Etiket bulutundan seçilmiş giri ‘gezi’

aşkım yeter gel artıkın

Bepanthol tarafından Ağustos 17, 2010 tarihinde yazılmıştır.

Aşkım, Birbirimizden ayrı kalalı 4-5 gün oldu ve düşündüm bu kadar ayrı kaldığımızı hiç hatırlamadım. İşe her zaman birlikte gidiyoruz ve ondan öncede işsizken hergün buluşarak bir şekilde bu kadar özlemiyorduk kendimizi. Ama aşkım unuttuysam hatırlat ne olur? Ben bu kadar seni özlemiş miydim? Bu kadar uzun süre görememiş miydim? Sen Datça’dasın ben İstanbul’da ne kadar uzak. Ne kadar uzak kaldık birbirimize! :(

Geçen Cuma akşamı anneannenin doğum gününü kutlarken allah kavuştursun demişti kendisi. Bir anda dedim ki evet ama aslında çok iyi oluyor. Hem onun için bir hava değişikliği hem de hiç arkadaşlarıyla böyle bir etkinlik yapmamıştı uzun zamandır dedim. Ayrıca özlemek de gerek. O da çok tatlı birşekilde ahh ne güzel birşeydir özlemek dedi. Ne kadar içten söylediği duymanı isterdim aşkım. Bu arada anneannen çok mutlu oldu ben aradım diye. Çok sevindi. Hep mutlu olsun.

Sen yokken ben işten eve işten eve. Bir ara adaya gittim. Adaya ayak bastım ve başıma gelmeyen kalmadı. Her adaya gidişimde zaten birşeyler oluyor ve yine oldu. Lost’taki ada kendine nasıl insanları çağırıyorsa, büyükada gelme buraya diyor sanki. Kahvaltıda çay döküldü. Keşke su dökülseydi de ferahlasaymışım. Sonra akşam yemeğinde de kedi tırmaladı. Tetenoz aşısı olayim dedim ama Doktor yok kuduz aşısı da olacaksın dedi. Ne yapayim mecbur olduk. Aşılar biraz ağır geldi ve böyle kendimi sarhoş gibi hissettim. Dün de sanki hasta olacak gibi kırıklık içerisindeydim. Grip olunca hissedilen herşeyi yaşadım. Ama şimdi iyiyim. Senin geleceğin gün bir aşı olacağım ve cumartesi günü bir aşı daha olacağım. Eğer kedi ölmezse başka aşı olmayacağım. Karantinada yatmayacağım. :)

Senle whatsupp sayesinde çok hızlı birşekilde mesajlaşıyoruz. İyi ki keşfettik. :) Salaklığım yüzünden çok telefon faturası gelecek. İşte bu kampanyalara katılmak lazım. Ne yapalım bu kadar da olur artık. Bilmediğin bir şey olunca ne kadar cahil kalıyor insan. Sen de böyle bir program düşünmüştün aşkım ama keşke biz yapsaymışız değil mi? Zaten ilk mesajın da bul oldu çok şirin. Böyle sanki bana baktığını ve yüz ifadeni gördüm. Meğersem ben seni çok özlemişim.He bir de mesajlaşmayı. Genelde yanyana olduğumuz için hiç mesajlaşmıyorduk farkında mısın aşkım?

Aşkım bugün çok güzel bir tekne turundasın ve güzel yerler göreceksin. Ama yiter. Gel artık. Aşkım. Hadi yiter gel artıkın… :(

VN:F [1.4.3_701]
Rating: 5.0/5 (2 votes cast)

gez gez sürprizim ağva

Bepanthol tarafından Kasım 29, 2009 tarihinde yazılmıştır.

Aşkım tam işe başlamıştım ki işte bu tatile denk geldik. Aslında iyi de oldu. Alıştıra alıştıra yoğunluğa girmek daha iyi olacak. Şimdiden çok çok memnunum aslında. Yapılması gereken işleri ve neler yapacağımızı yavaş yavaş kavrıyorum. Yakında çok daha hakim olacağıma inanıyorum. Doğal olarak birlikte çalıştığım kişileri yeni tanımaya başlıyorum. Hatta ilk günler isimler konusunda o kadar çok zorluk çekmiştim ki. Ama artık aklımda isimler. Tatilimiz bitince inşallah umduğum ve olmasını istediğim bir kaç şey de olur. Bunun için gerçekten epey bir dua ediyorum içimden fakat sana belli etmiyorum. :) Evet yine okuyup bunu buradan öğreneceksin. Heheh. :P

ağva günü birlik tatilimiz

Neyse işte tatilimizdeyiz ve ne yapsak ne etsek bilemediğimiz bir durumdaydık. Ben de dayanamadım en sonunda senin de daha önceden görmediğin, bilipte gitmediğin bir yere götürmek istedim seni. Aslında çok emin olamıyordum. Hani bir iki kere plan yapmıştık Ağva’ya gitmeyi fakat gidememiştik. Orada biraz muhabbeti geçmişti. Sonuçta üzerinden epey bir zaman geçti unutmuş olabilirim. Neyse ki yolda sen de bunu onayladın benim içim gerçekten çok rahatladı.

ağva günü birlik tatilimiz

Aslında nasıl oldu? Bu fikir babamın doğum gününü kutladığımızda aklıma geldi. Hatırlarsan ki biraz annem ile ufak bir tartışmam olmuştu. Orada ağzımdan kaçırdım. Tatile gideceğiz. Yok bu olacak dedim. O sırada sen içerdeydin. Bir anda evet evet dedim. Şileye gitmeliyiz. Ağvaya gitmeliyiz. Diyerek kendi kendime içime benliğime yerleştirdim. Vee sabah oldu aldım seni bindirdim arabaya sürpriz diyerek yola çıktık. Aslında tabelalar yüzünden pek bir sürprizi kalmamış oldu. Şile tabelası yok ağva tabelası derken sen lalal lalaa moduna girdin bile. :) Ne kadar da şımarık oldun bir anda. Çok sevindim. Bu arada Pırlanti Turizm’in hostesliğini yapmaya başladın. Uzun bir yolculuktu bu su ihtiyacı ve çıt çıt atıştırma ihtiyacını illa ki biri karşılaması gerekirdi. :) Ice Tea’leri buskivileri atıştıra atıştıra yolumuza devam ettik.

ağva günü birlik tatilimiz

Şile’den sonra Ağva yolu ikiye ayrılıyor. Biri sahil yolu biri dağ yolu. Biri daha düz ve manzarası pek bilindik olan. Diğeri yolu virajlı zor ve yorucu fakat manzarası bir o kadar hoş güzel insanı kendinden alacak olan. Ben biliyorum ki sen ağaçları o yere düşen sararmış yaprakları çok seversin. Hatta ağaçlardan gökyüzünün görünmesini bile istemezsin. İşte bu yüzden dağ yolunu tercih ettim. Bu da sana asıl sürpriz olmuş oldu. Bu sefer eğlencen iki katına çıktı ve benim daha çok hoşuma gitti.  Hehe aklıma bu arada Hugo geldi. :) Hugo oyununda da sunucu sorardı. Dağ yolu mu yoksa başka bir yol mu diye. Neyse aşkım sen bol bol fotoğraf çektin. Bir kaçını ben buraya koyacağım zaten ama henüz bakmadım fotoğraflara. Doğa manzarası yollardan ilerlerken bir de o ufak köylerden geçmek ve köy kahvelerinde oturan insanları görmek değişikti. Yine İstanbuldaydık ama burası farklı bir İstanbuldu.

ağva günü birlik tatilimiz

En sonunda Ağvaya vardık. Ağvaya vardığımızda minik gözlerinde şaşkınlık çok güzeldi. Deniz fenerine doğru bir yürüyüş yaptık. Kumsal ve denizin bir araya geldiği noktadaki manzaraya bir süre baktık fotoğraflar çektik. Havada Kasım ayına göre çok güzel bir havaydı. Ne kadar şanslıyız değil mi? Aslında oradaki esnaf çok daha şanslı. Ne bileyim düşünsene hava kötü olsaydı oraya insanlar akın etmezdi. Heryer doluydu tıklım tıklım. Deniz fenerinin orada bile insan trafiği vardı. Oradaki temiz havaya dikkat ettin mi aşkım? Aslında çok farklı bir hava karışımı vardı. Hem Ağva deresinin tatlı suyu hem deniz suyunun iyotu yeşiliklerin kokusu o kayaların tozu balıkçıların kokus hepsi karışmış enfes bir parfüm olmuştu. Buna bir de odun sobalarının kokusu ve ızgara balıkların kokusun gelince bizim karnımız epey bir açıktı. Buraya bir daha ne zaman geleceğiz dedik ki bir bakmışız rakı balık yapıyoruz. Ama saatlerce insan birşey yer mi bir masayı işgal eder mi? Bu kadar keyif aldığımı yemek yerken hiç hatırlamıyorum.

ağva günü birlik tatilimiz

Bir bakmışız hava kararmış. Nasıl da dalmışız. Derenin kenarında yenilen yemek hiç ağırlık yapmıyormuş meğersek. Zaman su gibi akıp geçti dereyi izleyip martılara ekmek atarken. Bir de çok güzel sohbet ettik aşkım. Hemen kalktık ve yolculuk için atıştırmalar aldık. :) Yedikçe yiyor insan o temiz havadan sonra iştah açıcıydı gerçekten. Dönüş yolunda sahilden dönmek isterken sanıyorum ki yolu karıştırdım fakat ne oldun yine yavaş yavaş ilerledik. Birkaç Jandarma çevirmesi atlatıysak allahtan bizi almadılar yolun kenarına iki duble rakı’dan kimbilir kaç promil çıkardı. Bu arada yine hosteslik görevine geldin ve çıt çıt atıştırmalardan sundun bana bir güzel yine yedik. Karanlıkta yolculuk yapmak aslında gündüz yolculuk yapmaktan daha kolay olduğunu anladım. Fakat dönüş yolu bir türlü aslında bitmedi. Gitmesi sanki daha uzun sürmüştü ama dönüş sanki böyle bitmek bilmiyordu. Belki de hani etrafı izlemek gibi bir durum kalmamıştı ortada zifiri karanlık olmasından dolayı.

Nihayet düzlüğe varmıştık. Ve aklıma bir anda fikir geldi. Buraya kadar gelmişiz ve hep teğet geçtiğin Şile’ye de uğrayabileceğimizi düşündüm. İyi ki söylemişsin aşkım hani oraya da uğramak çok zor birşey değildi. Fakat İstanbul’dan farklı bir ilçe merkezi görmek ve farklılığını hissetmek ne kadar ilginçti. Belki tam olarak kışlık bir yer olmasada evlerde ışıklar vardı. Sokaklar çok tenhaydı. Hani terk edilmiş gibi fakat aynı zamanda bazı yerler kalabalıktı. Sahiline indik bir güzel turladık dalga kıranda ve yolumuza devam ettik.

Çok neşeli ve güzel bir gün daha geçirmiş olduk. Unuttuğum bazı şeyleri burada tamamlamak istiyorum. Anneannene sen yine nazar boncuklu hediye aldın. Işık Üniversitesinin kampüsü çok uzaktaymış fakat güzelmiş. Penceremiz açıkken yolculuk sırasında yaprak girdi içeri hatıra olarak sen aldın. Çok fotoğraf çektin. Taş devrinden kaldığını düşündüğümüz değişik bir kuş gördük. Hymmm. En yakın tatilde yine güzel bir gezi yapmamız dileğimle seni çok seviyorum aşkım.

VN:F [1.4.3_701]
Rating: 0.0/5 (0 votes cast)

derlenelim toparlanalım derken hatıralar çıktı içinden

Bepanthol tarafından Ekim 6, 2009 tarihinde yazılmıştır.

baharAşkım ben de uzun zamandır buraya yazmıyordum. O kadar çok şey yazmak istedim ki hepsini sırayla yazacağım. Tabii hepsini ayrı başlıklar altında anlatıp paylaşmak çok daha güzel olacak. Böyle konular birbirine girip karışmasın zaten herşey karma karışık bu zamanlarda toparlanalım. Derlenip toparlanıp diyorum çünkü senin bu aralar yapmakta olduğun şeyler çok hoşuma gidiyor. Bu yaptığın olayı ben eskiden çok yapardım her yaz bitişinde son baharın ilk periyodunun sonlarına doğru.

Son iki senedir yapmadığım şeyi sen yapmaya başlayınca her zamanki gibi senden kıskandım ve birşeyler yapmaya karar verdim. Ne kadar da toplu gözüksede aslında herşey dolapların içine sıkışmış durumda. Onları toparlamak neydi ne değildi diye ayrıştırmanın zamanı geldiğini düşündüm. Sana çok belli etmeden bu işlerimi tamamladım. Ve ortaya 3-4 sene önceden kalma film arşivim ortaya çıktı. Ne kadar çok film seyredik ve bunları saklamışım inanamadım. Hepsini tek tek kontrol edemedim. Bozulmadıklarını umuyorum deli filmler var inanamazsın. Hani benim de öyle bir özelliğim varya izlediğim filmleri unuturum ve bir daha izlediğimde sanki ilk defa izlermişim gibi hisederim. Aslında hiç unutamadığım bir film olduğunu keşfettim o arşivimi kurcalarken. Memento…

memento

Aslında kim oynuyor kim yönetmişti falan hepsi aklımda gitmiş tabii ama merak edip imdb.com web sitesine biraz bakındım. Christopher Nolan yönetmiş. Bu filmden sonra Batman serilerinin de yönetmenliğini yapmış gerçekten epey bir şansı açılmış bu konuda. Fakat zaten şans demek yanlış olur yani başarılı bir adam bu adam bütün çevirdiği filmler epey konuşulmuştu zaten. Özellikle The Dark Night yılın en iyi filmiydi geçen sene.

Bu arşivleri kurcalarken bir sürü filmleri daha buldum ama teker teker adlarını yazmaya gerek yok hani bunlar 2000 senesinden 2006 senesine kadar olan periyotlardaki izlenmesi gereken en iyi filmlerden oluşuyor inan ki. Ben de şaşırdım kendime vay be nasıl filmleri arşivlemişim. Elbette eski filmler de var Quentin Tarantino’nun özellikle. Bu divx’ler çok popüler olmuştu internet ortamında film paylaşımları falan. O zamanların trendine ben de uymuşum işte.

Neyse diğer bir dolabımdan da 1997 yılında 1 aylık tatilimden kalma anıları buldum. O sene ailemden ilk defa bu kadar uzak kalmıştım. İsrail’e gitmiştim. Gezmediğimiz yer gitmediğimiz dağ tepe ve çöl kalmamıştı. Ülkenin kuzeyinden güneyine kadar 10-12 kişilik bir grup ve özel koruma komandolarla çok güzel yerler görmüş olduk. Hatıra olarak heryerden birşeyler toplamıştık almıştık falan. Fakat birçok şey hatırladım ki onları bir türlü bulamadım. Fotoğraflar vardı. Onlara baktım insan bir garip oluyor eskiye dair şeyleri görüp hatırladığı zaman. Bazen o zaman dönmek istiyor ve ne güzeldi o günler diyor. İşte biraz çocukluk yıllarındaki o rahatlığa ve az sorumluluğa özenmek gibi birşey aslında. Çok fazla düşünmek zorunda olduğun birşey yoktu çünkü. İşte o gezi tatilimin bir hatırasınıda gittiğim yerlerden topladığım kaya örnekleriydi. Her kayanın nereden olduğunu hatırlayabilmek ve o kayaya nasıl dokunduğumu yine hissetmek çok güzel bir duyguydu. Kızıl kanyondan aldığım kızıl bir taşın elimi yine kızıla boyaması beni çok etkiledi.

kızıl kanyon israil

Şimdi şöyle düşünüyorum. Bizi biz yapan o güzel hatıralarımız. Bu hatıralarımız bizi oluşturdu ve yoğurdu bugünlere getirdi. Hatırlamak istemediğimiz bazı şeyleri de aslında birşekilde sildik ve uzaklaştık. Önemli olan bundan sonra güzel hatıralarımızla ve kötü hatıralarımızdan ders çıkartarak daha tecrubeli doğru adımlar atmak olsun.

VN:F [1.4.3_701]
Rating: 0.0/5 (0 votes cast)

boğazın rüzgarı serinletti ama yaktı bizi güneşi

Bepanthol tarafından Ağustos 9, 2009 tarihinde yazılmıştır.

Aşkım bugün çok güzel bir tekne turuna katıldık. Hayatımda ilk defa boğaz turu yaptığımı sana söylersem gerçekten çok şaşırırsın. Daha önceden hiç bir şekilde boğazı ve bu yalıları yakından denizden görmemiştim. Motor o kadar yakından geçiyordu ki yalıların oradan içinde insanları görebiliyorduk. Hatta denize girenler yada güneşlenenlere seslensek sesimizi duyacaklar çok rahat şekilde. O yalıların güzelikleri ve sahip olduğu manzara heralde dünyada eşi benzeri yoktur ki zaten o yalıların değerleri milyonlarca dolar değerindeymiş. Tabii ki de bir doğa harikası olan boğazda olmak ve orada yaşamak o kadar ucuz olmamalı. İnsan oradan geçerken gerçekten çok imreniyor. Hani diyorsun böyle bir evim olsa başka birşey istemem bu hayattan gibi. Bir şekilde insanlar doyumusuz ve hep daha fazlasını istiyor.

100_4549

Biz nereye gideceğimizi bilmeden ilerliyorduk. Benim cıvıtmamla birlikte soğuk şakalar meydana geldi. Güldük eğlendik. Herkes bana biraz da kızsada eğlendiklerini düşünüyorum. Fakat yaşlanmışım ki aşkım eski enerjim yok. Gücüm bittiğini hissetim. Sen de farklı bir ortamdan olmana rağmen aşkım herkes ile kaynaştın. Hem de benim tanımadığım kişiler de olmasına rağmen ortamda herkes ile arkadaş oldun. Zaten benim arkadaşlarımla tanışmıştın senin de arkadaşların artık aşkım aşkım.

100_4524

En sonunda varmıştık. Vardığımız yer ise tam karadeniz ile marmara’nın birleştiği bir yerdi. Burada akıntı çok ve rüzgar boldu. Benim deniz korkum olmasına rağmen denizden hiç çıkmamama şaşırmış olman gerekiyordu. :) Denizin o kadar sıçak olması ve sanki tuzsuz gibi olması şaşırtıcıydı. Heralde bu bölgede su öyle hep. Güneş ne kadar sıcak olsada o rüzgardan dolayı biz güneşten etkilenmedik. Fakat ne kadar yandığımızı anlayamadık en sonunda. Sevgili arkadaşımız Niso’nun muzikleri ile ve yaptığı kokteyl sayesinde kutlamalar başladı. Bu kutlamalar devam ederken denize girme sefamız oldu tekrar ve sen de yeni edindiğin arkadaşın ile konuşmaya dalmıştın. Bense denizden çıkmıyordum. Müzikler de aynı anda devam ediyordu. Günün sonu geldiğinde haydi gidiyoruz dedi Kaptan fakat motor çalışmadı. Çünkü bütün gün çalan müzik aküyü bitiriş. Ufak çaplı panikten sonra kaptanın yeğeni’nin teknesi orada olması şansımız oldu ve yedek akü bizim teknemize transfer oldu. Artık geri dönebiliriz.

100_4543

Neyi kutluyorduk? Moti ve Yosi arkadaşlarımızın askere gitmelerini kutluyorduk. Bu yaz son defa olarak deniz yüzü görmüş oldular. Askerlik bizler için çok zor bir görev fakat bir şekilde alışıyorsun ve bitiyor. Uzun süre aileden uzak olmak ve farklı bir hayatın içine girmek asıl zor olan kısım. Aile bir yana arkadaşlarından ve sevgililerinden de ayrılması zor. İnşallah İstanbul’a yakın yerlere düşürler ve 6 ay olarak giderlerki iyi olur onlar için. Hayırlı teskereler.

VN:F [1.4.3_701]
Rating: 0.0/5 (0 votes cast)

dünyayı gezmek

CherryBlossomGirl tarafından Haziran 12, 2009 tarihinde yazılmıştır.

Aşkım biliyorsun ki ben gezmeyi çok seviyorum. Maddi imkanlar daha iyiyken, zaman da bulabiliyorken bazı Avrupa ve Amerika şehirlerini gördüm, hatta Kuzey Afrika’da Tunus’u bile gördüm.

Avrupa ülkelerine ve şehirlerine özel ilgim var, Amerika’dansa Avrupa’yı tercih ediyorum. Fakat asıl güzel olan tabii ki böyle popüler olan, genelde turistlerin gitmeyi tercih ettikleri birincil yerlere değil, daha otantik, daha değişik topraklara gitmek, oraları  görmek, dolayısıyla daha değişik kültürleri öğrenmek… Bu aslında çok daha güzel ve gerekli.

Tunus mesela güzel bir deneyimdi ama algılarım şu an olduğu kadar açık değildi çevreme karşı.

Binrota editörlüğü ve yazarlığı bana dünyamızla ilgili çok şey öğretti tabii, bana bir vizyon kattı. Biliyorsun şu an siteye bazı yazılar hazırlıyorum. Son hazırladığım yazı dizisi Afrika ve Kuzey Amerika‘daki bazı şehirlerdi.

Bu yazıları hazırlarken bana ilginç gelen bilgilerden bazıları:

dakar-Küçük Prens kitabındaki baobab ağaçları… Okumuş muydun? Batı Afrika’nın en turistik bölgelerinden biri olan Saly‘de mevcut! Bunlar çok acaip ağaçlar aşkım gerçekten de masalsı. Ayrıca Golf de Saly isimli golf sahasında, tropikal iklimin ve okyanus manzarasının tadına varılıyor. 18 deliğin yedisinde golf için özel yapılmış göller ve etrafında 60 bine yakın çeşitte bitki mevcutmuş.

- St Louis, Senegal’in St Louis bölgesinin başkenti aşkım. Faidherbe Köprüsü ise, St Louis adasını kara parçasına bağlayan, 507 metre uzunluğunda, 10 metre genişliğinde metalden yapılmış bir köprüymüş. 1897 yılında yapılan köprü, gemilerin geçebilmesi için 90 derece dönebilen bir bölmeye sahipmiş.cayoblancoo

- Aşkım Senegal’in başkenti Dakar’da bulunan Goree Adası, 1700’li yıllarda, kölelik zamanında Amerika’ya gidecek olan kölelerin gemilere bindirilmesi için kullanılan bir kara parçasıymış. goree1Köleler Evi, 1776’da inşa edilmiş. asırlar boyunca burada köleler insanlık dışı muamelelere tabi tutulmuş, insanlar hijyenin dahi olmadığı böyle bir ortamda hunharca eziyet görmüş. Köle tüccarları yüzyıllarca bu adayı dağıtım merkezi olarak kullanmışlar. Bu bölgeye, bu evde olanlardan dolayı daha sonra Utanç Adası adı verilmiş. Aşkım bu adada da baobab ağaçlarına rastlanıyormuş..  Bu ağaçlar, Afrika’daki birçok kabile tarafından kutsal kabul ediliyormuş.

- Küba Trinidad‘da, buraya özgü Canchanchara içmeden dönmeyin diyorlar, Mojito gibiymiş ama çok daha gzelmişş.

Devamını da binrota’dan okursun aşkım şimdilik aklımda kalanlar bunlar :)

VN:F [1.4.3_701]
Rating: 0.0/5 (0 votes cast)

pazar aşkı gezmeleri bayramoğlu

Bepanthol tarafından Mayıs 24, 2009 tarihinde yazılmıştır.

Aşkım bu haftasonunu çok güzel bir program ile bitirdik. O kadar kafa yormamamıza rağmen yok ne yapacağız ne edeceğiz demeden bayramoğlu’na gittik ve çok güzel gezdik. Ne kadar güzel anıların varmış orada benim büyükada’da hissettiklerimi sende burada hissediyormuşsun. Aslında çok ilginç değil mi? Yani senin başından geçenlerin aynısı benim de başımdan farklı bir yerde geçti. Sen her köşesini detaylı detaylı anlattığın sırada ben de gözümde canlandırdım sanki senle yaşadım. Çok güzeldi ve çok güzel bir paylaşımdı bence. :)

Sabah yola çıktık ve sizin arabanızı kullanmanın zorluğunu ilk beş dakika çektim. Bir de koltuğu aşağıya indiremedim o minik arabada kafam tavana değiyordu. :) Ufak bir kaza tehlikesinden sonra sahil yolundan Tuzla yönüne doğru ilerledik. Artık arabaya alışmıştım aşkım onun için rahat bir şekilde Tuzlaya kadar gittik. Fakat benzin lambası yanması beni çok tedirgin etti. Sen beni uyarmıştın ama yeter dedim ki sanki çok biliyorum o arabanın kaç kilometre gittiğini. Allahtan bir şekilde arabanın yol bilgisayarı olmasından dolayı ne kadar yol gidebileceğimi gördüm ve çok rahatladım. Bu arada da Duman’ın son albümünü dinliyorduk. İçimde biraz tedirginlik olduğu için rahatta konuşamadım ve şarkılara da eşlik edemedim. Biliyorsun ki aşkım benim bu şarkı ezberim kötü olduğu için 10 defa dinlesem aklımda kalmaz. Ben sadece melodi ezberliyorum çok garip bir şekilde. :) Tekrar yola döndüğümde yolu uzattığımızı ve yanlış bir sapaktan saptığımızı farkettim. Benzin ışığı yandıkça yanıyordu. 23_24_mayis_melis_ve_ben-049Tuzla Piyade okuluna geldiğimizde çok rahatladım çünkü oradan hemen E-5′e çıkabileceğimizi ve orada illa ki bir benzinci ile karşılaşacağımızı düşündüm. Sen ise bilmiş bilmiş ben sana benzin alalım diyerek beni biraz strese sokmuş olsanda pek belli etmedim. E-5′e çıkar çıkmaz zaten 5 dakika yol daha gittik ve Darıca – Bayramoğlu sapağını görünce hemen saptık. Oradaki Bp’den benzinimizi aldık. Minik araba susamıştı aç kalmıştı onu doyurmuş olduk. Sıra bize de gelecekti ama ilk önce eşya alma toplama işlemleri yapmamız gerekiyordu ve sizin eve gitmemiz gerekiyordu.

Bayramoğlu’nda ada kısmına girene kadar tatil bölgesinden çok uzak bir yer görünümündeydi fakat o adadan içeri girdiğinde herşey bir anda değişti. Ağaçlar bütün yolların üstünü örtüyordu çok güzel bir görüntü sağlıyordu. Bir anda iklim değişti orada sanki çok şaşırdım. Sokaklar ve evler çok güzeldi. Bazı evler bakımsız olsada genel anlamda bahçelerde çiçcekler huzur vericiydi. Sizin eve varana kadar pek farkına varamadıysamda arabadan inince bir tatil yerinde olduğumu hissetim. Arabayı park ettik ve o inanılmaz manzara ile karşılaştım. :) 23_24_mayis_melis_ve_ben-042Sizin evin bahçesinden denize doğru gidildiğini daha önce anlatmıştın da fakat ben sanki farklı anlamışım ki direk sizin evden denize girilebileceğini hayal etmemişim. Hava parçalı bulutlu olmasına rağmen birden güneş açınca güneşin sıcaklığı bir anda beni denize atlatma hissi uyandırttı. Deniz dümdüzdü ve ben bu kadar bir durgunluk beklemiyordum. Sonra evini gezdirdin ve eşyalarını aldın çıktık hemen. Yanlız o balkona hayran kaldım. Otur orada sabaha kadar zaman nasıl geçer anlamazsın heralde.

Eşyaları arabaya yerleştirdikten sonra yürüyerek bayramoğlunu bana keşfetirmeye çıktık. Çocukluğunun geçtiği sokakları teker teker anlatırken ki sevincini gözlerinden okuyabiliyordum ve bu bana çok mutluluk veriyordu. Ne kadar güzel zamanlar geçirmişsin. Yaşadığın o sokak ve oyun oynadığın çıkmaz sokağın anlamı ne kadar önemli olduğunu çok iyi hissettirdin. Pilavcı Burnuna kadar ilerledik. Tek tek evlerde kimler oturduğuna kadar anlattın. Bir daha ki sefere ben gezdirsem seni ben orada oturmuşum gibi anlatabilirim artık. :) Ben de heyecanlandım tabii ki de oraya ne kadar zamanda yürünülür. Orası uzak mı? orada ne var? gibi bazı sorularımı yanlış anladın ama aslında çok sabırsızlandım. Ben çok zevk alarak gezdim aşkım emin olabilirsin.

23_24_mayis_melis_ve_ben-045Bayramoğlu Plaj tesislerine doğru ilerlerken evleri ve sokakları çok daha iyi inceleyebildim. Bir çok evin bahçesi düzenli hatta bazılarında havuz vardı. Bazıları ise terk edilmiş gibi ya satılık ya kiralık durumundaydı. Belli ki artık insanlar bayramoğluna geri dönüş yapıyorlar balkonlarda insanlar oturup sohbet ediyordu. Kimisi mangal hazırlığı yapıyor kimisi torunuyla tavla oynuyor. Tamamen bir aile yaşam bölgesi. Nihayetinden plaj’a geldik içeri girdik ve inanılmaz güzel bir kumsal ile karşılaştım. Deniz sanki bir havuz gibi dümdüz ve masmavi. Bu kadar güzel bir görüntü ile karşılaşacağımı sanmıyordum. Oradaki çay bahçesinde insanlar oturup kahvaltı yaparken benim de çay içesim gelmişti fakat kısmet olamadı. 23_24_mayis_melis_ve_ben-015Bir sonraki sefere çay içeriz artık. Kumsalda yürüdük fotoğraf çektik ve sen yine bir sürü anı anlattın yine. :) Plajdan çıkınca sokakları gezmeye devam ettik. Heryeri anlatırken sokak adları benim çok dikkatimi çekti ve fotoğraflarını çektik. Muz sokak, Dut Sokak, İğde sokak… :) Mis Market’ten, Çıtacılar’dan ve Manolya Eczanesi’nden geçtik idare’nin olduğu bölüme Şok Marketin oraya kadar gittik. İdaredeki pinpon ve oyun hikayelerini dinledikten sonra Şok’tan frambuazlı bisküvi aldım. Biraz abur cuburluğum tutmuştu zaten değil mi? :) Bütün yol doritos cips’i kendi başıma bitirerek kendimi kanıtladığıma inanıyorum. Frambuazlı bisküvi yenilemez bir tadı olduğu için günün ilerleyen saatlerinde çöpe gidecekti. İdare’nin olduğu bölümden geri çıtacılar restoranına geri dönerek orada çok güzel yemekler yedirdin bana. Köftesi ve lahmacunu çok güzelmiş gerçekten. Bira da içtik serinledik. Sonra Roma dondurmacısı. Anılar anılar ve anılar. Kolalı dondurma yoktu ama çok enteresan masmavi bir dondurma vardı. Adını nasıl unuttum ben bilmiyorum. 23_24_mayis_melis_ve_ben-001Keşke not alsaydım. :( Sonra sana çok sıkı bir sarıldığımı hatırlıyorum. Orada senin kurtulmaya çalışma surat ifadeni hala unutamıyorum. Hata yine gülmeye başlıyorum. Hatta güldüm. O kafa nasıl bir sağa bir sola sallanır sanki sudan çıkmış balık gibi çırpınıyordun. :) hahahaha

Neyse aşkım sanırsam çok uzattım ben. Sonra evine geri döndük o güzel balkonda Mis Market’ten aldığımız abur cuburları yedik. Kendimi 80′lerde hissettim, belki dekorasyondan belki anlatığına anılarından belki radyoda dinlediğimiz şarkılardan belki de teknolojiden uzak kaldığımız bugünden… :) Çok güzel zaman geçirdim. Seninde geçirdiğini düşünüyorum. Çok güldük. Çok eğlendik. Çok yorulduk. Çok uykumuz geldi. Sanırım bira biraz da çarpmış olabilir. Güneş ve sıcak. :) Temiz hava. :) Bayramoğlu. İnşallah bir daha gideriz.

Not: Bütün fotoğrafları eklemek istedim aşkım ama çok fazla yer kapladı. :( Bir kaç tanesini de aşağıda sıralıyorum. Çok güzel fotoğraflar çekmişiz.

23_24_mayis_melis_ve_ben-00423_24_mayis_melis_ve_ben-011

23_24_mayis_melis_ve_ben-01223_24_mayis_melis_ve_ben-040

23_24_mayis_melis_ve_ben-05423_24_mayis_melis_ve_ben-021

VN:F [1.4.3_701]
Rating: 5.0/5 (2 votes cast)

Sultanahmet kurtuluyor mu?

CherryBlossomGirl tarafından Mayıs 19, 2009 tarihinde yazılmıştır.

Aşkım biliyorsun ki kültür, bir toplumun tarihsel bir süreç içinde ürettiği ve kuşaktan kuşağa aktardığı her türlü maddi ve manevi özelliklerin bütünüdür. Ülkemiz, kültürel açıdan inanılmaz zengin bir birikime sahip olmakla birlikte maalesef bunun kıymetini bilmeyen insanlarla dolu olduğundan, sahip çıkmak konusunda sıkıntılar yaşıyoruz.

sultanahmetHaberlerden ve internetten takip ettiğim kadarıyla  Sultanahmet’teki 65 odalı Four Seasons Oteli‘nin, kapasitesini 50 oda daha artırabilmek için bitişiğindeki tarihi parselin üzerinde inşa ettiği ek binalar projesi, Osmanlı ve Bizans döneminden kalma tarihi kalıntıları riske atacaktı. Çok sevdiğim ünlü tarihçi Prof. Dr. İlber Ortaylı da  bu konuda açıklama yaptı ve “Sultanahmet katlediliyor” dedi.

Biliyorsun binrota‘da görevliyken kültürel geziler düzenliyordum, Sultanahmet’i de keyifle defalarca gezdim, rehber eşliğinde de dinledim bu güzel meydanın hikayesini. Sultanahmet’e Bizans döneminde hipodrom denirmiş, yani at meydanıymış. Cadde, Roma’ya kadar uzanan yolun başlangıcıymış. Biliyorsun, şehrin en önemli abideleri Ayasofya, Sultan Ahmet Camii, Türk ve İslam Eserleri Müzesi, Yerebatan Sarnıcı ve Binbir Direk Sarnıcı bu meydanda yer alıyor. Gene meydanın orta yerinde, Alman İmparatoru Kayzer Wilhelm’in ziyaret hatırası olarak yapılmış olan Alman Çeşmesi var. Meydan günümüzde İstanbul’un en önemli turistik merkezlerinden biri.

Four Seasons Oteli’nin bu uygunsuz çalışmasına karşı çıkmak adına sayısız imza toplamaları ve gruplaşmalar oldu, sanırım bu konuda birtakım gelişmeler olmuş ama sonucu öğrenemedim. Sultanahmet sonuçta tarihi yarımada içinde ve UNESCO Dünya Kültür Mirası listesinde yer alıyor, dolayısıyla konuyla UNESCO da ilgileniyor sanırım. Facebook’ta konuyla ilgili açılan gruba katılmıştım, “sonunda başardık” gibi bir mesaj aldım ama sonucu öğrenemedim, öğrenince burada paylaşacağım. Sanırım olumlu gelişmeler var.

İmza kampanyası devam ediyor mu bilmiyorum ama gene de paylaşmak isterim, buradan sen de katılabilirsin aşkım.

Hiç bilmiyoruz kıymetini elimizdeki değerlerin… Bir tek sultanahmet değil ki, böyle çok konu var aslında. Hangi birini söyleyelim…

VN:F [1.4.3_701]
Rating: 0.0/5 (0 votes cast)

birlikteliğimizden ufak kesitler

Bepanthol tarafından Nisan 24, 2009 tarihinde yazılmıştır.

Aşkım bugün senin sapancadan geleceğin gün. Bugün günlerden de cuma en sevdiğim gün. Ama aynı zamanda da en yorgun olduğum gün. Seni gördüğüm an bütün yorgunluk üzerimden kalkacak ve yerine içimi ısıtan bir enerji dolduracak. Bu saatlerde tatilin keyfini çıkartırken aslında uyuduğunu tahmin ediyorum. Arayıpta uyandırmak istemiyorum. Senin yerinde olsam hiçte uyandırılmak istemezdim. Bu sapanca tatili inşallah kafanı toplamakta ve kendini iyi hissetmekte faydalı olmuştur sana. Ama hem Ankara hem Sapanca çok uzun oldu aşkım seni çok özledim. Bir geldin bir gittin… :(

polen çiçekleri

Aşkım sen gitmeden önce şaşkınbakkal sahilde çimlerin üzerinde oturduğumuz ve kısa bir süreli piknik yaptığımız aklıma geldi. Ne kadar güzeldi herşey. Hava sımsıcak güneş vardı mis gibi. Birbirimize sarılıp sarılıp sohbet ettik. Sonra karnım aç dedin. :) Ve piknik yaptık. Ne kadar insan sirkülasyonu olsada sanki orada sadece ikimiz vardık. Yukardaki fotoğraftaki polen püskürten bitkiyi de hatırladın mı? :) Bir birimize üflemiştik.

sevgili mumları

Ya peki sevgililer günümüzü hatırladın mı? Biraz tartışıyorduk o gün. Yine kararsızlığımdı ve belki de tedbirsizliğimdi. Bu güveni o zaman sana verememiştim o zaman. Fakat sonunda güzel bir şekilde devam etmiştik yemeğe. O senin güzel anlayışlılığın sayesinde toparlandı. İnşallah gelecek senelerimizde daha güzel yemeklerimiz ve gecelerimiz olacak. Kavgalarımız da olacak tabii. Herşeyin tadına vararak yaşayacağız. Bir birimize olan sevgimizi ve saygımızı yitirmeyeceğiz. Her günümüz bizim için sevgililer günü olsun. Suprizlerimizi ve sevgimizi hergün birliktte yaşayalım. Bak yine özledim seni aşkım.

ayıcıklar

Peki ya birgün moralin bozuktu benzinlikte durmuştuk. Hatırladın mı? Bütün yaptığım şebekliklere rağmen hiç yüzün gülmemişti. :( O gün şarkı söyleyen ördek ile tanışmıştın. Kuyruğuna basınca şarkı söyleyen. Ne kadar aptaldı değil mi? Kafa bir sağa bir sola ama aynı zamanda da şirindi. Hiç yakışmıyordu bir ördeğe o şarkı. :) Gülmeye başlamıştın sonra sen bana sarılmıştın.  Ben de sana. Aynı yukardaki ayıcıklar gibi. Bende de vardı bu ayıcıklardan bir tane. Adı yumoştu. Kardeşim yerine sayıyordum. Kardeşim doğana kadar.

priz
Aşkım biz yanyana farklı insanlar olarak gözüksekte içerden birbirimize bağlı bir çiftiz. Aramıza mesafeler girsede hep içimizdeki bağ birbirine sıkı sıkı bağlanacak. Zamanla hep daha iyiye gideceğiz. Birbirimizi ne kadar da tanımaya başlasakta hergün yeni birşeyimizin farkına varacağız. Belki daha önceden anlatmadığımız birbirmize konuları farklı konular açıldıkça anlatacağız. İçimizdeki bu bağ kopmasın seni çok seviyorum ve özlüyorum.

kuzucuklar

Yolunu dört gözle bekliyorum. Lütfen gel artık…

VN:F [1.4.3_701]
Rating: 5.0/5 (2 votes cast)

Dünyayı Gezelim

CherryBlossomGirl tarafından Nisan 6, 2009 tarihinde yazılmıştır.

binrotalogoAşkım editörü olduğum binrota.com sitesinde bir süredir, bazı yazı dizileri oluşturuyorum. Dünyadaki bazı şehirlerde gezilecek en önemli on yer ve site üyelerimizin henüz yazmadıkları bazı şehir ve ülkelerin genel bilgileri…

Bu gece bitirecektim elimdekileri ama çok yoruldum, saat çok geç oldu, son iki tane kaldı siteye giriş yapılacak şehir olarak… Bana bazı yerleri bulmada yardımcı oldun, teşekkür ederim.

Bu yazılara göz atmak istersen, bu linkte sıralanmış durumdalar, detayını görüntüle butonuyla hepsini okuyabilirsin.

Umarım önümüzdeki günlerde, aylarda, yıllarda, maddi manevi olarak imkanımız olur ve seninle şehirler, ülkeler gezer, fotoğraflar çekeriz.

Bunu sabah okuyacaksın, günaydın aşkım, iyi haftalar :)

VN:F [1.4.3_701]
Rating: 5.0/5 (1 vote cast)

Sapanca

CherryBlossomGirl tarafından Mart 31, 2009 tarihinde yazılmıştır.

sapanca gölüAşkım binrota.com’da yeni yazım yayınlandı. Sapanca’yı anlattım ve fotoğraflarımı ekledim. Buradan bakabilirsin.

 

 

 

Not: Foto bana ait, yıl sanırım 2006

VN:F [1.4.3_701]
Rating: 0.0/5 (0 votes cast)
pressyado.com teknik özelliklerini geliştirmeye devam ediyor...