Etiket bulutundan seçilmiş giri ‘yerli’

büyükadadaki yerli doku ve pazarlama

Bepanthol tarafından Ağustos 28, 2009 tarihinde yazılmıştır.

Aşkım büyükadaya gittiğim zaman sana hep anlatacak güzel şeyler buluyorum. Bazen aklıma gelmiyor ama ufak çağrıştırmalar ile bir anda ampul yanıyor beynimde. Düşünsene beynimizin diplerinde duran kaç tane unutuğumuzu sandığımız anılarımız var. Aslında o anılar uyku modunda bir kenarda duruyor ve bir ışık geldiğinde uyanıyor.

haberturk_gazeteSabahleyin saat 8:45 motoru ile adaya geldim. Yıldızlar cafe’nin önünden geçiyordum ki bir çay içeyim haydi dedim. Oturdum çay içmek için haydi o zaman bilgisayarımı açayim biraz zaman geçireyim dedim. Ama ne olsa beğenirsin. Dün geceki benim trafik vardır telaşımdan dolayı cep telefonumun ve dizüstü bilgisayarımın kablolarını almayı unutmuşum. Ne yapayim dedim HaberTürk’ün gazetesini almıştım okumaya devam edeyim dedim. Bu şekilde zaman geçirdikten sonra eve gittim. Bir anda kardeşimin bilgisayarını görünce ohh diye rahatladım. Bir an için unutmuşum. Çünkü Büyükada bütün gün yoksa çekilmezdi. Evde oturdum ve babam ile enteresan tartışmalar yaşadım. Yok şu hasta kalıtımsaldır bu değildir. Şu şöyledir bu böyledir. Sonuç olarak kaçtım evden.

kahve_dunyasıYıldızlar cafe bir aile çay bahçesi fakat benim için bir internet cafe. Bundan daha ileri bir yanı kalmadı. Çünkü hiç ailemle burada çay veya kahve içmeye gitmiyorum. Kahve Dünyası bence tam bir aile çay kahve bahçesi edasında bana göre. Ailem ile en çok oraya gidiyorum. Oranın interneti sorunlu olmassaydı kesinlikle orası da benim için bir aile bahçesinden öte bir yer internet cafe olacaktı. Sanırım bir de burası yanı ldızlar Cafe’yi seçmemde buranın büyükada olması. Anadolu yakasında zaten Kahve Dünya’ları var veya Starbucks’lar var. Ada havası en çok böyle daha güzel oluyor bence. Bu aslında şunu gibi birşey de olabilir. Adamızı yabancı markalara satmayalım ve doğal yerli halkı kalkındıralım ki adanın havası değişmesin. Dönercilerimiz hep dönercimiz kalsın. Bursa’dan biri çıkıp iskenderci veya dönerci açmasın. İskender İskenderoğlu’nun yaptığı gibi. Yani Büyükada’nın yerliliği bozulmasın.

Neyse bu düşüncelere dalmışken bir e-posta geldi. Büyük ihtimale spam olarak gönderilmiş birşeydi fakat açtım. İçinde eğitimler falan vardı. Yok bilmemne marketing yok şu marketing diye. İlgimi en çok cross marketing çekti. Sonra hatırladım ki üniversitede bir ders almıştım ve bu konuyu işlemiştik. Daha sonrasında bir seminerde karşıma çıktı. Ya işte can sıkıntısı ve merak sonucunda bir bakmışım. Bu konular üzerinde dokümanlar bulup okumaya. Okudukça okudum hatta bir sayfada maalesef Türkçe karakter sorunu vardı. Buna rağmen okudum ve bitirdim.

buyuk_manavBu konulara epey bir kafayı takmış oldum bir süreliğine. Biraz kendimce örnek çıkarmaya çalışırken aklıma balıkçı ve manav ilişkisi geldi. Hani demiştim ya anılar bir anda uykudan uyanıyor bir ışık sayesinde. Aynı onu hissetim. Büyükada çarşıda bir balıkçı ve manav vardı. Bunlar ne kadar ayrı iş yapsalarda söz üzerinde olan bir anlaşma yaptılar. Yani kağıda dökmediler birşekilde ve şunu yaptılar. Birbirlerine uygun giden ürünleri paylaşma ve ortak satış. Yani şu Balıkçı sattığı gaya balıklarının yanında tatlı erik koydu. Çünkü gaya balığı alan bir kişi evinde balığını erikle yapıyordu. Yani bu balığın yapılış tekniği bu. Tuzlama balık yani lakerda satışı yaparken kırmızı soğan koydu. Balıkçı dükkanında balık ile alakası olmayan gereksiz saçma sapan şeyler satıyordu bunun dışında. Yok amcasının memleketinden peynir çeşitleri ve bal. Fakat bunları satamıyordu. Bu ürünleri de manav satmaya başladı. Bu şekilde hem dükkanlarında ürün çeşitliliği oldu hem de dükkanlarında gereksiz ürünler ile yer kaybında kurtulmuş oldular. Bu iki yer gecen seneye kadar açıktı. Tam 10-15 sene böyle ortaklık içerisinde çalışmışlardı. Herhalde okumuş olduğum yazılardan kendimce doğru bir örnek vermişimdir.

Sonuç olarak adanın hep yerel dokusunu korumasını istemişimdir. Manav hep açık kalsın ve o yerli dokuyu kaybetmesin. Balıkçı kapanacaksa bile yerine yine balıkçı açılsın. İşte kapanan o manavın yerine İskender İskenderoğlu açıldı.

VN:F [1.4.3_701]
Rating: 0.0/5 (0 votes cast)

hayatımdaki büyükada

Bepanthol tarafından Nisan 25, 2009 tarihinde yazılmıştır.

Aşkım büyükada doğduğumdan beri yazları geçirdiğim yazlık bir mekan. İstanbul’un içinde ama aynı zamanda dışındadır. Yani Büyükada istanbul’un bir tatil bölgesidir ve hiçbir zaman İstanbul’da olduğunu anlamazsın. Havası suyu herşeyi farklıdır. Güneşin batışı ve doğuşu da farklı olduğu gibi. Büyükadada yaşayan yerel halkın 5 bin kişi kadar olduğunu biliyorum. Yanlış ta biliyor olabilirim. Fakat yazın gelen yazlıkçılar ile bu sayının 25 bin’e ulaştığını biliyorum, buna dışardan günü birlik gelen yerli ve yabancı turistler dahil değil. Her zaman elit bir kesimin tercih ettiği, çok kaliteli bir toplumun yaşadığı bir adadır. Modern bir topluluk yaşar büyükadada.

Doğduğum senenin ilk yazından beri gitmiş olduğum adamda, bebekliğimi, çocukluğumu, ergenliğimi yani kısaca bugüne kadar herşeyimi yaşamışım ve izlerini de taşıyorum aşkım. Her noktasında farklı farklı ufak tefek anılarım var.

resim-023Bebekliğim hep anneannemin evinde geçmiş ve o yaşlarda ne kadar yaramaz bir çocuk ve hiperaktif olacağım anlaşımıştı. Yıkanmaz, yıkansa bile hemen kirlenen bir bebektim ben. Emeklememe rağmen yürüyen bir insanın tırmanamayacağı yerlere tırmanmak. Saç ve baş yolduran uyuz edici şeyler yapmak benim en büyük hünerimmiş. Anneannemlerin mangal için aldıkları kömürle oynamak ise yaramazlıklarımın en zevklisiymiş benim için. :)

Yürümeye başladıktan bir kaç sene sonra ama henüz evden uzaklaşamadığım yaşlarda sokakta koşuşturmalar ve faytonlardan kaçmalar. Annem seslenir fakat duymamazlıktan gelmeler. Yavaş yavaş azıcık büyüdüğümde ise misket tüccarlığı yapmaya başlamalar. :) Aşkım en büyük kavgalar bunlardan çıkardı. Bir anda sokakta bir kargaşa, bir bakmışsın herkes birbirine girmiş. :)

Ada halkında yaşlı nufüs biraz daha fazla olduğu için her camdan bir dede bir teyze çıkar ve şöyle bağırırlardı. “Yeter gidin başka bir sokakta oynayın!” Biz küçük çocuklar hemen korkardık başka bir sokağa giderdik. Orada da kavga gürültü ve yine kovulmalar… Yazın öğlen sıcağı olunca evlere dağılır sonra akşamüstü tekrar sokaklarda toparlanırdık sanki sözleşmişiz gibi.

resim-107Ergenlik dönemlerimizde artık evde uzaklaşır gece saat 22:00′a kadar iskelede takılırdık. :) Saat 19:30 bizim saat meydanı önünde buluşma vaktimizdi. O zamanlar cep telefonu yoktu. Gelen gelir gelmeyen gelmezdi. Herkes beline kazaklarını bağlamış şekilde hergün buluşulunurdu. Döner ve tost en sevdiğimiz yemeklerdi. Daha sonra ya mısır ya dondurma. Ama en beğendiğim geleneğim turşucu abiden acılı turşu içmekti. O abi değişti başka bir abi oldu sonra. :)

Biraz daha büyüdük artık İstanbul’da diskoya gidemezken adada bir şekilde gidebiliyorduk. Anadolu kulübünde şamdan vardı. Bizim yaşlarımız için özel partiler olurdu. Akasya diye başka bir yer vardı. Anadolu kulübüne üye olmayanlar oraya da gidebilirlerdi. Yok o ondan hoşlanıyor o bunu sevmiyor. Büyük bir arkadaş grubu oluşturmuştuk. Tam bir gençlik dizisi edasında aşk, ihtiras, nefret, kin…vs… yani aklına gelebilecek herşey. Sonra o kocaman grubun 10′lı gruplara bölünmesi ve parçalanmalar.

resim-101Ergenlik döneminden çıkmaya yakın veya ergenlik döneminde çıkışta adada güzel aktivitelere katılmalar başlandı. Spor olayları diye kısaltabilirim aslında. Büyük tur yürüyüşleri, Aya yorgi gezileri, lunaparkta mangal sefası ve arkadaşların evinde toplanıp oyun oynama mangal sefaları. Bu yaşlarda ada’nın tarihi de dikkatini çekmeye başlıyor ve keşfetmeye çalışıyorsun. Bunun dışında da adanın arkasında daha temiz bir denize girme merakından yeni yerleri keşfediyorsun.

Aşkım genel olarak toplamak gerekirse bebeklikten bu yaşa gelene kadar aslında bunu yaşayanların bileceği bir büyükada keşfi oluyor kendini de keşfederken. Onun için ada bende hep izler bırakmıştır. Hem iyi hem kötü. Büyükada yaz ayları için yaşanılası inanılmaz güzel bir yerdir. İstanbul’un iş güç kalabalık gürültü stresinden seni alıp kopartıyor. Sanki bir Bodrum veya Çeşme gibi bir yazlık mekana 30 dakikalık bir vapur seyahatı ile gitmiş gibi oluyorsun.

Büyükada hakkında genel ve tarihi bir araştırma yaptım. Bunu da seninle paylaşmak istiyorum aşkım. Bunu ben okumuştum daha önceden Büyükadada yaşarken daha çok tanımak için, fakat çok uzundur, biraz özet şeklinde bir şeyleri de paylaşayim istedim. Aslında tam bir tarihi bilgi sayılmaz ama idare et biraz. :)

resim-119“İstanbul Adaları’nın en büyüğü Büyükada’dır. Yüzölçümü 5,4 kilometrekaredir. Adalar’da, biri güney diğeri kuzeyde olmak üzere iki tepe bulunur. Güneydeki tepe, 203 metre yükseklikteki Yücetepe’dir. Kuzeydeki tepe ise İsa Tepesi bulunmaktadır. Seyahatnamelerden ve tarihi olaylardan anlaşıldığı kadarıyla Büyükada, Bizans döneminde de, Osmanlı döneminde de hep meskun kalmıştır. 19. Yüzyılın ilk yarısında 3 bin kadar olduğu tahmin edilen Büyükada’nın nüfusu, Adalar’a vapur işlemeye başladıktan sonra artmış, 20. Yüzyıl başlarında 5 bini aşmıştır. Ada’nın nüfusu bugün 8 bin civarındadır. Ancak ada, yazları günübirlik ziyaretler ve yazlığa gelenler nedeniyle kalabalık olmaktadır.19. yüzyıl ortalarında Büyükada’yı anlatan yabancılar akşamüstleri iskele çevresindeki şıklığı, zerafeti, sahildeki gezintileri ballandıra ballandıra anlatırlar. 20. Yüzyılın ilk çeyreği boyunca Rumların ağırlık taşıdığı ada halkı ve yazlıkçı gayrimüslimlere ek olarak Osmanlı aydın ve yazarlarının da önemli bir bölümü Büyükada’nın güzelliklerini ve toplumsal atmosferini paylaşmışlardır.1. Dünya Savaşı ve Cumhuriyet sonrasında Rum halkını kaybeden Büyükada’daki canlılık 1930’lara kadar büyük ölçüde kaybolmuştur. Ancak, 1940’lı yıllara doğru, Cumhuriyet dönemi devlet ileri gelenlerinin ve yüksek bürokrasinin, varlıklı kesimlerin rağbet ettiği bir sayfiye yeri olma özelliğini yeniden kazanmıştır. Büyükada, bu dönemde yeni köşklerle, özenli ve zevkli yapılarla süslenmiş, İstanbul halkının günlük gezinti yerlerinin de başında yer almıştır.Adanın Kuzey-Güney doğrultusuna dik olarak çıkan Dil Burnu’nun iki yanındaki Yörük Ali ve Nizam Plajları, Luna Park, Aşıklar, Viranbağ kır gazinoları, korulukları, biri iskeleden başlayıp Ada’nın tüm çevresini dolaşan büyük tur, diğeri Araba Meydanı’ndan başlayıp Dil’den, Aşıklar Kır Gazinosu’ndan Lunapark’a oradan da Maden’e geçerek binildiği noktaya dönülen küçük tur olmak üzere araba turları, Luna Park meydanındaki süslü eşeklerle yapılan geziler Büyükada resim-031gezilerinin başlıca eğlenceleri haline gelmiştir.Ada’nın en yüksek tepesinde Aya Yorgi kilise ve manastırı bulunmaktadır. Buradaki ilk yapı, miladi 6. Yüzyılda inşa edilmiştir. Bu mevkide, bir çok kilise ve manastırın kalıntıları da vardır. Bunlardan bazıları bugüne kadar ulaşmış, bazıları yıkıntı olarak kalmıştır.İsa Tepesi’nde ise Hristos Kilise ve manastırı bulunmaktadır. Kumsal semtindeki Ayios Dimitrios Kilisesi de Ada’nın önemli dini yapılarındandır. Adadaki Ortodoks cemaat, büyük ayinlerini burada yapar.Büyükada’da bulunan 4 camiden mimari bakımdan en dikkat çekeni 2. Abdülhamid tarafından yaptırılan Hamidiye Camii’dir. Mimari açıdan batı etkisinde inşa edilmiş bulunan bu cami, Ada Camii sokağında bulunmaktadır. Büyükada’ya, günümüzde Sirkeci, Kabataş ve Bostancı’dan kalkan Ada Vapurları ve İstanbul Büyükşehir Belediyesi’nin deniz otobüsleri ile ulaşmak mümkündür. Adada otomobil yasağı vardır. Bu da, Ada’nın gürültüden uzak, havası temiz bir mevki olarak kalmasını sağlamaktadır.”

Not: Fotoğrafları tıkladığında kocaman oluyor. Bu fotoğrafları birlikte çekmiştik aşkım. :)

VN:F [1.4.3_701]
Rating: 5.0/5 (2 votes cast)
pressyado.com teknik özelliklerini geliştirmeye devam ediyor...