Etiket bulutundan seçilmiş giri ‘tarih’

Sultanahmet kurtuluyor mu?

CherryBlossomGirl tarafından Mayıs 19, 2009 tarihinde yazılmıştır.

Aşkım biliyorsun ki kültür, bir toplumun tarihsel bir süreç içinde ürettiği ve kuşaktan kuşağa aktardığı her türlü maddi ve manevi özelliklerin bütünüdür. Ülkemiz, kültürel açıdan inanılmaz zengin bir birikime sahip olmakla birlikte maalesef bunun kıymetini bilmeyen insanlarla dolu olduğundan, sahip çıkmak konusunda sıkıntılar yaşıyoruz.

sultanahmetHaberlerden ve internetten takip ettiğim kadarıyla  Sultanahmet’teki 65 odalı Four Seasons Oteli‘nin, kapasitesini 50 oda daha artırabilmek için bitişiğindeki tarihi parselin üzerinde inşa ettiği ek binalar projesi, Osmanlı ve Bizans döneminden kalma tarihi kalıntıları riske atacaktı. Çok sevdiğim ünlü tarihçi Prof. Dr. İlber Ortaylı da  bu konuda açıklama yaptı ve “Sultanahmet katlediliyor” dedi.

Biliyorsun binrota‘da görevliyken kültürel geziler düzenliyordum, Sultanahmet’i de keyifle defalarca gezdim, rehber eşliğinde de dinledim bu güzel meydanın hikayesini. Sultanahmet’e Bizans döneminde hipodrom denirmiş, yani at meydanıymış. Cadde, Roma’ya kadar uzanan yolun başlangıcıymış. Biliyorsun, şehrin en önemli abideleri Ayasofya, Sultan Ahmet Camii, Türk ve İslam Eserleri Müzesi, Yerebatan Sarnıcı ve Binbir Direk Sarnıcı bu meydanda yer alıyor. Gene meydanın orta yerinde, Alman İmparatoru Kayzer Wilhelm’in ziyaret hatırası olarak yapılmış olan Alman Çeşmesi var. Meydan günümüzde İstanbul’un en önemli turistik merkezlerinden biri.

Four Seasons Oteli’nin bu uygunsuz çalışmasına karşı çıkmak adına sayısız imza toplamaları ve gruplaşmalar oldu, sanırım bu konuda birtakım gelişmeler olmuş ama sonucu öğrenemedim. Sultanahmet sonuçta tarihi yarımada içinde ve UNESCO Dünya Kültür Mirası listesinde yer alıyor, dolayısıyla konuyla UNESCO da ilgileniyor sanırım. Facebook’ta konuyla ilgili açılan gruba katılmıştım, “sonunda başardık” gibi bir mesaj aldım ama sonucu öğrenemedim, öğrenince burada paylaşacağım. Sanırım olumlu gelişmeler var.

İmza kampanyası devam ediyor mu bilmiyorum ama gene de paylaşmak isterim, buradan sen de katılabilirsin aşkım.

Hiç bilmiyoruz kıymetini elimizdeki değerlerin… Bir tek sultanahmet değil ki, böyle çok konu var aslında. Hangi birini söyleyelim…

VN:F [1.4.3_701]
Rating: 0.0/5 (0 votes cast)

hayatımdaki büyükada

Bepanthol tarafından Nisan 25, 2009 tarihinde yazılmıştır.

Aşkım büyükada doğduğumdan beri yazları geçirdiğim yazlık bir mekan. İstanbul’un içinde ama aynı zamanda dışındadır. Yani Büyükada istanbul’un bir tatil bölgesidir ve hiçbir zaman İstanbul’da olduğunu anlamazsın. Havası suyu herşeyi farklıdır. Güneşin batışı ve doğuşu da farklı olduğu gibi. Büyükadada yaşayan yerel halkın 5 bin kişi kadar olduğunu biliyorum. Yanlış ta biliyor olabilirim. Fakat yazın gelen yazlıkçılar ile bu sayının 25 bin’e ulaştığını biliyorum, buna dışardan günü birlik gelen yerli ve yabancı turistler dahil değil. Her zaman elit bir kesimin tercih ettiği, çok kaliteli bir toplumun yaşadığı bir adadır. Modern bir topluluk yaşar büyükadada.

Doğduğum senenin ilk yazından beri gitmiş olduğum adamda, bebekliğimi, çocukluğumu, ergenliğimi yani kısaca bugüne kadar herşeyimi yaşamışım ve izlerini de taşıyorum aşkım. Her noktasında farklı farklı ufak tefek anılarım var.

resim-023Bebekliğim hep anneannemin evinde geçmiş ve o yaşlarda ne kadar yaramaz bir çocuk ve hiperaktif olacağım anlaşımıştı. Yıkanmaz, yıkansa bile hemen kirlenen bir bebektim ben. Emeklememe rağmen yürüyen bir insanın tırmanamayacağı yerlere tırmanmak. Saç ve baş yolduran uyuz edici şeyler yapmak benim en büyük hünerimmiş. Anneannemlerin mangal için aldıkları kömürle oynamak ise yaramazlıklarımın en zevklisiymiş benim için. :)

Yürümeye başladıktan bir kaç sene sonra ama henüz evden uzaklaşamadığım yaşlarda sokakta koşuşturmalar ve faytonlardan kaçmalar. Annem seslenir fakat duymamazlıktan gelmeler. Yavaş yavaş azıcık büyüdüğümde ise misket tüccarlığı yapmaya başlamalar. :) Aşkım en büyük kavgalar bunlardan çıkardı. Bir anda sokakta bir kargaşa, bir bakmışsın herkes birbirine girmiş. :)

Ada halkında yaşlı nufüs biraz daha fazla olduğu için her camdan bir dede bir teyze çıkar ve şöyle bağırırlardı. “Yeter gidin başka bir sokakta oynayın!” Biz küçük çocuklar hemen korkardık başka bir sokağa giderdik. Orada da kavga gürültü ve yine kovulmalar… Yazın öğlen sıcağı olunca evlere dağılır sonra akşamüstü tekrar sokaklarda toparlanırdık sanki sözleşmişiz gibi.

resim-107Ergenlik dönemlerimizde artık evde uzaklaşır gece saat 22:00′a kadar iskelede takılırdık. :) Saat 19:30 bizim saat meydanı önünde buluşma vaktimizdi. O zamanlar cep telefonu yoktu. Gelen gelir gelmeyen gelmezdi. Herkes beline kazaklarını bağlamış şekilde hergün buluşulunurdu. Döner ve tost en sevdiğimiz yemeklerdi. Daha sonra ya mısır ya dondurma. Ama en beğendiğim geleneğim turşucu abiden acılı turşu içmekti. O abi değişti başka bir abi oldu sonra. :)

Biraz daha büyüdük artık İstanbul’da diskoya gidemezken adada bir şekilde gidebiliyorduk. Anadolu kulübünde şamdan vardı. Bizim yaşlarımız için özel partiler olurdu. Akasya diye başka bir yer vardı. Anadolu kulübüne üye olmayanlar oraya da gidebilirlerdi. Yok o ondan hoşlanıyor o bunu sevmiyor. Büyük bir arkadaş grubu oluşturmuştuk. Tam bir gençlik dizisi edasında aşk, ihtiras, nefret, kin…vs… yani aklına gelebilecek herşey. Sonra o kocaman grubun 10′lı gruplara bölünmesi ve parçalanmalar.

resim-101Ergenlik döneminden çıkmaya yakın veya ergenlik döneminde çıkışta adada güzel aktivitelere katılmalar başlandı. Spor olayları diye kısaltabilirim aslında. Büyük tur yürüyüşleri, Aya yorgi gezileri, lunaparkta mangal sefası ve arkadaşların evinde toplanıp oyun oynama mangal sefaları. Bu yaşlarda ada’nın tarihi de dikkatini çekmeye başlıyor ve keşfetmeye çalışıyorsun. Bunun dışında da adanın arkasında daha temiz bir denize girme merakından yeni yerleri keşfediyorsun.

Aşkım genel olarak toplamak gerekirse bebeklikten bu yaşa gelene kadar aslında bunu yaşayanların bileceği bir büyükada keşfi oluyor kendini de keşfederken. Onun için ada bende hep izler bırakmıştır. Hem iyi hem kötü. Büyükada yaz ayları için yaşanılası inanılmaz güzel bir yerdir. İstanbul’un iş güç kalabalık gürültü stresinden seni alıp kopartıyor. Sanki bir Bodrum veya Çeşme gibi bir yazlık mekana 30 dakikalık bir vapur seyahatı ile gitmiş gibi oluyorsun.

Büyükada hakkında genel ve tarihi bir araştırma yaptım. Bunu da seninle paylaşmak istiyorum aşkım. Bunu ben okumuştum daha önceden Büyükadada yaşarken daha çok tanımak için, fakat çok uzundur, biraz özet şeklinde bir şeyleri de paylaşayim istedim. Aslında tam bir tarihi bilgi sayılmaz ama idare et biraz. :)

resim-119“İstanbul Adaları’nın en büyüğü Büyükada’dır. Yüzölçümü 5,4 kilometrekaredir. Adalar’da, biri güney diğeri kuzeyde olmak üzere iki tepe bulunur. Güneydeki tepe, 203 metre yükseklikteki Yücetepe’dir. Kuzeydeki tepe ise İsa Tepesi bulunmaktadır. Seyahatnamelerden ve tarihi olaylardan anlaşıldığı kadarıyla Büyükada, Bizans döneminde de, Osmanlı döneminde de hep meskun kalmıştır. 19. Yüzyılın ilk yarısında 3 bin kadar olduğu tahmin edilen Büyükada’nın nüfusu, Adalar’a vapur işlemeye başladıktan sonra artmış, 20. Yüzyıl başlarında 5 bini aşmıştır. Ada’nın nüfusu bugün 8 bin civarındadır. Ancak ada, yazları günübirlik ziyaretler ve yazlığa gelenler nedeniyle kalabalık olmaktadır.19. yüzyıl ortalarında Büyükada’yı anlatan yabancılar akşamüstleri iskele çevresindeki şıklığı, zerafeti, sahildeki gezintileri ballandıra ballandıra anlatırlar. 20. Yüzyılın ilk çeyreği boyunca Rumların ağırlık taşıdığı ada halkı ve yazlıkçı gayrimüslimlere ek olarak Osmanlı aydın ve yazarlarının da önemli bir bölümü Büyükada’nın güzelliklerini ve toplumsal atmosferini paylaşmışlardır.1. Dünya Savaşı ve Cumhuriyet sonrasında Rum halkını kaybeden Büyükada’daki canlılık 1930’lara kadar büyük ölçüde kaybolmuştur. Ancak, 1940’lı yıllara doğru, Cumhuriyet dönemi devlet ileri gelenlerinin ve yüksek bürokrasinin, varlıklı kesimlerin rağbet ettiği bir sayfiye yeri olma özelliğini yeniden kazanmıştır. Büyükada, bu dönemde yeni köşklerle, özenli ve zevkli yapılarla süslenmiş, İstanbul halkının günlük gezinti yerlerinin de başında yer almıştır.Adanın Kuzey-Güney doğrultusuna dik olarak çıkan Dil Burnu’nun iki yanındaki Yörük Ali ve Nizam Plajları, Luna Park, Aşıklar, Viranbağ kır gazinoları, korulukları, biri iskeleden başlayıp Ada’nın tüm çevresini dolaşan büyük tur, diğeri Araba Meydanı’ndan başlayıp Dil’den, Aşıklar Kır Gazinosu’ndan Lunapark’a oradan da Maden’e geçerek binildiği noktaya dönülen küçük tur olmak üzere araba turları, Luna Park meydanındaki süslü eşeklerle yapılan geziler Büyükada resim-031gezilerinin başlıca eğlenceleri haline gelmiştir.Ada’nın en yüksek tepesinde Aya Yorgi kilise ve manastırı bulunmaktadır. Buradaki ilk yapı, miladi 6. Yüzyılda inşa edilmiştir. Bu mevkide, bir çok kilise ve manastırın kalıntıları da vardır. Bunlardan bazıları bugüne kadar ulaşmış, bazıları yıkıntı olarak kalmıştır.İsa Tepesi’nde ise Hristos Kilise ve manastırı bulunmaktadır. Kumsal semtindeki Ayios Dimitrios Kilisesi de Ada’nın önemli dini yapılarındandır. Adadaki Ortodoks cemaat, büyük ayinlerini burada yapar.Büyükada’da bulunan 4 camiden mimari bakımdan en dikkat çekeni 2. Abdülhamid tarafından yaptırılan Hamidiye Camii’dir. Mimari açıdan batı etkisinde inşa edilmiş bulunan bu cami, Ada Camii sokağında bulunmaktadır. Büyükada’ya, günümüzde Sirkeci, Kabataş ve Bostancı’dan kalkan Ada Vapurları ve İstanbul Büyükşehir Belediyesi’nin deniz otobüsleri ile ulaşmak mümkündür. Adada otomobil yasağı vardır. Bu da, Ada’nın gürültüden uzak, havası temiz bir mevki olarak kalmasını sağlamaktadır.”

Not: Fotoğrafları tıkladığında kocaman oluyor. Bu fotoğrafları birlikte çekmiştik aşkım. :)

VN:F [1.4.3_701]
Rating: 5.0/5 (2 votes cast)

dünya tarihi bir resimde

Bepanthol tarafından Nisan 21, 2009 tarihinde yazılmıştır.

Bu çalışmayı görünce çok hoşuma gitti. İyisi ile kötüsü ile bir tarihe sahibiz bütün bir dünya olarak. İnsanlık tarihinde yaşadığımız kötü olaylar ile birlikte bizi iyi yerlere getirmiş iyi olayların baş kahramanları aynı masada oturup içki içtiğini bir düşünsene. Fikir ayrımı zıt köşelerde olan insanlar yanyana bir kominist bir demokrat.

Bu resmin içinden çık çıkabiliyorsan. Bakalım kimleri bulacaksın bu resimin içinden. Bir de dikkat edersen insanlık tarihinin sonucunda dünyamızda bırakmış olduğumuz eserleri atlamamışlar. Piramitler, çin seddi…

dünya tarihi

Benim bazı gördüğüm dünya tarihini etkilemiş kişiler;

Einstein, Abraham Lincoln, Saddam Hüseyin, Napolyon, Charlie Chaplin, Pele, Hz. Musa…

Bu çalışmanın eseri kime ait ise çok merak ettim. Şans eseri karşıma çıktı imaj olarak. Keşke bu resim hakkında daha detaylı bir bilgiye ulaşabilsem. Kesinlikle çok meşur bir eser olması gerekiyor. Hayran kaldım.

VN:F [1.4.3_701]
Rating: 5.0/5 (1 vote cast)
pressyado.com teknik özelliklerini geliştirmeye devam ediyor...