tatile gidiyoruzzz
CherryBlossomGirl tarafından Temmuz 1, 2009 tarihinde yazılmıştır.

Aşkım şu an içerde son hazırlıklarını yaparken sen, ben de bir adet eti cin ve bir bardak limonata eşliğinde bu yazıyı yazıyorum.
Bu akşam uçağa biniyoruz veeeeeeeeee ver elini Marmarisssssssssssssss
)))
Aşkım bir hafta boyunca pressyado ve stressyado’ya iphone’ından bakabilicez bakalım nasıl dayanacaksın, iyice internetkolik oldun, düşündüm de ben 1999 yılında senin gibiydim yani eve ilk internet bağlantısı aldığımda. Sende ise hala o şevk var, çok güzel ama bazen seni üşengeç yapıyor bu, hep internete bağlı olmak istiyorsun, merak ediyorsun neler oluyor neleri kaçırıyorum internette olmadğım saatlerde diye ama allahtan iphone’un var gerçekten de, seni bir şekilde online tutuyor
Şimdi bir hafta deniz, güneş, kum, eğlence, dinlence yapıcaz aşkım senle. Ben çok heyecanlıyım ya sen??? Acaba nasıl geçecek.. Turlara katılıcaz, yüzücez, fotoğraf çekicez bol bolll.. Gelince de artık pressyado’ya bol bol yazılar yazarız.
Büyük ihtimalle gene gittiğimizde bir şekilde ya orda internet cafe bulucaz ya birşey yapıcaz ve giricez biliyorum ama ben bir haftalığına internet diyeti de yapmak istiyorum kendi adıma. O yüzden bir hafta sonraki yazılarımla görüşmek üzere diyorum kendi adıma
))
Aşkım bizim için Efes nedemek? Efes Pilsen 40. yılını kutlamak için bir çok etkiliğe imza atmaya hazırlanırken interneti unutmamış ve bizlerin fikirlerini öğrenmek istemiş. Bu öğrenmek istedikleri arasında da “Efes’in bizim için ne demek?” olduğunu var. Onun içinde bir micro site yapmışlar. Micro site biraz daha büyük kapsamlar içeriyor olsada işte hoş olmuş. Herkes yazıyor. Bütün bloggerlar yazıyor biz de yazalım değil mi?
Hayat, benimle oyun oynuyor olmalısın. Kimlikler karıştı, adem havvaya, havva ademe başka başka kimlikler tanıtır oldu. Oysa bir Havva bir Adem olmalıydı…
Hayat, beni deniyor olmalısın. Sonundaki ödül için beni deniyor olmalısın… Züğürt tesellisi… Ya kurtulursun, ya delirirsin. Sana kalmış. Ödül dediğin, kurtulmak olabilir, onu da sana veren ben değilimdir.
Aşkım ben 3.5 yaşında okuma yazmayı öğrenmişim. 5 yaşında ilkokula başlamışım. Kendimi bildim bileli yapmayı en sevdiğim aktivite yazmak ve okumak. Hala kalemler, kitaplar, defterler, silgiler, kalemtraşlar beni çok heyecanlandırıyor. Hala bir kitapevinde saatler geçiriyorum hiç kitap almayacak olsam da orada olmak, kitap kokularını duymak, sayfalara dokunmak garip bir haz veriyor bana. Kütüphanemde okumam gereken birçok kitap olsa da yeni bir kitap çıktığında veya ilgimi çeken bir kitap gördüğümde almadan edemiyorum. Boş defterlerim olsa da yeni bir defter görünce almadan edemiyorum.
Bu ülkede yazar olmak zordur, kendini yazar olarak kabul ettirmek, yazı yazmaktan para kazanmak, yazarım diyerek bunun bir meslek olduğunu kabullendirmek zordur. Ben dergilerde, web sitelerinde editörlük yaparak, metin yazarlığı yaparak biraz tatmin etmeye çalışıyorum bu tutkumu. En büyük hayalim bir gün bir kitap yazmak, bunu başaran arkadaşlarım da oldu, çok yakınımda, o yüzden bu bana her zaman bir umut ta verdi imkansız değil diye, şu an biliyorsun beyazperde.com’da sinema eleştirileri yazıyorum, bir de blog yazıyorum işte, bazen de defterlerime veya bilgisayarımda birşeyler çiziktiriyorum, onlar bana saklı.
Aşkım Canavarlar Yaratıklara Karşı filmini izledim ve Beyazperde‘ye kritiğimi yazıcam, sanırım yarını bulacak. Ama şunu söylemeliyim ki çok eğlendim, hem çok başarılı bir animasyondu, çizimler filan harika olmuş, hem konu klişe de olsa iyiydi, hem de bence espriler şahaneydi, özellikle ben ABD Başkanı’nın salaklıklarına koptum, hani toplantı salonunda çığlık atanı kadın zannedip dışarı attıktan sonra başkanın çığlık atması vardı ya orada kahkahayı patlattım resmen
Aşkım editörü olduğum
Aşkım binrota.com’da yeni yazım yayınlandı. Sapanca’yı anlattım ve fotoğraflarımı ekledim.