boğazda gökkuşağı manzarası ve savarona
Bepanthol tarafından Kasım 2, 2009 tarihinde yazılmıştır.
Aşkım bugün benim için epey koşturmaca oldu. İlk önce eve gittim. Orada birkaç e-posta gönderimi yapmam gerekiyordu. Fakat kablonet bütün haftasonu yapmış olduğu sorunu bugün yine tekrarladı. Tam e-posta gönderimi yapacakken internet kesildi. Biliyorsun ki internet elektrik gibi birşey kesildiğinde hayat duruyor. Benim içinde durdu. Evde 5 dakika bile oturamamış oldum. Annemde bana illa sıcak birşey içirecekti. Peki anne dedim onu beklerken. Hemen toparlandım.
Tam çıkıyordum evden aşkım aklıma bu akşam gideceğimiz Mobile Monday toplantısı geldi. Nasıl da unuttum halbuki o kadar seninle konuşmuştuk bu konuyu. Hemen asansörün kapısından geri döndüm. İçeri girdim. Takım elbisemi ve giyeceklerim herşeyi derleyip toparladım. Şimdiden giyinmek istemedim. Ne yapabilirim ki zaten kilo aldım. Dar geliyor biraz sıkacaktı beni bütün gün. Neyse aşkım aldım elime bindim asansöre. Bu sefer tam zemin kata geldim ineceğim asansörden elektrikler kesildi. Bu arada evde de temizlik vardı herşeyin yeri değişmişti ve aradıklarımı bulamamıştım. Burada epey bir stresslenirken bu elektrik kesilmesi sinirlerimi hoplattı. Zaten internette kesilmişti. Herşey üst üste geldi. Neyse kapıya vurdum birkaç kere kimse gelmedi. 5 dakika geçti asansör çalıştı. Kapıcının dairesi apartman dışında olduğu için apartmandan bir haber adam. Ona da çok sinirlendim. Herşeye sinirlendim. Çok sinirlendim aşkım.

Bütün eşyalarımı arabaya koydum ve yola çıktım. Allaha şükür hiç bir sıkıntı yokken saçma sapan bir şekilde kendimi arabanın vitesine bağırırken buldum. Neden bağırıyordum bilmiyorum ama sanırım bu bana çok iyi geldi ve rahatladım. Sanırım deliriyorum.
Ama en büyük rahatlamayı arabayla Boğaz Köprüsünden geçerken yaşadım. Bu manzarayı hemen senle paylaşmalıydım. Yol boş olmasına rağman arabalar bu manzaranın tadına varabilmek için o kadar yavaş gidiyordu ki trafik sıkıştı. Ben de o sıradaki durmadan yararlanarak güzel fotoğraflar çekmeye çalıştım. Sahilde Savarona vardı ve gökkuşağı oradan başlayarak boğazın diğer yakasındaki Beylerbeyine kadar gidiyordu. Süperdi aşkım. Keşke sen de o sırada benimle birlikte olsaymışsın.

Aşkım malesef fotoğraflarda Savarona’yı çekememişim. Bir de onu çekebilseymişim ne kadar güzel olurmuş. Havalar çok soğudu ama İstanbul’da yağmur ayrı bir zevk ayrı bir güzellik bence. Biraz daha havalar soğursa kar yağacak. İşte o zaman tam benlik senle kardan adam yaparız. Burnuna havuç takarız. Uşumez bu havada üstüne manto koyarız.






Aşkım benim merhaba…
Asıl mesele şimdi sana anlatmak istediğim yeni çekmiş oldukları video klip için bir iPhone uygulaması geliştirmişler. Burada Coldplay ile alaklı haberlere ulaşabiliyorsun fakat en önemli konu burada video klibi izledikten sonra video klibi bir oyun olarak oynayabiliyorsun. Yani bir şekilde sana hem video klibi benimsetiyorlar hem de şarkıyı ezberletiyorlar. Gerçekten bu klip tam oyunluk ki bence bunlar komple bir arada yürütülmüş düşünülmüş bir proje. iTunes’ta nasıl karşıma çıktı bilmiyorum tamamen şans. Büyük ihtimalle müzik kategorisine girmiştim ve hemen indirmiştim. O sırada da ücretsizdi. Zaten böyle bir uygulamanın ücretli olması saçma olur. Oyun çok zor çünkü baya yetenek istiyor sanıyorum ki ben yeteneksizim bu konuda. En kötü yanı ki bence böyle olması çok kötü internet bağlantınız yoksa kesinlikle uygulama çalışmıyor. Bunu da en yakın zamanda düzeltirlese problem yok. Sosyal ağları unutmamışlar ve bu uygulamayı oralarda da paylaşabiliyorsun fakat friendfeed’i unutmuşlar.
Aşkım günaydın. Aslında bu yazıyı daha önce yazacaktım fakat Büyükadadaki evde internet yok maalesef. Turkcell’in doğru düzgün kapsama alanına giremediğimiz için şu 3G olayını kullanamıyorum. Anneannemin evine gittiğimde çok güzel kullanabiliyorum tepede oturdukları için ama ilginç tabii ki de. Bizim evin orada sinagog olduğu için sinyal bozucu sistemlerin olduğu söylenir hep böyle şehir efsanesi gibi. 

Ama öldükten sonra soylarının devamı için başka bir eş bulabiliyormuş. Yılda sadece birkere tek yumurta dünyaya getiriyorlarmış. O kadar çok detay varki kuş beyinli lafının ne kadar saçma birşey olduğunu anlıyorsun. Gerçekten çok akıllı hayvanlar. En üzüldüğüm noktaysa kuzgun cinsi kuşun bu bildiğimiz karga gibi bir kuş kara akbaba’nın yuvasındaki yumurtayı yemesiydi. Kara Akbaba o sırada yumurtası için çalı toplamaya gitmişti ve geri döndüğünde ne kadar üzüldüğünü hissediyordun. Çok başarılı bir belgeseldi ve kare kare başka canlıların görüntülerini gösteriyorlardı. Ayrıca arada mevsim değişiyordu. Çok zaman harcanmış ve çok emek sarfedilmiş bir yapımdı. Özellikle kızılcahamam ormanın kar yağarken ki görüntüleri inanılmazdı.
Yağlı urgan hak getire