aylar geçse de yıllar geçse de…
CherryBlossomGirl tarafından Ağustos 11, 2010 tarihinde yazılmıştır.
Aşkım merhaba, gene ikimiz de pressyado’yu çok unuttuk. Sana çok kızıyorum çünkü stressyadoya çok vakit ayırabiliyorsun ama şurda benle iki dakka birşey paylaşmıyorsun… diyeceğim ama sen de bana, e peki sen niye yazmıyorsun desen vereceğim cevap yok, o yüzden susuyorum (bu susmuş halim
)))
En son sen yazdığında ben derslerle boğuşuyordum, off nasıl bir kıştı aşkım, çok zorlandım, hem beyazperde.com’un geçiş süreci, hem haftaiçi dört akşam yoğun dersler ve her bir dersin aşırı ödevleri, gerçekten canımdan bezmiştim.
Ödev tesliminden sonra bir gün bile evde oturmicam demiştim, neredeyse öyle oldu, konserlere gittik, arkadaşlarla gezdik, düğünler, nişanlar, sözler, zaten bizi bizden aldı yani her haftasonu düğün mü olur kardeşim, topuklu ayakkabı giymekten, hediye almaktan, bu sıcakta süs püs yapmaktan bir hal oldum vallayi. Eğlendik ama, şaka maka, güzeldi çoğu, hepsi mutlu olsunlar.
Aşkım bugün ayın 11′i, bu ay, ayın 13. ü iki özel gün olarak kutlanacaktı, biri dünyada en çok değer verdiğim insanların en başında gelen sevgili anneannemin doğumgünü, şimdiden kutlu olsun, nice sağlıklı yaşlar olsun dünyanın en güzel en iyi en tatlı en ballı anneannesine:) İkincisi de canım aşkımla yirminci ayımızı kutlayacaktık ama ben bu tarihte maalesef daha önce ayarlanan bir tatile çıkıyorum. İrem’le Datça’da beş günlük bir tatil.
Canım aşkım bu yüzden seninle bugünden öğlen güzel bir yemek yiyerek kutladık yirminci ayımızı, nice yirmi ayları birlikte geçirelim canım.

Bir de dün bana sürpriz yapıp çok tatlı bir oyuncak hediye ettin, poposunu sallaya sallaya yürüyen ve şarkı söyleyen bir köpek, adını da popi koydun, çok teşekkür ederim aşkım, durup dururken alınan hediyeler gerçekten çok mutluluk verici oluyor, bir kalem bile olsa bu.
Mucks hadi ben yokken yaz biraz da utandır beni, ben birazdan bu yazının linkini vererek utandırıcam seni
Babamın organik ürün satın alma isteği ve uzun zamandır bu ürünlere sevdasından dolayı feneryolundaki sabit pazara çok gider oldu. Çok sevindim işte seni görünce bir renk oldu. Sana küçük süpriz hediyeler verdim. Lütfen onları yediğinde buradan bana yedim diye bilgi ver. Ne zaman yedin kaçta yedin. Yerken ne düşündün. Tamam abarttım aşkım. Sen ne istersen onu yap. Bak nasıl biliyorum abarttığımı. Bugün beni de taktı koluna götürdü. Aslında biraz yorgun ve halsız hissetmesinden dolayı yardımcı olmamı istedi. Normalde istemez o tek başına yapmayı çok seviyor bu alışverişi. İşte bazen de kızar yardım etmiyorsun diye. Neyse babamdır işte. Belki ben de baba olunca ona benzeyeceğim. Kim bilebilir ki. 
Aşkım benim limona karşı acayip bir savunmasızlığım vardır. Bu limon’un o sıcak renginden mi yoksa içindeki o ekşiliğinden mi kaynaklanıyor bilemiyorum. Limon’un ekşiliğini düşünmeden bazen o meyve’nin rengi beni kendine çektiğini hissediyorum. Sapsarı güneş gibi alev alev fakat aynı zamanda buz dolabında soğumuşsa nasıl serinletici bir faktör değil mi? İster suyunu sık yada kes kes ye.
Sıcaklar geldimi buzlu buzlu bir limonata en güzeli işte aşkım. Limon’u sık ve biraz şeker ilave et su ile karıştır limonata olsun. Yada hiç uğraşma git bakkala al bir uludağ limonata. 
Aşkım senle nasıl bir tatil yapmalıyızı düşünürken, o sırada da msn’i açıyordum ve yine bir msn testi çözmeye başladım. Bu testin konusu da işte aklımdaki mesele.

Aşkım bizim için Efes nedemek? Efes Pilsen 40. yılını kutlamak için bir çok etkiliğe imza atmaya hazırlanırken interneti unutmamış ve bizlerin fikirlerini öğrenmek istemiş. Bu öğrenmek istedikleri arasında da “Efes’in bizim için ne demek?” olduğunu var. Onun içinde bir micro site yapmışlar. Micro site biraz daha büyük kapsamlar içeriyor olsada işte hoş olmuş. Herkes yazıyor. Bütün bloggerlar yazıyor biz de yazalım değil mi?