Etiket bulutundan seçilmiş giri ‘parça’

meşhur filibe köftecisi ve dumansız hava sahası

Bepanthol tarafından Ağustos 21, 2009 tarihinde yazılmıştır.

Aşkım şimdi bu başlık birbirinden çok farklı iki konuyu teşkil ediyor ama bugün yaşadığım ilginç şeyleri senle bir yazıda paylaşmak istedim. Böyle biraz garip gözüktü sanki filibe köftesinde geçen bir dumasız hava sahası konusu olacak gibi gözüküyor ama olsun idare edersin beni biliyorum. Kimbilir bugüne kadar ne kadar saçma başlıklar oluşturmuşumdur burada.

hommer simpsonİki gündür nışantaşındaki evden bir türlü çıkamadım. Geçen haftaki balık yakalayacağım hırsından dolayı her yerim tutulmuş olmasından dolayı bir robokop oldum. Bacaklarım diz eklemlerinden kalçama kadar sabitlenmiş gerilmiş ve tutuktu. Yürümeye çalıştığımda ise çok büyük can acısı çekiyordum. Rüzgarı çok fena yemişim o iskelede. Balıkları da babam yedi çoğunu afiyet olsun. Ben de acısını çektim.

En sonunda güç geldi sabahleyin uyanır uyanmaz çıktım evden. Gerçekten gün ışığını ve gökyüzünün rengini unut vermişim. Sirkeci de senin fotoğraf makineni alıp başka bir tamirciye götürmem gerekiyordu. Gerçekten çok üzülüyorum o kadar para verip alınmış bir aletin tamir olamamasına. Aslında tamir oluyor fakat yani bu kadar pahallı olabilir mi? yok canon s1′lerin genel sorunuymuş. Çok süper bir özellik eklemişler ama oda makinaya hassasiyet katmış. Yok oraya çarpmayacak yok tozlanmayacak. Tamirciye gittiğim de adam yok çıkma yok yok bilmemne yok diye geri verdi. Senin fotoğraf makinenden 3 tane daha gördüm arka masasında. Sonra diğer fotoğraf makinası tamircisine götürdüm o da daha önce götürdüğümüz yere götürün dedi. E peki bu fotoğraf makinası tamircisi değil mi? Sonra bir iki yere daha gösterdim. Hep aynı cevap bunun tamiri ile fotoğraf makinası alırsınız dendi. Üzgünüm ama galiba ömrü doldu. O kadar uğraştık ve oraya buraya gittik sorduk. Hani elimizden birşey gelmedi.

Bu olaylar olurken meşhur filibe köftecisinden geçtim. Orada senle yemek yemiştik ve fotoğraf çekmeyi unutmuşum. Hatıra olsun diye buraya koyuyorum fotoğrafı. Üniversiteye gittiğim zamanlarda dayımın ofisine giderdim yaz tatillerinde. Böyle arada derede kalan zamanda işte staj başlamadan evel. Hep böyle yok boş oturuyorsun muhabbeti oluyordu. Sanıyorum ki iyi  bir kaçış oluyordu. Bir keresinde 3 porsiyon yemiştim. O zamanlar 110 kg olduğum için normal geliyordu. Şimdi beni 1 porsiyon kesiyor. İşte sabah sabah kahvaltı yapmadan o köfteyi yediğimi itiraf ediyorum. Biraz pis boğazlığım tuttu ve o kısa zaman aralığı koşturmacasında götürdüm işte. Ama görevlerimi de bitirdim yemekten sonra.

meşhur filibe köftecisi

Fotoğraf makinası elimde tutup sinirlerim bozularak yürürken etrafta dumansız hava sahası pankartları gördüm. Sıgara içenler için kötü bir uygulama evet fakat yeterliydi artık. Sıgara dumanından hiçbir yerde oturamaz oluyordu insan. Birden aklıma yurtdışında okuyan bir arkadaşım geldi. O da sıgara içmiyordu. Göteborg muydu acaba? İnsanlar sokakta bile sıgara içmiyorlarmış. Her taraf dumansız temiz ve berrakmış. Şimdi biz de öyle oluyorken demişken ki o sırada vapura binmiştim. Vapurun kenarında açık kısmında oturuyordum. İki genç sıgara içmeye başladı. Bildiğim kadarıyla açık alanda sıgara içilebiliniyordu fakat toplu taşıma araçlarında sıgara içilmiyordu. Peki bu adamı kim uyaracak veya uyarılması gerekiyor mu diye düşünürken bir güvenlik elemanı geldi. Sıgaralarınızı söndürün yoksa size ceza kesmek zorundayım dedi. Çok şaşırdım. Eğer her yerde böyle bir denetleme varsa kesin bir şekilde toplumumuz alışır diye düşünüyorum. Ben temiz hava almak için dışarda manzaraya bakarak yolculuk ederken adamın külünü dumanını yutmak istemiyorum artık ki evet yutmayacağız.

Bir süre sonra vapur kadıköy iskelesine yanaştı. Denize bakıyordum. Ya buradaki sen kadar pis bulanık derken vapurun motorları çok hızlı çalışmaya başladı ve deniz köpürdü. Köpükler geçtikten sonra denizde o kadar çok büyük balıklar göründü ki bacaklarımın ağrısı yeni geçmesine rağmen bir anda balık yakalama hırsım geldi. :) Sonra hayır hayır diyerek kendime geldim. Onunda bir fotoğrafını çekeyimde artık bacaklarım acı çekmesin ve bu acı sadece fotoğraflarda kalsın dedim. :P Bir de evde oturmaktan o kadar çok sıkılmışım ki hala eve gitmedim.

kefal balıkları

Aşkım bu telefonda yakınlaştırma özelliği olmadığı için çok net gözükmüyor fakat gerçekten büyüktüler. Yani gözle daha iyi anlaşılıyor. Bunlar kefal balığımış ve pis sularda yaşayan lağım balığı da deniliyormuş adına.

VN:F [1.4.3_701]
Rating: 5.0/5 (2 votes cast)

Ambaleley ambaleyo Ooo leyya ooo

Bepanthol tarafından Mayıs 11, 2009 tarihinde yazılmıştır.

Ambaleley ambaleyo Ooo leyya ooo :) yarrabiiimmmm :P

kırkaltıAşkım bütün haftasonu dilime takılıp kafamın içinde devamlı dönen sonra durup tekrar başlayan nakaratlar bunlar ne kadar da anlamsız olsada müzik olarak çok komik ve eğlenceli. MFÖ’nün Ö’sü Özkan’ın söylediği bu parça yanlış hatırlıyor olabilirim ne olur düzelt beni gora’nın soundtrack albümünde de yer alıyordu sanırsam. Özkan deli olduğu için hep deli rollerde oynuyor ve çıkarmış olduğu parçalarda hep deli parçası gibi oluyor. :) Bu konularda deliler çok çok başarılı insanlar oluyor. Eskiden bir yarışma programı sunuyordu. O programda bazı ödüller falan dağıtılıyordu. Özkan bence o yarışma programında ödülden daha çok ön plandaydı. Hem delilikler yapıyor insanları güldürüyor ve aynı zamanda da saçma sapan sözler ile şarkılar söylüyordu.

Neyse şimdi olduramadım parçasına geri döneyim ben aşkım. :) Bu parça’nın bir başka özelliği ise benim arkadaşımın grubu bu parçayı cover’layıp kendi albümlerinde de yer vermesi. Grupların adı “kırkaltı”. Onlar bu parçaya farklı bir hava vermişler.

Yıllarca bir albüm çıkarmak için stüdyolarda çalıştılar debelendiler. Gruptan ayrılanlar oldu yeni girenler oldu. Hiç kırkaltı yok olmadı yoluna devam etti. Geçen sene ise çok professyonel şekilde piyasaya girdiler fakat adları pek duyulmadı. Halbuki çok başarılı parçaları ve klip çalışmaları vardı. Bu klip çalışmalarından bir tanesini Bates Motel Production ile yaptılar. Bates Motel Production ile Kırkaltı nasıl bir araya geldi? sorusuna cevap :) “Kırkaltı grubunun bateristi Onur. Yani benim arkadaşım. Bates Motel Production üçlüsü Ömür, Tansu ve Volkan aslında liseden arkadaşlar” tam olarak şöyle olabilir. Bir klipte bütün arkadaşlarımı izleme zevkine ulaşabiliyorum bu çalışma sayesinde. Sen hiç sormadın ama ben bunlar ile nasıl arkadaş oldum. Okan sayesinde. Çünkü Okan onlar ile liseden arkadaş. :) Bu bağlantıyıda çözmüş oldun aşkım. Aşağıdaki video klip ise Kırkaltı – Olduramadım…



VN:F [1.4.3_701]
Rating: 0.0/5 (0 votes cast)
pressyado.com teknik özelliklerini geliştirmeye devam ediyor...