bir salı günü ve kahve sohbetleri…
CherryBlossomGirl tarafından Haziran 24, 2009 tarihinde yazılmıştır.
Aşkımmm bugün kardeşini öss kursuna yazdırdık. Hayırlısı olsun. Sonra daa bunu kutlamak için oturduğumuz Starbucks’da yanımıza bir çalışan yaklaştı ve bize kahve sohbetine katılmak ister misiniz diye sordu, biz üç meraklı atladık tabi tabi zaten vaktimiz de var diye

Kahve uzmanı bu arkadaş bize önce kısaca fotoğraflarla kahve meyvesini, kahve çekirdeğini, kahvenin yetiştiği yerleri, yetiştiği şartları anlattı. Kahve meyvesinin böyle bir görüntüsü olduğunu ve içindeki çekirdeğin önce beyaz/yeşilimsi bir rengi olduğunu, kavrulunca böyle bir renk aldığını bilmiyordum mesela.
Kahve ağaçlarından elde edilen kahve miktarları çok azmış aşkım, basit bir örnek vermek gerekirse bir ağaçtan sadece birkaç gram yani birkaç bardak kahve çıkıyormuş. O yüzden de kahve çok değerliymiş ve israfı çok kötüymüş bu bilgiye de çok şaşırdık.
Kahvenin doğru içimi şekersiz ve sütsüz olmalıymış. Kahvenin kokusu çok önemliymiş çünkü yetiştiği yere göre barındırdığı aromalar varmış, is kokusu, meyve kokusu, fındık kokusu gibi. Ama kahveyi tanımak ve kokladığımızda bu aromaları farketmek öyle kolay değilmiş.
Kahve uzmanı arkadaş bize görüntü olarak gayet koyu bir kahveyi ikram etti ve önce uzun uzun koklattı. Daha sonra höpürdeterek bir yudum almamızı istedi.
Höpürdetmenin sebebi de aldığımız yudumun tüm dilimize eşit şekilde dağılabilmesi içinmiş çünkü dilimizin ucu, sağı, solu, ortası ve arkası değişik tatlar alma görevindeler ve ilk aldığımız yudum örneğin eğer sadece dilimizin ucuna değerse, tatlı tatları algılayan dilimizin ucu, bu kahveyi çok acı olarak değerlendirebilirmiş. İlk höpürdetme sonrası dil kahveyi doğru olarak tanıdığından, kahvenin devamını normal şekilde içmeye devam edebilirmişiz.
Şekersiz ve sütsüz içilen kahvelerin her birine uygun tatlılar varmış. Örneğin bizim içtiğimiz Afrika kahvesinin içinde turunç aromaları olduğu için (ki biz bu aromayı algılayacak kapasitede değiliz henüz), bize limonlu cheesecake ikram etti kahve uzmanu arkadaş, bir çatal cheesecake ve aynı anda yudumlanan bir afrika kahvesi gerçekten de inanılmaz bir tad oluyor aşkım değil mi? Hem o kahve sanki sütlü şekerli bir kahveymiş gibi oluyor, hem de kahvenin turunçlu aroması, limonla buluştuğundan daha çok ortaya çıkıyor. Bu örnek gibi bir çok örnek daha varmış, örneğin içindeki fındık aromasını ortaya çıkarması için fındıklı/çikolatalı bir tatlıyla birlikte tüketilebilecek kahveler veya içindeki baharatlı aromalar ortaya çıksın diye tarçınlı tatlılarla tüketilebilecek kahveler…
Türk kahvesi’nin kahvesi Yemen’de üretiliyor olup, pişirme şekli Türklere ait olduğu için Türk Kahvesi imiş adı. Kahve nerede kaldı ya, Yemen’den mi geliyor esprisi ise bu sebepten imiş
)
Aşkım kahve uzmanı bu arkadaşa ne kadar çok soru sorduk değil mi? Bence bizim kadar hevesli ve meraklı birileriyle tanışmayı ummuyordu, sanki biz de onu bekliyorduk
)
Emperyalizm anlamında, ülkemize böyle yabancı markaların girmesini ve milletimizin de bunlara prim vermesini doğru bulmayanlar var. Emperyalizme ben de karşıyım ama yiğidi öldürsem de hakkını vermek istiyorum, Starbucks kaliteli kahve satıyor ve güzel işler yapıyor. Hastasıyız
) (Soldaki foto nasıl bayıldım valla, gearsandwidgets.com diye bir siteden aldım seninle de paylaşmak istedim:)
Ben de mi çalışsam bu kahve işlerinde, çok canım çekti….