Etiket bulutundan seçilmiş giri ‘starbucks’

geçen hafta like mind ve night aktivitemiz

Bepanthol tarafından Kasım 25, 2009 tarihinde yazılmıştır.

Aşkım uzun zamandır devamlı gidip katıldığımız like’lı aktivitelerimize devam ediyoruz. Ne iyi yapıyoruz da bunu güzel bir alışkanlık halinde devam ettiriyoruz. Aslında geçen ay ki görüşmeleri biraz aksattıysak bile farklı organizasyonlar sayesinde friendfeed’ten tanıştığımız arkadaşlarımızla görüşmüştük. Şimdi yine ah sen o musun avatardan anlaşılmıyor. Hiç fotoğraf paylaşmıyorsunuz ki tanıyalım gibi konuşmalarla uzun süredir konuşmuş olduğumuz fakat gerçek hayatta karşılaşmadığımız bir çok kişiyle yeniden tanışmış olduk.

likemind

İşe başlamadan önce bu tarz aktivitelere özellikle sabah olan Like Mind’lara artık katılamayacağımı düşünüyordum fakat ne güzel ki internet işi sayesinde bu aktivitelere katılmaya devam edeceğimi gördüm. Çok güzel de oldu. Orada devamlı konuştuğum kişilerle sohbet etmeye başladım. Özgür Alaz ile kısa bir süre sohbet ettikten sonra Uğur Özmen’in masasına oturdum ve sohbetlerine katıldım. İzmirden gelen olsun Ankaradan gelen olsun bir çok yeni insanla tanışmış oldum. Özellikle İzmir konusunda ve Sosyal Medya’nın nereye doğru gideceği konusunda Emre ile çok uzun bir muhabbette bulundum. Sonra da büyük mutlulukla ofise doğru koşa koşa gittim. Tam metroya varacakken Sevgili Müge Hanım ile karşılaştım. Kendisine o kadar çok merhaba demek istiyordum ve şansım varmış ki onu gördüm.

Geceyse bu etkinliğin çok ve çok kalabalığı şekline Like Night gerçekleşti. Senle de işler yüzünden uzun zamandır görüşemiyorduk ve seni çok çok çok çok özlemişim aşkım. Senle buluştuğum zaman böyle içim bir garip şekilde hopladı. Kalbim yerinden zıpladı. Sonra da senin sevdiğim Borsa’nın sulu yemek restoranında bir güzel tıkındık. Seni o kadar özlemişim ki valla bir ara gerçekten Like Night’a gitmek istemedim senle birlikte zaman geçirmek istedim. Fakat haklı olarak sen de taaa oraya kadar gelmişsin ve gitmemek olmazdı. Zaten ben de çok uzatmadım. :)

Beer House’u bulmamız pek zor olmadı ama Like Night’a gidiyoruz diye yola çıkıp fakat Like Night’ın nerede olacağını bilmemek çok komikti. iPhone ve 3G sağ olsun hemen friendfeed’ten bilgileri aldık ve yola koyulduk. İçeri girdiğimizde sanıyorum ki biraz erkendi ama iyi bir saatte gitmişiz. Orta seviyede bir kalabalık vardı. Saat 9 gibi falan olması lazımdı. Sonra kendimize bir yer belirledik ve oturduk. Bu arada sabah Like Mind çok boştu eskilerine nazaran ve Like Night gecesinde içeriye girdiğimizde iki katı kalabalık vardı ki o zaman Beer House kalabalık değildi. Yavaş yavaş içerisi doldukça tanışmalar aaa sen o musun? yada daha önce konuşulmuş tanışılmışsa neler yaptın neler ettin sohbetleri. Çok eğlenceli oluyor. Sosyal medya gerçekten çok güzel sosyalleştiği bir gece oldu.

likenightAklımda kalan isimler ve daha önemlisi çiftler vardı. Alp ve kız arkadaşı dünya tatlısı insanlardı ve gürültü yüzünden doğru düzgün konuşamadık. Çok sevdik biz onları onlar da bizi sevmiş. Ne güzel. Sonra Yiğit vardı kız arkadaşıyla. Onlar da çok şekerdi. Yiğit’in zaten nasıl birisi olduğunu biliyordum ama onda güzel enerjiler vardı. Nesil zaten sempatik biri ve bize sürpriz bir haberi oldu. :) Bir de ne güzel doğumgünüymüş. O da sevgilisi Arman ile güzel bir çift oluşturmuşlar. Girişimci arkadaşlar Sarplar ile karşılaştık ve ben yine onlarla uzun uzun konuştum. Sonra Cansu geldi eski işim Dijitalendüstri’den ve nasıl bizi mağdur ettiklerini tartıştık ki bu konuya Yiğit de katıldı. Cansu ile birlikte çalışmıştık fakat Yiğit ile Dijitalendüstri’de birlikte çalışmamıştık. Kimler kaldı geriye ha bir de Mr. Ergin ile konuştuk uzun uzun sizin ortak konunuz sinema ve ben daha uzun süre dinleyici oldum. :)

beer house sıraselviler taksim

Sonuç olarak böyle yerlerde olmak insanın kendisini iyi hissetiriyor. Yeni insanlar ile tanışmak veya hiç yüzünü görmediği insanlar ile yüz yüze konuşmak fırsatı edinebiliyoruz. Like Mind ne kadar ciddi sohbetler ile geçtiyse Like Night o kadar eğlenceli geyikli sohbetler ile geçti. Güzel insanların bir araya gelerek sinerji oluşturması müthiş oldu. Bir ara tekilanın 5 YTL olması unutulmaması gereken noktaların başındayken WC’de pisuvar başındaki kişilerin adını görmek çok komikti.

Not: Aşkım kimler ile tanıştığımızı ben eksik hatırlatmış olabilirim ve sen de eklersen eğer süper olur. :)

VN:F [1.4.3_701]
Rating: 5.0/5 (1 vote cast)

büyükadadaki yerli doku ve pazarlama

Bepanthol tarafından Ağustos 28, 2009 tarihinde yazılmıştır.

Aşkım büyükadaya gittiğim zaman sana hep anlatacak güzel şeyler buluyorum. Bazen aklıma gelmiyor ama ufak çağrıştırmalar ile bir anda ampul yanıyor beynimde. Düşünsene beynimizin diplerinde duran kaç tane unutuğumuzu sandığımız anılarımız var. Aslında o anılar uyku modunda bir kenarda duruyor ve bir ışık geldiğinde uyanıyor.

haberturk_gazeteSabahleyin saat 8:45 motoru ile adaya geldim. Yıldızlar cafe’nin önünden geçiyordum ki bir çay içeyim haydi dedim. Oturdum çay içmek için haydi o zaman bilgisayarımı açayim biraz zaman geçireyim dedim. Ama ne olsa beğenirsin. Dün geceki benim trafik vardır telaşımdan dolayı cep telefonumun ve dizüstü bilgisayarımın kablolarını almayı unutmuşum. Ne yapayim dedim HaberTürk’ün gazetesini almıştım okumaya devam edeyim dedim. Bu şekilde zaman geçirdikten sonra eve gittim. Bir anda kardeşimin bilgisayarını görünce ohh diye rahatladım. Bir an için unutmuşum. Çünkü Büyükada bütün gün yoksa çekilmezdi. Evde oturdum ve babam ile enteresan tartışmalar yaşadım. Yok şu hasta kalıtımsaldır bu değildir. Şu şöyledir bu böyledir. Sonuç olarak kaçtım evden.

kahve_dunyasıYıldızlar cafe bir aile çay bahçesi fakat benim için bir internet cafe. Bundan daha ileri bir yanı kalmadı. Çünkü hiç ailemle burada çay veya kahve içmeye gitmiyorum. Kahve Dünyası bence tam bir aile çay kahve bahçesi edasında bana göre. Ailem ile en çok oraya gidiyorum. Oranın interneti sorunlu olmassaydı kesinlikle orası da benim için bir aile bahçesinden öte bir yer internet cafe olacaktı. Sanırım bir de burası yanı ldızlar Cafe’yi seçmemde buranın büyükada olması. Anadolu yakasında zaten Kahve Dünya’ları var veya Starbucks’lar var. Ada havası en çok böyle daha güzel oluyor bence. Bu aslında şunu gibi birşey de olabilir. Adamızı yabancı markalara satmayalım ve doğal yerli halkı kalkındıralım ki adanın havası değişmesin. Dönercilerimiz hep dönercimiz kalsın. Bursa’dan biri çıkıp iskenderci veya dönerci açmasın. İskender İskenderoğlu’nun yaptığı gibi. Yani Büyükada’nın yerliliği bozulmasın.

Neyse bu düşüncelere dalmışken bir e-posta geldi. Büyük ihtimale spam olarak gönderilmiş birşeydi fakat açtım. İçinde eğitimler falan vardı. Yok bilmemne marketing yok şu marketing diye. İlgimi en çok cross marketing çekti. Sonra hatırladım ki üniversitede bir ders almıştım ve bu konuyu işlemiştik. Daha sonrasında bir seminerde karşıma çıktı. Ya işte can sıkıntısı ve merak sonucunda bir bakmışım. Bu konular üzerinde dokümanlar bulup okumaya. Okudukça okudum hatta bir sayfada maalesef Türkçe karakter sorunu vardı. Buna rağmen okudum ve bitirdim.

buyuk_manavBu konulara epey bir kafayı takmış oldum bir süreliğine. Biraz kendimce örnek çıkarmaya çalışırken aklıma balıkçı ve manav ilişkisi geldi. Hani demiştim ya anılar bir anda uykudan uyanıyor bir ışık sayesinde. Aynı onu hissetim. Büyükada çarşıda bir balıkçı ve manav vardı. Bunlar ne kadar ayrı iş yapsalarda söz üzerinde olan bir anlaşma yaptılar. Yani kağıda dökmediler birşekilde ve şunu yaptılar. Birbirlerine uygun giden ürünleri paylaşma ve ortak satış. Yani şu Balıkçı sattığı gaya balıklarının yanında tatlı erik koydu. Çünkü gaya balığı alan bir kişi evinde balığını erikle yapıyordu. Yani bu balığın yapılış tekniği bu. Tuzlama balık yani lakerda satışı yaparken kırmızı soğan koydu. Balıkçı dükkanında balık ile alakası olmayan gereksiz saçma sapan şeyler satıyordu bunun dışında. Yok amcasının memleketinden peynir çeşitleri ve bal. Fakat bunları satamıyordu. Bu ürünleri de manav satmaya başladı. Bu şekilde hem dükkanlarında ürün çeşitliliği oldu hem de dükkanlarında gereksiz ürünler ile yer kaybında kurtulmuş oldular. Bu iki yer gecen seneye kadar açıktı. Tam 10-15 sene böyle ortaklık içerisinde çalışmışlardı. Herhalde okumuş olduğum yazılardan kendimce doğru bir örnek vermişimdir.

Sonuç olarak adanın hep yerel dokusunu korumasını istemişimdir. Manav hep açık kalsın ve o yerli dokuyu kaybetmesin. Balıkçı kapanacaksa bile yerine yine balıkçı açılsın. İşte kapanan o manavın yerine İskender İskenderoğlu açıldı.

VN:F [1.4.3_701]
Rating: 0.0/5 (0 votes cast)

bir salı günü ve kahve sohbetleri…

CherryBlossomGirl tarafından Haziran 24, 2009 tarihinde yazılmıştır.

Aşkımmm bugün kardeşini öss kursuna yazdırdık. Hayırlısı olsun. Sonra daa bunu kutlamak için oturduğumuz Starbucks’da yanımıza bir çalışan yaklaştı ve bize kahve sohbetine katılmak ister misiniz diye sordu, biz üç meraklı atladık tabi tabi zaten vaktimiz de var diye :)

kahve meyvesi

Kahve uzmanı bu arkadaş bize önce kısaca fotoğraflarla kahve meyvesini, kahve çekirdeğini, kahvenin yetiştiği yerleri, yetiştiği şartları anlattı. Kahve meyvesinin böyle bir görüntüsü olduğunu ve içindeki çekirdeğin önce beyaz/yeşilimsi bir rengi olduğunu, kavrulunca böyle bir renk aldığını bilmiyordum mesela.

kahvecekirdegiKahve ağaçlarından elde edilen kahve miktarları çok azmış aşkım, basit bir örnek vermek gerekirse bir ağaçtan sadece birkaç gram yani birkaç bardak kahve çıkıyormuş. O yüzden de kahve çok değerliymiş ve israfı çok kötüymüş bu bilgiye de çok şaşırdık.

Kahvenin doğru içimi şekersiz ve sütsüz olmalıymış. Kahvenin kokusu çok önemliymiş çünkü yetiştiği yere göre barındırdığı aromalar varmış, is kokusu, meyve kokusu, fındık kokusu gibi. Ama kahveyi tanımak ve kokladığımızda bu aromaları farketmek öyle kolay değilmiş.

coffee_cakeKahve uzmanı arkadaş bize görüntü olarak gayet koyu bir kahveyi ikram etti ve önce uzun uzun koklattı. Daha sonra höpürdeterek bir yudum almamızı istedi.

Höpürdetmenin sebebi de aldığımız yudumun tüm dilimize eşit şekilde dağılabilmesi içinmiş çünkü dilimizin ucu, sağı, solu, ortası ve arkası değişik tatlar alma görevindeler ve ilk aldığımız yudum örneğin eğer sadece dilimizin ucuna değerse, tatlı tatları algılayan dilimizin ucu, bu kahveyi çok acı olarak değerlendirebilirmiş. İlk höpürdetme sonrası dil kahveyi doğru olarak tanıdığından, kahvenin devamını normal şekilde içmeye devam edebilirmişiz.

Şekersiz ve sütsüz içilen kahvelerin her birine uygun tatlılar varmış. Örneğin bizim içtiğimiz Afrika kahvesinin içinde turunç aromaları olduğu için (ki biz bu aromayı algılayacak kapasitede değiliz henüz), bize limonlu cheesecake ikram etti kahve uzmanu arkadaş, bir çatal cheesecake ve aynı anda yudumlanan bir afrika kahvesi gerçekten de inanılmaz bir tad oluyor aşkım değil mi? Hem o kahve sanki sütlü şekerli bir kahveymiş gibi oluyor, hem de kahvenin turunçlu aroması, limonla buluştuğundan daha çok ortaya çıkıyor. Bu örnek gibi bir çok örnek daha varmış, örneğin içindeki fındık aromasını ortaya çıkarması için fındıklı/çikolatalı bir tatlıyla birlikte tüketilebilecek kahveler veya içindeki baharatlı aromalar ortaya çıksın diye tarçınlı tatlılarla tüketilebilecek kahveler…

Türk kahvesi’nin kahvesi Yemen’de üretiliyor olup, pişirme şekli Türklere ait olduğu için Türk Kahvesi imiş adı. Kahve nerede kaldı ya, Yemen’den mi geliyor esprisi ise bu sebepten imiş :) )

Aşkım kahve uzmanı bu arkadaşa ne kadar çok soru sorduk değil mi? Bence bizim kadar hevesli ve meraklı birileriyle tanışmayı ummuyordu, sanki biz de onu bekliyorduk :) )

Emperyalizm anlamında, ülkemize böyle yabancı markaların girmesini ve milletimizin de bunlara prim vermesini doğru bulmayanlar var. Emperyalizme ben de karşıyım ama yiğidi öldürsem de hakkını vermek istiyorum, Starbucks kaliteli kahve satıyor ve güzel işler yapıyor. Hastasıyız :) ) (Soldaki foto nasıl bayıldım valla, gearsandwidgets.com diye bir siteden aldım seninle de paylaşmak istedim:)

Ben de mi çalışsam bu kahve işlerinde, çok canım çekti….

VN:F [1.4.3_701]
Rating: 0.0/5 (0 votes cast)

pazar aşkı gezmeleri

Bepanthol tarafından Nisan 5, 2009 tarihinde yazılmıştır.

Geçen hafta olduğu gibi bu haftada havamız güzeldi. Attık kendimizi dışarıya vee en güzel en rahatlatı etkinliğimizi yaptık bizi stressten uzaklaştıran. Feneryolundan başlayan sahile uzanan caddede sonlan yürüşüyümüz.

Aşkım o kadar güzeldi ki bugün bol aktiviteli sporlu sağlıklı ne diyelim yaşam dolu. :) Bence sabah spora gitmemiz bizi çok çok daha kendimizi iyi hissetmemizi sağladı. Hava mis gibi güneş sımsıcak. Sanırım ikimizinde içi böyle dışarı çıkmak için can attı. O kadar enerjiktik ki sen de bende. Ne kadar süperdi. Sahilde oturduk o meşhur caddebostan kumsalında. :) Denizin sesini dinledik. Sonra yine yürüdük çiceklerin fotoğrafını çektik. Köpekleri izledik ah keşke bizim de olsa dedik. Bir gün o da olacak. İnşallah. Çok çok yorulduk uykumuz geldi. Bir bitkinlik çöktü ama çok güzel bir bitkinlik. Oturacak yer aradık ve starbucksta caramel machiatto’muzu yudumladık soya sütlü.

Devamlı rastlantılar ile geçen günümüz yine rastlantılar ile bol sohbetimiz ile geçti ve geriye aşağıdaki fotoğraflar kaldı. :)

(daha fazla…)

VN:F [1.4.3_701]
Rating: 0.0/5 (0 votes cast)
pressyado.com teknik özelliklerini geliştirmeye devam ediyor...