Etiket bulutundan seçilmiş giri ‘tavuk’

aşkıma bolero

Bepanthol tarafından Eylül 28, 2009 tarihinde yazılmıştır.

Aşkım diyorum ya hep senin yüzünden kilo alıyorum diye. Evet senin yüzünden. :) Çünkü yemek yapmasını çok seviyorum. Seni de çok seviyorum. :) Bu kavramlar bir araya gelince o zaman ne oluyor. Aşkıma güzel bir şeyler ortaya çıkarayım diyorum. Hem senle birlikte güzel vakit geçerken hem de değişik birşeyler yemiş oluyoruz. Daha henüz kalktığında birşey yememeni fırsat bilip ben sana süpriz birşeyler yapmaya gelince illa ki farklı birşeyler yiyoruz.

bolero

Geçen gün de aslında aynısı oldu. Evdeki malzemelerden ne yapılır ne edilir düşünürken. Aklıma eskiden kırıntıda yediğim bolero geldi. Kırıntıda tek yediğim şey bu abur cubur fast food türetimi besin. O zamanlar kırıntı daha kendi kendine bir yerdi ilk bağdat caddesinde açıldığında daha sonra ben oradan soğudum. Yine diğer yerleden daha güzel daha bize yakın fakat olmuyor artık. Modadaki kırıntı bunların hala çok dışında her zaman gidilebilecek büfe havasında rahat kasmayan bir mekan. Zaten hayret etmiştim sen mantar yememene rağmen oradaki mantarlı tavuklu dürümü nasıl yiyebilmiştin diye. Kırıntı’nın oradaki dürümleri mantarlı kaşarlı etli tavuklu inanılmaz ötesi bir lezzet abidesi. Tek kötü yanı var ki yerken ağzın yanıyor ve altından devamlı sosu akıyor. Bunun nedeni de o inanılmaz lezzete hemen kavuşmak. Neyse aklım bir anda yemeklere gitti. Gözümün önünde kırıntının menüleri akıp geçmeye başladı ve ben konumu unuttum. :)

bolero

Sana sürpriz olarak yaptığım atıştırmalık veya kahvaltılık yemek bolero’nun farklı bir versiyonu oldu. Sürpriz olduğu için sen bilmedin ve görmedin nasıl yaptığımı. Sadece elimizdeki malzemeler sosis, dilim taze kaşar, tost ekmeği ve ketçap. Bu malzemeleri görünce zaten sonuçta neler olacağını hemen hayal ettim bile. Sosis’in donmuş olması beni yıldırmadı. Aşkım özellikle donmuş sosisleri kesmek çok zor olur onun için ilk önce su ısıtmak gerekiyor. Bu ısınmış suyun içinde 2 dakika sosisleri beklettiğinde hemen yumuşuyorlar. Bunu bir not olarak kenara yazabilirsin mesela sonra sosis donuk diye üzülme. :) Sosisleri ince ince kestim. Bu arada fırının nasıl çalıştığını çözmeye çalıştım ve zor olmadı. Tost ekmeklerinin üzerine biraz becel sürdüm. Daha sonra üzerine küçük küçük kestiğim sosisleri dizdim. Sonra üzerine ketçap ve dilimlenmiş kaşarler ile üzerini örtüm.

bolero

Sonuçta bolerodan farklı birşey çıkmadı. Yıllarca kırıntıda yediğimiz o sandviçi aslında evde de bir güzel yapabilirmişiz. Artık Kırıntıya gitmek için hiçbir sebeb kalmadı. Ama Modadaki kırıntıyaysa en yakın zamanda gidebiliriz. Canım inan ki çok çekti. Bu arada kahvaltıyı yerken bolero’yu ben çok severdim dediğinde çok mutlu oldum. Keşke daha fazla yapsaymışım.

VN:F [1.4.3_701]
Rating: 0.0/5 (0 votes cast)

farmville çılgınlığı nereye kadar?

Bepanthol tarafından Eylül 10, 2009 tarihinde yazılmıştır.

farmvilleAşkım benim merhaba… :) Hiçbir yazıya böyle bir giriş yapmış mıydım acaba daha önceden? Bilmiyorum ki ama birazdan kurcalarım yazdığımız bütün yazıları. Tek tek böyle sayfa sayfa geri giderim. Biliyorsun ben kafama taktım mı sabır mabır oooo. Hatta bir nostalji yapmış olurum. Ama lütfen bir gece birlikte bunu yapalım. Unutma ve unutturma. :)

Bu gece uzun zamandır seninle birlikte yemek yemek istediğimiz pasta prestoda oturduk bir güzel mamalar yedik. :) Yanımızda bir de kardeşim vardı. İstersen senin kardeşin olsun çok sevdin çünkü onu. :P Böyle benim iş konularımı konuştuktan sonra sen kardeşimle üniversite hakkında bilgiler verdin. Kardeşim sordukça sen anlattın ve anlattın. Bir anda üniversiteye hazırlık günlerim geldi aklıma testler ve ben ne olacağımlar. Öss Öss Öss diyerek uyandığım kabuslar. Ne kadar sıkıntılı bir dönemmiş o günler. Bir yandan testler bir anda üniversite kazanma sıkıntısı. Fakat üzerine 10 yaş daha eklediğinde bu sefer yine sıkıntı iş bulma işe girme gibi. Hayatta sıkıntılar bitmiyor anlayacağımız gibi. Peki o zaman değilde bu zamanda öss’ye hazırlanıyor olsaydım ne olurdu acaba. Hiç test çözebilir miydim bu internetin hali ile? Facebook var… Friendfeed var… Bir sürü oyunlar ve uygulamalar var. :) iPhone var. Peki ya facebooktaki farmville oyununa ne dersin? Bu oyuna insan nasıl bulaştığını bilemiyor. Ben bilemedim. Bir bakmışım tarlamın çiftçisi olmuşum. Davetiyeyi kim gönderdi ve ne zaman gönderdi farkında bile değilim. Bu çılgınlık nereye kadar gidecek ve sonucu ne olacak? Arsanı büyüt büyüt nereye kadar? Ekip biçmek nereye kadar? Ağaçlarda elmaları ve limonları toplamak nereye kadar? İnekleri sağıp tavuklardan yumurta toplamak nereye kadar? İşte bu kadar soru sonrasında nereye kadar olduğunu anlayamıyorsun doğal olarak. Hormonsuz tarım yaptığım için çok memnunum. Rahmetli ördeğimi o oyunda çok güzel andım ve ilk aldığım hediye bir ördekti. Benim ördek büyütüğümü bilen bir çok kişi bana ilk ördek göndermişti. Acaba bu farmville çılgınlığının başlangıç nedeni doğal hayatta sıradan bir yaşam yaşamak isteğimiz mi? İnsanlar bir şekilde farklı açılardan kendini bu şekilde tatmin ediyor heralde ki ben de bunların içerisindeyim. Hep böyle bir hayalim vardır. Birgün gelecek ve şehirden uzak bir balıkçı kasabasında balık avlayacağım ve bahçemde domates yetiştireceğim. :) Dua edelim ki olsun.

İşte neyse hayalden çıkarsak eğer şimdi bu sene öss’ye giriyor olsam heralde sonucum pek iyi olmazdı. Kafam yok elmalarımı toplamam lazım… eyvahhh tarlamdaki çilekleri toplamayı unutmuşum derken Türkçe testi var yarına ancak yapılacağı gün aklıma gelirdi. Ya da ders esnasından iPhone’dan internete girip friendfeed’te girilere laf yetiştirmeye çalışırdım veya yeni uygulamalar keşfetmeye çalışırdım. Bunları düşünmem iyi olmuş bazen daha geç doğsaydım diyorum. Çok iyi olmuş ki doğmam gereken zamanda doğmuşum. Mutluyum iyi ki doğmuşum.

Bu arada öss değişmiş iki üç tane sınav olunuyormuş. Kardeşime de allah kolaylık versin iyi ki onun internet ile arası pek iyi değil. İki kardeşin birbirinden çok zıt olduğunun ufak bir kanıtıdır.

VN:F [1.4.3_701]
Rating: 4.3/5 (4 votes cast)

gel gel mezgit’e gel kova kova

Bepanthol tarafından Ağustos 18, 2009 tarihinde yazılmıştır.

Aşkım azmettim ve en sonunda başardım. Biliyorsun ki aylardır senle balık tutmak istiyordum. Ah birlikte balığa çıksak böyle ondan sonra bir güzel kızartsak ve rakı balık yapsak diyorduk. Maalesef bunu seninle yapamadım ama kardeşim ile yaptım. Fakat sonuçta sadece balığı kızartıp yedik yani yanında rakı yoktu. En baştan o zaman anlatayım bir kova balık nasıl yakalandığını.

olta kamış

Pazar günü bizdeydin ve oltayı nasıl bulduğumu biliyorsun. :) Bulduğumda heralde dünyalar benim oldu. Çünkü aylardır ah vah ah vah ile geçti bir oltam yok vardı fakat kayboldu diyordum. Hatta bir kere sirkeciye gittiğimizde balıkçıları gördüğümüzde az kaldı ki alıyorduk. Fakat bir şekilde hallederiz falan filan ile sıyırdık. Aslında hatırladım ki geçen sene balık yakalamıştım bu oltam ile ve yeni motor takmıştım. Bu oltanın tarikçesi daha benim 5 yaşıma kadar dayanıyor. Büyükadaya bir gün babam elinde olta ile geldi ve balık yakalayacağız dedi. O günden sonra benim en büyük zevkim oldu belli bir yaşıma gelene kadar. Her gece olmasada bir çok gece büyükada’nın dalga kıranında istavrit yakalamaya çalışıyorduk. Belli bir zamanı var tabii ağustos ayından itibaren çok iyi çıkıyor. Yıllar geçtikçe istavrit adamızı terk etti. Terk etmessinden değilde aslında büyük balıkçı tekneleri istavritlerin yuvalarına zarar verdi. Dinamit ile balık yakalayanlar var. Hiç duymuşmuydun. Ben de ilk defa duymuştum o zamanlar. Daha çok balık yakalamak için istavritin soyunu tükettiler. Biz de artık istavrit yakalamayı bıraktık. Ve o olta kenarda bir yerde unutuldu. Benim içimde de hep kalmıştır yakalayacağım bir gün bir gün bir gün diyerek. Geçen sene epey uğraştım fakat istediğim sonuça ulaşamadım ve bir şekilde üzerine duramadım. Yine unutuldu kaldı kenarda. O kadar unutmuşum ki kayboldu sanıyordum. Bir ara aradım çünkü yazın başında fakat bulamadım. En sonunda yatağımın altında çantaların arasında tozlu tozlu hatta biraz küflenmiş şekilde bulduğumda ise tekrar hırs bastırdı. Sen evine geri döneceğin için balık yakalamamız saçma olacaktı bu yüzden sabah güneş doğarken kardeşim ile balık yakalamaya çıkmamız daha mantıklı olacaktı. Daha da güzel yaptık aslında büyükada’da yeni açılan iskender iskenderoğlunda iskender yedik. :) Sonra yıldızlarda kahve içtik.

mezgit-baligiBen sabaha çok erken kalkacağım için hemen yattım fakat saat 2 gibi uyandım. O sırada kardeşim geldi. O da benim kadar hevesli ve heyecanlıydı. Uyursak bu saatte uyuyamayız dedik ve lale büfe’den tostlar yedik. Saat 3 gibi olduğunda. Baktık ki zaman geçmiyor sokak sokak dolaştık. Dolaşırken bol bol sohbet ettik. Hatta dalgakırana gittik ve burada balık yakalayacağız hava süper falan dedik. Saat 4 gibi evimize geri döndük. Balkonda oturduk ve sohbet etmeye devam ettik. Bir yarım saat geçti ki uyku acayip bastırdık. Kardeşim oooo ben uyumam demesine rağmen dünden razıydı. :) Ben de alarm kurulu zaten haydi gel uyuyalım uyanırız dedim. Fakat saat gibi kalkmamız gerekirken saat 6 olmuştu. Allahtan herşey hazırdı sadece kardeşimin kalkması zor oldu. Balık yakalayacağımız yere vardığımızda o hala uyuyordu ve ben ise hırs yaptığım için yeni uyanmış gibi değildim. Oltayı denize attığımızda anladım ki hiç balık yoktu. Bir balık bile iğneye dokunmuyordu. Kardeşim de atmayı bilmediği için sadece çekiyordu. Baktı ki buradan balık yakalayamam ben uyuyacağım dedi gitti. Ben yalnız kaldım ve devam ettim. Şansa bir kaç balık yakaladım. Yem olmamasına rağmen mezgit yakaladığım için demek ki mezgit oltası yapmak ve yem koymak gerek dedim. Kovada 8-10 adet balık varken bir motorlu sal oltayı kopardı. Ben de tekrar uğraşmak istemedim. Geri dönerken benim oltamı koparan salın sahibine bir kaç soru sordum. Çok güzel bilgiler aldım. Yapmam gereken daha ilerki iski iskelesine gitmem mezgit oltası yapmam iğnelere ise tavuk parçası koymammış. Bu bilgileri aldıktan sonra kovadaki bizim yiyemeyeceğimiz balıkları mezgit hariç martılara verdim. Eve vardığımda yorgunluktan ölüyordum ki yatağa yatar yatmaz uyumuşum.

Ve senin telefonunla uyandım aşkım. Senle konuştuktan sonra saate baktım ki saat 2 gibi olmuş. Kardeşim çoktan arkadaşları ile buluşmaya gitmiş. Ben de o balıkçının söylediklerini illa ki denemem gerekiyordu. Büyükada çarşıda affan kırtasiyesinden bütün olta malzemelerini alabiliyorsun. Onun dışında da bir sürü şey var ama eskiden görecektin. Bir derlenmiş ve toparlanmış. İçerisi çok eski bir mahalle kırtasiyesini andırıyor ki öyle zaten. Gerekli malzemeleri aldıktan sonra yarım kilo tavuk göğüs aldım. :) Bunun yarısını iğneye geçirecek şekilde ince ince kıydım. Sabır isteyen birşeydi gerçekten çok sıkıcı ve zor birşey. Bu arada karnım açıkmıştı ve diğer kalan tavuk ile çok güzel soslu bir karışım yaptım süper oldu yedim. Bu arada kardeşim arkadaşları ile kanasta oynadığı için gelemiyormuş. O kadar gel dememe rağmen o hiç oralı olmadı. Fakat aynı zamanda da çok istiyordu. Ben ona mesaj attım ben gidiyorum istersen gelirsin diye. Biraz tavır yaptım. :P Gittiğim yeri de tarif ettim.

Bütün malzemeler hazır. İskelenin en ucundayım. Hava o kadar çok esiyordu ki 3 metrelik olta olmasa heralde oltayı hiç ileri fırlatamam diye düşünürken acaba oltanın ucundaki ağırlık yeterli mi diye düşündüm. Sonra oraya küçük yaramaz bir iki çocuk doldu. Bir anda çocukluğumu hatırladım bende onlar gibi böyle tek iğneli oltalar ile küçük balıklar yakalamaya çalışırdım. Neyse ki bir tanesi bu işleri biliyordu. Ağırlığın az abi ama idare eder tavuğun varsa her türlü yakalarsın dedi. İlk attım hemen balıkların vurmasını hissettim dedim ki amacıma ulaştım bu kova dolar. Vurdu çektim vurdu çektim. Her atışta ikişer üçer mezgit geliyor. Bir de bu mezgit kumlu dip balığı olduğu için atıyorsun bekliyorsun. Yemi takıyorsun geliyorlar. Bu sırada kardeşimde geldi. O kovaya bakınca çok şaşırmıştı. Hiç böyle bir tablo ile karşılaşacağını düşünmüyordu. Kardeşim de bana eşlik etti ve yakaladık epey. Maalesef ki iskeleye gemi yanaşınca oradan gitmek zorunda kaldık fakat kova tamamen mezgit ile dolmuştu zaten.

bir kova mezgit

Keşke sen de olsaymışsın aşkım çok eğlenceliydi ama sen göremezdin yani kendini kötü hissederdin. Çünkü gerçekten hani yakalaması zevkli ama o balıkları iğneden çıkartmak görüntü olarak hiç hoş değil. Özellikle mezgit’in ağzı epey büyük ve iğneyi yutuyorlar. O sırada kesmek biçmek gerekiyor. Sanıyorum ki hırsımdan dolayı içim sızlamadı fakat eve vardığımda bir garip oldum çünkü bütün balıklar ölmüştü. Bu arada babam kapıda bekliyordu ve hemen aldı kovayı ben temizlerim dedi. Onun da hoşuna gitmişti. Belki de o eski zamanlar aklına geldi birlikte balık yakaladığımız. Kızarttık ve yedik. Yedikte içim sızlayarak üzülerek yedim fakat tadı çok güzeldi. Geriye daha çok balık var. Onlar afiyet ile yiyecekler. Ben de hevesimi almış oldum.

VN:F [1.4.3_701]
Rating: 0.0/5 (0 votes cast)
pressyado.com teknik özelliklerini geliştirmeye devam ediyor...