Etiket bulutundan seçilmiş giri ‘hastalık’

birlikte olmak ve güzel zaman geçirmek

Bepanthol tarafından Eylül 7, 2009 tarihinde yazılmıştır.

love_notes_07Aşkım çok kısa birşeyler paylaşmak istiyorum senle ki aslında bunu hep sana söylediğim şeyler içerisinde kullanıyorum zaten. Fakat çok detaylı olamıyor böyle parça parça bir oradan bir buradan. Bunun sebebini zaten biraz daha ilerde anlatacağım. Birşekilde hepsi bir bütün haline geliyor.

Biliyorsun ki anneannemin evindeyim şuanda ve dedem ameliyat olacak yarın. Akşamleyin hastaneye yatırılması gerekiyor. Allaha şükür ki çok önemli birşey yok. Çünkü aylardır kontrol altında olması onun sağlığını bozacak kontrol dışı gelişen bir durum yok. Kendisi kuvvetli ve güçlü bir kişi sadece psikolojik olarak o kadar kuvvetli değil. Yaşıda ilerlediği için maalesef bir çok korkusu var. Bu korkular onu daha kötü yapıyor. Bu yüzden elimden geldiğince onun yanında olmaya çalışıyorum. Bugünde onun yanındayım ve gerçekten mutlu olduğunu hissettim. Sanırım bizim onun yanında olmamız ona farklı bir kuvvet veriyor şuanda. Düşün ki yarın ameliyat olacak ve bugün hiç sanki aklında bile yok. Halbuki cuma günü çok ama çok kötüydü konuşmuyordu bile kimseyle. İnşallah ameliyat güzel geçecek ve ondan sonra istediği gibi iskenderciye gidip ziyafet yapacağız.

Bu arada yaşanan bazı diğer sağlık problemleri var ve onlar da beni üzüyor maalesef. Babamın sonuçları çok daha iyi olduğu ortaya çıktı fakat ilik ile alakalı biyopsi sonuçları nasıl çıkacak bilemiyoruz. Bunun üzerine doktor başka bir tedavi sürecek ortaya. Babamın da morali çok iyi. Hepsi çok çok iyi olsunlar fakat biliyorsun ki ben dışarıya fazla birşey yansıtmıyorum. Bu senden veya başkasından saklamak için yapmıyorum. Sadece kendimin sıkıntılarını böyle unutabiliyorum ki gerçekten kendimi öyle bir alıştırmışım ki unutuyorum. Bu hastalık durumlarından geriye kalan kısımda işsizlik durumları da var. Eminim ki çözülecek bir durum. Önce ve her zaman sağlık olsun.

selection_235_17

Aşkım benim biliyorum ki ve eminim ki ben bu zor zamanları gerçekten sen olmasaydın daha kötü geçirirdim ki aslında senin de yanımda olman ile birlikte çok daha iyi geçiriyorum. Böyle birazda içimde saklıyorum ve gizliyorum. Belki çok şaşırmışsındır ama geçen hafta bir patlama yaşadım gördün. Bir erkek olarak beklentilerim ve kendimce yapmam gerekenler var. Bunlar bir şekilde bazı müdahaleler ile geride kalıyor zaman da geçmiş oluyor. Birlikte olmamız çok güzel zaman geçirmemizi ve doğru düşünceler içinde olduğumu kanıtlıyor. Seni çok seviyorum aşkım. Bir önceki yazılarından birinde seni sevdiğimi söylemiş miydim? demişsin. Hem de kaç kere söylüyorsun benim gibi. fakat demesende gözlerindeki ışıktan kalbinin bana kollarını açtığını görebiliyorum.

Son bir kaç şey daha eklemek istersem eğer aşkım, herşey çok güzel olacak. Hani çok sevdiğimiz bir film adı gibi oldu ama gerçekten böyle düşündüğümüzde bir anda içimi umut ve sevinç kaplıyor. Ama senle…

VN:F [1.4.3_701]
Rating: 0.0/5 (0 votes cast)

bilinçaltımıza yerleşen olayların yansıması rüyalar

Bepanthol tarafından Temmuz 28, 2009 tarihinde yazılmıştır.

Aşkım her sabah en büyük zevkimiz birbirimize rüyamızda ne gördüğümüzü anlatmak. Bazen dikkat ettiysen ne izlersek veya ne gibi bir olayın etkisinde kalırsak rüyamızda da onu görüyoruz. İşte bir şekilde bilinç altımıza yerleşiyor yaşadıklarımız. Rüyalarımız bazen çok gerçekçi oluyor ve bazense çok uydurmasyon oluyor. Uydurmasyon da zaten uydurma bir kelime. :)

dişlerBana dedin hep rüyamda dişlerimin döküldüğünü görüyorum diye. Ne kadar garip bir rüya. Bu rüya neyin nereye yansıması olabilir. Yani evet etkileniyoruz ve bir şekilde onu temsil eden farklı birşeyleri hayalinin filmini uyurken görüyoruz. Mesela benim geçen gün izlediğimiz Kemal Sunal’ın Gülen Adam filminden etkilenmem gibi. Benim rüyam gerçekten çok komikti. Ama senin rüyan gerçekten korkutucuda böyle dişin düşmesi. Ben senin için biraz araştırdım aşkım ve aslında dişin düşmesini görmek pek iyi birşey değilmiş. Fakat sonuçta bulunduğumuz koşulları yansıtan bir durum. Dişin düşmesi hastalığın habercisiymiş. Bu şey etrafta akrabaların hastalıktan sıkıntı çekmesi durumunda görülen bir rüya tarzıymış. Eğer ailede ise bir ayrılık söz konusu ve konuşmama durumu oluncada insan dişlerini ayrık görürmüş.

Aşkım büyük ihtimalle sen annenin rahatsızlığından ve anneannenin rahatsızlığından dolayı kendin etki altında kalmışsın. Heralde etkisinde de kalacaksın çünkü onlar senin canların ve bir şekilde annen iyileşti. İnşallah anneannende biraz sizi dinlerde en yakın zamanda hastaneye gider. Biliyorum ki büyüklerimiz biraz inatçı hep kızlarını ve torunlarını düşünür ve kendilerini düşünmezler. İyi ki onlar varmışta bizler dünyaya gelmişiz. Sen canını sıkma aşkım herşey güzel olacak ve sen de hep tatlı rüyalar göreceksin. ;)

VN:F [1.4.3_701]
Rating: 0.0/5 (0 votes cast)

fare kapanı hikayesi

Bepanthol tarafından Haziran 1, 2009 tarihinde yazılmıştır.

Aşkım ben daha önceden bir hikaye okumuştum. Bu hikayede bir fare’nin kapandan korkması ve yardım istemesi ile alakalı. Arkadaşlarından dostlarından yardım istiyor ve sonucunda neler oluyor. Bunu seninle paylaşmak istedim. Aslında bu hikaye çok daha güzel anlamlı birşey anlatıyor. Ve bunu seninle paylaşmak istedim.

*****

fare kapanıFare Kapanı Hikayesi

Duvardaki çatlaktan bakan fare, çiftlik sahibi ile karısının bir paket açtıklarını gördü.
“İçinde yiyecek mi var?” derken. Bir baktı ki fare kapanı! Hemen bahçeye koşup, alarmı verdi:
“Evde kapan var, evde kapan var!” dedi.
Tavuk gıdaklayıp, kafayı kaldırdı ve “Bay fare, bu sizin için ciddi bir sorun olsa da şahsen, beni ilgilendiren bir tarafı yok ne yazık ki!” dedi.
Fare dönüp bu sefer domuzcuğa,
“Evde kapan var, evde kapan var!” dedi.
Domuzcuk konuyla ilgilendi ama kendi hesabına “Üzgünüm bay fare, vah, vah emin ol senin için dua edeceğim” dedi.
Fare bu kez öküze yöneldi:
“Evde kapan var, evde kapan var!” diye bağırdı nefes nefese.
Öküz: “Wow, Bay Fare, Senin için üzüldüm, ama burnumu sokacağım bir şey değil.” dedi.
Farenin de başını eğip, gitmekten başka çaresi kalmamıştı…
Yalnızlık ve terk edilmişlik hisleri içinde, fare kapanı ile artik tek başına başa çıkmaya çalışacaktı!

O aksam evde, alışılmamış bir ses duyuldu. Sanki bir kapan, avının üzerine kapanmıştı. Sese koşan çiftçinin karisi, karanlıkta kapana, zehirli bir yılanın kuyruğu kaptırdığını görmemiş. Yılan da onu ısırmıştı.

Çiftçi karisini hastaneye koşturdu. Karisi eve ateşli dondu.
Ateşli insana ne verilir? Sıcacık bir tavuk çorbası!
Tavuk acilen pişirilmiş!

Ama kadın hala iyileşmiyormuş, Eş dost ahbap, gelince hasta ziyaretine, çiftçi de sofraya domuzcuğu çıkarmak zorunda kalmış!
Ama çiftçinin karısı iyileşmemiş; ölmüş!
Aman ne kalabalık gelmiş cenazeye, Ne kalabalık!
Bu sefer de konukları, doyurmak için kesilen öküz olmuş.
Fareye de olan biteni deliğinin ardından izlemek kalmış!

*****

Birbirimizi kollayıp, güç ve güven paylaşmalıyız. Bu konuda benimle hep yanımda olduğun ve olacağın için çok teşekkür ederim aşkım. Seni çok çok seviyorum. Ne kadar da hasta olsam senin yanında kendimi çok iyi hissediyorum.

VN:F [1.4.3_701]
Rating: 5.0/5 (1 vote cast)

talihsiz domuzcuğun hastalıklı serüveni

Bepanthol tarafından Mayıs 19, 2009 tarihinde yazılmıştır.

babe_pig_in_the_city_450Kuzey Amerika kıtasından başlayan bu serüven nereden nereye ta bizim ülkemize kadar geldi. Hem de çok uzun sürmedi. Meksikada onlarca veya yüzlerce insanın bu hastalıktan dolayı ölmesi bütün bilim adamlarını telaşa soktu. Bu hastalık daha sonra A.B.D’de görüldü. Daha sonra bir şekilde Avrupa’ya sıçradı. Avrupada ilk Hollanda’da görüldü diye biliyorum ki bizim gitmek istediğimiz bir ülke orası. Biz gidemedik ama oradaki Domuz Gribi buraya geldi.

Domuz gribi bütün gümrüklerde termal kamera ile anlaşılabiliniyormuş. Bunun özelliği Domuz Gribi taşıyan bir kişide çok yüksek ateş olması ile alakalı. Termal kamera hemen bir uyarı çakarak aman burada biri var hastalıklı olabilir diyor. Bu termal kameraların maliyeti ise 20.000 euro. Bu konuda eksiklik olan birimler hemen temin edilmiş fakat bu sefer yüksek talepten ve gümrük olaylarından gerekli yerlere aktarım yapılamamış. Yani anlayacağın gibi aşkım hiç bir şekilde korunamıyorsun illa bir açık kalacak oradan girecek bir şekilde.

Ülkemizde geçen sene yaşanan kırım kongo virüsü dehşeti bu sene yine aynı zamanda ülkemizde olacak gibi görünüyor. Fakat Domuz gribi olarak. Şuanda bir kaç kişi de görülen Domuz Gribi vakası havaalanlarında karantina altında bekletiliyor. Ya peki gözden kaçan vakaalar olursa, ya yukarda bahsettiğim gibi ilgili birimlerdeki eksiklikler tamamlanmazsa.

Domuz gribi ile alakalı olan bir başka bir sansasyonel haber ise şöyle: “Roche şirketinin Tamiflu adlı grip ilacını geliştiren ekipte bulunan ve 39 yıllık kariyeri boyunca 250den fazla bilimsel makaleye imza atan 75 yaşındaki Adrian Gibbs adlı Avustralyalı bilim adamının yeni yayınladığı bir makaledeki iddiasına göre gribe karşı aşı geliştirmek isteyen bilim adamları ya da ilaç şirketleri tarafından üretilen virüslerden sıçramış olabileceğini kaydetti.” Kaynak: bloomberg.com

Aklıma gelen bu konuyu farklı bir noktaya çevirmek istiyorum. Aids salgınından bu yana 25 milyon insan ölmüş durumda. Ve bazı istatistiklere göre 15 dakikada bir bir insana bu hastalık bulaşıyor. Peki kaçımız bu konu ile ilgili korunma yolları seçiyoruz. Bu kadar duyarlı bir şekilde havaalanları alarmda tutuluyorsa kondom da dağıtılsın. Tuğba Ekinci’nin kondom şarkısı çalsın.



VN:F [1.4.3_701]
Rating: 0.0/5 (0 votes cast)

Dünya Otizm Farkındalık ayı

CherryBlossomGirl tarafından Nisan 22, 2009 tarihinde yazılmıştır.

Aşkım bildiğin gibi ben Rotaract kulübü üyesiyim. İlk üye olduğum yıllarda bir toplantıda bir akşam konumuz otizm‘di ve TODEV (Türkiye Otistiklere Destek ve Eğitim Vakfı)’nın kurucuları konuklarımızdı. Ben o gün ilk kez otizm hastalığı ile ilgili bilgi aldım ve çok şaşırdım. Şaşırdığım bir başka şey de konuklarımızdan birinin benim liseden bir arkadaşım olmasıydı. Meğer Eda’nın erkek kardeşi otistikmiş ve annesi bu derneğin yöneticilerindenmiş. Konu daha da ilgimi çekti ve kulak kesildim.

Öğrendiğim şeyleri seninle de paylaşmak isterim. Otizm, çoğu insanın down sendromuyla, zeka geriliğiyle ve benzer rahatsızlıklarla karıştırdığı bir rahatsızlık.

Otizm bir ruhsal bozukluk değil. Nörobiyolojik bir bozukluk. Yaşamın erken dönemlerinde başlıyor. (Genelde üç yaşından önce) Ömür boyu sürüyor. Sosyal ilişkiler, iletişim, davranış ve bilişsel gelişimde gecikmeye neden olan bir rahatsızlık. Ortaya çıkan sendromun şiddeti ve problemli davranışların bir araya gelme şekli her çocukta farklı oluyor.

otizm

Bazı otistiklerde üstün özellikler söz konusu.  Bu bireyler tüm otistik grubun %10’u kadar.  Birçok yönden eksiklikleri de olan bu otistikler; matematik, sanat, müzik, mekanik gibi alanlarda üstün yeteneklere sahip oluyorlar. Kendi kendine okuma yazma öğrenebilme, okuduğunu anlamasa da akıcı bir şekilde okuyabilme, kısa sürede ezberleme gibi yetilere de rastlanıyor. Rain Man filmini hatırlarsan Dustin Hoffman bir otistiği canlandırıyordu ve örneğin yere düşen onlarca kibrit çöpünün kaç tane olduğunu bir bakışta söylüyor, ve doğru çıkıyordu, ayrıca izlediği bazı filmlerin repliklerini inanılmaz derecede ezbere biliyordu.

Gene otizmle ilgili izlediğim bir belgeselden şunu öğrenmiştim ki bu rahatsızlık aslında şöyle açıklanabiliyor. Örneğin bu rahatsızlıkta olan bir hastanın anne sevgisi gibi bir bilgisi yok beyninde. Beynindeki bu boşluğu örneğin ezbere yönlendiriyor ve bu yüzden ezber yeteneği üstün oluyor. Otistikler aslında hiçbir zaman büyümeyen bebekler gibi. Bebekler/küçük çocuklar, ağızlarından çıkan seslerin/kelimelerin ne anlama geldiğini düşünmeden garip sesler çıkarırlar, durup dururken ağlarlar, ayıp olacağını düşünmeden bağırırlar, etkilere doğru tepkileri vermezler çünkü çocuklardır ve daha sosyalleşmemiş, hayatın bazı kurallarını öğrenmemişlerdir. Otistikler de aslında bu anlamda bakıldığında çok doğal davranışlı, sosyalliği kabul etmeyen çocuklar gibi benim gözümde. Bu yaklaşımla, rotaract dergimizde hepimiz otistiğiz diye bir yazı yazmıştım da bir çok kişi anlamayıp alay etmişti. Halbuki şunu demek istemiştim, biz sosyalleşmiş varlıklar sevmediğimiz insanlara kibar davranırız, sosyal çevrelerde istediğimiz gibi bağırıp çağıramayız, ağzımızdan çıkan kelimelere dikkat ederiz. Ama aslında içimizde hep içimizden geldiği gibi davranmak isteyen bir çocuk vardır, bu anlamda hepimiz otistiğiz aslında demiştim. Bilmem sen ne düşünürsün.

Otistikler takıntılı, tekrarlayıcı davranışlar da sergileyebiliyorlar,  göz temasları zayıf, yalnızlığı tercih ediyorlar, insanlardansa cansız varlıklarla etkileşim haline geçmeyi seviyorlar. Bunun gibi bir çok değişik özellikleri var burada anlatmakla bitmez.

Otizmin kesin tanısı için kullanılan objektif bir yöntem ve biyolojik tetkik olanağı maalesef yok.  Otistik çocuğun davranışlarını sistematik olarak gözlemek ve aileye ayrıntılı sorular sorabilmek için bazı yöntemler varmış sadece. Otizm beynin birçok kısmını etkiliyor ama bu etkinin nasıl geliştiği çok iyi anlaşılamamış.  Otizmin çaresi yok maalesef. Otistik çocukların çok azı erişkin olduktan sonra bağımsız yaşıyor, bunlardan bir kısmı bunda başarılı olabiliyormuş. Fakat otizmle ilgili bazı eğitim kuruluşları sayesinde gerçekten çok güzel aşamalar kaydedilebiliyor aşkım. Ben bunu yıllar önce TODEV’de görmüştüm, şimdi ise yeni bir yerle karşılaştım ve çok mutlu oldum.

Biliyorsun birkaç gündür Sapanca’dayım. Burada Sportizm isimli bir otizm gençlik ve spor kulübü açılmış. Gittim konuştum burada çalışan sporcu eğitmenlerle. İki tane de otizmli gençle tanıştım. Biri Burak. Burak konuşamıyor ama kendini yazarak ifade edebiliyor. Bu inanılmaz birşey, sitelerinde onunla yapılan röportajı okudum, o kadar akıllı ve düzgün cümleler kuruyor ki, bunu konuşarak yapamıyor olması ne kadar ilginç. Bu röportajı buradan okuyabilirsin.

Sportizm’de otistikleri sporla eğitiyorlar, sosyal beceri kazanmalarını sağlıyorlar ve gerçekten de çok güzel başarı öyküleri var, buradan videoları izleyebilirsin.

Aşkım nedense duyduğum günden itibaren çok ilgimi çekiyor otizm rahatsızlığı, zamanında aktif olarak toplantılarına katılıyordum şu an birşey yapmıyorum ama çok isterim gerçekten de aktif olarak elimden geleni yapmak. Sen otizmi biliyor muydun?

Nisan ayı otizm dünya farkındalık ayıymış. Bu yazıyı tam da zamanında yazmış oldum, otizm ile ilgili daha çok bilgi için TODEV ve SPORTİZM incelenebilir.

Herşeyin başı sağlık. Ve inanmak, çalışmak, başarmak…

VN:F [1.4.3_701]
Rating: 0.0/5 (0 votes cast)
pressyado.com teknik özelliklerini geliştirmeye devam ediyor...