Etiket bulutundan seçilmiş giri ‘rotaract’

Yazı yazmak

CherryBlossomGirl tarafından Mayıs 13, 2009 tarihinde yazılmıştır.

yazmakAşkım ben 3.5 yaşında okuma yazmayı öğrenmişim. 5 yaşında ilkokula başlamışım. Kendimi bildim bileli yapmayı en sevdiğim aktivite yazmak ve okumak. Hala kalemler, kitaplar, defterler, silgiler, kalemtraşlar beni çok heyecanlandırıyor. Hala bir kitapevinde saatler geçiriyorum hiç kitap almayacak olsam da orada olmak, kitap kokularını duymak, sayfalara dokunmak garip bir haz veriyor bana. Kütüphanemde okumam gereken birçok kitap olsa da yeni bir kitap çıktığında veya ilgimi çeken bir kitap gördüğümde almadan edemiyorum. Boş defterlerim olsa da yeni bir defter görünce almadan edemiyorum.

İlkokuldan beri günlük tutmuşum, hala da saklıdır. Ortaokulda günlüklerim epey kalınlaşmış. Hikayeler, denemeler de yazmaya başlamışım. Sonra okulumuzun çıkardığı dergide yazmaya başlamıştım. O zamanlar inanılmaz verimliydim. Devamlı yazacak birşeyler buluyordum. Bu yazılar aslında biraz soyut yazılar oluyordu. Duygularımı, düşüncelerimi, bakış açılarımı anlatan, soyut yazılar.. Yani ahmet geldi, ayşe gitti gibi değil.. İç dünyamı anlatan yazılardı bunlar daha çok. O zamanlar çok beğenilirdi ben de çok beğenirdim ama şimdi bakınca mesela çok amatör ve basit geliyor. Fakat ne kadar basit olursa olsun o zamanki verimimi özlüyorum. Daha çok yazı çıkıyordu o zamanlar benden. Lisede en iyi derslerim yaratıcı yazarlık, edebiyat, müzik, psikoloji filandı. Yazı kabiliyetim olduğu için gazetecilik okumak istemiştim ama kısmet olmadı.

Üniversiteye giderken bir yandan Rotaract kulüplerine üye olmuştum. Orada çeşitli komiteler var, ben hemen dergi komitesi bulmuş ve senelerce dergi komitesinde çalışmıştım. Derginin editörlüğünü de üstlendim daha sonra. Dergiciliği de aşağı yukarı tatmış oldum o dönemlerde. Rotaract arkadaşlarım bana takılırlardı bu konuda, bir gün kulüpteki herkesin kişiliğiyle ilgili biriki cümle söyleniyordu, benim için: “ben yazarım, onu da ben yazarım, bunu da ben yazarım” gibi birşeyler söylemişlerdi, bozulacağıma, hoşuma gitmişti :)

yaziBu ülkede yazar olmak zordur, kendini yazar olarak kabul ettirmek, yazı yazmaktan para kazanmak, yazarım diyerek bunun bir meslek olduğunu kabullendirmek zordur. Ben dergilerde, web sitelerinde editörlük yaparak, metin yazarlığı yaparak biraz tatmin etmeye çalışıyorum bu tutkumu. En büyük hayalim bir gün bir kitap yazmak, bunu başaran arkadaşlarım da oldu, çok yakınımda, o yüzden bu bana her zaman bir umut ta verdi imkansız değil diye, şu an biliyorsun beyazperde.com’da sinema eleştirileri yazıyorum, bir de blog yazıyorum işte, bazen de defterlerime veya bilgisayarımda birşeyler çiziktiriyorum, onlar bana saklı.

Eski bazı yazılarımı birikinti.com diye bir sitede biriktiriyordum sana da okutmuştum ama o site kapanmış. Eski olsalar da, bazılarını burada seninle paylaşmak isterim.

VN:F [1.4.3_701]
Rating: 0.0/5 (0 votes cast)

Dünya Otizm Farkındalık ayı

CherryBlossomGirl tarafından Nisan 22, 2009 tarihinde yazılmıştır.

Aşkım bildiğin gibi ben Rotaract kulübü üyesiyim. İlk üye olduğum yıllarda bir toplantıda bir akşam konumuz otizm‘di ve TODEV (Türkiye Otistiklere Destek ve Eğitim Vakfı)’nın kurucuları konuklarımızdı. Ben o gün ilk kez otizm hastalığı ile ilgili bilgi aldım ve çok şaşırdım. Şaşırdığım bir başka şey de konuklarımızdan birinin benim liseden bir arkadaşım olmasıydı. Meğer Eda’nın erkek kardeşi otistikmiş ve annesi bu derneğin yöneticilerindenmiş. Konu daha da ilgimi çekti ve kulak kesildim.

Öğrendiğim şeyleri seninle de paylaşmak isterim. Otizm, çoğu insanın down sendromuyla, zeka geriliğiyle ve benzer rahatsızlıklarla karıştırdığı bir rahatsızlık.

Otizm bir ruhsal bozukluk değil. Nörobiyolojik bir bozukluk. Yaşamın erken dönemlerinde başlıyor. (Genelde üç yaşından önce) Ömür boyu sürüyor. Sosyal ilişkiler, iletişim, davranış ve bilişsel gelişimde gecikmeye neden olan bir rahatsızlık. Ortaya çıkan sendromun şiddeti ve problemli davranışların bir araya gelme şekli her çocukta farklı oluyor.

otizm

Bazı otistiklerde üstün özellikler söz konusu.  Bu bireyler tüm otistik grubun %10’u kadar.  Birçok yönden eksiklikleri de olan bu otistikler; matematik, sanat, müzik, mekanik gibi alanlarda üstün yeteneklere sahip oluyorlar. Kendi kendine okuma yazma öğrenebilme, okuduğunu anlamasa da akıcı bir şekilde okuyabilme, kısa sürede ezberleme gibi yetilere de rastlanıyor. Rain Man filmini hatırlarsan Dustin Hoffman bir otistiği canlandırıyordu ve örneğin yere düşen onlarca kibrit çöpünün kaç tane olduğunu bir bakışta söylüyor, ve doğru çıkıyordu, ayrıca izlediği bazı filmlerin repliklerini inanılmaz derecede ezbere biliyordu.

Gene otizmle ilgili izlediğim bir belgeselden şunu öğrenmiştim ki bu rahatsızlık aslında şöyle açıklanabiliyor. Örneğin bu rahatsızlıkta olan bir hastanın anne sevgisi gibi bir bilgisi yok beyninde. Beynindeki bu boşluğu örneğin ezbere yönlendiriyor ve bu yüzden ezber yeteneği üstün oluyor. Otistikler aslında hiçbir zaman büyümeyen bebekler gibi. Bebekler/küçük çocuklar, ağızlarından çıkan seslerin/kelimelerin ne anlama geldiğini düşünmeden garip sesler çıkarırlar, durup dururken ağlarlar, ayıp olacağını düşünmeden bağırırlar, etkilere doğru tepkileri vermezler çünkü çocuklardır ve daha sosyalleşmemiş, hayatın bazı kurallarını öğrenmemişlerdir. Otistikler de aslında bu anlamda bakıldığında çok doğal davranışlı, sosyalliği kabul etmeyen çocuklar gibi benim gözümde. Bu yaklaşımla, rotaract dergimizde hepimiz otistiğiz diye bir yazı yazmıştım da bir çok kişi anlamayıp alay etmişti. Halbuki şunu demek istemiştim, biz sosyalleşmiş varlıklar sevmediğimiz insanlara kibar davranırız, sosyal çevrelerde istediğimiz gibi bağırıp çağıramayız, ağzımızdan çıkan kelimelere dikkat ederiz. Ama aslında içimizde hep içimizden geldiği gibi davranmak isteyen bir çocuk vardır, bu anlamda hepimiz otistiğiz aslında demiştim. Bilmem sen ne düşünürsün.

Otistikler takıntılı, tekrarlayıcı davranışlar da sergileyebiliyorlar,  göz temasları zayıf, yalnızlığı tercih ediyorlar, insanlardansa cansız varlıklarla etkileşim haline geçmeyi seviyorlar. Bunun gibi bir çok değişik özellikleri var burada anlatmakla bitmez.

Otizmin kesin tanısı için kullanılan objektif bir yöntem ve biyolojik tetkik olanağı maalesef yok.  Otistik çocuğun davranışlarını sistematik olarak gözlemek ve aileye ayrıntılı sorular sorabilmek için bazı yöntemler varmış sadece. Otizm beynin birçok kısmını etkiliyor ama bu etkinin nasıl geliştiği çok iyi anlaşılamamış.  Otizmin çaresi yok maalesef. Otistik çocukların çok azı erişkin olduktan sonra bağımsız yaşıyor, bunlardan bir kısmı bunda başarılı olabiliyormuş. Fakat otizmle ilgili bazı eğitim kuruluşları sayesinde gerçekten çok güzel aşamalar kaydedilebiliyor aşkım. Ben bunu yıllar önce TODEV’de görmüştüm, şimdi ise yeni bir yerle karşılaştım ve çok mutlu oldum.

Biliyorsun birkaç gündür Sapanca’dayım. Burada Sportizm isimli bir otizm gençlik ve spor kulübü açılmış. Gittim konuştum burada çalışan sporcu eğitmenlerle. İki tane de otizmli gençle tanıştım. Biri Burak. Burak konuşamıyor ama kendini yazarak ifade edebiliyor. Bu inanılmaz birşey, sitelerinde onunla yapılan röportajı okudum, o kadar akıllı ve düzgün cümleler kuruyor ki, bunu konuşarak yapamıyor olması ne kadar ilginç. Bu röportajı buradan okuyabilirsin.

Sportizm’de otistikleri sporla eğitiyorlar, sosyal beceri kazanmalarını sağlıyorlar ve gerçekten de çok güzel başarı öyküleri var, buradan videoları izleyebilirsin.

Aşkım nedense duyduğum günden itibaren çok ilgimi çekiyor otizm rahatsızlığı, zamanında aktif olarak toplantılarına katılıyordum şu an birşey yapmıyorum ama çok isterim gerçekten de aktif olarak elimden geleni yapmak. Sen otizmi biliyor muydun?

Nisan ayı otizm dünya farkındalık ayıymış. Bu yazıyı tam da zamanında yazmış oldum, otizm ile ilgili daha çok bilgi için TODEV ve SPORTİZM incelenebilir.

Herşeyin başı sağlık. Ve inanmak, çalışmak, başarmak…

VN:F [1.4.3_701]
Rating: 0.0/5 (0 votes cast)
pressyado.com teknik özelliklerini geliştirmeye devam ediyor...