sınav delisi oldu benim aşkım
Bepanthol tarafından Haziran 6, 2010 tarihinde yazılmıştır.
Aşkım, kocaman insanlar olduk ama her zaman karşımıza yeni deneyler ve sınavlar çıkıyor. Tamam hayatımız bir sınavdan ibaret ama yeter demiyor muyuz? Her sorun her soru çözülmesi gereken denklemlerden ibaret. Bir cevap hem doğru olabilir hem yanlış olabilir. Merak ettiğimiz acaba diğer cevap bizim için yanlış olsada daha iyi kapıların açılmasına mı sebebiyet verecekti diye düşünmemiz. Sınavlarımız ilk okul sıralarında başlıyor asıl. Ondan önceside var ama pek hatırlamıyoruz. Sanırım bu sınavlar ölene kadar devam edecek. Belki bir noktadan sonra doğru ve yanlış pek bir anlam ifade etmeyecek. Her sorunun bir cevabı vardır diyenlere katılmıyorum. Her zaman birden daha fazla cevabı vardır. Bunu doğru veya yanlış sınırlandıramaz.
Aşkım senin de hep kafanda soru işaretleri vardı. Okul konusundaki soru işaretlerin seni yormasından dolayı daha çok artmasına sebep verdi. Şimdiyse yüzdün ve sonuna geldin. Zorlandın sıkıldın üzerine geldi herşey. Şimdi ben senin soruna cevap vermek istiyorum. Hep kafanda soru işareti vardı ya. Aslında cevap benim tarafımdan değil şuanki durumun ile belirtilebilinir. Şuanda Beyazperde.com’un tek sorumlususun ve gelecekte de o site bir tek senden sorulacak. Zaten şuanki durum böyle. Hep böyle olmasını istemiyor muydun? Okulsa senin hep üzerinde durmak istediğin bir branşta eğitim veriyor sana ve şuanda bitmek üzere. 3 ders kaldı gelecek seneye ne olacak ki! Zorlanıyorsun ama yapıyorsun. Ne kadar başarılı olduğunu göremez insan ama bence sen yeteneğinin farkında değilsin. Onun için sana hatırlatmak istiyorum aşkım sen süpersin.
Evet. Son olarak hem hayat sınavı hem okul sınavı derken aşkım ne kadar güzel bir yerdesin. Birlikte olduğumuz zamanlarda hiçbir zaman yanlış bir karar aldığını görmedim. Bunlarda seni hedefe doğru nasıl ilerletti. Şuanda yaptığın işe destek olacak okuduğun okul bu da ne kadar güzel ekstra birşey. Neyse ben senin için çok mutluyum ve sevinçliyim. Sınav delisi yok ödev delisi oldun çıktın ama seni tebrik ederim. Son bir hafta ondan sonra evde oturmak yok.
Şaka aşkım şaka. 
Keşke demek gerekirse eğer böyle hatırlamadığımız veya farkında olmadığımız şeylerin bağlantılarını en yakın zamanda çözeriz ki o günleri tekrar analım. Hatıralar ve yaşanılmış olan şeyler o kadar güzel şeyler ki kötü bile olsa farklı duygular yaşatması muazzam birşey.
Aşkım işte buna ne diyorsun. Eşref Armağan ismini daha önceden duymuşmuydun acaba. Ben daha önce hiç duymamıştım ama dünya bu adamı konuşuyor. Bu kişi hiç güneşin doğuşunu batışını görmemiş biri. Balıkları çicekleri ve kelebekleri doğal hayatında görmemiş biri. Anne rahminde genetik bir mutasyon yüzünden gözleri olmadan dünyaya gelmiş. Peki görmeden biri resim yapabilir mi? ya ressam olabilir mi? Eşref Armağan ressam.
“Bundan 52 yıl önce İstanbul’da, Fatih’nin çok mütevazı mahallelerinden birinde, dünyaya gelir. Eşref, ne çocukken ne de yetişkin çağda hiçbir öğrenim görmedi. Kendi kendine yazmayı öğrendi. Eşref, bütün gün babasının dükkanında baca boruları keserek babasına yardım ederdi, boş zamanını da resim çizerek geçirirdi. 6 yaşındayken kalem ile kağıt üzerine çizmeyi, 18 yaşında ise önce parmakları ile kağıt üzerine, sonra da kartona yağlı boya ile resim yapmaya başladı. Yağlı boyadan akrilik boyaya ve tuale geçti. Elleri artık onun gözleri olmuştu. Görmemesine rağmen çizdiklerinin bu denli gerçeği yansıtması, resim yapmanın onda bir tutkuya dönüşmesini sağladı.