Etiket bulutundan seçilmiş giri ‘yıldız’

bu kalpler nasıl uçuştu

Bepanthol tarafından Aralık 6, 2009 tarihinde yazılmıştır.

Bundan tam bir sene önce bir bayram günüydü. Kurban bayramıydı evet. Bir güzel tatildi. O zamanlar Emlakjet’te çalışıyordum. Ve gerçekten yoğundu işler. Kafamızı kaldıramıyorduk. Bundan dolayı bu tatil çok güzel olacaktı. Biraz stres atıp kafamı dağıtabilecektim. Ama öyle birşeyler olduki hayatımda hiç tahmin edemezdim. Bir anda etrafta kalpler uçuştu ve kafamın etrafında yıldızlar dönmeye başladı sanki kafama bir çekiçle vurmuşlar gibi oldu. Evet o seni ilk gördüğüm andı aşkım. Kafama her saniye çekiç vurulurmuş gibi hissettim ama acımadı çok güzel bir histi. Daha sonra kafamdaki o çekiç darbeleri kalbime doğru indi. Zaten o sırada etrafa kalp şekilleri fırlatıp uçurtuyordu. Ve kalbim çok hızlı çalışmaya başladığını hissettim. Artık o çekiç gitmiş yerine kalp darbelerini almıştı. heart_with_stars-1834Sanki kalbim normal atıyor zaman çok hızlanmıştı. Kalbim sanki zamana yetişmeye çalışıyor gibiydi. Çünkü seninle tanışmam gerekiyordu. Zaman geçtikçe de seninle konuşabilme fırsatım azalıyordu. Bir şekilde herşey karma karışık oldu. Dünya küçülmüş ve sadece iki kişilik olmuştu. Bu arada etrafta yıldızlar şokumun geçmesi ve ilk anların uzaklaşmasıyla yok oldu. Ama geriye kalpler kaldı. Her yerde kalpler uçuşuyordu. Hatta o pril ve mandalla yaptığımız balonlar varya çocuken peşinden koştuğumuz işte onun kalp şekilinde olanlarıydı. Nasıl bilebilirdik ki hala o kalpler bugünde uçabileceğini etrafta. İlk seni gördüğüm günden bugüne kadar o kalpler ne olursa olsun hep uçuştu seni ne zaman görsem. Herhalde aşk bu demek olsa gerek. Kader de bu olsa gerek ki seninle birlikte hayatım çok güzel oldu. Hayatıma güzellik katan bir neşe ve sevinç oldun.

VN:F [1.4.3_701]
Rating: 0.0/5 (0 votes cast)

51. gezegen

Bepanthol tarafından Ekim 11, 2009 tarihinde yazılmıştır.

uzak ihtimal filmAşkım geçen hafta pazartesi ya da salı bir gün işte, sinemaya gittik yine davetli olarak. Blogger’lara özel film gösterileri bu zamanlarda epey popüler oldu. Biz de bundan çok güzel bir şekilde faydalanıyoruz açıkçası. Aslında sen Beyazperde.com’da yazarlık yaptığın için devamlı basın gösterilerine davet ediliyorsun. Bu biraz benim şansıma oldu desek daha doğru olur. Keşke beni de çağırsalar ben de gelsem diyerek böyle imkana dahil olmak sevindirici. Uzak İhtimal diye bir film izledik. Senin deyiminle sanatsal bir film. Sanatsal film adı altında yapılan bazı filmler epey sıkıcı olur ve bir sonuca bağlanmaz öyle kalır demiştin. Eee dediğin gibi de oldu. Sonunda tren gitti ve ne oldu bitti belli değil işte. Ama aynı zamanda eğlenceliydi. Güldük bir çok noktada. Bir müezzin ile bir rahibe arasındaki iletişimi konu alıyordu. Arada bir aşk var mı yok mu anlaşılmıyordu. Ama ben aşk var diye hayal ettim.

Genelde seninle en çok yaptığımız aktivite sinemaya gitmek gibi aklımda yer etmiş. Şimdi düşünüyorum da Marmaris’te tatile gittiğimizde bile sinemaya girmiştik. Çok güzel bir film izlemiştik : Terminatör. Ben onun dizisini de izliyordum. Eminim sen dizisini izlesen hayran kalırsın. Başka bir dizide bu kadar aksiyon ve efekt olacağını sanmıyorum. Ben indirdiğim dizilerin bozulmasından sonra küstüğüm için bütün dizilerim gibi bu dizim de yarım kaldı. gezegenFilm ile pek bir alakası yoktu. Sinemada film başlamadan önce hep böyle şirin sohbetlerimiz oluyor seninle. Hiç dikkat ettin mi bilmiyorum ama bu yazıyı okuduktan sonra dikkat edersin. Sen sinemada olduğun için mutlu oluyorsun ve şirinlik yapıyorsun. Ben de sana ayak uyduruyorum. Bir çok isteği olan şirin kız çocukları gibi oluyorsun ve yanakların elma şekeri gibi kızarıyor. Hele bir de elinde lolipop veya patlamış mısır olsa. Ham hamlıksın.

Şimdi hatırlatmak için yazıyorum buraya ki gözünün önüne getir. Kabul ediyorum ben de biraz şirinlik yapıyorum sana böyle birlik beraberlik içerisinde çok güzel şeyler doğuyor. Sen bana dedin ki “sen nereden çıktın hangi gezegendensin?”. Ben de hemen dedim 51. gezegen. Şimdi ben nasıl uydurdum bu sayıyı nereden çıktı? Benim uydurmama göre, aslında 51 tane gezegen varmış ama 38. gezegende kötü insanlar varmış ve en sonunda patlamış. Eee patlayınca 51. gezegen 50. gezegen olmuş. Sen biraz şaşkınlık içerisinde kalmışken film başladı. Ama benim içimde hayal devam etti bir süre daha, o sırada filmde bir kadın doğum yapıyordu ve kadın ölünce benim hayalim de bitmiş oldu.

Buralardan hep çağrışımların bizi yönlendirdiğini düşündüm. Hala daha düşünüyorum. Yani ben senin bana önerdiğin Küçük Prens kitabını okumuştum ve oradaki gezegenlerin beni bu kadar etkilemiş olabileceğini düşünmemiştim. küçük prensYani çok etkileyici bir kitap kabul ediyorum. Özellikle şu kısım: “Yıldızlardan birinde ben yaşıyor olacağım. Ben gülüyor olacağım bir tanesinde. ve geceleyin gökyüzüne baktığında bütün yıldızlar gülüyor gibi olacak… Yalnızca senin gülen yıldızların olacak!” Aslında benim de ufak hikayelerim olurdu küçükken. Odamda sandalyelerden ev yapardım üstüne örtü sererek içinde yaşardım. Çok fazla hatırlamıyorum ama tek kelimeyle çok derin bir hayal gücüm vardı. Küçücük bir odanın içerisinde kocaman bir ev vardı. O bir gezegen de olabilirdi. Bahçesindeki köpekler ve balkonundaki çiçekler aynı zamanda Küçük Prens’in volkanları ve fanus içindeki çiçeği de olabilirdi.

Sonuç olarak çocuk olmak ve çocukluğuna herkes dönmek ister. Fiziksel olarak bunun için artık çok geç. Fakat içsel olarak bu mümkün. Bence herkesin içinde bir çocuk kalmalı. Çocukla çocuk olunmalı. Gerekirse, bir ortam buna müsaitse bu yaşatılmalı. Evet ben bazen çok çocuksu oluyorum ve bazen de belki ayarlayamıyorum. Ama ne yapabilirim ki o zamanlara ancak böyle geri dönebiliyorum. Belki bir gün ikimiz de yıldızlara baktığımızda çocukluğumuzu izleriz.

VN:F [1.4.3_701]
Rating: 5.0/5 (2 votes cast)

bir abartının ürünü meşhur olmak

Bepanthol tarafından Mayıs 3, 2009 tarihinde yazılmıştır.

Birkaç sene öncesinden başlayan tv kanallarının yıldızlar üretmesi ile alakalı programlar her geçen sene değişik konseptlerle bize farklı programlarmış gibi yutturuluyor.  Bu durum bir tek Türkiyede değil bir çok ülkede aynı şekilde gelişiyor. Çünkü bir şekilde seyirci bunu sevdi mantalitesi ile reyting kaygılarını avutuyorlar. Bu yarışmaları yapan kanalar reyting rekorları kırıyor.

yogr0152475d0152475ebyPeki biz bu programları neden beğeniyoruz. Hep ben bunu düşündüm. Genel anlamda kendimi o yarışmaya katılanların yerine koyduğum zaman içimdeki bir yeteneği başkalarına da duyarabilmem gerek diyorum. Bu kişilerde bir şekilde bunu başarabiliyor. Şans faktörüde var elbette. Ben şansa çok inanıyorum. Oraya kadar çıkabilmek veya gelebilmek çok önemli bir unsur. Kimbilir daha ne kadar yetenekli insan var ama bir tek ailesi ve arkadaşları biliyordur. Ama maalesef ki kendi yeteneklerini bu şekilde açığa vuramayanlar bence bu programları kendilerini hayal ederek izliyorlar. Bende orada olabilirdim. Bende birşeyler yapabilirdim. Bende onlar gibi meşhur olabilirdim. Bu hayaller bizi bu yarışma programlarına bağlıyor ve beğenimizi kazanıyor.

Bu programlarda bizim  beğenimizi çeken diğer bir unsurda oradaki yarışan veya kendini gösteren kişilerin aslıda aramızdaki insanlardan oluşması. Hep televizyonda o gördüğümüz bilindik insanlar meşhur insanlar bizim artık sıkıldığımız insanlar oluyor. Meşhur insanların gösterişleri, yaşayışları ve giyinişeri bizleri imrendiriyor. Bu da onların aslında bizden daha farklı bir insanmış gibi gözükmesini sağlıyor. Bu düşünceye pek fazla katılmıyorum. Buradaki durum tamamen ayrımcılık ile alakalı. Bu ayrımcılık olması gözümüzde büyütmediğimiz ama tarihte olan bir çok ayaklanmaların başlıca sebeblerinden biri. Üst sınıf insanlar, halk, köylüler ve köleler gibi. Tabii ki de bizim durumumuz bu şekilde değil fakat herkezin insan olduğunu unutmamak gerektiğini düşünüyorum. Bu yüzden yeteneğimizi gösterme isteğimizin sadece meşhur olmak için yapılmasını garip karşılıyorum. Çünkü meşhur olmak düşüncesi sadece şan, şöhret, gösteriş, para ve ön planda olmaktan başka ileri düşünceleri içermiyor bu zamanda. O insanı asıl biz meşhur ediyoruz. Bunu yapan biziz ki hep bu gözden kaçırılıyor. Ve o insanlar bir abartının ürünü oluyorlar.

britains_got_talent_wbİngilterede bir yetenek yarışmasında ise bir kadın ortaya çıkıyor. Bu kadını gören jüri üyeleri bunun sahnede ne işi var gibi bakıyorlar. Ama bu kişiler yarışmanın ne amaçla yapıldığını ve bir yetenek yarışmasının olduğunu unutuyorlar. Suson Boyle ise 20 yıldır fakirlik içerisinde annesine bakmış. Annesi için elinden geleni yapmış hiç evlenmemiş bir ev kızı. Geçimini kilisede koroda çalışarak elde ediyor ve karaoke barlarda çalışıyor. Annesi ölürken kızına sesini herkezin duyması gerek diyerek ölüyor. Susanda bu yarışmaya katılıyor. Ona garip gözlerle bakan juriyi ayakta alkışlatıyor. Şuanda videosu 30 milyon kere izlenmiş internette.

imagesSusan Boyle, bunu meşhur olmak için mi yapıyor yoksa kendini yeteneğini bizim ile paylaşmak için mi yapıyor bilmiyorum ama bir kişi istemesede onu bizim meşhur ettiğimizde farklı bir gerçeklik. Şans eseri facebookta gezerken hayran topluluğu sayfasına girdim. Bu sıralamasında bu kişi Rihanna, Linkin Park, Metallica, Coldplay ve Beyonce gibi meşhur kişiliklerden sonra geliyor. Şaşırtıcı ve hayret uyandırıcı. Tamam çok yetenekli bir kadın fakat bunuda abartmıyor muyuz?



VN:F [1.4.3_701]
Rating: 4.0/5 (1 vote cast)
pressyado.com teknik özelliklerini geliştirmeye devam ediyor...