hazırlanan 70 maket ağacın üzerine yapıştırılan,içi kırmızıya dışı pembeye boyanarak 250 bin adet patlamış mısır tanesi…

Bu fotoğrafları wired.com sitesinden aldım, umarım sorun olmaz :)

pop corn blossomkedigözleri

coralinecoraline kukla

   

VN:F [1.4.3_701]
Rating: 5.0/5 (3 votes cast)

nişantaşı all sports cafe’deyiz..

CherryBlossomGirl tarafından Mayıs 12, 2009 tarihinde yazılmıştır.

allsports-001

Evet evet şu an, tam da şu an aşkım seninle birlikte Nişantaşı’nda All Sports Cafe‘deyiz. Bir kaç saattir buradayız sanırım, ben yemek yedim, sen çay içtin, internete girdik, dergi okuduk, konuştuk, güldük, tartıştık, sarıldık.. :)

Ben bu cafe’ye bundan iki sene önce falan gelmiştim birkaç kez. Tasarımını çok beğenmiştim. Hala da güzelliğini koruyor. Önce seninle arka bahçesinde oturduk ama sonra internet bağlantısı çok iyi olmadığı için içeri geçtik.

Ben aslında buranın hikayesini merak ettim. Neden adı all sports? Neden gerçekten de tasarımında spor malzemeleri var genellikle? Aslında sorup öğrenebiliriz gitmeden. Eğer öğrenirsek sonra buraya yazarım.

Aşkım tuvalete girdiğinde oranın bile fotoğrafını çekmişsin çok alemsin. Gerçekten güzel bir cafe…

allsports-002Arada böyle her zaman gelmediğimiz yerlere gelelim. Havalar da düzeliyor, yeni yerler keşfedelim. Bak mesela galata kulesinin orada çok güzel bir sandviççi varmış o aklımda:)

Bu arada, buraya gelen bazı müşterilerin garsonlarla samimi olduğunu farkettik seninle ve sen dedin ki, galiba buranın müdavimleri var. Gerçekten de bazı mekanlar insanları müdavim yapıyor. Ben çok severim bir mekanın müdavimi olmayı, oradaki çalışanları tanımayı, hep oraya gidip orada oturup “her zamankinden” içmeyi/yemeyi, kitabımı, gazetemi okumayı… Mesela İstiklal’deki Mephisto Cafe müdavimi olduğum bir yer, birkaç yer daha vardı ama oraları boşladım, gene müdavimi olacağım yerler arıyorum. O değil de müdavim ne acayip lafmış yaaaa :) )

VN:F [1.4.3_701]
Rating: 0.0/5 (0 votes cast)
  • Page 1 of 2
  • 1
  • 2
  • >
pressyado.com teknik özelliklerini geliştirmeye devam ediyor...